5 Mayıs 2009 Salı

ÇOCUĞU TANIDIM DA YAŞLI ADAM KİM?!

Şaka bir yana siz yine de çocuğu tahmin etmeye çalışın. Bu arada sağ tarafta kafayı uzatan da "Hadi Yine İyisin" Tayfun değil mi?

ŞAMPİYONLAR LİGİ SPİKERLERİ

Şampiyonlar Ligi'nde bu akşam oynanacak Arsenal - M.United maçını Ertem Şener anlatacak.
Yarın akşamki Chelsea - Barcelona maçında ise futbolseverlerle İlker Yasin birlikte olacak. Futbolseverlere şimdiden keyifli dakikalar diliyorum!!!

EL CLASICO'DAN İSPANYOLCA İNCİLER

BARAJA BEŞİKTAŞ'TA

Beşiktaş'la önümüzdeki sezon için anlaşmaya varan Valencia'lı Ruben Baraja "Beşiktaş'ın Liverpool'u 2-1 yendiği maçı izlemiştim. Taraftarlarına hayran kalmıştım. Bu büyük camianın formasını giyecek olmaktan çok mutluyum. Delgado'yu tanıyorum. O'ndan Beşiktaş'la ve İstanbul'la ilgili bilgiler aldım. Önümüzdeki sene siyah beyazlı forma için terimin son damlasına kadar mücadele edeceğim. Bu renkleri çok seviyorum. Evimdeki sandalyeler bile siyah beyaz" dedi.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

DANIEL CRAIG DE LIVERPOOL'LU

Son James Bond, Daniel Craig en sevmediğim Bond'tur aynı zamanda. Bu karaktere bir türlü yakıştıramadığım bir adamdır, herşeyden önce sarışın ve mavi gözlü bir adam Bond olmamalı diye düşünmüşümdür hep. Craig yapmacık bakışları ve kasıntı üstü kasıntı hareketleriyle antipatimi kazanmıştır. Ancak Liverpool - Newcastle maçında Anfield'da görünce kanım ısındı bir anda. Yine kasmış ama kendini. Herkes topun olduğu noktaya bakarken bizim şişme Bond fotoğraf makinesinin olduğu tarafa doğru seksi(!) bakışlarından birini fırlatmış yine. Geçenlerde Liam Neeson'ı da görmüştük bu tribünlerde. Bizim aktörler de Anfield'da görülse hoş olmaz mı?! Mesela Polat Alemdar karakterini oynayan Necati Şaşmaz siyah takım elbisesi ve beyaz gömleğiyle pür dikkat Liverpool'un maçını izlese ve fotoğrafını çektirse, güzel bir halkla ilişkiler çalışması olur kanımca...

ANGER MANAGEMENT (ÖFKE YÖNETİMİ)

Dün Emre Belözoğlu'nun maç içinde Deivid ile yaşadıklarını gördük. İki futbolcu da aslında sinirli yapılarıyla mimlenmiş futbolcular. Deivid'in Uğur Boral'la yaşadıkları malum. Emre'yi de zaten biliyoruz, isteyerek ve istemeyerek yaşadığı şeylerle sık sık kötü ve üzücü olaylarla gündeme geldi. Yaptığı trafik kazası, İsviçre maçında yaşananlar, milli maçta basın tribününe yaptığı hareketler, lig maçında karşı takım futbolcusunu tehdit eden el kol hareketleri vs. derken şimdi de maç içinde takım arkadaşıyla birbirine girmesi gelinen son nokta oldu. Bu çocuğun kesinlikle "anger management" dedikleri şeyden yani "öfke yönetimi" terapileri alması gerekiyor. Bu ne öfke anlayabilmek çok zor. Oyundan çıktıktan sonra çocuğun yüzündeki sinir bir türlü geçmedi.

Emre gibi futbolcuların dünyada örnekleri fazla aslında. Di Canio'su, Roy Keane'i, Cantona'sı vs. zaman zaman çirkin yüzlerini çeşitli şekillerde göstermişlerdir. Bunların da en bildik olanı aslında Joey Barton. Newcastle'lı futbolcunun M.City'deyken takım arkadaşı Ousmane Dabo'yu dövdüğünü ve City kariyerini bitirdiğini hatırlıyoruz. Ama Barton bu durur mu? Sakat olduğundan Ocak ayından bu yana dün ilk kez Newcastle formasıyla sahaya çıktı Liverpool karşısında ve yapacağını yaptı. Xabi Alonso'ya yaptığı sert faulden sonra kırmızı kartla oyundan atıldı. Suç bence burada Alan Shearer'da. Bu adamı sen hangi akla hizmet oynatıyorsunki?! Ligde kalma mücadelesi verdiğin bir maçta bir yarım akıllı yüzünden 10 kişi kalıyorsun. "Kendini ve kulübünü de rezil etti, hayal kırıklığına uğrattı" demiş Shearer oyundan çıkarken yüzüne bile bakmadığı Barton için. Barton'un federasyondan alacağı ceza 3 maç, Shearer ise iki haftalığını (120.000 sterlin) kestirecekmiş.

