27 Haziran 2009 Cumartesi

U2 AVRUPA TURU

U2 30 Haziran'da 2009 Avrupa Turu'nu Barcelona'dan başlatıyor. İlk konserleri de tabii ki Nou Camp'ta. Sahanın ortasına 360 derecelik harika bir sahne kurmuşlar. Uzaktan bakınca bir uzay aracını andırıyor. Ya da benim hayalgücüm çok fazla. Bono ve arkadaşları 22 Ağustos'a kadar 15 farklı şehirde konser verecek. Ne yazık ki takvimlerinde bu yıl Türkiye durağı yok. Ne diyelim öyle olsun! Haydi Barcelonalılar hep bir ağızdan, "One Love, One life, When it's one need, In the night, One love, We get to share it, Leaves you baby if you, Don't care for it"

26 Haziran 2009 Cuma

DAVID BECKHAM

Bu adama da babalık ayrı bir yakışıyor. Herşeyiyle karizma, çocuğunu taşıması bile.

MICHAEL JACKSON İÇİN TAZİYE DEFTERİ

Michael Jackson 50 yaşında dün hayatını kaybetti. Az önce haberi okuduğumda gözümden bir damla yaş aktı senin için Michael. 9-10 yaşlarındaydım sen Bad albümünü çıkardığında. Evde annemin, rahmetli babaaannemin karşısına geçip senin hareketlerini yapmaya çalışırdım. Gülerlerdi bana. Bazen de kızarlardı. Koridordaki halıları kaldırırdım, zemin kaygan olsun da ayaklarım üzerinde geri geri kayayım diye. Ama bir türlü moonwalker'ını yapamazdım, hala da yapamıyorum. Michael Jackson'ın müziğinin evrenselliği de burada zaten, düşünün ki Amerika'da şarkı söyleyip dans eden biri yüzünden binlerce km uzaklıkta ben annemden fırça yedim yıllarca. 13-14 yaşlarındaydım, İnönü Stadı'nda konser vermiştin de babam para ve izin vermediği için bilet alamamış, ama arkadaşlarla evimiz yakın olduğu için stadın yakınlarında seni yine de canlı dinlemeyi başarmıştım.

Birkaç nesli arkandan sürükledin yıllarca; çok yanlışlar, hatalar da yaptın. Ama seni müziğinle, yaptığın işle sevdim ben. Diğerleri umurumda olmadı hiç. Kendine çektirdiğin ızdırapların ardından şimdi kurtuldun. Seni özleyeceğim...

Aklıma geldikçe ekliyorum buraya. Babaannem izlediğinde şöyle derdi; "Oğlum bu ne böyle adamın durmadan eli şeyinde." Cevap veremez, gülerdim ben de.

Bir de en çok merak edilen şeylerden biri şudur, "Smooth Criminal" klibinde dansçılarıyla birlikte ayakta dururken aynı anda yere doğru eğildikleri sahne vardır. Bunu gerçekten yapabiliyorlar mıydı bilmiyorum. :)

