
7 Temmuz 2009 Salı
RONALDO VE KAKA'NIN FORMA SATIŞLARI

Ronaldo'nun taraftarla buluştuğu gün Santiago Bernabeu'daki kulüp mağazasında 3000 forma satmış Real Madrid. Bu sabah 2 saat içinde satılan forma sayısı ise 2000. Bu bir rekor. 85 euro'dan yaklaşık 425 bin euro yapar. 94 milyon euro - 425 bin euro= 93 milyon 575 bin euro. Ha gayret Florentino az kaldı Ronaldo'nun parasını çıkarmaya. :) Kaka'nın taraftarın karşısında çıktığı gün satılan forma sayısı ise 600.DREAMS THEATRE
Bu arada Sinan Kaloğlu Bochum'dan Hollanda ekibi Vitesse'ye transfer oldu.
Victor Valdes de Barcelona ile olan sözleşmesini 2014'e kadar uzattı.
SERVET & ZHIRKOV
Marsilya dil problemi yüzünden Servet'i almadı deniliyor. Deschamps "Savunmada oynayan futbolcu o ülkenin dilini konuşabilmeli, bu çok önemli" diyerek Diawara'yı Servet'e neden tercih ettiklerini açıkladı. Haklı da. Savunmanın göbeğinde oynayan son adam futbolcuların kaleci ve önündeki isimlerle anlaşabilmesi için o dili konuşabilmesi çok önemli, ama açıkçası öyle çok da gerekli değil. Bir de şöyle bir hikaye var.Bundan 3 yıl önce, 2006 Mayıs'ında CSKA Moskova, Rusya Kupası finalini kazandıktan sonra soyunma odasına Roman Abramovich girer. Tüm futbolcuları kutladıktan sonra Zhirkov'a yaklaşır ve kulağına eğilerek "Hemen İngilizce öğrenmeye başla" der. Zhirkov ise gülerek karşılık verir ve bu lafını pek dikkate almaz. 2009 Temmuz'u itibariyle sol bek Zhirkov, Abramovich'in Chelsea'sinin futbolcusu. Ve tek kelime İngilizce bilmiyor. Bunun sıkıntısını büyük ihtimalle yaşayacaktır.
Servet, Zhirkov kadar şanslı değildi, kalkıp da 3 yıl önce kimse ona Fransızca öğren demedi. N'apsın benim Servet'im!
MEVLÜT VE HOARAU FORVETİ
PSG, batı Fransa sahilindeki Port Crouesty'de yeni sezon hazırlıklarına devam ediyor. Bordeaux'nun Lyon'un 7 yıllık hükümranlığına son vererek şampiyon olması diğer takımlara da cesaret verdi. PSG de bunlardan biri. Guily, Makalele, Rothen, Kezman, Coupet gibi tecrübeli isimlerin yanısıra Mevlüt, Hoarau, Loris, Mulumbu ve diğer gençlerle bu yıl şampiyonluğun güçlü adaylarından biri olmak istiyorlar. Gol yollarında da takımda büyük bir rekabet olacağı kesin. Mevlüt Sochaux'dan eli güçlü olarak katıldı takıma. İstikrarlı, fiziği güçlü ve hırslı. Yeni takımında kendini göstermek için elinden geleni yapacaktır. Hoarau da Ligue 1'in geçen yıl yıldızı parlayan isimlerinin başında geliyor. Benzema kadar gol attı (17). Benzema da Real'e gidince geçenlerde Hoarau için Lyon 10 milyon euro teklif etti ama Parisliler kabul etmediler ve sözleşmesini 2013'e kadar uzattılar. Bu durumda forvet hattında Hoarau ve Mevlüt direkt 11 çıkar. Kezman ise geçen yıla oranla yedek kulübesindeki koltuğunu bu sezon daha fazla ısıtır. Sylvain Armand, Guily'e balık tutmasını öğretiyor kampta, hemen bir olta da Kezman'a verse iyi olacak.
2009-2010 FİKSTÜRÜ
Turkcell Süper Lig 7 Ağustos'ta başlıyor. 20 Aralık'ta ilk yarı sona erecek ve 2. yarı 22 Ocak'ta başlayacak. Sezon da 16 Mayıs'ta tamamlanacak.1. HAFTA
Manisaspor - Eskişehirspor
Sivasspor - Trabzonspor
Antalyaspor - Ankaraspor
Bursaspor - Kasımpaşa
Gençlerbirliği - Kayserispor
Diyarbakırspor - Ankaragücü
Denizlispor - Fenerbahçe
Gaziantepspor - Galatasaray
İstanbul BŞB - Beşiktaş
Ligin ilk haftası 5. haftada Ali Sami Yen Stadı'nda Galatasaray ile Beşiktaş arasında oynanacak. 10. haftada Kadıköy'de Fenerbahçe - Galatasaray, 13. haftada Beşiktaş ile Fenerbahçe karşılaşacak. Dengeli bir dağılım olmuş. 3 büyükler sezonun ilk yarısında birbirlerine konuk olacak.
