30 Nisan 2009 Perşembe

HİÇ KOMİK DEĞİL!

Dünkü M.United-Arsenal maçından bir kare. Old Trafford tribünlerinde bir M.United'lı tulum giyip, maske takmış. Hasta falan olmadığını(aklında varsa bilemem) söyleyelim, maksadı Arsenal'in Meksika'lı futbolcusu Vela'ya ve diğer Arsenal'lilere gönderme yapmak. Haberlere göre 1 hafta kadar önce Vela'nın Meksika'dan arkadaşları O'nu ziyarete gelmişler ve Arsenal'in antrenmanını da izlemeye gitmişler. Arsene Wenger de salı günü Vela'ya evde kalmasını ve test yaptırmasını söylemiş, dünkü maçın kadrosuna da almamıştı. Test yaptıran Vela'da herhangi bir virüse rastlanmadığını ve dün sabah takımla birlikte Manchester'a gittiğini de ekleyelim. Bu arkadaşa da Allah korusun ama bir gün gerçekten o maskeyi takmak zorunda kalırsın diyelim. Meksika'da ilk olarak ortaya çıkan ve yavaş yavaş tüm Dünya'ya yayılan domuz gribinden dolayı şu ana kadar 200 civarı insan hayatını kaybetti. Birileri yakında ilacını sürer(!) piyasaya ama hadi neyse!!!

LIVERPOOL MOBILE

Kulüpler ekonomik krizden etkileniyor. Bugünlerde gelirlerinde yaşanan azalmaya karşı çareler üretmekle meşguller. İspanya'da Real Madrid ve Barcelona da dahil kulüpler büyük borçların altından kurtulmaya çalışıyor. Kulüplerin resmi ürün satışlarında yaşanan azalma da gelirlerin düşmesindeki en önemli etkenlerden. Galatasaray'ın yeni gsm operasyonunun çok başarısız bir şekilde sürdüğünü duydum. Satışlar yerlerde sürünüyormuş. Geçenlerde Sabah gazetesinde de Galatasaray Lisesi'nin karşısında olmasına rağmen satış yapamadığı gerekçesiyle GS Store'un kepenk indirdiğini okumuştuk. Liverpool kulübü de arayışta, çıkış yolu arayanlardan biri. Yukarıdaki telefonlardan sadece 250 adet üretilmiş. Liverpool'un İngiltere'deki şampiyonluk sayısına ilişkilendirilerek telefonda 18 karat altın ve 18 pırlanta taş kullanılmış. Peki bu ultralüks kategorisine giren telefonun fiyatı ne kadar mı? 14.490 sterlincik. Yani yaklaşık 30 bin TL. Telefonların hepsini satarlarsa ki satarlar, bu telefonu eşlerine ya da kız arkadaşlarına armağan edecek birçok işadamı(!) vardır Ada'da, Liverpool kulübünün kasasına 7.500.000 TL girecek, eski parayla 7.5 trilyon. İyi para!

CANNAVARO ORTADA KALDI

36 yaşına geldi Cannavaro. Bu sezon sonunda Real Madrid'le sözleşmesi bitiyor. Futbol oynamaya da devam etmek istiyor. Hedefi önümüzdeki yıl Güney Afrika'da düzenlenecek Dünya Kupası'nda İtalya formasını giymek. Bu yüzden önümüzdeki sezon da iyi ve iddialı bir takımda oynamak, diri kalmak istiyor. Bir süre önce Manchester City ve Bayern Münih'ten aldığı teklifleri geri çevirdi. Ancak Real Madrid yönetiminden de kimse önümüzdeki sezon için temas kurmamış. Cannavaro'ya söylenen "Yeni Başkanlık seçimlerini bekliyoruz" olmuş. Şu ana kadar ne muhtemel Başkan Florentino Perez ne de başka bir isim kendisine teklifte bulundu. Bu belirsizlik üzerine Lippi'yi aramış Cannavaro. Hakkında çıkan haberler üzerine Lippi'ye gerçekten de Juventus'a dönüp dönmeyeceğini, birlikte çalışıp çalışamayacaklarını sormuş. Aldığı cevap olumsuz olmuş. İtalyan milli takımının hocalığını yapan Lippi bugün de basına yaptığı açıklamada "Juve'ye ne teknik direktör ne de başka birşey olarak dönmeyeceğim. Çıkan tüm haberler yalan" dedi. Cannavaro şimdi menajerinden kendine iyi bir takım bulmasını istiyor. Önündeki 1 yılı iyi değerlendirme amacında. Türkiye'ye bekleriz, biz alışığız kariyerinin sonuna gelen futbolcuları almaya, iyi de para veririz. Ama buradaki mücadele O'nun için yeterli olur mu bilmiyorum. Aziz Başkan'a duyurulur yine de!