KONFEDERASYON KUPASI FİNALİ

25 Haziran 2009 Perşembe

LAMPARD VE GERRARD TATİLDE

PENNEARABIATA'DAN RİCA

BİR MEDYA ÇALIŞANI OLARAK YAKLAŞIK 9 AY ÖNCE BİRÇOĞUNUN AKSİNE RİSKİ GÖZE ALARAK KİMLİĞİMİ DEŞİFRE ETTİM VE ÖZENEREK, ÖNEMSEYEREK BLOG TUTMAYA BAŞLADIM. RENK BELLİ ETMEDEN TÜM TAKIMLARA EŞİT YAKLAŞMAYA ÇALIŞTIM. BAZEN FUTBOL DIŞINDA YAZILAR DA YAZDIM. ZAMAN ZAMAN BURADA YENİLİKLERE İMZA ATTIK, HEPBERABER EĞLENDİK. BLOGUN AMACI DA ZATEN BUYDU, FUTBOLUN ENSTRÜMANLARINDAN DEĞİŞİK BİRŞEYLER ÇIKARALIM DA GÜLELİM, YÜZÜMÜZDE TEBESSÜMLER OLUŞSUNDU. ZAMAN ZAMAN DA YAZDIKLARIMIN UCU BİRİLERİNE DOKUNDU, GERÇEK BENİ TANIMADAN TANIYORMUŞCASINA SAĞDA SOLDA RUMUZLARLA TERBİYESİZCE YAZILAR YAZDILAR, YAZMAYA DA DEVAM EDİYORLAR. ELEŞTİRİYE HİÇBİR ZAMAN KARŞI ÇIKMADIM. AMA ELEŞTİRİYİ YAPARKEN BANA YANLIŞIMI GÖSTERENLERE, HATAMI DÜZELTENLERE İTİBAR ETTİM, KAALE ALDIM. KİŞİLİĞİME HAKARET EDENLERİ İSE ALLAH'A HAVALE ETTİM. BUGÜN DE BİR İNTERNET SİTESİ SALLAMIŞ. CEVAP HAKKIMI KULLANDIM, 1 SAAT OLDU YORUMUMU YAYINLAMADI. SANIYORUM SİTELERİNE ÇOK FAZLA ÖZEN GÖSTERMİYORLAR.

NEYSE! GEÇTİĞİMİZ 9 AY BOYUNCA BİRÇOĞUNUN YAPMADIĞI ÜZERE OKUYUCULARLA DİYALOG KURDUM, KİMSEYİ AYIRT ETMEDEN YAZDIKLARI GÜZEL YORUMLARA TEŞEKKÜRLERİMİ İLETTİM, SORDUKLARI SORULARA CEVAPLAR VERMEYE ÇALIŞTIM. BANA VE BAŞKASINA HAKARET EDEN YORUMLARI DA YAYINLAMAKTAN KAÇINDIM. BENİ DE BLOG LİSTENE EKLER MİSİN TALEPLERİNE KARŞILIK VERDİM. HEP BERABER BÜYÜDÜK. BUGÜN BU BLOGU GÜNDE 3000 TEKİL KİŞİ OKUYOR. BU İNSANLARIN BİRÇOĞUNUN BEĞENDİĞİ, EĞLENDİĞİ İÇİN OKUDUĞUNU TAHMİN EDİYORUM. HERKESE ÇOK TEŞEKKÜRLER.

BİRKAÇ AY ÖNCE SADECE EMEKLEYEN BLOGLARI, BÜLENT TİMURLENK İLE YAPTIĞIMIZ FUTBOLBLOG PROGRAMI İLE AYAĞA KALDIRMAYA ÇALIŞTIK, TANITTIK, GÜZEL YAZILARI EKRANLARA TAŞIDIK. İNSANLARIN GÖNLÜNÜ ALDIK. BUGÜN BLOGLARDA HARİKA İŞLER ÇIKIYOR, HARİKA YORUMLAR YAZILIYOR. BLOGLAR FUTBOLSEVERLER İÇİN SIĞINABİLECEKLERİ FARKLI BİR LİMAN OLDU. BARCELONA'NIN OTOBÜSÜNDE COLDPLAY DİNLEDİĞİNİ, DAUM'UN 15 YILDIR AYNI BOTU GİYDİĞİNİ, ZABAZİNGO FC TAKIMININ ZAMBİYA 3. LİGİNDE ELDE ETTİĞİ ŞAMPİYONLUĞUN ÖYKÜSÜNÜ BLOGLAR SAYESİNDE ÖĞRENDİK. BUGÜN BİRÇOK İNTERNET SİTESİ BLOGLARA KAYITSIZ KALAMADI VE SAYFALARINA ULAŞIM İÇİN LİNK KOYMAK ZORUNDA KALDI. AYRICA YAKIN BİR ZAMANDA FUTBOLBLOGU YENİ BİR EKRANDA YAPMAYI ÇOK İSTİYORUM VE PLANLIYORUM. İNŞALLAH OLUR.

