10 Eylül 2009 Perşembe

DERBİNİN ORANLARI

Derbi için İddaa programında oranlar, Galatasaray'ın galibiyeti için 1.50, beraberlik için 3.50, Beşiktaş'ın galibiyeti için 4.00 olarak yer alıyor. Daha önce bir derbide galibiyet oranları arasında bu kadar fark olduğunu hatırlamıyorum. Beşiktaş için 0-2 çifte şans geçiyor aklımdan.

M.CITY'DEN BİR ATAK DAHA

Manchester şehir merkezinde bulunan Arndale alışveriş merkezindeki mağazalarının önüne Adebayor'un dev posterini koymuşlar. Manchester derbisi yaklaşıyor. Bu hamle o yüzden. Ama United'ın buna cevap vermesine gerek yok bence. Çünkü Cityliler resmen Adebayor'u ayaklar altına almışlar. Unitedlılar'ın üzerinde çamurlu ayakkabılarla yürümesi kafidir.

9 Eylül 2009 Çarşamba

MUCİZELER BİRAZ ZAMAN ALIR

Güne üzücü başladık, akşamüstü basketbol milli takımımızla sevindik ancak finişi iyi yapamadık. Tuhaf bir maç oldu, farklı da yenilebilirdik, son dakikalardaki pozisyonlarla 2-1 kazanabilirdik de. Oyuncuların performanslarını iyiydi ya da kötüydü şeklinde teker teker değerlendirmek kaybedilenlerin ardından gereksiz diye düşünüyorum. 25. dakikada yediğimiz gol öncesi faul var mı yok mu tartışılır. Ancak yediğimiz golün ardından maçı kazanabilmemiz için önümüzde 65 dakika gibi geniş bir zaman vardı. Bu dakikada Fatih hocanın bu kadar sinirlenmesi ve sahadan atılması pek makul karşılanamaz. Arsene Wenger'in ezeli rakipleri M.United karşısında yenik oldukları maçın son anlarında hakem tarafından tribüne yollanması ve ardından gösterdiği sempatik hareketler geldi gözümün önüne. Kuşkusuz burada kaybedilen puanlar, kaçan balık daha büyüktü. Ama takım böyle önemli bir maçta, hakem ne kadar hatalı karar verirse versin, saha kenarındaki liderinden mahrum kalmamalıydı. Aklıma Fatih hocanın odasında yanı başında duran ve çoğunuzun bildiği yukarıdaki yazı geldi. İnanışını sembolize eden bu cümleyi Fatih hoca ve öğrencileri Euro 2008'de çoğu kez haklı çıkarmıştı. Bu kez yine zaman var önümüzde, 2 maç daha oynanacak ama bu kez beklediğimiz şey mucizenin de ötesi...

BİR FORMULA 1 KLİBİ

video

by Tayfun Bayburt

GÖRÜLMEMİŞ FELAKET

Tekirdağ'la neredeyse birleşmişken İstanbul, İkitelli bölgesi için de artık İstanbul'un göbeği diyebiliriz. Ve Dünya'nın en büyük metropollerinden biri olan İstanbul'un göbeğinde, bir Vietnam, bir Sri Lanka, bir Afrika ülkesi ya da herhangi bir yerde yaşanan sel felaketlerinden birine şahit oluyoruz. Yüzyılın en çok yağışı düştü İstanbul ve Trakya'ya. Hayatını kaybeden insanlar var. Helikopterler mahsur kalanları kurtarmaya çalışırken, tırlar, otomobiller üst üste çıkmış, kendini bilmez birkaç kişi de terkedilen otomobillerdeki eşyaları yağmalamaya çalışırken yakalanmış. Şerefsizler!

Her gün kullandığım Basın Ekspres yolu su altında kalmış, şirketimin önünü sel götürüyor. İşe gidemiyorum bu yüzden. İstanbul'un nüfusu dayanmışken 20 milyona hangi altyapı, hangi yol kurtarır ki artık bizleri. Siz kesin hala ağaçları. Altyapısını hazırlamadan dikin İstanbul'un dört bir yanına siteleri. Doğa sana değil sen doğaya ayak uyduracaksın. Allah yardımcımız olsun!

