Pep Guardiola "Bu futbol 15 yıllık bir sürecin meyvesi" diyerek galibiyeti eski teknik direktörler Johan Cruyff ve Carles Rexach'a ithaf etmiş. Frank Rijkaard'ı es geçmesi garip gelebilir bazılarına ama dikkat çektiği nokta, herşeyin onlarla başlamış olması. Netice itibariyle Bobby Robson ve Louis van Gaal'in de adını anmıyor. Aslında kastettiği dönem 1991 ile 1996 arası, yani Cruyff ile Rexach'ın birlikte çalıştıkları dönem. Rexach meyveyi eken adam, sulayan ve toplayan da Cruyff. Rexach aynı zamanda Messi'yi keşfeden ve Barcelona'ya kazandıran kişi. Yine de herşey onlarla başlamış, Guardiola ile doruğa ulaşmış olsa da Barcelona'nın Rijkaard döneminde zirveye doğru büyük bir aşama kaydettiğini de kabul etmek lazım.
30 Kasım 2010 Salı
GUARDIOLA'NIN İTHAFI
Pep Guardiola "Bu futbol 15 yıllık bir sürecin meyvesi" diyerek galibiyeti eski teknik direktörler Johan Cruyff ve Carles Rexach'a ithaf etmiş. Frank Rijkaard'ı es geçmesi garip gelebilir bazılarına ama dikkat çektiği nokta, herşeyin onlarla başlamış olması. Netice itibariyle Bobby Robson ve Louis van Gaal'in de adını anmıyor. Aslında kastettiği dönem 1991 ile 1996 arası, yani Cruyff ile Rexach'ın birlikte çalıştıkları dönem. Rexach meyveyi eken adam, sulayan ve toplayan da Cruyff. Rexach aynı zamanda Messi'yi keşfeden ve Barcelona'ya kazandıran kişi. Yine de herşey onlarla başlamış, Guardiola ile doruğa ulaşmış olsa da Barcelona'nın Rijkaard döneminde zirveye doğru büyük bir aşama kaydettiğini de kabul etmek lazım.
SERGIO RAMOS'UN KIRMIZI KARTI
Bir hafta boyunca dünyanın dört bir yanında maçla ilgili haberler yapılmış, birçok gazeteci iki şehre giderek futbolcularla özel röportajlar gerçekleştirmiş, Barcelona ve Madrid basını sayfa sayfa rekabetin tarihi ile ilgili bilgiler yayınlamış. Ve sonrasında Camp Nou'da yaklaşık 100 bin, ekranları başında da yarım milyara yakın kişi maçı izlemeye koyulmuş. Böyle bir atmosferde rakibiniz karşısında ezilince hele de skor 5-0 olunca bazılarının beynine oksijen gitmemeye başlaması gayet normal. Birisinin dayanamayacağı aşikardı ve patlama noktası Sergio Ramos'da vuku buldu. Önce Messi, ardından Puyol, sonrasında Xavi; önüne kim geldiyse durmak bilmedi. Milli takımdan kaptanı Puyol'a attığı, Osmanlı tokadına yakındı; ne de olsa Endülüslü. Fernando Hierro ile ligde gördükleri kırmızı kart sayısı(10) da eşitlendi. Ama maç/kart oranı bir hayli farklı. Hierro 439 maçta 10 kırmızı kart görürken, Sergio Ramos 175 maçta bu rakama ulaştı.
29 Kasım 2010 Pazartesi
BİR GRUP KENDİNİ BİLMEZ BARCELONALI
Ortam gerilmeye başladı. Real Madrid kafilesini dün gece (Pazar) Barcelona'daki El Prat havalimanında yaklaşık 2000 kadar taraftarı karşıladı. Barcelona'da yoğun bir ilgiyle karşılanmak futbolcuları mutlu etmişti ancak otele gidiş yolunda sıkıntılı dakikalar yaşadılar. Otobüsün camlarına koca koca taşlar atıldı Barcelona sokaklarında. Bunlardan biri de Albiol ile Arbeloa'nın oturduğu cama isabet etti. Real Madrid'in güvenlik elemanlarından biri başından yaralanmış. Yeteri kadar güvenlik önlemi almamış sanırım Barcelona polisi. Ne diyelim, bir grup (muhtemelen Boixos Nois'tir) kendini bilmez Barcelonalı'nın işi işte!
