müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2010 Salı

DANY BRILLANT İSTANBUL'DA

Latin dansları tutkunları bu konser kaçmaz. Dany Brillant geliyor. Yeni albümü Puerto Rico'nun turnesi kapsamında son durağı İstanbul için “1 metrekareye en güzel kadınların düştüğü şehre gidiyorum” demişti. 10 Mayıs'ta "ça ça ça" diyeceğiz, Dany Brillant'ın eşliğinde salsa yapacağız.

16 Aralık 2009 Çarşamba

KAHRAMANIM DIEGO



Yaşamam Tanrı'nın emriydi doğduğum harabede,
Yokluktan düzlüğe çıkmanın basit bir örneğiydim sadece,
Başarıya açtım attığım her adımda,
Ölümsüz bir el bıraktım oyun sahalarında.
Tecrübeyle, ateşli bir tutkuyla,
Küçük bir çocukken Dünya Kupası hayali kurdum,
Primera'da zirveye çıktım,
Belki de futbol oynayarak aileme fayda sağlardım.

En başından beridir sevindi Boca taraftarı,
Hayalimdi goller ve çalımlar, gökyüzündeki yıldızlar, şarkı söyleyen insanlar,
Doğdu Tanrı'nın elleri, neşe aşıladı insanlara ve zafer getirdi bu topraklara.

En iyi olduğum için, ne dertlere göğüs gerdim,
Satmamak için kendimi, güçlüyle yüzyüze geldim,
Zayıflığı merak ettim,
İsa bile hata yaptıysa, ben nasıl yapmayayım?
Şöhret götürdü beni güzel, beyaz bir kadına,
Yasaklanmış zevkleri, gizemli tatlarıyla,
Uzak kalamadım ondan, beni bağımlısı yaptı,
Aldı tüm hayatımı,, bu da bir maç sayılır,
Ve bir gün mutlaka kazanacağım.

En başından beridir sevindi Boca taraftarı,
Hayalimdi goller ve çalımlar, gökyüzündeki yıldızlar, şarkı söyleyen insanlar,
Doğdu Tanrı'nın elleri, neşe aşıladı insanlara ve zafer getirdi bu topraklara.

Oleyyyyy oley oley oley oleyyyyyyyyy Diegooooo Diegooooooo
Oleyyyyy oley oley oley oleyyyyyyyyy Diegooooo Diegooooooo!!!...

*Emir Kusturica'nın Maradona belgeselinden...

-----------------------------------------------------------------------------------------------

Gecenin bu vakti şarkını dinlerken karanlık odamda, parmaklarımın ucundan bu satırlara dökülenleri yazıyorum sana. Tüm içtenliğimle, tüm kalbimle. Sen teksin Diego! En iyisin! Hep öyle oldun, hep öyle kalacaksın! Ne Pele, ne Cruyff, ne de bir başkası! Bu hayatta iz bırakan, hatırlanacak olan sensin. Evet yanlışlar yaptın, hataların da oldu. Hatta ölümlerden de döndün. Ama bunların hepsi seni sen yapan şeylerdi. Kolay değildi Maradona olmak. Kolay değildi tanrının sol ayağına serptiği sihirli tozlarla milyonları peşinden sürüklemek. Nihayetinde var oldun, var olmayı başardın. Yaşa çok yaşa Maradona!