ANCAK GELDİĞİM NOKTA İTİBARİYLE PENNEARABIATA YIPRANMAYA BAŞLADI. NİHAYETİNDE BU BLOGUN ARKASINDA SADECE BEN VARIM VE BEN DE İNSANIM. (DAHA ÇOK YENİ, BAZILARI BORGES GİBİ BİR ADAMI KÜSTÜRDÜ. İMLA HATALARI ÇOK BOL DEDİLER, DÜZGÜN YAZMIYOR DEDİLER. AMA BEN BUNU HİÇ ÖNEMSEMEDİM. HER YAZDIĞI OKUNASI, İÇİ DOLU DOLU OLAN BİR BLOG BORGES'İNKİ.) Parantez içindeki kısmın Borges'ten gelen yorum üzerine benim yanlış bilmemden kaynaklandığını, doğrusunu yorumlar kısmında okuyabileceğinizi belirtirim. SONUÇTA BENİMKİNDE DE İMLA HATALARI OLUYOR, TÜRKİYE'NİN EN ÇOK OKUNAN GAZETESİNİN YAZARINDA OLDUĞU GİBİ. BU TABİİ Kİ MAZARET DEĞİL AMA EN NİHAYETİNDE OLUYOR İŞTE. OYSA Kİ HER GAZETEDE BAŞYAZARIN YAZDIKLARINI BİLE OKUYAN, GÖZDEN GEÇİREN BİR EDİTÖR, DÜZELTİCİ VARDIR. AMA NE BEN ORHAN PAMUK'UM NE EMRE KONGAR'IM, NE DE BURASI BİR ROMAN NE DE TÜRKİYE'NİN EN ÇOK OKUNAN GAZETESİ. ÖYLE OLMAYA DA ÇALIŞMIYORUM. HERŞEYDEN ÖNCE BEN EKRANDA DÜZGÜN CÜMLELER KURUP, İYİ HABER, KALİTELİ PROGRAM SUNMAYA, İYİ MAÇ ANLATMAYA ÇALIŞAN BİR SPİKER PARÇASIYIM. AMACIM BU YOLDA DAHA İYİ OLMAYA ÇALIŞMAK. DEDİĞİM GİBİ BLOGDA İSE MÜMKÜN OLDUĞUNCA AZ HATA YAPIP, BİRŞEYLER VERMEYE, EĞLENMEYE, EĞLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUM. KARŞILIK BEKLEMEDEN GÖNÜL İŞİ YAPIYORUM. BAKMAYIN SAĞDA SOLDAKİ REKLAM BANNERLARINA PARA FALAN ALDIĞIMIZ YOK. İLERDE ELİMİZE UFAK TEFEK BİRŞEY GEÇERSE DE ZATEN BLOGİDMANYURDU OLARAK FAKİR VE MUHTAÇ AİLELERİN ÇOCUKLARINA EŞOFMAN, SPOR AYAKKABI, FORMA VS. ALIP SOSYAL SORUMLULUK ADINA ÇALIŞMALAR YAPACAĞIZ.

ŞİMDİ BİR RİCAM VAR. BU BLOGU BEĞENMEYENLER, SAÇMA BULANLAR, YAZILANLARDA ÇOK FAZLA İMLA HATASI VAR DİYENLER(EN AZ OLMASI MÜMKÜNSE HİÇ OLMAMASI BENİM DE ARZUMDUR), BU BLOGDAN VE YAZARINDAN PRİM YAPMAK İSTEYENLER, UFAK TEFEK ŞEYLERİ BÜYÜTEN, BİRİ BİN YAPIP BURASI NASIL OLSA İNTERNET DÜNYASI, KİMLİĞİMİ SAKLAYIP BEL ALTINDAN VURAYIM BÖYLECE İNTERNET SAYFAM YA DA BLOGUM DAHA FAZLA OKUNSUN DİYENLER LÜTFEN BU BLOGU OKUMASIN, TAKİP ETMESİN, YORUM YAPMASIN. BU POST'TA DA İMLA HATASI VARSA KUSURA BAKMAYINIZ. TEŞEKKÜRLER...