DREAMS THEATRE



Gecenin yönetmeni ve sunucusu Florentino Perez açılışı yapar; "Stadyumların böyle dolduklarını müzik dünyasının önde gelen solistlerinin ya da gruplarının konserlerinde görürdük. Futbolun aktörlerinin yer aldığı futbol maçının dışındaki bir organizasyonda tribünlerin tıklım tıklım dolu olması gerçekten inanılmaz. Evet burası Santiago Bernabeu, burası düşler tiyatrosu. Hoşgeldiniz. Bugün sizlerin de merakla beklediği gibi "94 Milyon Euro'luk Adam" oyununun dünya premieri sergilenecek. Keyifle izleyeceğinizi tahmin ediyorum. Vakit kaybetmeyelim, hazırsa herkes şov başlasın!" Alkışlar yükselirken binlerce seyirciden, bir basın mensubu heyecanlı bir şekilde atmosferi seyircilere aktarmakta. "İyi geceler, Madrid tarihi gecelerinden birini yaşıyor. Salonda 85 bin izleyici, bu sahnede ilk kez başrole soyunan bir isim Cristiano Ronaldo, oyuncuyu izleyen ve değerlendirmek üzere bekleyen iki tiyatro duayeni Eusebio ve Di Stefano ve bu şovu yöneten adam Florentino Perez. Bu premier için günlerdir hazırlandılar ve bizleri de hazırladılar. Günler öncesinden yerlerini ayırtan ve saatler öncesinden kuyruğa giren seyirciler bu premier'i izleme şansına sahip oldukları için bir hayli heyecanlılar. Bakalım izleyiciler umduklarını bulabilecek mi?"
Derken ışıklar sönüyor, başrol oyuncusu beliriyor sahnenin köşesinde. Spotlar onun üzerinde. Kalabalığı gören oyuncu heyecanını gizlemekte oldukça zorlanıyor. Çocukluğundan beri bu anın hayalini kurmuştu çünkü, ama bu an onun hayallerinden kat be kat daha fazla, daha büyük. Arkasında onu destekleyen iki duayen bile şaşkın. Böyle bir kalabalığı görmeyeli yıllar olmuştur onlar için. Ama şaşkınlıklarını gizleyip oyuncuya destek vermeliler. Sırtını sıvazlayıp onu sahnenin ortasına doğru yolluyorlar. Bir anda sahnenin tüm ışıkları yanıyor ve şov başlıyor. En iyi yaptığı işlerden birini, meşin yuvarlağa olan hakimiyetini sergiliyor dakikalarca binlerce Madridista'ya. Mest oluyor 85 bin kişi. Oyun kusursuz bir şekilde sona eriyor. Hep birlikte ayakta alkışlıyorlar. Paralarının karşılığını aldıkları için mutlular. Perez de sahneye çıkıyor ve ikili seyircileri selamlıyor. Ronaldo düşünü gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşarken Madrid taraftarlarının gözünde bir anda daha da büyüyor. Çünkü şovun yönetmeni böyle istiyor. Büyü Ronaldo daha da büyü! Seni çok sevmeliler, daha çok sevmeliler hatta sana tapmalılar! Tapmalılar ki her oyunda bu salon tıklım tıklım dolsun! Kendilerini senin yerine koysunlar, senin gibi olmak istesinler! Eğer senin gibi olurlarsa onları da böyle bir şovun beklediğini bilmeliler ve şov mutlaka devam etmeli! Öyle de olacak gibi. Çünkü seyirciler imza alabilmek için birbirleriyle yarışırken yanlarındakine şöyle diyorlar, "Çok güzeldi, gerçekten çok güzeldi. Bir kez daha gelmeliyim, mutlaka yine izlemeliyim."
Basın mensubu ise kapanış anonsunu yapmakta bu sırada, "Seyirci sayısı sezon sonuna kadar milyonları bulacak gibi. Gerçekten herşeyiyle mükemmeldi. Şimdi akıllarda şu soru var. Başrol oyuncusu rolünün hakkını sonuna kadar verebilecek mi? Şımarmaması, bu sahnenin tarihine uygun şekilde performansını sergilemeye devam etmesi gerekiyor. Çünkü Madrid'li seyirciler bu konuda çok tecrübeli ve eğer günün birinde beğenmemeye başlarlarsa onu çıkardıkları gibi indirmesini de iyi bilirler. Bunun için de sadece beyaz mendillerini sallamaları yeterli. Ben Ali Okancı, iyi geceler!"