Bu da El Clasico'nun dünyanın dört bir yanındaki futbolseverler tarafından merakla beklenmesine güzel bir örnek. İspanya'dan binlerce kilometre uzakta, El Salvador'da bile seyyar satıcılar dev maç sayesinde yollarını bulmaya çalışıyor.
26 Kasım 2010 Cuma
MESSI, RIJKAARD VE MOURINHO
Tarih 16 Kasım 2003. Porto'nun yeni stadı Dragao'nun açılışı için Porto ile Barcelona karşı karşıya gelecektir. Barcelona'nın teknik patronu Frank Rijkaard, Porto'nun ise Jose Mourinho'dur. La Liga'da şampiyonluk mücadelesi veren Barcelona'da Rijkaard bu özel maçta en tecrübeli isimlerini riske atmak istemez, onların yerine genç oyunculara şans vermeyi tercih eder. Bunlardan biri de 16 yaşındaki Messi'dir. Arjantinli o gün Frank Rijkaard tarafından ilk kez Barcelona A takımının formasını giyme şerefine layık görülür. Maçı Mourinho'nun ekibi, Derlei ve Hugo Almeida'nın golleriyle 2-0 kazanır. Messi, ikinci yarıda Fernando Navarro'nun yerine oyuna dahil olur ve yeteneklerini Hollandalı hocasına gösterme adına fırsat yakalar. Kısıtlı sürede skoru değiştirme şansına erişemese de hocası Rijkaard'ı etkilemeyi başarmıştır. Maçın ardından Rijkaard, Messi'nin genç takımdan antrenörü Pere Gratacos'a "Oynadığı 15 dakika içinde bize böyle şanslar yakalatan bu genç adam hemen bizimle çalışmalara başlamalı" der. Mourinho'nun söyledikleri de son derece önemlidir; "Meslektaşımla ayak üstü konuştum. Messi adlı genç çocuğa mutlaka şans vermesi gerektiğini söyledim. İlerde gerçekten çok büyük bir yıldız olacak" der. Rijkaard, Deco, Ronaldinho ve Xavi gibi isimlerle antrenmanlara çıkmaya başlayan bu genç adama yaklaşık 1 yıl sonra ligde ilk kez forma şansı verir. Kaderinde dünyanın en iyi futbolcularından biri olmak olan Messi de günden güne büyür. Pazartesi akşamı Messi ve arkadaşları sahada, Mourinho yine rakip kulübede olacak. Rijkaard ise Cruyff ile birlikte Nou Camp'ta kendine ayrılan VIP koltuğunda eski öğrencisinin kazanması için dua edecek.
25 Kasım 2010 Perşembe
ROBERTO DIAZ VE BARCELONA
Yardımcı hakem Roberto Diaz ve Guardiola. Foto, yaklaşık 10 yıl önce Santiago Bernabeu'daki El Clasico'dan. Diaz, maç 2-2 devam ederken son dakikalarda Rivaldo'nun ceza sahasının dışından ağlarla buluşan vuruşuna ofsayt bayrağı kaldırmıştı. 3 Barçalı rakiplerinin arkasında kendi kalelerine doğru koşarken Rivaldo'nun şutu gelmiş ve hiçbirisine temas etmeden ağlarla buluşmuştu. Hem kararın ardından hem de maç bittikten sonra Barçalılar uzun süre itiraz ettiler. Ederlerken de Real taraftarları üzerlerinde ne varsa fırlatıyordu Barçalı futbolculara. O günü yakından hatırlayan 4 futbolcu pazartesi akşamı yine sahada olacak. Xavi, Guardiola, Casillas ve Karanka(Mourinho'nun yardımcısı). Tabii bir de tartışılan yardımcı hakem Roberto Diaz. O da Nou Camp'da Itturalde Gonzalez'in yardımcılığını yapacak. O gün bugündür Katalanlar tarafından pek sevilen bir şahsiyet değildir kendisi. İspanya MHK'sı bu maçta onu görevlendirerek yaklaşan emekliliği öncesi Barçalıların gönlünü alması için bir fırsat mı tanıyor acaba? Dikkatle takip edeceğiz.