5 Kasım 2009 Perşembe

TÜRK RAP'İNİN YENİ YÜZÜ

17 Eylül 2009 Perşembe

"JAY Z" ZİRVEDE YALNIZ

Jay Z, dünyanın en yetenekli müzisyen ve prodüktörlerinden biri. Sokaktan rastgele seçeceği bir adımı 1 yıl sonra müzik dünyasında zirveye yerleştirebilir. Bugün yanlışlıkla benim elimden tutsa en fazla 1 yıl sonra Eminem'e rakip olur, rap dünyasının yeni beyaz yıldızı diye lanse edilmeye başlarım. Bu yeteneği tabii ki ona her geçen yıl çok büyük bir servet kazandırdı. Şu anda dünyanın en zengin müzisyenlerinin başında geliyor. Bu serveti de çoğu siyahi gibi kolay elde etmedi. Adım adım, çile çekerek, sıkıntılarla boğuşarak, kapı kapı dolaşarak zirve yolunda ilk adımı atanlardan biri. En büyük servetinin kuşkusuz çoğu erkeğin benimle aynı fikirde olduğunu düşünerek, Beyonce olduğunu söylersem sanırım yanılmam. Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır sözünü haksız çıkarırcasına Beyonce gibi başarılı bir kadının arkasında da bir erkeğin, Jay Z'nin olduğunu da rahatlıkla ifade edebiliriz. Rap Star bugünlerde de Everest'e iyiden iyiye yerleşti. Yeni albümü "Blueprint 3" çıktıktan birkaç gün sonra Billboard 200'de zirveye oturdu. Bu onun zirveye oturan 11. Amerikan number one albümü. Böylece Elvis'in 10 albümlük rekorunu da geçmeyi başardı. "Crazy in love" baby I'm crazy...

2 Ağustos 2009 Pazar

TARKAN'LA AÇIKHAVA

Dün gece eşimle birlikte Açıkhava'daydım. AVEA'nın 5. Açıkhava Konserleri başladı. Hem de Türkiye'nin bana göre en büyük yıldızıyla, Tarkan'la başladı.

Gündüz yağmur yağınca korkmuştuk ama neyse ki akşamüstü hava açtı. Eşimle birlikte mükemmel bir gece geçirdik. İğne atsanız yere düşmezdi. Tıklım tıklım doluydu Açıkhava. Ayakta kalanlar, merdivenlerde oturanlar Tarkan'la coştu, harika bir gece geçirdi. Açıkhava zaten başlı başına mükemmel, büyülü bir mekan. İnsan orada olduğunda kendini İstanbul'un dışında gibi hissediyor.
Perde açıldığında sahnenin ortasında taburede oturuyordu Tarkan. Alkışlar eşliğinde hemen şarkısını söylemeye başladı. Üstünde beyaz modern bir şalvar ve beyaz body atlet vardı. Bronz teninin üzerinde çok da güzel durmuştu. Tarkan bildiğimiz Tarkan. Tam bir süperstar. Ajda Pekkan ne ise erkeklerde de Tarkan o. Türkiye'nin Michael Jackson'ı da diyebiliriz. Gayet fit'ti. 40 yaşına yaklaşmasına rağmen sanki hala 1994'te benim ilk kez dinlediğim Tarkan gibi. Bebek Otel'in barında 94 yazında staj yapıyordum, Tarkan'ın "Oynama Şıkıdım Şıkıdım"ı yeni çıkmıştı. Çalışırken bir yandan da ağzımızda şarkıyı mırıldanırdık. Hepimizin dilindeydi, halen de öyle...
Birçok şarkısını ezbere bildiğim tek sanatçıdır Tarkan, her şarkısı ayrı bir güzeldir. Dün de konserlerinde fazla söylemediği şarkılarını seslendirdi. Tabii ki Dudu, Başına Bela Olurum, Gül Döktüm Yollarına, Kuzu Kuzu vs. ile de herkesi mest etti. Bazılarını söylerken duygulandı, duygulandırdı. Zaman zaman da o kendine özgü hareketleriyle döktürdü, döktürttü. Benim favorim her zaman "Kış Güneşi" olmuştur. Tarkan "Hadi bir Kış Güneşi yapalım" dediğinde "İşte bu" dedim, kendimden geçtim.
Ara verdiğinde 1 saat olmuştu, nasıl geçti anlamadım. Ter içinde kalmıştı Tarkan. 15 dakikalık aradan sonra bu sefer siyah modern bir şalvar ve siyah body atletiyle çıktı karşımıza. Kadınlar "Tarkan Tarkan" diye kendilerini yırtarken, sevgililer ve kocalar şaşkın gözleriyle eşlerine ve kız arkadaşlarına bakıyordu. Hatta bir tanesi kıskançlıktan kız arkadaşının ensesine bir patlattı ki gülmekten ölüyorduk.
Aranın ardından 1 saat daha kaldı sahnede. Sonlara doğru ben de kalktım ayağa herkes gibi. Tempo tutarak, dans ederek eşlik ettim. Lise ve üniversite çağım geldi gözlerimin önüne bazen. "Hey gidi gençliğim" dedim. "Uzun İnce Bir Yoldayım" ile gecenin finişini çok da güzel yaptı. İyi ki varsın Tarkan!