Son görev ise gecenin sunucusu Perez'e düşüyor. "Hepinize çok teşekkürler. Umarım beğenmişsinizdir ki beğendiğiniz her halinizden belli. Bir sonraki oyun ayın 20'sinde Dublin'de. Ama merak etmeyin buraya daha birçok kez uğrayacağız. Başrol oyuncumuz Ronaldo'nun sahne kostümlerinin benzerlerini hemen çıkıştaki mağazamızdan satın alabilirsiniz. Birçok ürünümüz sizi bekliyor. Görüşünceye dek hoşçakalın!"
FAUBERT VE DI STEFANO
6 Temmuz 2009 Pazartesi
POULSEN DE HANIMKÖYLÜ
Fenerbahçe günlerdir Poulsen'i kovalıyor. Çok da iyi bir para teklif ediyor sarı lacivetliler. Ancak kararı verme yetkisi Poulsen'den çok, son dönemde birçok futbolcudan alışık olduğumuz üzere eşinde. Eski takımı Schalke'nin de devreye girdiği ve Fenerbahçe kadar iyi bir teklif yaptığı söyleniyor. Ancak Poulsen'in eşi Danimarka'lı futbolcunun Juventus'ta kalmasını ve Türkiye'ye kesinlikle gitmemesini istiyor. Sinir bozucu bir durum gerçekten. Yıllarca futbolcunun kulübü ve menajeriyle uğraşmak zorunda kalan yöneticiler son dönemde ikna edilmesi gerekenler listenin başına eşleri yazmaya başladı. Hatta menajerler bile melek oldu bu kadınların yanında. First Lady edalarıyla kocalarının ya da sevgililerinin kararlarında son derece etkili rol oynayan bu kadınlar sanıyorum transfer yapmak isteyen yöneticilerin de en sevmediği kişiler. Mesela Yıldırım Demirören sunduğu şartlardan dolayı Aida Yespica'dan nefret ediyor olabilir(Yespica'dan nefret de edilmez ya). Fenerbahçe'li yöneticiler baktılar olmuyor Poulsen'e kararını vermesi için 24 saat süre vermişler.
CRISTIANO RONALDO OLMAK
Blogta yeni bir uygulamaya başlayalım. Arada sırada açacağım postlarda Cristiano Ronaldo olmak, Arda Turan olmak, Aziz Yıldırım olmak, Adnan Polat olmak, Yıldırım Demirören olmak vs. başlıkları olacak. Bu postlarda sizlerden arzu ettiğim, futbol ve spor camiasının popüler aktörleri gibi olmak için nasıl olmak ve ne yapmak lazımı gerek gerçekçi gerekse esprili bir yaklaşımla herkes sadece bir madde yazacak şekilde yorumlamanız. Örneğin, Cristiano Ronaldo olmak başlığı altında, "Kulağınızda pembe bir gül, altınızda daracık bir şortla havuz başında poz vermelisiniz" gibi. Evet zannediyorum Cristiano Ronaldo size vereceği malzeme ve bugünün önemi itibariyle başlamak için iyi bir isim. Bakalım ortaya eğlenceli şeyler çıkacak mı? Haydi rastgele!
FUTBOLDA YENİ MODA
Yeni çıkan bir albüm, yeni çıkan bir video oyunu ya da konsolu, yeni açılan bir elektronik mağazası, bir konser, Wimbledon tenis turnuvası ya da herhangi bir spor karşılaşması vs. Birçok kez bu yukarıda saydıklarımıza ilk sahip olanlardan ya da çıplak gözle izleyenlerden biri olmak için geceden itibaren kuyruğa girenlere tanık olmuştuk. Futbolda şimdi buna benzer bir moda var. Daha doğrusu bu modayı yeniden canlandıran bir takım var. Napoli'nin Maradona'yı transferinin ardından yıllar sonra Real Madrid kulübü Perez öncülüğünde bu modayı tekrar yaşatmaya başladı. Transfer edilen dünyanın en büyük yıldızlarının Santiego Bernabeu'da tanıtılması ve bu törenin binlerce taraftar tarafından tribünden izlenmesi. Kaka'nın şovunda tribünleri 50.000'i aşkın kişi doldururken bu akşam ise Ronaldo'yu 80.000 taraftarın desteklemesi bekleniyor. Real Madrid'de kız erkek, genç yaşlı birçok taraftar saatler öncesinden Bernabeu mabedinin kapısında beklemeye başladı. Dün geceden itibaren İspanya'nın çeşitli şehirlerinden yola çıkarak Madrid'e gelen ve sabahın ilk saatlerinden itibaren kuyruğa girenler yeni yıldızlarını yakından görebilmek için heyecanlanıyor. Perez, yeni transferlerini bir pop ikonu gibi sunuyor tüm dünyaya. Onları daha da yüceltiyor, taraftarların gözünde ulaşılması güç birer yıldız haline getiriyor. Buna isterseniz abartı deyin, isterseniz zekice bir pazarlama taktiği. Ama Ronaldinho'nun Nou Camp'ta 20 bin, San Siro'da 40 bin, Henry'nin Nou Camp'ta, Beckham'ın LA Galaxy'de 8 bin kişi tarafından karşılandığını düşünürsek Madridista'ların bugünlerde en mutlu taraftar grubu olduklarını ve kulübe para kazandırmak için sabırsızlandıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.
