30 Ekim 2009 Cuma
MARADONA'NIN MOTİVASYON ARACI
Filmin müziği de Arjantinli şarkıcı Valeria Lynch'in seslendirdiği "Me Das Cada Día Más" yani "Bana Her Gün Daha Fazlasını Verdin" dir. Bu şarkı bugünlerde yine gündemde. Maradona Arjantinli futbolcuları 2010 Dünya Kupası öncesi motive etmek için Lynch'den bir ricada bulundu. Lynch bu şarkıyı tekrar seslendirecek ve Maradona hazırlanacak yeni klibi oyuncularını gaza getirmek için kullanacak. Aklıma Guardiola geldi. O da M.United maçı öncesi oyuncularını coşturmak için Gladyatör filmini kullanmıştı.
DEVLETŞAH & BEN
GUTI KIZARSA
29 Ekim 2009 Perşembe
SOLARYUM YANIĞI RONALDO SÖYLÜYOR DEĞERLİ İZLEYİCİLER "AMOR MIO"
Sezen Cumhur Önal anonsu yapalım;
"2009 yılında M.United'tan Real Madrid'e geldi. United'ın ardından şimdi de Real Madrid taraftarlarının hayranlığını kazanmaya çalışıyor. O İspanya'da yaşayan bir Portekizli. Evet değerli izleyiciler gelecek yıllarda sahnelerde daha fazla görmek istediğimiz bir isim söylüyor, solaryum yanığı futbolcumuz Cristiano Ronaldo'dan dinliyoruz; "Amor Mio" diyor Ronaldo "Beni Sev" diye sesleniyor Real Madrid taraftarlarına..."
JAN MOLBY'NİN EFSANE GOLÜ
Yukarıdaki videonun hikayesi anlatalım. Videoda 1985 yılında Liverpool ile M.United arasında oynanan ve Liverpool'un 2-1 kazandığı Süt Kupası maçında Jan Molby'nin attığı gol var. Bu gol efsaneler arasındadır. Efsane olmasının en büyük sebebi de tv kuruluşunda grev olduğu için o gün maçın yayınlanmamış olmasıdır. Yani bu golü sadece Anfield'ı dolduran taraftarlar görebilmiştir. Maçı tribünden izleme şansına sahip olan taraftarlar karşılaşmanın ardından Liverpool'un efsane isimlerinden Danimarkalı Jan Molby'nin galibiyeti getiren golünü günlerce anlatır durur. Bu gol dilden dile yayılır ve bir şehir efsanesi gibi 24 yıldır özellikle her Liverpoollu'nun ağzında dolaşır. Ama bu maçı biri kaydetmiştir, güvenlik amacıyla statta çekim yapan bir polis memuru. Karşılaşmanın ardından bu kayda bir şekilde(!) sahip olan M.United menajeri Ron Atkinson bu kopyayı golü atan Jan Molby'e verir. Molby de en nihayetinde herkesin izlemesi için geçtiğimiz günlerde Liverpool kulübünün televizyonu LFC TV'ye teslim eder. Peki Molby neden bu kadar uzun süre beklemiştir? İşte bu konuda hiçbir fikrim yok. Ama sanırım efsanesinin biraz daha büyümesini beklemiş...
İKİ HABER ARASINDAKİ FARKLARI BULUN
HÜRRİYET'İN HABERİ
Türkiye'nin en çok satan gazetelerinden ikisinin spor sayfasında Volkan'ın doğumgünü ile ilgili bugün yayımlanan iki haber. Vatan'daki haberde "Feridun Niğdelioğlu imzası" var, yani haberi o yazmış, ajans haberi falan değil. Önce Vatan'daki bu haberi okuduktan sonra Hürriyet'te yayımlanan aynı konuyla ilgili "imzasız haberi" okumaya başladım. Okudukça kendi kendime "Allah Allah ben bu haberi biraz önce Vatan'da Feridun Niğdelioğlu'nun haberi olarak okumadım mı?" diye sormaya başladım. Niğdelioğlu haberinde geceyi ayrıntılarıyla anlatmış hatta bazılarını maddelemiş. Hürriyet'te de haber aynı şekilde genel olarak madde madde yazılmış. Gecenin ayrıntılarıyla ilgili anektodlarda sadece bazı kelimelerin yerleri değiştirilmiş. Ve bu haber sadece bu iki gazetede bu şekilde görülmüş. Kıssadan hisse sanki iki haber de aynı kalemden çıkmış gibi geldi bana. Acaba öküz altında buzağı mı arıyorum bilmiyorum ama bir de siz okuyun bakalım!