PUYOL'UN GOLÜ

"Real Madrid'e attığım gole, maçtan önce Tito Vilanova ile birlikte çalıştık. Bu organizasyonu sadece Xavi, Pique ve ben biliyorduk."

Kaptan Puyol, Xavi'nin kullandığı serbest vuruştan gelen topu ağlara gönderdiği pozisyona Guardiola'nın yardımcısı Tito Vilanova ile çalıştıklarını söylüyor...

46 HÜRRİYET 5 - 2 BLOG İDMAN YURDU

Nike Halı Saha Ligi'ne ne yazıkki yenilgiyle başladık. Bakmayın farklı yenildiğimize iyi mücadele ettik ve maçı uzun süre de önde götürdük. Rakibin de tam halı saha topçularından oluştuğunu, kalabalık bir taraftar desteği ile maça geldiklerini, bizde de bu yüzden hiç şans olmadığını belirtelim. :) Akıllarda da Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinin olduğunu, ayrıyeten yedeksiz olarak maça çıktığımızı da söylemeden geçmeyelim. Tüm bu olumsuzluklara rağmen maça iyi başladık yine de! Maçın başında Tuncay'ın golüyle 1-0 öne geçtik, ardından 1-1 yaptılar. İlk yarının son anlarında Tuncay bir kez daha sahneye çıktı ve kişisel becerileriyle takımımızı 2-1 öne geçirdi. İlk yarıyı da bu skorla önde kapattık. İkinci yarının başında ben kaleciyle karşı karşıya kaldığım pozisyonda ne yazıkki meşin yuvarlağı ağlarla buluşturamadım. Kısa bir süre sonra yine gole yaklaştık ama ES ES Ömer'le % 100'lük pozisyondan yararlanamadık. Bu goller kaçınca takımda moralman bir çökme başladı. 2.yarının ortalarında 2. golü de kalemizde görünce bizde ister istemez skoru koruma çabası başladı. Son 5 dakikaya kadar da maç 2-2 gitti ancak hakemin verdiği hatalı kararların ardından maç koptu. 5-2 yenildik ama Blog İdman Yurdu'nu gururla temsil ettiğimizi düşünüyorum. Maçın MVP'si kalecimiz NoatSamisa Salih'tir. Mükemmel kurtarışlar yaptı, gol yememe pahasına az kalsın sakatlanıyordu. İbrahim üzülmez'in de dediği gibi "Arkadaşlarım çok iyi mücadele etti. Hepsini kutluyorum. Artık önümüzdeki haftaya bakıyoruz." İkinci maçımız final gibi olacak. Haftaya pazar 18:20'de yine Etiler Naturel Park'ta bu kez GençOsman'la karşılaşacağız. Desteklerini esirgemeyen Tribündergi'den Barış Timurlenk'e, itdurmaz lakaplı Mustafa Özdemir'e, eşim Elif'e teşekkür eder, haftaya bu desteğin daha fazla olmasını arzu ederiz...

BEŞİKTAŞ 1 - 2 FENERBAHÇE

Bu maçın öncesinde Habertürk'ün anchorman'lerinden Zafer Arapkirli'den bir yazı istemiştim. Yıllarca İngiltere'de yaşayan, futbolu hem İngiltere'de hem de Türkiye'de yakından takip eden Zafer ağabey, Beşiktaş-Fenerbahçe maçını İnönü Stadı'nda izledi ve blog için "sert" bir derbi değerlendirme yazısı kaleme aldı.