5 Temmuz 2009 Pazar
REKORLARIN ADAMI FEDERER
Destansı bir finalin ardından Andy Roddick'i 5 set sonunda 3-2 yendi ve kariyerindeki 15. grand slam zaferine ulaşarak Pete Sampras'ın rekorunu tarihe gömdü. Sadece bununla da kalmadı, Wimbledon'ı 6. kez kazanarak Bjorn Borg ve Lawrence Doherty'nin 5 şampiyonluk rekorlarını da geçti. Bu zaferle Nadal'a bıraktığı 1.'lik koltuğuna da tekrar oturdu. Tabii Wimbledon'a katılamayan Nadal olsaydı ne olurdu o da ayrı bir konu ama Federer kariyerinde düşüşe geçti diyenleri yanıltarak Grand Slam şampiyonluklarına bir yenisini daha ekledi.
TONI STRES ATIYOR

Bayern Münih, Real Madrid'den sonra transfer döneminde en fazla para harcayan takımların başında geliyor. Galatasaray'la da benzer bir özellikleri var. O da forvet bölgesindeki oyuncu sayısının çokluğu. Mario Gomez ve Ivica Olic transferleri ve altyapıdan gelen 20 yaşındaki Thomas Müller ile ileri uç bir hayli zenginleşti. Mevcut isimler Klose ve Toni ile yeni katılanlar arasında bir forma savaşı olacağı kesin. İtalyan basını 32 yaşındaki Toni'nin bu anlamda şansının az olduğunu ve bu yüzden çizmeye dönebileceğini iddia ediyordu. İtalyan'ın ise dönmeye niyeti yok. Bayern'de ne olursa olsun mutlu olduğunu, ayrılmaya niyeti olmadığını açıkladı. Takım toplanmasına rağmen ise Konfederasyon Kupası nedeniyle izinli olan Toni bugünlerde Sardunya'da Martha'sıyla stres atıyor.
RONALDO İÇİN GERİSAYIM
4 Temmuz 2009 Cumartesi
3 Temmuz 2009 Cuma
GÜNÜN TRANSFER HABERİ
Transferde kısır geçen günün en önemli haberi olarak Michael Owen-M.United ilişkisi ön plana çıktı. Tamamiyle büyük bir sürpriz. 29 yaşındaki Owen M.United'ın futbolcusu olmaya çok yakın. Bugün sağlık kontrolünden geçiyor. Son yıllarda üstüste sakatlıklar yaşayan Owen için M.United yeni bir başlangıç olabilir. Bedelsiz olarak transfer olacak. Bu yüzden Ferguson için göze alınabilecek bir risk olarak kabul edilebilir.Doğal olarak akıllarda Owen'ın sakatlık geçmişi var. Real Madrid'ten Newcastle'a transfer olduğu 2005 Ağustos'undan sonra kariyeri tam bir kabus gibi geçti. Hemen hemen her sene sakatlıklar yaşadı ve bu sakatlıklar kendisini uzun süreler sahalardan uzak tuttu. Sakatlanmadığı yer kalmamıştı neredeyse, diz ve ayak tarak kemiği sakatlıkları, fıtık rahatsızlığı, kalçasında sorun yaşadı, hatta geçen sezon başında kabakulak bile oldu. İngiltere'nin narin futbolcusuydu Owen. Newcastle'ın sezon ortasında sözleşme yenileme teklifini geri çevirdi, yaklaşık 10 gün önce de bu düşüncesini yineledi. Küme düşen ve kendisine uğursuz gelen Newcastle'da oynamak yerine başka bir premier lig kulübünde ya da yurtdışında oynamak istediğini açıklamıştı. Menajerlik şirketi de Owen ile ilgili hazırlattığı 32 sayfalık bir dosyayı onu transfer etmeyi düşünen potansiyel kulüplere yolladı (Buradan bakabilirsiniz). Haftabaşında Everton, Newcastle'dan haftalık 120.000 sterlin alan Owen'a haftalık 50.000 sterlin önerdi. Owen kabul etmedi. İki gün önce de Blackburn ile adı geçti ancak teknik direktör Sam Allardyce'ı Owen'ın yaşadığı sakatlıklar korkuttu, vazgeçildi. Dün geceden itibaren ise M.United devreye girdi. United'ın ne kadar ödemeyi kabul ettiği ya da sözleşmenin ne kadar bir süre için olacağı konusunda net bir bilgi yok ancak oynayacağı maç sayısı, atacağı goller ve kazanacağı kupalara orantılı olarak 29 yaşındaki golcüye teşvik edici bir takım ödemeler yapılacağı söyleniyor. Karim Benzema transferinde Real Madrid'e yenilen United'ın bu hamlesi biraz acele gibi gözükebilir. Ancak Owen'ın kendi jenerasyonunun en iyi golcülerinin başında geldiğini kabul etmek gerekir. Fransa 98'de henüz 18 yaşındayken Arjantin'e attığı gol halen akıllarda. Yine de ilk olarak Owen'ın United'ın doktorlarını sağ dizinin iyi olduğu konusunda ikna etmesi gerekiyor.