BARCELONA VE MESSI MEDYADA DA BİRİNCİ

İspanya'daki Navarra Üniversitesi'nde sık sık futbolla ilgili araştırmalar yapılır ve raporlar yayınlanır. Bunlardan sonuncusu futbol kulüplerinin ve futbolcuların medyadaki popülerlikleriyle ilgili. Araştırmaya göre basın ve internet sitelerinde 1 yıl içinde kendine en fazla yer bulan kulüp Barcelona (başkası olması beklenemezdi zaten). 3 kupayı da müzesine götüren Barça 86.2 puanla medya değeri en yüksek kulüp olurken, M.United 86 puanla ikinci sırada kaldı. Bu iki takımın çok çok arkalarından sırasıyla Chelsea, Milan ve Real Madrid geliyor.
Futbolcu olarak bakarsak ilk sırada yine bir Barcelona'lı Lionel Messi'yi görüyoruz. Arjantin'li süper yetenek 21.9 puanla medyada kendine en çok yer bulan futbolcu oldu. O'nu hemen arkasından 21 puanla Cristiano Ronaldo izledi. Messi'nin Ferrari'si ile kaza geçirmediğine ya da başta Paris Hilton olmak üzere 1 yıl içinde birçok kadınla yatıp kalkmadığına da dikkat çekelim. Genelde sahaiçi performansıyla medyaya taşındı Messi. İlk 20 futbolcu arasında Barça'dan 4 futbolcu daha yeraldı; Eto'o, Henry, Iniesta ve Xavi.

NAPOLİ İŞİ BÜYÜTTÜ

Bundan 2 sene önce Messi'yi almak için Napoli yönetimi taraftarlara seslenmiş ve hazırladıkları içinde tişört ve şort olan 35 euro'luk taraftar paketini herkesin almasını istemişlerdi. Yaklaşık 3 milyon taraftarı olan Napoli kulübü böylece 100 milyon euro dolayında bir gelirle Messi'yi almanın ve Maradona ruhunu tekrar canlandırmanın planlarını yapıyordu. Aradan 2 yıl geçti, Messi halen Barcelona'da. Ama Napoli işi büyütmüşe benziyor. Tişört ve şortlu paketler geride kaldı, artık akülü araba, bebek arabası ve chopper'lar satılmaya başladı "Napolium" mağazalarında. Bizim kulüplerden de bekliyoruz böyle çalışmalar.
*Bu arada De Sanctis de gelecek sezon Napoli kalesini koruyacak.
*Lugano da Lazio yolcusu.
*Raul Albiol de resmen Real Madrid'li oldu.
*Barcelona da Valencia'ya David Villa için 43 milyon euro teklif etti.

FABIO CA(O)PELLO BAKLAVACI AÇMIŞ

Eski bir fotoğraf galiba ama ben ilk kez görüyorum. Sağolsun Mustafa Kemal Taştan arkadaşımız yolladı. Görünce tabii otomatikman bir kahkaha benden. Dükkanın sahibi heralde Fabio Capello hayranı. Artık bu hayranlık Real Madrid'den mi, Milan'dan mı, Juventus'tan mı geliyor bilinmez. Ama yarın öbür gün yolu, hangi şehirse artık, buralara düşer, görür de telif falan ister diye Capello'yu da Copello yapmış. Yurdum insanı işte, zeka küplerim benim. Varol Döken sen tavukçuya yanlış isim vermişsin, Roberto Carlo(a)s olsaydı bak nasıl satılıyordu tavuklar :)