RIQUELME & HAYRANI

Eğer futbolcuysanız, üstüne üstlük sevilen bir futbolcuysanız her kesimden, her tipte hayranınız olabileceğini ve her an bu hayranınızın karşınıza çıkabileceğini aklınızdan çıkarmamalısınız; tıpkı Riquelme gibi. Büyük ihtimalle ilk Boca Juniors yıllarından birinde, antrenman çıkışında aniden yakalanmış ve kaçamamış. Bizden biri olabilir diye de aklımdan geçirmeden edemediğim amcam, Riquelme'yi öyle bir kavramışki, tuttuğu gibi çevirip objektife baktırmış. Ortaya da işte böyle bir fotoğraf çıkmış. Ne oluyo yaw; kendimi "İşte O An"ı sunan Oğuz Haksever gibi hissettim bir an için...

SEDAT BALKANLI SENİ UNUTMAYACAĞIZ

Sedat Balkanlı'yı dün kaybettik. Hayat, yaşamak ne olursa olsun çok güzeldir ama tek gerçek varki o da hepimizin günün birinde tadacağı ölüm. Tabiiki dileğim tekrar eski günlerine dönmesi, ailesiyle mutlu, sağlıklı bir hayat sürmesiydi ancak Sedat Balkanlı'nın yakalandığı amansız hastalığın ardından çektiği ızdırabın böyle bir şekilde de olsa sona erdiğine, kurtulduğuna inanıyorum. Allah mekanını cennet eylesin! Yakınlarına sabır versin, başımız sağolsun!.. 

M.UNITED 1 - 0 ARSENAL

Premier Lig'de şu an itibariyle görev yapan iki en eski teknik direktör ilk kez şampiyonlar liginde karşı karşıya geldi. Old Trafford'ın 4 bir köşesini kaplayan şampiyonlar ligi logoları ve maç öncesi stadı inleten o meşhur şampiyonlar ligi şarkısının eşliğinde futbolcular sahaya çıkarken bunun bir premier lig karşılaşması değil bir şampiyonlar ligi yarı final mücadelesi olduğunun daha da farkına varıyorlardı. Arsene Wenger'in Premier Lig'e katılmasıyla zamanla iki teknik adam arasında başlayan söz düelloları bazen hat safhaya ulaşsa da dünkü maç öncesinde sir ve profesör sakinliklerini korumayı başarmıştı. Ama maç sonrası Ferguson'un taşlamaları hat safhadaydı, yazının sonunda aktaracağım. Wenger 2005'ten bu yana kupa kaldıramayan genç takımının bu yıl şampiyonlar ligi kupasını kazanmasını herşeyden çok istiyor. Avrupa'da oynadıkları iki finali de kaybetmelerinin ardından Arsenal'in bebeklerinin artık büyüdüklerini kanıtlamaları açısından da M.United maçı son derece önemliydi. 