Yenileme: Ve Michael Owen M.United'ta. Bedelsiz olarak 2 yıllık sözleşme imzalandı. İngiliz kulübünden "Oynadığın kadar kazan" sistemine göre para alacak. HALDUN ÜSTÜNEL İLE BİR GALATASARAY MUHABİRİNİN TELEFON KONUŞMASI *
Galatasaray'da son 2 yılda yapılan transferlerde başaktör olan yönetici Haldun Üstünel'in bu sezon da yapılan transferlerin altında imzası var. Rijkaard ve Abdul Kader Keita transferlerinde muhabirleri ve doğal olarak basını terse yatıran Haldun Üstünel ser veriyor sır vermiyor. Avrupa'da Üstünel kadar transfer operasyonunu gizli yürütebilen yönetici sayısı çok az. Ve Üstünel önümüzdeki hafta bir transfer daha patlatmaya hazırlanıyor. Galatasaray muhabirlerinden Temel bunun farkında ve telefonla Üstünel'in ağzından bilgi almaya çalışıyor.Haldun Üstünel: Alo!
Temel: Haldun ağabey iyi günler ben Temel.
Üstünel: Aaa Temel nasılsın?
Temel: İyi olmaya çalışıyorum, pek iyi sayılmam.
Üstünel: Hayrola n'oldu? Karadeniz de gemilerin mi battu?
Temel: Daha ne olacak? Resmen bize sağ gösterip sol çakıyorsunuz transferlerde.
Üstünel: Nerden çıkarıyorsun Temel. Ben size sağ göstermiyorum ki sol çakayım. Sağı gösteren sizsiniz kendi kendinize. Masa başında kafanızdan adam uyduruyorsunuz. Yok Schuster'miş, yok Ramos'muş, yok Govou'ymuş vs. Nerden buluyorsunuz bu isimleri anlamıyorum?
Temel: Ama napalım Haldun ağabey, Madrid'e gittiğinizi öğreniyoruz. Size sorduğumuz da söylemiyorsunuz. Biz de Madrid'de kim var, kim olabilir diye düşünüp toto oynuyoruz. Olabilecek isimleri de yazıyoruz. Hiç mi birşey yazmayalım?
Üstünel: Sen de haklısın Temel. Ama daha önce de yaşadık böyle şeyleri, isim verince size yazıyorsunuz sonra transfer işi zora giriyor. Aziz Yıldırım bıraktıktan sonra Fenerbahçe'yi söz her türlü ismi açıklayacağız size.
Temel: Ohhh Ohhh 3 sene daha isim yok yani.
Üstünel: Eee yani!
Temel: Anladım Haldun ağabey. Bak ne diyeceğim! Almanya'daymışsın galiba, bir sağ bekle görüşüyormuşsun.
Üstünel: &/(%(=?^'+&/(=
Temel: Alo orda mısın Haldun ağabey?
Üstünel: Burdayım.
Temel: Sağ bek diyorum Almanya diyorum.
Üstünel: (//+^'+%/))=??)(
Temel: Ya Haldun ağabey ne güzel konuşuyorduk. N'oldu bir anda transfer sorunca hemen başka bir boyuta geçtin yine.
Üstünel: Sorma boşuna söylemem.
Temel: Ama ağabey bak zor durumdayım. Müdür durmadan sıkıştırıyor, fırça üstüne fırça yiyorum. Bu transferi de önceden yazmazsam mahvolurum.
Üstünel: ......
Temel: Ya Haldun ağabey n'olursun konuş, gözünün çapağını yiyim konuş. Bari Almanya'da mısın onu söyle!
Üstünel: (/%%+%+/?=)&+^
Temel: Ya Allah'ım kafayı yiycem. Haldun ağabey baş harfini söyle bari adamın!
Üstünel: ?)/(&%^%/()
Temel: Nereli bari hangi ülkeden?
Üstünel: (&%^+%&/)(=?%^'
Temel: Yaaaaaa çıldırtma be ağabey beni n'olursun! Kaç yaşında onu söyle!
Üstünel: &/%^^'%&()=??
Temel: Ya n'oluyo be söyle diyorum. Söyleeeeeeeeeee! Söyliyceksin işte.
Üstünel: Ayıp oluyor ama Temel, bak yıllardır arkadaşlığımız var Florya'da. O yüzden saygı gösteriyorum kapatmıyorum yüzüne.