8 Eylül 2009 Salı

STEFANO BORGONOVO İÇİN

Milan ve Real Madrid'in eski yıldızları tekrar San Siro zeminindeydi. Milan ve Fiorentina'nın eski futbolcusu ALS hastası Stefano Borgonovo için Van Basten, Maldini, Baresi, Weah, Boban, Simone, Virdis, Roberto Baggio, Costacurta, Ancelotti, Sacchi, Butregenio ve daha birçok isim biraraya geldi. Akıllara tekrar Sedat Balkanlı geliyor doğal olarak. Allah rahmet eylesin! Resimlere bakıyorum da ünlü isimlerin arasında formunu koruyanlar da var, Weah gibi göbeği salmış olanlar da...

KAPAK KIZI SEMENYA

Dünya Atletizm Şampiyonası'nda 800 metre bayanlarda altın madalya kazandıktan sonra hakkında cinsiyet tartışmaları başlayan ve IAAF tarafından cinsiyet testine tabi tutulan Caster Semenya ülkesinin magazin dergilerinden YOU'ya pozlar vermiş. Takmış takıştırmış, sürmüş sürüştürmüş, maşallah manken gibi çıkmış.

TÜRKİYE 84 - 76 LİTVANYA


7 Eylül 2009 Pazartesi

BAYRAM GÜNÜ MAÇ

Futbol Federasyonu yine bayramın 1. ve 2. gününe maç koydu. Şaka gibi. Bir de sayfalarında özellikle bayramın 1. ve 2. günü diye belirtmişler. Sağolsunlar bilmiyorduk gerçekten. 17 Eylül'de Uefa Avrupa Ligi maçlarına çıkacak olan Fenerbahçe Pazar, Galatasaray Pazartesi günü maçlarını oynayacak. Bu konular ülkemizde ne yazık ki hassas mevzular arasında yer alır. Her sezon tartışırız. Ülkede oynayan 50 tane yabancı futbolcuyu düşünerek sezonu Christmas dolayısıyla yılbaşından 10 gün önce tamamlayan federasyon sıra ülkenin dini bayramlarına geldiğinde neden aynı hassasiyeti göstermiyor acaba? Bu ülkenin de gelenekleri, örfleri, adetleri var. İnsanlar yılda 3-5 gün bayram sevinci yaşıyor. Kapı kapı dolaşacak, bayramlaşacaklar. Mezarlıklara gidecek, dualarını edecekler. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın maçlarını en azından 1 gün daha kaydırsanız, birini pazartesi birini salı oynatsanız olmuyor mu? Ya da her ikisi de aynı gün, pazartesi ya da salı oynayamıyor mu? Yayıncı kuruluş ve İstanbul emniyeti mi böyle istiyor? Bir yetkili çıksın da lütfen kamuoyunu bilgilendirsin detaylı bir şekilde.

Bir de saat mevzusu var tabii. Saat 21:00'de başlıyor halen maçlar. Gün ölüp bitiyor. Mesela Avcılar'da oturan biri Kadıköy'deki maça gitmesi için ailesinin yanından bayramın ilk günü 3-4 gibi ayrılması gerekir. Maçtan da 11'de çıkar, eve gitmesi de gece 1'i bulur. Ne anladım ben bu bayramdan! Bu ülkenin genç futbolseverleri olarak İngiltere'de, Almanya'da, İtalya'da olduğu gibi gündüz maçları istediğimizi her zaman söylüyoruz ama federasyon her zaman endüstriyel futbolun aktörlerini dinliyor. Özgener Başkan'ım size kızgınım, bayramda karşılaşırsak ben küçüklüğümü bilir elinizi öperim ama siz büyüklük gösterip n'olur bana harçlık vermeye kalkmayın. Almam. Gerek yok(!) çünkü böyle geleneklere artık!

6 Eylül 2009 Pazar

TÜRKİYE 4 - 2 ESTONYA

Sonuç iyi, futbol Arda ve Tuncay ile güzel, onlarsız vasat. Bu futbolla Bosna-Hersek karşısında zorlanırız diyeceğim ama final maçları genelde bizim maçlarımız olur. Birkaç isim daha takıma ağırlığına koyarsa zor gözüken Bosna deplasmanından galibiyetle döneriz. O zaman ne diyoruz, bekle bizi Bosna uçarak geliyoruz.