Not: Bu uyarıyı yazıyı sayfaya girdikten 1 saat sonra yazma ihtiyacı hissediyorum. Bu post iki haberi de editoryal olarak incelemek üzere yazılmıştır, amaç katiyen haberin içeriğini öne çıkarmak olmamıştır.
27 Ekim 2009 Salı
BÜNYAMİN GEZER'İN MESLEKTAŞI
Yukarıdaki kavga Arjantin liginde Colon Santa Fe ile San Lorenzo arasındaki maçın devre arasında yaşanıyor. Kavga edenler ise rakip futbolcular değil, iki San Lorenzolu takım arkadaşı Renato Civelli ve Pablo Pintos. İki futbolcu da o sırada San Lorenzo'nun sahada mücadele eden 11'inde. Hakem de görüntüde görüldüğü üzere kavgayı yakından takip ediyor ve ortam yatıştığında kavgayı çıkardığı gerekçesiyle sadece Pintos'a kırmızı kart gösteriyor. Bu yüzden ikinci yarıya San Lorenzo 10 kişi başlıyor. Kavga edenler rakip futbolcular olsaydı hakem belki iki futbolcuya da kırmızı kart gösterirdi ancak takım arkadaşı oldukları için inisiyatifini bu yönde kullanmış. Bu görüntüleri izlediğimde aklıma hemen bir hakem daha geliyor. Hani şu çatık kaşlarıyla otorite kurmaya çalışan ama kaşlarını çok çattığından gözleri kapandığı için maç öncesinde burnunun önünde olan olayları göremediğinden iki futbolcuya da kırmızı kart gösteremeyen Bünyamin Gezer var ya işte o geliyor.
26 Ekim 2009 Pazartesi
VESTEL'İN REKLAMI
FENERBAHÇE 3 - 1 GALATASARAY
Neticede kendi karakterini sahaya daha iyi yansıtabilen yani garanti oyunu tercih eden, savunma önlemlerini bırakmayan, rakibin hatalarını kovalayan takımın maçı kazandığını söylemeliyiz. Beklenen mücadeleyi veremeyen, boşa kaçmayan, koşmayan, adam eksiltemeyen, çapraz koşular yapamayan takım da kaybetmiştir. Rijkaard'ın bu takım kurgusu üzerinde çok ciddi olarak düşünmesi gerekiyor. Antrenmanlar sadece haftada bir kere açık olduğu için gerçek anlamda özellikle savunmanın nasıl çalıştırıldığı konusunda net bir fikre sahip olamıyoruz. Ama bu savunma son 3 lig maçında 9 gol yemiştir. Rijkaard'ın Galatasaray'ının savunması bu olamaz, olmamalıdır. Galatasaray'ın savunma oyuncuları böyle hatalar yapar ve pozisyon verir, ama forvet hattı da üretken olamaz, rakibin savunmasını çözemezse kaybetmeye mahkumdur. Son olarak hakem Bünyamin Gezer de kötü bir maç yönetmiştir.
25 Ekim 2009 Pazar
FRENTE ATLETICO'NUN AYARI
Bu sabah da beklenildiği üzere Atletico Madrid'in ünlü taraftar topluluğu Frente Atletico üyeleri kapalı kapılar ardında antrenmanın yapıldığı Vicente Calderon'un önünde toplanmışlar. Futbolcularla görüşüp kötü sonuçlarla ilgili açıklama yapmalarını istemişler. Yaklaşık yarım saatlik bekleyişin ardından da kaptan Antonio Lopez stad dışına çıkıp kızgın taraftarlarla biraraya gelmiş. Kötü gidişten dolayı özür dileyen Lopez'e taraftarlar "İçinde bulunduğumuz bu kötü durumu biran evvel düzelteceğinize inanıyoruz" deyip stattan ayrılmışlar. Bir nevi ufak bir ayar vermişler yani. Bu kötü sonuçlar devam ederse değil Lopez, tüm takım çıkıp özür dilese yine kar etmez.