Temel: Haklısın Haldun ağabey bir an için kendimi kaybetmişim. Sakinleştim tamam, iyiyim, kendimdeyim. Bak ne diyeceğim. Daha önce oynadığı takım hangisi?
Üstünel: (/&+^^'%&/())=?
Temel: (İç ses başlar) Allah'ım ya adama bak. Transfer dışında ne güzel konuşuyoruz adamla, ama transfer sorunca adam dut yemiş bülbüle dönüyor. Başka bir boyuta geçiyor. Ne ketum adammışsın be! (İç ses biter) Ya tamam Haldun ağabey ben pes ettim. Seninle .idik yarışına giremeyeceğim. Haklısın senin ağzından transferi öğrenmek imkansız. Bu yüzden o koltukta oturuyorsun ve işini de iyi yapıyorsun. Saygı duymaktan başka çarem yok. Ama yarın öbür gün kapıya koyarlarsa beni, senin kapını çalacağım anında haberin olsun.
Üstünel: Olmaz olmaz birşey sen rahat ol.
Temel: İnşallah! İyi ben kapatıyorum o zaman.
Üstünel: İyi.
Temel: Tamam o halde.
Üstünel: Tamam Temelciğim.
Temel: Tamam.
Üstünel: Okey. Görüşürüz.
Temel: Görüş... Ya Haldun ağabey allahaşkına kim bu adam yaaaaaa!
Üstünel: Öptüm, byeeeeeeee!
Temel: Aloooo dur kapatma. Bitti mi transfer bitti miiiiiiii?
Üstünel'in telefonu: Bip bip bip...
*Muhabirin adı ve bu telefon konuşması tamamen hayal ürünü olup sadece Haldun Üstünel'in ağzının ne kadar sıkı olduğunu ve yürüttüğü transfer işlerini sır vermeden yaptığını gösterme amaçlıdır.
Etiketler:
telefon konuşması
2 Temmuz 2009 Perşembe
LYON'LU KEITA GALATASARAY'DA
Batan geminin malları bunlar. Gel vatandaş. Şaka bir yana kimsenin battığı yok ama Lyon golcüleri birer birer gönderiyor. Benzema Real Madrid'e gittikten sonra Fildişi Sahilli Abdul Kader Keita da Galatasaray ile 3 yıllık anlaşmaya vardı. Galatasaray yönetiminin Varan 3'ü oldu. Yine sağ gösterip sol çaktılar. Rijkaard ve Gökhan Zan'dan sonra genelde kimsenin beklemediği bir transfer oldu. Herkes Govou Govou derken, Keita çıktı kutudan. Bu transferi de yine Galatasaray'ın resmi sitesinden öğrenmiş olduk. Baros ile 2007-2008 sezonunda aynı kadroda yer aldılar. 2 yıl önce Lille'den 18 milyon euro karşılığında gelmişti Lyon'a. Ama beklentileri karşılayamadı ve satmayı düşünüyorlardı. Hatta bugün bir Fransız gazetesinde okuduğum makaleye göre, Lyon 10 milyon euro civarında bir para getirene Keita'yı vermeyi düşünüyormuş. West Ham, Everton ve Roma'nın da ilgilendiği söyleniyordu. Haldun Üstünel işi bitirmiş gibi gözüküyor yine. Bu parayı verdiyse Galatasaray kafamda bir soru işareti belirmedi değil ama. Gerçi aşağıdaki videoyu izleyince bu soru işaretleri biraz dağıldı. Bu videoların menajerlerin kulüp başkanlarını etkilemek için en iyi görüntülerden hazırladıkları videolar olduklarını biliyoruz. Ama Keita'nın kumaşı oldukça kaliteli, adam Cristiano Ronaldo gibi! Lille'de golcü olarak değil de daha çok bir kanat oyuncusu gibi, bir ortasaha gibi oynamış; hızlı, kolay adam eksiltebilen, top hakimiyeti yüksek, her iki ayağını da kullanabilen bir futbolcu. Ver topu gitsin!..1 Temmuz 2009 Çarşamba
PEREZ: PARA KÖPEĞİNİZ OLSUN
Ünlü bir İngiliz atasözü vardır, "Ben ucuz mal kullanacak kadar zengin değilim" der. Bizde de var buna benzer bir söz, "Ucuz etin yahnisi yavan olur" derler. Real Madrid Başkanı Florentino Perez'in de bunlara benzer bir sloganı var, "En pahalı şeyler en ucuzdur". Evet Forbes'un son zenginler listesinde 397. sırada yer alan Perez söylüyor bunu. Birçoğuna göre kara para aklıyor, birçoğuna göre kulübe harcadığı paraların karşılığını fazlasıyla aldığı için tekrar bu işin içinde ve yine birçoğuna göre ise o sadece gerçek bir Real Madrid aşığı. Ünlü işadamı, milenyumun başında geçtiği eflatun beyazlıların başında bembeyaz bir sayfa açmıştı. İlk işi ezeli rakiplerinin en büyük yıldızlarından Luis Figo'yu Madrid'e getirerek Los Galacticos'un seyir defterini açmak oldu. Ardından her sezon 1 yıldız sloganıyla Zidane, Beckham, Ronaldo, Owen, Robinho ve diğerlerini paraya pula acımadan Real Madrid'in kadrosuna kattı. Harcanan bir ton paranın karşılığında lig şampiyonlukları, Avrupa'da şampiyonluklar yaşadı. Zidane kariyerinin en verimli çağını İspanya başkentinde geçirdi ve taraflı tarafsız herkesin hayran olduğu ve saygı duyduğu bir adam oldu. Ama herşeyden önemlisi kulübü, futbolun evrenselleştiği dönemde daha geniş pazarlara açtı. 6 yıllık iktidarında Real Madrid'in gelirleri 100 milyondan 300 milyon euro'ya çıktı. Dünya çapında Real Madrid en sağlıklı kulüpler arasında 18.'likten 1.'liğe yerleşti. Ve unutmayın, Perez bunları paraları akıttığı yıldızları olmadan yapamazdı.