NİHAT VE YILDIRIM DEMİRÖREN ARASINDAKİ TELEFON KONUŞMASI *

Mehmet Topuz'u Fenerbahçe'ye, Gökhan Zan'ı Galatasaray'a kaptıran Beşiktaş'ın Başkanı Yıldırım Demirören, şampiyonlar liginde mücadele edecek takıma henüz camiayı heyecanlandıracak bir transfer yapamadığı için baskı altına girmiştir. Bunalan Demirören daha önce ikna edemediği Nihat Kahveci'nin geceyarısında Villarreal'deki evini arar. Uykudan uyanan Nihat telefonu açar.

Yıldırım Demirören: Aloo Nihat, Alooo sen misin?
Nihat Kahveci: Aloooo!
Y.D.: Nihat benim oğlum Yıldırım.
N.K.: Alooo!
Y.D.: Oğlum benim diyorum Yıldırım. Duymuyor musun?
N.K.: Alooo!
Y.D.: Hay ben senin kulağını ....! Benim oğlum benim, Yıldırım yawww.
N.K.: Yaa Aziz Başkan'ım geceyarısı oldu, söyledim ya size istemiyorum Fenerbahçe'ye gelmeyi. Bu saatte de aranmaz ki! Neden bırakmıyosunuz peşimi?
Y.D.: Lan olum. Ne Aziz Yıldırım'ı ya, Yıldırım Demirören ben.
N.K.: Ih-ıhh, yaw Başkan'ım kusura bakmayın Yıldırım deyince benim de aklım hemen Aziz Başkan'a gitti.
Y.D.: Ne o hayrola! İstiyor mu hala seni? Peşinde demek ki hala!
N.K.: İstiyor tabii her gün arıyor neredeyse.
Y.D.: (İç ses başlar) Vay be Aziz! Yetmedi mi? Mehmet Topuz'u aldın, onu bunu aldın yetmedi mi? Bu ne hırs be kardeşim! (İç ses biter)
N.K.: Başkan'ım orda mısınız?
Y.D.: Eee şey, burdayım burdayım. Bak ne diycem Nihat? Sakın hemen hayır deme. Bak biraz düşün tamam mı?
N.K.: Başkan'ım siz de mi yahu? Yine mi transfer?
Y.D.: Ulan ne diye arıycam bu saatte seni? Yemek yapıyodum soğanım yokmuş sen de var mı diye sormak için mi arıycaktım.
N.K.: Pardon anlamadım Başkan'ım, dalga mı geçiyorsunuz benimle?
Y.D.: Ih-ıhh. Yok be Nihatcım, şaka yapıyorum, öyle bir an kaybetmişim kendimi. Bak Nihat'ım, golcüm benim. Öz Beşiktaş'lım.
N.K.: Söyleyin Başkan'ım dinliyorum. Hemen sadete gelirseniz sevinirim. Hanım uyanmasın oyar valla beni.
Y.D.: Bak yiğidim. Günler geçiyor. İki kupa kazandık, şampiyonlar ligine gidiyoruz. Ama ortada transfer yok. Bildiğin gibi değil, çok geliyorlar üzerime.
N.K.: Anlıyorum başkan'ım!
Y.D.: Ne bu yahu?! Mustafa hocayı ayrı ikna et, uğraş günlerce. Mehmet Topuz önce Beşiktaşlıyım desin, formayla pozlar versin, 1 hafta sonra Fener'e gitsin. Sonra bizim Kenan, Kenan Öner'e ne demeli! Sen git Gökhan'ın sözleşmesini uzatmayı unut. Olacak iş mi. O'nu da bonservissiz Adnan kaptı mı!
N.K.: Hı hı...
Y.D.: Dinliyorsun di mi Nihat?
N.K.: Evet evet burdayım Başkan'ım.
Y.D.: Herkes üzerime geliyor Nihat. Bak elim ayağım titremeye başladı yine. Dokunsan ağlıycam şimdi.