Maç öncesi yapılan açıklamalarda Alex Ferguson atak bir futbol oynayacaklarını söylemiş ama 1-0 kazanırsak da benden mutlusu olmaz diyerek kendi içinde de çelişkiler yaşadığını göstermişti. Tevez ile başlaması kimileri için sürpriz olarak nitelendirilebilir, ama Tottenham maçında oyuna sonradan giren ve takımı ateşleyen Arjantinli'nin sıcaklığından yararlanmak istedi. Berbatov'u yedek bırakan İskoç'un ileri üçlüdeki oyuncularını dizmesi de ilginçti. Santraforsuz gibiydi Ferguson, Rooney sol açık hatta sol bek gibi oynadı. Aaron Lennon'ın haftasonundaki maçın ilk yarısında United'ın sol kanadını hallaç pamuğu gibi atmasının etkisinden belliki daha kurtulamamıştı. İngilizlerin son dönemde yetiştirdiği en hızlı isim olan Theo Walcott'ı Evra ve Rooney ile kilitlemeye çalıştı, aynı Hiddink'in Messi'yi Bosingwa ve Malouda ile etkisiz hale getirmeye çalıştığı gibi ve bunda da başarılı oldu. Walcott Wenger'in kendisinden beklediği performansı gösteremedi. United'ın hücum hattındaki diğer iki ismi de kaleye uzak sayılırdı, Ronaldo ve Tevez, toplu savunma ve toplu hücum yaptılar desek aslında daha doğru olur. Wenger'in sahaya sürdüğü savunma ağırlıklı, orta alanda basmalı, kontra atağa kalkmalı anlayışı, Ferguson'un da orta sahayı kalabalık ve diri isimlerle doldurmasıyla sonuçsuz kaldı. Tam bir taktik savaşıydı aslında. United'ın O'Shea ile bulduğu golde savunma, adam paylaşımında hata yapınca arkada 3 United'lı boş kaldı ve gecenin en başarılı ismi Almunia "Yok artık, daha ne yapayım!" dercesine topa atladı ama müdahalesi yetersiz kaldı. Cristiano'nun şutunda ise şans yanındaydı, CR7 Helton'un ardından Almunia'yı da füzesiyle darmadağın etmeye yaklaştı, direkten gelen ses halen kulaklarımda çınlıyor. 
Arsenal'de performansını merak ettiğim Gibbs sol bekte çok sırıtmadı, iyi mücadele etti, üzerine düşeni kapasitesi doğrultusunda yaptı. En büyük hayalkırıklığını Nasri'de yaşıyorum. Aslında belki de suç onda değil. Fabregas'ın yanında üstlendiği rol sönük kalıyor ve futbol zekasını kullanacak fırsat bulamıyor.  Adebayor'un da bu takıma striker anlamında çok fazla katkı yaptığına inanmıyorum, Arsenal'e bitirici bir adam lazım. Torres gibi biri, Villa'yı alsalar iyi olur. Ama Wenger'in Afrikalı ve Fransız takıntısı malum...
M.United'ın 1-0'lık galibiyeti bir avantaj. Ferguson ve öğrencileri şimdi gözlerini başka bir kulvara Premier Lig'e çevirecek. Şampiyonluk yarışında oldukları için tüm konsantrasyonlarını ve güçlerini cumartesi günkü M'brough maçına verecekler. Arsenal içinse lig ikinci planda. Bu yüzden Ferguson maç sonrasında Arsenal'i taşlamaktan geri kalmadı. "Arsenal'in avantajı var. Portsmouth maçında sağ bekte antrenör Pat Rice'ı, forvette de Arsene'i oynatabilirler. Çünkü bu maç onlar için çok fazla önem arzetmiyor" dedi. Wenger ise sakinliğini koruyor. "İkinci golü bulamadıkları için üzülüyorlar. Emirates'te daha açık bir futbol olacak. Evimizde tur için yeterli skoru alacağız" diye konuştu. United'ta sakatlanan Rio Ferdinand'ın da lig maçında oynamayacağını ve 3 hafta kadar sahalardan uzak kalma ihtimalinin olduğunu da söyleyelim. Emirates hava yolları bakalım Roma'ya kimi taşıyacak?

29 Nisan 2009 Çarşamba

MARCA EFSANESİ MESSI

Marca gazetesi geleneksel olarak belli aralıklarla sporculara verdiği "Marca Efsane" ödülünü son olarak bu akşam düzenlenen törenle Lionel Messi'ye verdi. 21 yaşındaki Messi'yi Dünya'nın en iyi futbolcusu olarak lanse ettiler. Doğru söze ne hacet! Bu ödülü Raul'un daha geçen ay aldığını da hatırlatalım. Daha önce ödül alan isimler de bu listede. İyi moral olmuştur Messi'ye El Clasico öncesi. Sanki özellikle bu zamanda vermeyi planlamışlar. Chelsea maçı sonrası, Real Madrid maçı öncesine sıkıştırmışlar çocuğu.

GEÇMİŞ OLSUN!



HAVIRT & LAMPİ

Lampard: Ohhhh Havırrtttt ! Koltuk altın iğrenç kokuyor, daha fazla duramayacağım yanında, çekip gidiyorum buradan. Zira rahmetli annem senin gibilerden uzak durmamı söylerdi bana...

Howard: Ay yesinler senin havanı! Tipe bak, hareketlere bak hele! Al bakim sana bi sarı kart, ıyyyyyy bu arada harbi len Lampi, çok pis kokmuşum...

HATASINI KABUL EDEN HAKEM

Hakemler hata yapabilir. Ama yaptıkları hataların da arkasında durmalı, hatalarını kabul etmeli, İngiliz Howard Webb gibi; M.United-Tottenham maçında United lehine verdiği penaltı kararında hatalı olduğunu açıkladı. United 2-0 gerideyken, Carrick, kaleci Gomes ile girdiği mücadele sırasında ceza sahasında yerde kalmış ve Webb de penaltı kararı vererek United'ın 5-2 kazanmasına giden yolu açmıştı. Webb "O pozisyonda Gomes'in topa değmeyip müdahalesinin Carrick'e olduğunu zannettim. Ama tekrarını izlediğimde Gomes'in topa müdahale ettiğini gördüm ve verdiğim kararın yanlış olduğunu anladım. Böyle hatalar maalesef oluyor. Sahada aynı hizadayken böyle pozisyonları net görebilmek zor oluyor. Hayalkırıklığı yaşıyorum. Bunun bir daha olmaması için çaba sarfedeceğim." dedi. Webb bu sezonki FA Cup finalini yönetecek. Bizim hakemler de yapsın bunu, çıksınlar şöyle şöyle hata yaptık desinler diyeceğim ama hangi birini anlatacaklar, demeye dilim varmıyor!