1 Haziran 2009 itibariyle de Los Galacticos'un 2. dönemini resmen başlattı. Şimdi yine aynı mantıkla hareket ediyor. Ancak tek bir farkla, seçilmeden önce verdiği vaadlerde her sezon 1 yıldız yerine, dünyanın en büyük isimlerini hemen takıma katacağını ve bunun için 300 milyon euro ayırdığını açıklamıştı. İnanılmaz bir rakam. Neredeyse Türkiye'deki tüm kulüplerin bütçesine eşdeğer. Bu para nereden geliyor, açmakta fayda var. 100 milyon euro'su bankadan Perez'in şahsen aldığı kredi yani borç. 100 milyon euro'su kulübün zaten bu sezon transfere ayırdığı miktar. Kalan 100 milyon euro'nun ise takımdan gönderilecek isimlerden gelmesini bekliyor. Perez şu ana kadar 219 milyon euro'luk transfer yaptı. Ronaldo (96), Kaka (65), Benzema (35), Albiol (15), Negredo (5) ve Pellegrini (3) transferlerine 219 milyon euro ödemeyi kabul etti. Bunların ne kadarını şu ana kadar ödedi, bunu Perez'in muhasebecileri biliyor. Ama Ronaldo ve Kaka'nın bonservislerini M.United ve Milan'ın banka hesaplarına yatırdığına dair bir söylenti var. Bu durumda geriye Perez'in harcayabileceği 81 milyon euro kaldı. Geçmiş yıllarda savunmaya adam almadığı için eleştirilen Perez, Albiol'un ardından Xabi Alonso ve Arbeloa transferleriyle Liverpool kulübünün de kasasını doldurup kotasını doldurmayı planlıyor. Herşey bittikten sonra Perez kulübün gelirini gelecek sezon sonunda 400, 2011'de ise 500 milyon euro'ya çıkarmayı planlıyor. Bunu nasıl yapacak peki? Real Madrid, Barcelona ve M.United gibi büyük kulüplerin gelir kapılarını çoğumuz biliyoruz. Stadyum hasılatları, bol sıfırlı sponsorluk ve tv yayın gelirleri. Perez'in Real Madrid'inin bu 3 gelir kaleminde de tavan yapacağı ortada. Bu kadar çok yıldızı aynı takımda izlemeyi ve bundan reklam sektöründe yararlanmayı kim istemez ki? Geleceği görmek için müneccim olmaya gerek yok. Perez'in harcamaları sayesinde İspanya Ligi tüm dünyada daha fazla izlenmeye başlayacak ve değeri de buna paralel olarak artacak.
Bu kadar para harcadıktan sonra başarılı olur ya da olmaz bunu Allah bilir. Ama kurduğu kadro kim ne derse desin heyecan verici. Çoğumuz hadi artık La Liga başlasın diye dua ediyoruz. Her haftasonu kimseyle randevulaşmadan ekran başında koltuğa mıhlanıp Real Madrid'in maçlarını izlemek için sabırsızlanıyor, Barcelona-Real Madrid maçlarını iple çekiyoruz. Herşeyden önce Perez gibi bir başkan İspanyol futbolu için bir değer. İngiltere premier liginin ortalığı silip süpürdüğü son 3 yılda geriye düşen İspanya liginin tekrar şahlanması ve liderlik koltuğuna oturması için bulunmaz bir nimet. Onun sayesinde günlerdir Real Madrid'i konuşuyoruz. Süper bir sezon geçiren ve 3 kupa kazanan yüzyılın en başarılı takımlarından biri olan Guardiola'nın Barcelona'sı medyada kendine son 1 aydır daha aşağılarda yer bulmaya başladı. Perez 1 ayda hedefinin bir kısmını böylece gerçekleştirmiş oldu. Sıra yavaş yavaş yıldızlarının sahaiçinde göstereceği performansa geliyor.İnşaatçı Perez biliyor ki, en iyi ve en pahalı tünel delme makinesini alırsa kayaları daha çabuk ve daha düzgün bir şekilde delip, projesini çok daha kolay bitirebilir ve bunun geri dönüşünü daha sağlıklı alabilir. Futbol dünyasına da işte aynen bu mantıkla yaklaşıyor Perez. Ama bu kez karşısında delip geçmesi oldukça sert bir kaya var; Laporta, Guardiola ve Messi'nin Barcelona'sı...