N.K.: Başkan'ım yapmayın etmeyin. Kendinizi bu kadar yıpratmayın n'olur, üzülüyorum ben de.
Y.D.: Üzülme Nihat, üzülme. Bak Nihat'ım, ilacım sensin. Biliyorum eşin alıştı oralara. Bir hayat kurdunuz. Dönmek istemiyor buralara. Ama sana ihtiyacım var. Bak söz burda da krallar gibi yaşatıcam sizi. İkna et Pınar'ı, kandır da dön tekrar n'olurrrrrrr!
N.K.: Başkan'ım bir saniye.
Bu sırada Nihat'ın eşi Pınar Kahveci uyanır ve sorar;
P.K.: Nihat kimle konuşuyosun gecenin bu vakti?
N.K.: (Ahizeyi eliyle kapatır ve eşine cevap verir) Yıldırım yawww!
P.K.: Hangisi, Aziz mi?
N.K.: Yok yok Beşiktaş Başkanı.
P.K.: Hay Allah'ım ya. Sen dönmiycem demedin mi bu adama? Ne diye rahatsız ediyor hala bu saatte?
N.K.: Pınarcım dur sinirlenme hemen. Gerçekten çok zor durumda kalmış. Belli ki çok sıkışmış, beni de uzun zamandır istiyor biliyosun. Gel dönelim hadi he. Özlemedin mi memleketi, İstanbul'u?
P.K.: Özlemez olur muyum, özledim tabii. Ama burda da iyiydik ya!
N.K.: Gel tamam diyelim. Bak krallar gibi yaşatcam sizi diyo.
P.K.: Tüp geçit bitmiş mi sen onu sor.
N.K.: Yok yok bitmemiş ama az kalmış. Amaaaa...
P.K.: Amaa neee?
N.K.: 2. köprü de çalışma varmış. 40 gün sürecekmiş. 2-3 saat sürüyormuş köprüyü geçmek.
P.K.: Hımmmm. İyi peki, tamam de. Bak sen de istiyosun zaten Beşiktaş'a dönmeyi. Bu yüzden kabul ediyorum. Ama ben 40 gün sonra gelirim söyliyim peşin peşin. 2. köprüdeki çalışma bitmeden adımımı atmam.
N.K.: Yaşa be karıcığım, mucuksssss
Bu sırada Yıldırım Demirören telefonun diğer ucunda heyecanla beklemekte, bir yandan da tırnaklarını yemektedir.
N.K.: Alooo Başkan'ım.
Y.D.: Burdayım Nihat. N'oldu haberler iyi mi?
N.K.: İyi iyi Başkan'ım. Tamamdır Pınar da ikna oldu. Geliyoruz.
Yıldırım Demirören sevinçten havaya uçar ve gecenin bir yarısı göbek atmaya başlar.
Y.D.: Oooooooo mastika mastika, ooooooooo sigarası malbora
N.K.: Aloo alooo Başkan'ım, iyi misiniz?
Y.D.: İyiyim iyiyim Nihat'ım. Ben iyi olmıyım da kim olsun. (İç ses başlar) Ohh be Aziz sen görürsün şimdi. Yarın tüm basın Nihat Beşiktaş'ta diye yazsın da göreyim seni. (İç ses biter) Tamam Nihat'ım öpüyorum seni gözlerinden, Pınar'a çok selamlar. Bak veriyorum haberi basına tamam mı? Caymayasın!
N.K.: Tamam Başkan'ım, sözüm söz. Geliyoruz dedik işte!
Y.D.: Ok. Öptüm görüşürüz. Noches buenas**.
N.K.: Haahaahh Noches buenas Başkan'ım.

*Tamamiyle hayal ürünüdür.
** Noches buenas: İyi geceler.
Şaka bir yana Nihat hayırlı olsun Beşiktaş'a. Sağlıklı bir Nihat her türlü iş yapar Beşiktaş'ta.