90 Türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
90 Türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2010 Çarşamba

90 TÜRK, MOSES MABHIDA STADI'NDA

Maçın başlamasına kısa bir süre kala toplu halde stada doğru gidiyoruz.



Maç öncesi tribünde Brezilyalı taraftarları coşturuyoruz.



İkinci yarı başlamadan az önce dev ekranda bizi gösteriyorlar. TRT de göstermiştir diyerek mutlu oluyoruz.



Maçın sonlarına doğru karşı tribündeki gruptan birkaç arkadaş Türk bayrağını tribünde gezdirmeye başlıyor. Ancak güvenliğin engeline takılıyorlar.




Not: Videoları izleyemiyorsanız DNS ayarlarını update ediniz. 208.67.222.222 ve 208.67.220.220

90 TÜRK ŞOVU KAPTI

Maç günü sabah otel önündeki eğlencenin ardından ufak bir şehir turu yaptık. Durban'ın varoşlarından da geçtik zengin kesimin yaşadığı semtlerden de. Beyazların çoğunlukta olduğu semtlerde hırsızlığa karşı müstakil evlerin ve apartmanların duvarları oldukça yüksek yapılmış ve tüm duvarlar elektrikli tellerle çevrilmiş. Sakinlerin hepsi bir güvenlik şirketi ile anlaşmalı. Yıllık anlaşmalar yapıyorlar ve evleri sürekli olarak bu şirketler tarafından korunuyor ve kontrol ediliyor. Anlaşmaları biter ve uzatmazlarsa hemen 1 hafta sonra evleri soyuluyormuş. Tabii böyle olunca da bu tarz hırsızlıkların arkasında güvenlik şirketlerinin olduğu akla geliyor.

Ardından Durban'ın merkezinde yer alan ve içinde 3000'den fazla orkidenin olduğu botanik bahçesini gezdik. Sonraki durağımızsa öğle yemeği için gittiğimiz bir Hint restoranı olan Jaipur Palace idi. Karnımızı doyurduktan sonraysa soluğu Durban sahilinde aldık. Biz gittiğimizde Fanzone'un yakınında bir grup gösteri yapıyordu. Ufak bir tribüne oturuyorsunuz ve önünüzde duran ufak davullarla şefin verdiği tempoya ayak uyduruyorsunuz. Siz bırakınca ordan geçen bir başkası oturuyor ve eğlence öylece sürüp gidiyor. Ancak biz gittiğimizde Bando ESES'in de katkısıyla o grubun şovunu resmen çaldık. Kendi müziklerimizi çalıp, tezahüratlarımızı yapınca ilgi bizim üzerimize yoğunlaştı ve rollerini çaldığımız adamlar bize "n'olur biran önce gidin çünkü sizin yüzünüzden biz yapmamız gerekenleri yapamıyoruz" dediler. Biz de kırmadık ve ufak çağlı şovumuzun ardından olay yerinden ayrıldık. Reuters ve birkaç Güney Afrika televizyonu bizden bol bol görüntü alırken, bir Brezilyalı gazeteci de benimle neden Durban'da olduğumuz ile ilgili bir röportaj yaptı.







Tüm bunların ardından artık yavaş yavaş maça gitme vakti geliyordu...

Not: Videoları izleyemiyorsanız DNS ayarlarını update ediniz. 208.67.222.222 ve 208.67.220.220

29 Haziran 2010 Salı

MAÇ SABAHI 90 TÜRK


25 Haziran'da oynanan Brezilya-Portekiz maçını izlemek üzere Durban'a gelen 90 Türk, maç sabahı kaldıkları otelin önünü adeta bayram yerine çevirdi. Güney Afrikalılar çevredeki binalardan şaşkınlıkla onları izledi. Türkiye'nin olmadığı bir turnuvada taraftarlarının olması ortaya çok ilginç görüntüler çıkardı. Yaklaşık 7 saat sonra başlayacak maç öncesi Türk taraftarlar havaya işte böyle girmeye başlamıştı.