TAŞ GİBİ BAYERN
Bayern Münih'in yeni transferleri. Başta Van Gaal olmak üzere taş gibi bir takım oldular.Soldan sağa;
Ayaktakiler: Thomas Müller (Altyapıdan yetişen 20 yaşındaki golcü), Holger Badstuber (Altyapıdan yetişen 20 yaşındaki defans oyuncusu), Louis Van Gaal, Mario Gomez ve Anatoliy Tymoshchuk.
Aşağıdakiler: Ivica Olic, Edson Braafheid (Twente'den gelen Surinam'lı defans oyuncusu), Alexander Baumjohann (M'Gladbach'tan gelen 22 yaşındaki orta saha oyuncusu), Daniel Pranjic (Heerenveen'den gelen 28 yaşındaki Hırvat orta saha oyuncusu) ve Andreas Görlitz (2 sezon sonra tekrar Bayern'e döndü)
Bir de Bayern kadrosu dizmeye çalışalım, ama inanın çok zor özellikle ortasaha ve forvet.
Rensing (Butt)
Lell, Lucio, Demichelis (Braafheid), Lahm
Tymoshchuk (Van Bommel)
Hamit, Schweinsteiger, Ribery
Toni (Klose), Gomez (Olic)
KARIM BENZEMA REAL MADRİD'DE
35 milyon euro karşılığında Perez'in Kaka, Ronaldo ve Albiol'den sonra 4. transferi oldu. Resmi açıklamayı bugün yarın yaparlar. Heyecan verici, kağıt üstünde çıkın kafanıza göre takılın deseler her maçı alabilecek kapasitede duran bir kadro. Ama Pellegrini'nin işi zor olacak. Yepyeni bir kadro, uyum sorunu ne kadar yaşarlar bilemiyorum ama takımın ağası Raul'un yeni düzenle ilgili bir çift lafı olacaktır Pellegrini'ye. Kadro aşağıdaki gibi mi olur, artık bu da Pellegrini'nin güzel bir sorunu olarak bir köşede dursun. Casillas
Ramos, Albiol, Pepe, Marcelo
Lassana
Ronaldo, Kaka, Robben
Raul, Benzema
ya da
Casillas
Ramos, Albiol, Pepe, Marcelo
Lassana, Gago
Ronaldo, Kaka, Benzema
Raul
David Villa-Barcelona flörtü ne durumda peki? İspanyol gazetelerinin bir toparlamasını yaparsak eğer, sportif direktör Txiki Begiristain yanına futbol direktörü Raul Sanllehi'yi alıp kuzey İspanya'daki Asturias'a çıkarma yapmış. Villa'nın tatilini geçirdiği evine 10 dakika mesafadeki bir restoranda menajer Jose Luis Tamargo ile buluşmuşlar. Bir süre sonra Villa da onlara katılmış. Hem Barcelona hem de Real Madrid'le kişisel anlaşması bulunan Villa yıllık 5.5 milyon euro net istemiş. Tarafların anlaşmaya vardığı sadece sözleşmenin 4 ya da 5 yıl olması konusunda nokta koyamadıkları söyleniyor. Benzema'nın transferiyle Perez, Villa defterini kapattı zaten. Şimdi top Valencia Başkanı Manuel Llorente'de. Menajer Tamargo, Başkan Llorente'yi Barcelona'nın 40 milyon euro'luk teklifine ikna edebilirse Villa gelecek sezon Katalanların formasını giyecek aksi halde yine Valencia'da olacak.
BEŞİKTAŞ'IN FERRARİ'Sİ
Genoa'nın stoperi Matteo Ferrari hayırlı olsun Beşiktaş'a. Hakkında çok detaylı bilgiye sahip olmasam da Roma'da oynarken birkaç maçını anlatmıştım. Fiziğinin güçlü olduğunu söyleyebilirim. Hava toplarında etkilidir ve oyuna topu iyi sokar. Siyah beyazlılara naçizane Gökhan Zan'dan daha faydalı olacağına inanıyorum. Ayrıca sevgilisinin Venezuella'lı Aida Yespica olduğunu biliyorum. Aron adında bir de oğulları var. İnönü tribünlerinde Yespica'yı görmek ilginç olacaktır. Ayrıca Michael Fink atar Matteo Ferrari ile artık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

