23 Aralık 2009 Çarşamba

EURO 2016 ADAYLIĞIMIZ VE LALE DEVRİ

Euro 2016 adaylık logomuz bugün tanıtıldı. Hayırlısı olsun. İsveç ve Norveç çekilince bizimle birlikte İtalya ve Fransa kaldı. 154 gün sonra kazanan açıklanacak. Bu kez çok ciddi bir şekilde adayız. İpleri çok sıkı tutuyoruz ama İtalya ve Fransa'nın yanında şansımızın pek olduğuna inanmıyorum.

Şimdi deniyor ki; "Türkiye'nin EURO 2016 ev sahipliğini kazandığı takdirde, stadyum harcamalarına 400 milyon Euro, turizm harcamalarına 1 milyar Euro, reklam ve tanıtım harcamalarına 250 milyon Euro yatırım yapılacak. UEFA için en önemli konuların başında, on binlerce seyircinin bir şehirden diğerine ulaştırılması geliyor. Bu doğrultuda, havaalanları, tren istasyonları, otobüs garları, şehirlerarası taşıma, şehir içi toplu taşıma ve stadyuma ulaşım konularında yatırımlar yapılacak."

Bunların yapılacak olması güzel. İnşallah hayata geçirilme fırsatı doğar. Bu organizasyonun alınmak istenmesindeki en önemli neden ekonomiye katkı sağlamak. Peki ama ekonomik anlamda her geçen gün daha da batarken, tüm bunlar hangi kaynakla olacak, nasıl yapılacak? Tabii ki mevcut olan vergiler daha da artırılarak ve yeni vergiler var ederek. Yani ümüğümüzü daha da sıkarak. Bakın kimse lütfen yanlış anlamasın, olmasın demiyorum olsun inşallah da alırız ama sadece 1 ay için ekonomimize hareket getirecek olan organizasyon için inanın ve düşünün yıllarca burnumuzdan getirecekler. Daha birkaç gün önce İstanbul'da kısa kulvar yüzme şampiyonası düzenlendi. Yüzme tarihinin en büyük skandallarından biriydi. 2007'nin sonunda şampiyonanın hakkını alan yetkililerimiz geçen 2 yıllık sürede bir tesis inşa edemedi ve ne oldu? Basketbol salonunu yüzme havuzuna çevirdik. Skandal! Hızlı tren dediler, raydan çıktı insanlar öldü. Skandal!

Aslında 2016 adaylığımızın logosu herşeyi anlatıyor. Futbol topunun yanında lale motifleri. Son dönemde sürekli olarak kendimize laleyi simge olarak seçmemizi artık daha iyi anlayabiliyorum. Lale deyince benim aklıma Lale Devri, Lale devri deyince de zevk ve sefa, zevk ve sefa denince de aklıma toplum meselelerinden uzaklaşma, uyutulma gelir, gerileme gelir. Yani şu an içinde bulunduğumuz duruma en yakışan simgedir lale. O devirde halkın büyük bölümü sıkıntı yaşarken İstanbul'da yaşayan bazı devlet büyüklerinin rahat bir yaşam sürdürmeleri, eğlenceye düşkünlükleri huzursuzluklara sebep oluyordu. Bunun yanında halka güzel gözükmek, onları uyutmak, hoşnut kılmak için de camiiler, çeşmeler inşa ediliyor, matbaa ve fabrikalar açılıyordu. Yani birileri zevk ve sefalarını makyajlıyorlardı anlayacağınız. Bunun yanında da esnafa sürekli yeni vergiler yüklüyor, böylece halkın alım gücü düşüyor, hoşnutsuzluk artıyordu. Ne kadar da tanıdık geliyor değil mi bu yaşananlar!

Şimdi de modalardan biri futbol(diğerlerinden biri de tv dizileri). Futbolla yatırıyorlar bizi futbolla kaldırıyorlar. Hakemler, kavgalar, şike iddiaları, seks skandalları, transfer dedikoduları, ileri geri oynat canımcılar vs. Bir numaralı uyutma aracı yani. Futbolun bizi uyutmasına yardımcı olan yan aktörler de televizyon yayınları(hepsini bir tutmuyorum) ve bahis oyunları. Bağlayacağım zira bilgisayar başından kalkmam lazım. Şu anda da bir nevi modern lale devri yaşıyoruz. Logoyla da gözümüzün içine açık açık sokuyorlar nelerin döndüğünü. Yani kimsenin Dan Brown gibi Kayıp Sembol'ün peşinde koşmasına gerek yok! Sembol ortada çünkü, lale...