HERKES KENDİ HATALARIYLA YÜZLEŞSİN


Maçın öncesine bakıyoruz..
Necip Türk Spor basını başta olmak üzere herkes ne diyordu?
“Beşiktaş maçı bağlamış.. Fener’le anlaşmışlar.. lig bizim kupa sizin olsun demişler.. Yıldırım ve Demirören papermoon’da yemek yemişler..”
Neymiş ?
Yalanmış..
Zaten, “lig bizim kupa sizin olsun” ne demek ? Böyle bir hesap olabilir miydi ?
Olamazdı. Neden ?
Çünkü Beşiktaş, “Kupa sizin” diyebilse de, “Lig bizim” nasıl diyecekti ? Yani, iddia edildiği gibi “Fener Beşiktaş’a yatsa”ydı, şampiyonluk garanti miydi ?
Değildi.. Daha 4 hafta ve kazanılacak kaybedilecek tam 12 puan var ortada..
Neymiş ?
Doğru değilmiş..
Yanlış yaptınız..
Peki, maçla ilgili tahminleriniz neydi ?
“Beşiktaş favori abi.. Bu kadro ile Fener bir şey yapamaz.. Hem Alex’siz maç kazanamıyor…”du, değil mi ?
Neymiş ? Değilmiş..
Orada da yanlış yaptınız..
Maça gelelim :
Fenerbahçe’nin ilk golünün öncesinde Gökhan Zan’a yapılan faul, başka bir anda ve sahanın başka bir yerinde yapılsa hakem efendi çalar mıydı ? Çalardı.. Niye çalmadı ?
Orada da hakem yanlış yaptı.. Top Guiza’ya gitti gol oldu..
Maçın en önemli hatalarından biri..
İkinci gole gelelim :
Ali Bilgin, gol pası öncesinde topu alırken ofsayt mıydı ?
Bariz ofsayt..
Maçın en önemli ikinci hatası..
Demek ki , hakem de yanlış yapmış.. Hem de skoru tayin edecek iki tane büyük yanlış yapmış..
Ernst’in düşürülmesi penaltı mı ? Buz gibi penaltı..
Bunu çalsa, çalabilse, skor farklı olur mu ? Bal gibi olur..
Demek ki hakem üçüncü vahim hatasını yapmış..
Bir maçta bu kadar derin ve vahim hatalar, skoru belirledi mi ? Belirledi.. Peki hakem iyi mi yönetmiş maçı ? Hayır …
Şimdi , necip Türk basınına bakıyorum..
Yok efendim “Beşiktaş, ayağına gelen fırsatı tepmiş…”
Yok efendim “Fener’in ölüsü bile Beşiktaş'ı mat etmiş…”
Yok efendim “Mustafa hoca yanlış tertip çıkarmış..”
Yok efendim “Delgado, Tello, Toraman ile bu takım zaten şampiyon olamazmış..”
Yok efendim “Sivas bu işi götürürmüş artık…”
Söylediklerinizin hepsi, “Skor yazarlığı”nın tarihi ve ibret verici örnekleri…
Yukarıda sıraladığım ciddi, vahim ve bana göre “şaibeli” hatalar olmasa, skor farklı çıksa. Yani, iki hatalı hakem kararı ile Fener’in golleri gelmeyip, Holosko’nun muhteşem golü yazsa tabelada ne olacaktı ? Hüsran.
Sizin için de (bugün – nedense - zil takıp oynayan Fenerli ve GS’li medyaya diyorum) hüsran, Sivas için de hüsran.
O halde, Denizli’yi ve Beşiktaşlı futbolcuları eleştirirken önce kendinize bir bakın..
Bir lafım da Sergen Yalçın’a..
“Bu Beşiktaş seneye de bir iş yapamaz…” diyorsun..
Hafta içinde televizyonda seni “Beşiktaş favori” diye konuşurken ve neredeyse şampiyon ilan ederken gördüm.. Ne oldu ?
Sen de mi skor tabelasına aldandın?
Yazıklar olsun...
Ama ne olursa olsun. Beşiktaş liderin 1 puan ensesindedir. Bu aşamada kovalayan değil kaçan daha streslidir. Beşiktaş nihayet bir derbi kaybetmiştir. Sivas’ın da Beşiktaş’ın da daha alabileceği veya yitirebileceği 12’şer puan vardır.
Kimse, doğmamış çocuğa, şimdiden don biçmesin.
Durun bakalım. Ama dururken bir yandan da aynaya bakıp kendi hatalarınızla yüzleşin.
Beşiktaş da hatalarıyla yüzleşsin tabii.


Zafer Arapkirli

3 Mayıs 2009 Pazar

BARCELONA BİLET KAMPANYASI

"Şu andan itibaren her maçımız kupa finali gibi olacak. 9 ya da 10 Mayıs'ta Camp Nou'da Barcelona-Villareal. Her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyorsunuz. Biletinizi buradan alabilirsiniz." diyorlar. Aşağıda da bilet fiyatları var. "98.000 Barça taraftarlarıyla birlikte Avrupa'nın en büyük stadında futbolun coşkusundan ve heyecanından zevk alın. Camp Nou ziyaret edilmeden Barcelona gezintisi tamamlanmış sayılmaz" diyerek turistlere de sesleniyor Barcelona kulübü. Haftasonu için nefis bir seyahat olabilir. THY'den uçak bileti 8 Mayıs gidiş-11 Mayıs dönüş 484 TL. 71 euro'luk maç biletinden alsak 150 TL de o tutar. Uyku tulumlarını alıp Barcelona sahilinde yatılabiliriz. Yeme-içme de fast food'larla idare edersek, herşey dahil 200 TL de şehirde harcarız. Böylece 3 gün yaklaşık 850 TL'ye Barcelona seyahati yapıp, Barcelona-Villarreal maçını izleyip Katalanların şampiyonluk kutlamalarına katılabiliriz...