23 Kasım 2010 Salı
ENGİN BAYTAR ÖZÜR DİLEMELİ
Engin Baytar, Eskişehirspor maçının son anlarında oyundan alınmasına sinirlendi. Kenara gelirken el kol hareketlerinin eşliğinde ettiği küfürler dudaklarından okunuyordu. Kime neden ettiğini başta anlayamadım. Acaba Şenol Güneş'e mi ediyor diye içimden geçirsem de yok canım daha neler diyip vazgeçtim düşüncemden. Ancak Ligtv'nin değişik açılardan çekilmiş görüntülerini izlediğimde korktuğum başıma geldi. O küfürleri ettiği, el kol hareketleriyle ve yerdeki şişeyi tekmeleyerek tepki gösterdiği kişi gerçekten de Şenol Güneş idi. (Maçı Trabzonspor yedek kulübesinin hemen arkasından izleyen bir arkadaşımız da Engin'in Şenol Güneş'e küfrettiğine çok yakından tanık olduğunu söyledi) Üzüldüm, canım sıkıldı. Her hafta başka maçlarda da böyle şeyler oluyor, abartmaya gerek yok diyenler olabilir. Kime olursa olsun asla tasvip etmem, yakışıksız bulurum ama Şenol Güneş'i gönlümde, futbol sevgimde apayrı bir yere koyduğum için belki de üzüntüm daha fazla oldu. Oğlu yaşındaki bu şımarık adam nasıl oluyordu da kendisine güvenen, sahip olduğu yeteneği takımı yararına kullanması adına kendisini geliştiren ve ayyıldızlı formayı giymesinde pay sahibi olan adama herkesin ortasında böyle davranışlar sergileyebiliyordu? Sanki ilk yarının ortalarında taktiksel bir değişiklik için kendisini oyundan almış da haftaiçinde milli takım forması giyerek kendini başka bir mertebede görmeye başladığını düşündüğüm bu beyefendi elaleme rezil olmuştu! Şenol Güneş gibi tecrübeli bir hoca, o anda oyuncusunun arkasından geçerken kendisine tepki gösterdiğinin farkında değil miydi sizce? Bence bal gibi de farkındaydı ama dönüp muhattap olmayarak herkesin ortasında onunla aynı seviyeye inmedi, büyüklük gösterdi.Belli ki Trabzonspor kulübü, "haklı olarak" iyi gidişlerinin üzerine böyle bir olayın gölge düşürmesini ve takım içindeki havanın bozulmasını istemiyor. Asbaşkan vekili Hasan Yener dün "Engin'in hareketleri Şenol Güneş'e ya da bir başkasına değildi" diyerek -kamuoyunu biraz da aptal yerine koyarak- yaşananları çok fazla büyütmek istemediklerini belli etti. Bu yazıyı illa da Engin'e mutlaka ceza verilsin diye yazmıyorum. Sadece kendisine çeki düzen versin. Futboluyla yükselirken gözümüzde karakteriyle düşmesin. Umarım bu yakışıksız hareketlerinden pişman olup Şenol Güneş'den hemen özür diler ve olay tatlıya bağlanır.
Trabzonspor/Şenol Güneş ya da Engin Baytar bu olayın üzerine nasıl bir tavır sergileyecek bilemiyorum ama Hollanda'dan gelen bir haber her kulübe örnek olacak cinsten. Ajax kulübü takımın en büyük yıldızı olan Suarez'in cezasını kendisi kesti bile. PSV maçında rakibini ısıran ama hakeme yakalanmayan Uruguaylı futbolcuları için Futbol Federasyonu'nun ceza vermesini beklemediler. Şampiyonluk yarışında fazlasıyla ihtiyaç duydukları Suarez'i gelecek 2 lig maçında oynatmayacaklar. -Bu akşamki şampiyonlar ligi maçında oynatacaklar o da ayrı bir tartışma konusu- Ayrıca bir vakıfa bağışlanmak üzere yüksek miktarda para cezası da verdiler. İtalya'da ise federasyon Hollandalı meslektaşları gibi olayı araştıracağını söyleyip vakit kaybetmedi. Rakibine kafa atan Eto'o'yu 3 maçla cezalandırdılar bile. Binlerce kişinin önünde rakibini ısırmışsın, ona kafa atmışsın ya da kendi teknik adamına küfretmişsin ne farkeder, önemli olanın futbolun kirlenmemesi ve böyle adamların arkalarından gelenlere örnek olması değil mi?