Not:
Videoları izleyemiyorsanız DNS ayarlarını update ediniz. 208.67.222.222 ve 208.67.220.220

Yarın: 90 Türk Durban plajında nasıl rol çaldı ve Moses Mabhida Stadı tribünlerinde Türk bayrağı gezdirmek isteyen arkadaşlarımız nasıl durduruldu?

27 Haziran 2010 Pazar

90 TÜRK İSTANBUL YOLUNDA

90 Türk bugün Ushaka Marine World gezisinin ardından öğleden sonra İstanbul'a gitmek üzere yola koyuldu. Coca-Cola'nın 90 Türk kampanyasının blogger'ı olarak kendileriyle Durban'da keyifli birkaç gün geçirdiğimi söylemeliyim. Kendilerine iyi yolculuklar diliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi onlarla ilgili elimde birçok video var özellikle maç günü yaşananlar görülmeye değer. Ancak otelin interneti sağlıklı bir şekilde video yüklememe izin vermiyor. Salı akşamı İstanbul'a döndüğümde birçok videoyu sizlerle paylaşacağım. Bu arada Bando ESES'e TRT'den de talep geldi. Arkadaşları Johannesburg'ta konuk edeceklerdi. En son aldığım bilgi bu yöndeydi. 90 Türk çarşamba akşamı sıcak ve güneşli bir günde Durban'a geldi ve bugün serin ve yağmurlu bir Durban akşamında ülkeyi terkediyor. Yolları tekrar açık olsun!

26 Haziran 2010 Cumartesi

90 TÜRK DURBAN'I COŞTURDU

90 Türk dün akşam Durban'a geldi. Bu sabah da erkenden uyandık ve hep birlikte şehrin meydanlarını dolaştık. Her gittikleri yere adeta damgalarını vurdular. Bando ESES önderliğinde 90 Türk şarkılar söyledi, tezahüratlar yaptı. Kimi zaman da şehrin kupa eğlencesi organizatörlerinden rollerini çaldı. Bugün Durban'ın ilgi odağı ne Brezilyalılar ne de Portekizliler idi. Bugün Durban'da her gittiği yerde konuşulan tek şey kesinlikle 90 Türk'tü. Adeta uyuyan şehri uyandırdı ve hareketlendirdi. Peşlerine bazen Portekizlileri bazen de Brezilyalıları taktı, onlarla şarkılar söyledi. Bugün Türk taraftarlar tam anlamıyla mutluluğa kapak açtı.

Bu arada Moses Mabhida Stadı'nda maçı Brezilyalı taraftarların arasında izledik. Ancak sambacılar bizi büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. O neşeli, dans etmeyi seven insanlar 90 dakika boyunca biz olmasak sesleri çıkmadan oturdukları yerde sesleri çıkmadan maç izleyeceklerdi. İyi ki ordaymışız da vuvuzelanın insanın beynini oyan sesinin arasında adam gibi tezahüratlar yapıldı. Bando ESES ile birlikte tribünleri çoşturacak şarkılar çalındı. Devre arasında da bol bol dev ekranlarda tribünlerdeki kırmızı beyazlıları yani 90 Türk'ü gösterdiler. Anlatacak o kadar çok şey var ki, elimde nefis görüntüler mevcut. Ancak internet çok ağır bu gece ve fotoğtafları bile yüklemekte zorluk çekiyorum. Yarın videolar ve daha çok fotoğraf inşallah blogta olacak.