12 yorum:

Rory Breaker dedi ki...

Abi müthiş bir yorum olmuş. Belki de benimle beraber çoğu kişinin içindekileri de dökmüşsün. Bizim durum tam ayranı yok içmeye hesabı.

Evren dedi ki...

Fikirlerinize katılıyorum. Çok güzel ifade etmişsiniz.

DEŞİFRE dedi ki...

eline sağlık üstadım.aynen imzamı atıyorum.yalnız bir şey hariç: "inşallah alırız" demişsin.bence "inşallah alamayız".eğer alırsak dünyaya rezil oluruz.
mesela en basit örneği: komite; bu organizasyon için, 3 tane 50 binin, 9 tane de 30 binin üzerinde stad istiyor.50 binin üzerinde 3 tane stadımız var.biri malum olimpiyat,diğeri kadıköy, diğeri izmir atatürk.kadıköy belki ama diğer iki stada komitenin onay vereceğini hiç sanmıyorum.hadi yeni stad yaptırıcaz diyelim, bunu 400 milton euroya yapmamız imkansız.hadi daha fazla bütçe ayırıldı diyelim, yinede adamakıllı bi tane bile stad yapamayız(bknz.olimpiyat stadı)
velhasıl, dünyaya rezil olmamak adına "inşallah alamayız" diyorum.

twi dedi ki...

İfadeler net açık, çıkarılacak dersler tonlarca sanki Hasan Pulur yazmış gibi.
Ama Ali Bey siz de bu medyadasınız ve oynat oynat yapacaksiniz gerekirse bu donguyu kirmanizi bekliyoruz

joe kleine dedi ki...

Futbol dünyasından rahatsız olmak, onun aktörleriyle savaşmak organizasyon alınmasın demek değil bence.
Bize futbolu böyle dayatıyorlar diye buna mahkum olup bir de şikayet mi edecez, hele sizin gibi mevzunun direk içinde olan birinin şikayet etmesi hepten garip...
Mesela siz Penne Arabiata'yı en iyi Ayşe Tüter yapar mı sanıyorsunuz ya da o, televizyona çıkıyor diye lüks restoran açılmasın mı? veya lüks restoran açılıp, yoksulluk artıyorsa bunun sebebi restoran mıdır?
Bu deveyi güdüyorsan eğriliğine katlanacan ya da bu diyardan gitmeyip laleleri sökecen...
Bir mücadele yapılacaksa topyekün yapılacak, laleler sökülecekse hep beraber sökülecek, aksi bencilliktir, vandallıktır, başbakana yazarkasa atmaktır.

Ben her şartta bu ülkede bir futbol organizasonu isterim ha olurda alırsak en azından sağda solda çarçur edilecek paramız stad v.s yapımına harcanır ki bilinmesi gereken ülkenin parası olmadığı değil bunun iyi kullanılmadığı.

Ha bir konuda katılıyorum Türkiye konulu logo yap hemen laleyi koy nedir yani bunca yıllık ülkeyi ancak bir lale mi sembolize ediyor, yok mu başka bir şey...Laleyi sahiplenmek gibi şark kurnazlıkları mı bizim hesabımız...

Tümer dedi ki...

Acil durumlarda koyulan hiç bir "geçici" vergi geri alınmaz. Bu bir devlet politikasıdır. Çünkü devlet gelecek yılın bütçe açığını kapatmak için kaynak ararken elindeki kaynağı vatandaşın rahatı(!) için bırakmaz, sömürmeye devam eder.

"Sadece maliyetini çıkarana kadar ücretli, sonra bedava yapacağız." denilen boğaz köprülerimiz, deprem vergileri vs. akla gelen ilk örneklerdir.

Daha açık konuşayım: Bu şampiyonayı alırsak, başımıza da iş alırız. Şampiyona masraflarını karşılamak adına kamu harcamaları artacak, işsizlik azalırken enflasyon artacak. Lakin iş burda bitmeyecek. Yukarıda verdiğim örneklerde olduğu gibi; değil 2016, 2036 yılında bile bu vergileri ödüyor olacağız.