27 Haziran 2009 Cumartesi

U2 AVRUPA TURU

U2 30 Haziran'da 2009 Avrupa Turu'nu Barcelona'dan başlatıyor. İlk konserleri de tabii ki Nou Camp'ta. Sahanın ortasına 360 derecelik harika bir sahne kurmuşlar. Uzaktan bakınca bir uzay aracını andırıyor. Ya da benim hayalgücüm çok fazla. Bono ve arkadaşları 22 Ağustos'a kadar 15 farklı şehirde konser verecek. Ne yazık ki takvimlerinde bu yıl Türkiye durağı yok. Ne diyelim öyle olsun! Haydi Barcelonalılar hep bir ağızdan, "One Love, One life, When it's one need, In the night, One love, We get to share it, Leaves you baby if you, Don't care for it"

26 Haziran 2009 Cuma

MICHAEL JACKSON İÇİN TAZİYE DEFTERİ

Michael Jackson 50 yaşında dün hayatını kaybetti. Az önce haberi okuduğumda gözümden bir damla yaş aktı senin için Michael. 9-10 yaşlarındaydım sen Bad albümünü çıkardığında. Evde annemin, rahmetli babaaannemin karşısına geçip senin hareketlerini yapmaya çalışırdım. Gülerlerdi bana. Bazen de kızarlardı. Koridordaki halıları kaldırırdım, zemin kaygan olsun da ayaklarım üzerinde geri geri kayayım diye. Ama bir türlü moonwalker'ını yapamazdım, hala da yapamıyorum. Michael Jackson'ın müziğinin evrenselliği de burada zaten, düşünün ki Amerika'da şarkı söyleyip dans eden biri yüzünden binlerce km uzaklıkta ben annemden fırça yedim yıllarca. 13-14 yaşlarındaydım, İnönü Stadı'nda konser vermiştin de babam para ve izin vermediği için bilet alamamış, ama arkadaşlarla evimiz yakın olduğu için stadın yakınlarında seni yine de canlı dinlemeyi başarmıştım.

Birkaç nesli arkandan sürükledin yıllarca; çok yanlışlar, hatalar da yaptın. Ama seni müziğinle, yaptığın işle sevdim ben. Diğerleri umurumda olmadı hiç. Kendine çektirdiğin ızdırapların ardından şimdi kurtuldun. Seni özleyeceğim...

Aklıma geldikçe ekliyorum buraya. Babaannem izlediğinde şöyle derdi; "Oğlum bu ne böyle adamın durmadan eli şeyinde." Cevap veremez, gülerdim ben de.