12 Kasım 2010 Cuma
SUPERCLASICO: HUZUR DERBİSİ
River Plate ve Boca Juniors, Arjantin futbolunun geleneksel güç merkezleri, 16 Kasım Salı günü karşı karşıya gelecek. Öncelikle klasik bir pazar maçı olan Superclasico'nun neden salı günü oynanacağını söyleyelim. İspanya'da El Clasico'nun pazartesi akşamı oynanacak olmasının sebebi seçimlerken Arjantin'de Superclasico'nun salı günü oynanmasının sebebi ise konserler. Paul McCartney ve Jonas Brothers'ın bu hafta verdikleri/verecekleri konserler yüzünden saha zemini pazar gününe yetiştirilemiyor. McCartney'i severim ama Jonas Zibidileri için başka bir gün ayarlamalarını arzu ederdim. Konfetilerle dolu El Monumental'de ezeli rekabeti güneşli bir günün yerine bir gece maçı olarak karşımıza sunacaklar. Her zaman aydınlıkta karşılaşan iki takımın karanlıkta oynayacak olmaları belki de düştükleri durum itibariyle ironik olacak.
Superclasico öncesi cevabı en çok merak edilen soru şu: Salı günü Arjantin'de sezonun en büyük maçına iki takım da teknik direktörsüz mü çıkacak? Galibiyet alamadan geçen yedi haftanın ardından River Plate, Angel Cappa'nın görevine pazartesi günü son verdi. Sahaya büyük ihtimalle genç takımın antrenörü Juan Jose Lopez ile çıkacaklar. Boca'da ise koltuğu sallanan Claudio Borghi, Asbaşkan Jose Beraldi'nin "teknik direktörümüz sezon sonuna kadar bizimle olacak" açıklamasıyla rahat bir nefes aldı. Ancak böyle açıklamaların dünyanın her yerinde yapıldığını, olası River yenilgisi sonrası basında "Borghi kovuldu" manşetlerini görürsek şaşırmamamız gerektiğini de bilmeliyiz. Gezegendeki en ezeli rekabetlerden biri SuperClasico, iki tarafın da asla kaybetmek istemeyeceği bir düello. İki takım bu maçla aynı zamanda kötü talihlerini çevirmeyi de umut ediyor. Berbat geçen birkaç sezonun ardından River ve Boca'da olumlu anlamda değişen pek birşey yok. 13 haftada River 18, Boca 17 puan toplayabildi, lider Estudiantes ise 30 puanda, gerisini siz düşünün! River Plate'nin stadı El Monumental'de oynanacak maç öncesi satışa çıkarılan 60 bin bilet birkaç saat içinde tükendi. Şampiyonluk yarışından kopan iki ezeli rakibin taraftarları takımlarından onurları için mücadele etmesini bekliyor. Zaten bu derbide alınacak galibiyet de kazanan takıma en fazla "huzur" getirir.
Not: Salıyı çarşambaya bağlayan gece 00:00'da başlayacak maçı Türkiye'de yayınlayan kanal yok diye biliyordum. Spormax'ten arkadaslarım yazıyı okuyunca uyardı ve güzel haberi verdiler. Maç Spormax'te. Ertesi günün tatil olması da süper.
11 Kasım 2010 Perşembe
MOURINHO SEZONU AÇTI
Porto'yu çalıştırırken 3 kez, Inter'in başındayken Sampdoria, Fiorentina, Cagliari ve Juventus maçlarında olmak üzere 4 kez hakem tarafından ihraç edilerek tribüne yollandı. Chelsea'yi çalıştırırken 2005'te Barcelona ile oynadıkları şampiyonlar ligi maçında hakeme hakaret ettiği için 2 maç men ve 13.000 euro para cezası aldı. Son vukuatı ise dün akşamki Real Murcia maçından. Kendisine ayrılan bölgenin dışına çıktığı için hakem uyarıyor, dinlemeyince sarı kart görüyor, bunun üzerine itirazlarına devam ediyor ve sonunda İspanya'da da sezonu açıyor. Aşağıdaki kaçışı da süper.
9 Kasım 2010 Salı
KAKA VE RONALDO'NUN YILLIK ÜCRETİ NASIL ÇIKAR?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