24 Haziran 2010 Perşembe

DURBAN SAFARİSİ

90 Türk'ün gelmesini beklerken rehber arkadaşlar Murat ve Burcu bizleri bu sabah küçük çaplı bir safariye çıkardı. Sabah 7'de kalktık kahvaltılarımızı ettik ve hemen yola koyulduk. Durban'a yaklaşık 40 km uzaklıktaki Tala Parkı'na ordan da Lions Park'a gittik. Güney Afrikalı rehberimiz Rita, güvenliğimizden sorumlu iki arkadaşla birlikte zaman zaman gergin zaman zaman da neşeli dakikalar geçirdik. Belgesel kanallarında ya da hayvanat bahçelerinde gördüğümüz canlıları doğal yaşamlarında görmek heyecan vericiydi. Bir köşeyi dönüyorsunuz karşınıza zebralar, bir bayırdan iniyorsunuz gergedanlar çıkıyor. 20 kişilik safari aracında herkes elinde fotoğraf makinesi ve kamera adeta birer National Geographic belgeselcisi gibi etrafı süzdü ve pusuya yattı. 5000 kereden fazla deklanşöre basıldı. Devletşah ve Zeynep gibi arkadaşların profesyonel makineleri sayesinde ortaya harika kareler çıktı. Benim naçizane makinemle çektiklerimi sizlerle paylaşıyorum.

Lions Park'ta filleri izlerken 18 yaş üstü görüntülere de tanıklık ettik. Videosunu yayınlamıyorum ama bir karesini fotoğrafların arasında bulabilirsiniz. Belgeselciler böyle bir anı yakalamak için günlerce canlıları takip ediyor olmalı. Bizim şansımıza (!) inanılmaz bir görüntüyle karşılaştık. Filler için küçük bizim içinse gerçekten büyük bir adımdı. :) Üzerine bayağı bir geyik pardon fil muhabbeti döndü, espriler, kahkahalar havada uçuştu. Ardından gergin anlar da yaşadık. Bir gergedan aracımıza tosladı, aslanlardan biri de aracımızın camına doğru atladı. Allahtan İsmail hızlı bir hareketle camını kapattı yoksa eli ya da birkaç parmağı şimdi yoktu! Ama aslanın da ayrı bir asaleti var hani!

Safari dönüşünde otele uğramadan bazı arkadaşların telefon kartı gibi ihtiyaçları için şehir merkezinde durduk. Hava henüz kararmamış olsa bile güvenlik konusunda yapılan uyarıların ne kadar haklı olduğunu anladık. Size dikilen gözlerden hemen tedirgin olmaya başlıyorsunuz. Hatta bir sokaktan geçmeye çalışırken halktan biri üstümüze doğru koşup gittiğimiz yönü göstererek sakın o tarafa gitmeyin dedi. Bizden hemen bir u dönüşü tabii. Arkadaşlardan Selçuk'a da dün otelin kapısında duran görevli arkadaş eğer hava karardıktan sonra dolaşmaya çıkarsak bazı grupların bizi çevirebileceğinden, hiçbir şey söylemeden üzerimize aramaya başlayacaklarından ve eğer karşılık verirsek bıçağını hiç acımadan boğazımıza saplayabileceğini söylemiş. Bunun üzerine doğal olarak endişemiz daha da arttı. Sokakta gayriihtiyari bir şekilde elimiz sürekli ceplerimizi, çantalarımızı kontrol ederek dolaşıyoruz.

90 Türk birazdan burada olacak. Yarın bizimle birlikte 100'ü aşkın Türk taraftar herkes bir giyinip sokaklarda olacağız. Öğleden sonra da davullarla zurnalarla, tezahüratlarla Moses Mabhida Stadı'nda doğru yola koyulacağız. Televizyon mutlaka tribünde bizi gösterecektir diye düşünüyorum. Aramızda Bando EsEs'de olacak nasıl göstermesinler ama değil mi?! Marşımızı ve kendi şarkılarımızı çalıp tezahürat yapacağız. 90 Türk'ün fikri ne bilmiyoruz ama biz 15 kişi bugün Brezilya-Portekiz maçında Brezilya'yı desteklemeye karar verdik. Sipsi Ronaldo ve arkadaşlarını tutmuyoruz yani. Bu arada ne olmuş, İtalya da elenmiş vay anam vay!