"Sultans Of The Dance ekibi ile Mustafa Erdoğan'a bir koreografi düzenletilecek" desem kaçımız şaşırır? Daha doğru düzgün cümle kuramayan, bir aşiretin desteğini aldı diye mecliste bulunan adam, aklına gelecek ilk ismi söyleyecek; "Daha ne olsun?" "İyi düşündün." cümleleri eşliğinde önerisi kabul edilecektir.

Kısa kulvar yüzme şampiyonası için bir havuz dahi yapamayanların, bırakın futbol oynamayı adım atılmayacak buzlu sahada maç yaptırıp gencecik çocukların diz kapaklarını kırmalarına sebep olup onların sadece futbol hayatıyla değil düpedüz hayatıyla oynayanların, sigaraya günde 5 lira verip lider takımını Türkiye'nin en modern stadyumunda ayda iki kere izlemek için 5 lira vermeyenlerin (Gel Kurabiye vereceğim), bir gece evvel maç kaybeden ama eşiyle yemeğe çıkan futbolcusunun suratına tükürmeyi kendine hak görenlerin ülkesi burası.

Şampiyonayı alırsak; "Felaketimiz olur, ağlarız."

yusufgs dedi ki...

Fransa daha 1998 buyuk bir organizasyona ev sahipliyi yapti o yuzden ya rakip Italya.Ama Italyaninda son 1990da DKya ev sahipliyi yapmasi dezavantaj bence

ozdemirmusta dedi ki...

iyi de Ali Abi daha 2 ay önce "vay anasını bee Brezilya'ya bak, adamlar hep dünya kupası'nı hem de olimpiyat'ı aldı, ekonomileri acayip düzelecek" demiyor muyduk hep birlikte?
inşallah alırız, girdi-çıktı analizini de o gün yaparız hep beraber :)

ale dedi ki...

Neden hala adımızı Türkiye diye yazmayız ?

PENNEARABIATA dedi ki...

@ozdemirmusta
brezilya'nın ekonomileri acayip düzeleecek demedim ben, ekonomileri zaten özellikle son 2 yıldır çok iyi, bu da üzerine tuz biber olacak dedim. düşün ki, bizim borç üstüne borç aldığımız, mahkumu olduğumuz imf'ye brezilya borç veriyor.

@joe kleine

ben futbol ve medya örneğini verdim ama bu ikisi denizde sadece birer balık. herkes kendi özeleştirisini yapsın. ben kendi üzerime düşeni yapıyorum sadece. ben şampiyona alınmasın demiyorum ama ona kadar düzeltilmesi gereken o kadar çok şey var ki. yoksa alındığı takdirde orhan gorbon ve ekibinin yani federasyon kanadının, uefa finalinde olduğu gibi yine çok güzel bir organizasyona imza atacaklarına yürekten inanıyorum. ama yakın bir arkadaşımın esnaf olan ve cebinde 2 gün önce sadece 50 tl parası olan ve hergün bahis oynayan babası geçen gün 1000 tl tutturdu diye şükrediyordu allaha ay sonunu nasıl getireceğim diye düşündüğü için. bu ve buna benzer olayların benzerleri çok fazla. bu hale düştü toplum.

Cem Kalay dedi ki...

Yazı güzel olmuş. Ben alınması taraftarıyım bu organizasyonun ama gerçekler kaçınılmazki siz zaten belirtmişsiniz bu gerçekleri. İnsan bir taraftan size katılmamayı edemiyor ama hani böyle bir organizasyonu alsak keşkede diyor.

Birde ufak bir benzetme; Lale devrinde ülkeye ilk aşı olarak çiçek aşısı getirilmişti, şimdiki zamanda ise domuz gribi aşısını ilk getirten biz olduk :D

Gala's dedi ki...

Abi saygı duyuyorum ama o turnuvada yapacağımız reklamı ne kadar para verirsek yapamayız. Bu sadece 1 aylık olay değil. Turizm yönü de var. Stadların gelişmesi, ulaşım v.b. imkanların artmasıyla ülkenin refah düzeyinin artması var. Mesela şuanda Ankaradaki stadı görmeye gelen Vassell 2 milyon euro alıyorsa ankaragücü ile bundan sonra 1.8 e anlaşacaktır. Bunun daha birçok yönü var benim de bilmediğim.

Aynı şekilde bakarsak Formuladan da 2010 basket şampiyonasından da zarer ediyoruz.