Bir de en çok merak edilen şeylerden biri şudur, "Smooth Criminal" klibinde dansçılarıyla birlikte ayakta dururken aynı anda yere doğru eğildikleri sahne vardır. Bunu gerçekten yapabiliyorlar mıydı bilmiyorum. :)

22 Nisan 2009 Çarşamba

SUSAN BOYLE

Bilmeyenlere tanıştırayım, kendisi Susan Boyle. Bugünlerde Dünya'nın en ünlü insanı. Britanya'nın yetenek yarışması "Britain's Got Talent"da söylediği şarkının ardından milyonların ilgisi Susan Boyle'a döndü. Saçları, giyimi ve konuşmasıyla O'na paspallık kraliçesi diyorlar. Ama bu paspal kadının harika bir özelliği var; inanılmaz güzellikteki sesi. Hani para ile imanın kimde olduğu belli olmaz derler ya, ses ile dış görünüşün alakası olmadığına da en güzel örnek bu İskoç kadın. Youtube'daki videosu Amerika Başkanı Barack Obama'nın yemin etmesinin ardından yaptığı konuşmadan tam 5 kat fazla izlendi yaklaşık 2 haftalık sürede. En çok izlenenler arasında ise 118 milyon kezle ilk sırada olan "Evolution of Dance"ı geride bırakmak üzere. Yoksa siz hala 100 milyon kez izlenen videosunu görmeyenlerden biri misiniz? Buradan izleyebilirsiniz. Sahneye ilk çıktığında insanlar dalga geçer gözlerle ona bakıyor, konuşurken alaycı gülüşmeler oluyor salonda. Ama şarkısını söylemeye başladıktan sonra ortalık yıkılıyor. Demi Moore izlediğinde gözyaşlarına hakim olamadığını söyledi. İtiraf edeyim benim de gözlerim doldu. Bu arada Acun "Var mısın Yok musun" için temaslara başlamıştır heralde!

24 Mart 2009 Salı

CARTEL 1 NUMARA

Köln'de doğup, büyüyen ve yaşayan Hakan adında bir kuzenim var. Benden 1 yaş büyüktür. Çocukluk ve gençlik dönemimizde klasik gurbetçiler gibi her yaz ailesiyle Türkiye'ye gelirdi. 4-5 haftalık dönemde O'na mahalle maçlarının ne demek olduğunu gösterirdim. Beraber saatlerce top peşinde koşardık. 88 Avrupa Şampiyonası sırasında ben kalede Van Breukelen, O Van Basten olurdu. 90 Dünya Kupası'nda o kaleye geçti Higuita oldu, bense Valderrama. Ancak yıllar geçtikçe yazları mahallede futbol oynama aşkım sürse de Hakan farklı ilgi alanlarına yöneldi. 90'lı yılların ortalarında giyim kuşamı değişmişti. Bol kotlar, üzerinde beyzbolcu formaları, ayağında Fila ayakkabılarla gezmeye başlamıştı. Walkman'inde ise adını sanını duymadığım zencilerin müziklerini dinliyordu. Bu müzik türünün adı Rap'ti. Benim o zamana kadar duyduğum 3 şarkıcı vardı, Vanilla Ice, Snow (Informer) ve Mc Hammer. Hakan fazla konuşmaz evde otururken bile kulağında walkmanle müzik dinler, elindeki defterine de grafiti yapardı. Gel zaman git zaman bana da bulaştırdı. Mahallede acidçilerle metalciler, sağcı solcular gibi kavga eder dadaşırlar, bense rap dinleyen biri olarak onlara komik gelir, uzaktan izlemekle yetinirdim. Lise döneminde millet Metallica, Guns N' Roses dinlerken ben Run DMC, Kris Kross, Public Enemy, Boyz II Men dinlerdim. Dalga geçerlerdi benimle, onlara göre "Olm ne işin var reple meple, saçma sapan zenci müzikleri"ydi; bana göre ise her konuda anlatmak istediğin şeyleri insanlara ulaştırmanın güzel bir yoluydu.