23 Haziran 2010 Çarşamba

NİHAYET DURBAN

Bu satırları sizlere Durban’da kaldığım otelin odasında Mesut Özil’in Gana’ya attığı muhteşem golü izlerken yazıyorum. Mesut herhalde değerini 25-30 milyon euro civarına taşıyacak böyle giderse. Bravo Mesut! Bu turnuvaya damganı vuracaksın inşallah!

Dubai’de havalimanında yazdığım ilk postun ardından 15 saat geçti. Yazıyı yazarken İstanbul’a dönmekte olan bir grup Türk arkadaşla karşılaştım. Oley.com’un talihlileriymiş. Johannesburg’da konaklamışlar ve Brezilya-Fildişi sahili maçını izlemişler. Ancak 6 gün kaldıkları Johannesburg’da yüksek rakımdan fiziksel olarak çok etkilenmişler. Çocuklardan birinin burnu yara içinde, diğerinin de dudakları mosmordu. Her sabah burunları dolu bir şekilde uyanmışlar ve arasırada da kanamasını engelleyememişler. Futbol sevgisi bazen böyle durumlara sokabiliyor insanları. Onlar dönerken biz ise bir anlamda onlardan Güney Afrika’daki Türk sancağını devraldık.

Evet dediğim gibi 12 saati havada olmak üzere toplamda 24 saatlik bir yolculuğu tamamlayarak nihayet Durban’a varabildik. Dubai’den buraya 8 saatte geldik. Bitmek bilmedi benim için. İlk defa bu kadar uzun uçak yolculuğu yaptım. Emirates’in bu seferinde uçakta görevli iki Türk arkadaş vardı. Onlarla da sohbet ettik zaman zaman. Dubai’de yaşıyorlar. Tüm Türkiye’ye çok selamları var.

Hepinizin bildiği gibi burada kış mevsimi başlıyor. Ama deniz kenarında bir şehir olan Durban’ın havası, Güney Afrika’nın diğer kentlerine oranla daha sıcak. Gündüzleri 23-24, geceleri 10-11 derece civarında oluyor. Bu anlamda şanslıyız. Tabii hava akşam 5 dediniz mi kararıyor. Durban kıtanın en büyük limanlarından birine sahip. Kaldığımız otel de denize yakın, muhteşem bir manzaraya sahip. Gündüz gözüyle çektiğim fotoğrafları yarın yayınlarım.

Fotoğraftaki Devletşah’ı özellikle blog camiasının içinde olanlar yakından tanır. Alemin en fazla ziyaret edilen bloglarından birine sahiptir. Aynı zamanda Coca-Cola’nın bir çalışanı. Otele girdiğimizde resepsiyon deskinin önündeki 90 Türk pankartını görünce çok mutlu oldu ve yol yorgunluğu ile belki en doğru hareketlerden birini yaparak –uzanarak- işte bu pozu verdi. Yarın akşam saatlerinde 90 Türk de burada olacak. Onları karşılayacağız. Coca-Cola ekibinin kendilerine birçok sürprizi olacak. Bazılarını ben de bilmiyorum. Rehberimiz bu seyahatin asıl kahramanları olacak arkadaşlar gelinceye kadar bizi ufak çaplı bir safariye çıkaracağını söyledi. Sabah 7’de uyandıracakmış. Yatsam iyi olur, keyifli ama yorucu bir gün daha bizi bekliyor.