Allah'ım bu böyle mi gidecek, bu Rap Türkiye'de sevilmeyecek mi diye düşünürken kurtuluş yılım 1995 oldu. Lise 3'te okurken Cartel çıktı piyasaya. 1 numaraydı, Karakan'dı, Erci E'ydi, Evdeki Ses'di, Cinai Şebeke buluşup dolaşırız biz her geceydi. Günler geçtikçe yayıldı, benimle dalga geçen arkadaşlarım "Cartel 1 numara en büyük, cehennemden çıkan çılgın Türk" sözleriyle etrafta dolaşır olmuşlardı. "Seninkiler süper albüm yapmışlar, durmadan dinliyoruz" olmuştu artık. Evet Cartel benimkilerdi. Çok mutluydum, Public Enemy tişörtümden sonra Cartel tişörtümü de gururla giyer olmuştum. Cartel, 3 grubun bu isim altında Türkçe rap'i sevdirmek için biraraya geldikleri bir girişimdi. Sonrasında doğal olarak ayrıldılar, Erci E ve Karakan ayrı ayrı albümler çıkarttı. Ama tutmadı. Orhan Gencebay motifleriyle süslediler zaman zaman şarkılarını çok da güzel oldu. Onlar gibisi gelmedi bir daha. 1995'deki albüm efsanedir. Geçen yıl yeniden bir albüm çıkaracakları konuşuluyordu ama gerisi gelmedi. O yıllarla ilgili çoğunuzun söyleyecekleri vardır eminim.

Bu arada kuzenim Hakan Köln'de bir prodüksiyon şirketi kurdu yıllar önce. Gruplara albümler hazırlıyor ama işler kesatmış, mp3 herşeyi bozmuş.

5 Mart 2009 Perşembe

MICK JAGGER

Tarih: 19 Eylül 1998
Yer: Ali Sami Yen Stadı
Konser: Rolling Stones

Nice tarihlerin yazıldığı stadta o gece başka bir tarih yazılıyor. Eski Açık önünde sahne kurulmuş. Ben ve 3 sap arkadaşım da kapalı tribünün üst katında ortalarda yerimizi almışız. Hayatımdaki ilk ve tek stat konseriydi ama gittiğim en iyi konserlerden biriydi. Satisfaction'la çıktıklarında sahnenin sağına ve soluna yerleştirilmiş kulelerden çıkan alevlerin sıcaklığını hiç abartmıyorum yüzümüzde hissedip, Mick Jagger'la coşmaya başlamıştık. O zamana kadar rap ve hip hop dinleyen, Cartel'in piyasaya çıkmasıyla Türkçe rap'i de sevmeye başlayan ben, Rolling Stones'un sadece Satisfaction şarkısını bilmeme rağmen tüm şarkılarıyla eğlendiğim, hayatımın en güzel akşamlarından birini yaşadığım o konseri anımsadım Mick Jagger'ın bu gençlik fotoğrafını görünce. Bu anlatılmaz yaşanır konserin biletini halen saklarım.

19 Şubat 2009 Perşembe

DUFFY

Duffy Brit ödülleri 2009'da geceyi 3 ödülle kapattı. Favori Cold Play ise eli boş döndü. 24 yaşındaki Duffy geçen mart ayında çıkarmıştı Rockferry albümünü. Galli'den favori şarkımız "Mercy"dir. Kendilerinden vatandaşı Ryan Giggs için sağlam bir şarkı da beklentimizdir.

25 Aralık 2008 Perşembe

BABA N'APTIN KENDİNE YA!


"I'm BAD" diye diye ettin, yıllar yılı mahvettin kendini. Pop'un kralıydın acıların çocuğu oldun! Mahallemizin çocuğu Michael ağabeyin akciğer nakline ihtiyacı var ve hastalığından dolayı büyük oranda görme kaybı yaşıyor. Evde halıyı kaldırır zeminin üzerinde "moonwalker" yapmaya çalışırdım, annemden papara yerdim senin yüzünden. Sonra klibinde gördüm ayaktayken eğilerek yere paralel olmaya çalıştım, düştüm kafayı masaya vurdum senin yüzünden. Beceriksizdim, ne komiktim!


Allah sana şifa ve akıl versin!

10 Aralık 2008 Çarşamba

SON DÖNEMDEKİ FAVORİ ŞARKIM


The Ting Tings'ten "Shut up end let me go"