DURBAN YOLLARINDAYIM

İstanbul'dan 19:30 sularında Emirates Havayolları ile Dubai'ye doğru 15 kişilik ekip yola çıktık. Büyük bavulu teslim ettikten sonra bir omzumda laptop diğerinde Dubai'de konaklayacağımız için yanıma aldığım birkaç parça eşyamın olduğu sırt çantam düşmüştüm yola. Daha önce sadece Avrupa şehirlerine yolculuk yapmıştım. İlk kez ülke dışında güneydoğuya doğru gidiyor ve yine ilk kez Emirates ile yolculuk ediyordum. Hizmet son derece iyi, yemekler lezzetliydi. Söylemesiş ayıp ızgara köfte ve pilav ile karidesli salatayı mideye indirdikten sonra önümdeki monitörde duran 100'ü aşkın film arasından en uzun olanlardan birini Avatar'ı seçtim. Film bittikten yaklaşık 15-20 dakika sonra da zaten Dubai'ye indik. Yerel saatle 10:30'da Durban uçağımız kalkacağı için havalimanına yakın bir otelde konaklayacaktık. Türkiye'den direkt Durban'a uçuş olmadığından ve Johannesburg'dan Durban'a da Güney Afrika'nın havayolu şirketi ile gitmek istenmediğinden böyle bir tercih yapılmış. Gece yarımda Dubai'deydik. İşlemler falan derken havalimanından çıkıp otele varmamız yaklaşık 2 saati buldu.

Havalimanından gecenin bir vakti çıkmamıza rağmen yüzümüze esen sıcak çöl rüzgarı bir anda son şiddetinde çalışan fön gibi bir etki yarattı. Soğuk havalimanından sımsıcak Dubai havasına çıkınca titreme geldi birden. Nasıl bir sıcaktır yarabbiii! Neyse yerel saatle 02:30'da otele ulaştık ve kendimi hemen lobideki koltuğa ardından da yatağa. Sabah 7'de kaldırılacağımız söylendi. 06:15 gibi kapım çaldı ve adamın teki Arapça birşeyler söyledi. Alla alla dedim burada uyandırma servisi acaba böyle mi çalışıyor. Ne işim var, daha 45 dakikam var, yat aşağı dedim. Hemen sızmışım. Sabah kahvaltı ettikten sonra tekrar Dubai'de havalimanındayım. Uçağımın kalkmasına 50 dakika var. İnşallah zamanında kalkar. Yaklaşık 8-9 saatlik bir yolculuk daha bizi bekliyor. Şimdilik bu kadar, görüşürüz.

22 Haziran 2010 Salı

COCA-COLA VE PENNE, 90 TÜRK'ÜN YANINDA

Turnuvayı başından beri gözlemliyoruz; Güney Afrika'da özellikle sokaklarda ve meydanlarda dünya kupası heyecanı tam anlamıyla yaşanmıyor, o coşku hissedilmiyor. Vuvuzela'nın damga vurduğu, tezahürat kavramının unutulduğu, 4 yılda bir kapımızı çalan bu turnuvanın daha fazla silik geçmesine izin vermemek lazım. Bu anlamda Coca-Cola'nın 90 Türk kampanyası tam zamanında yetişti. Çarşamba gününden itibaren ben de Coca-Cola'nın ekibiyle Durban kentinde olacağım. Ertesi gün de 90 Türk'ü karşılayacağız. 2 yıl önceki Avrupa Şampiyonası'nı 40 gün boyunca yerinde takip etmiş, milli takım taraftarlarımızla ilgili birçok fotoğraf ve video çekmiş, 200'ün üzerinde canlı bağlantıyla atmosferi aktarmaya çalışmıştım. O turnuvanın en renkli karakterlerinden olan Türk taraftarlar şimdi takımları olmasa da Güney Afrika sokaklarında ve tribünlerde bir kez daha değişik milletlerden insanları şaşırtmaya gidiyor. Anlayacağınız ortamı biraz daha hareketlendirmek için orada olacaklar. Bu tarz kampanyaların daha da artması, başka arkadaşların, taraftarların da bu heyecana gelecekte ortak olması adına önemli bir süreç olacak. 1 Türk dünyaya bedelse 90 Türk Dünya Kupası'na hayli hayli bedeldir. :)

Cuma günü TSİ 17:00'de G Grubu'nda liderlik açısından önemli olan Portekiz-Brezilya karşılaşmasını izleyecekler. Ben de günbegün yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, olanı biteni BİY'in bir üyesi olarak blogtan anlatmaya çalışacağım.