14 Ocak 2010 Perşembe

BİR İHALE DAHA GEÇTİ

Türk futboluna, futbolseverine herşeyden önce hayırlı olsun. Olsun ama benim açıkçası pek fazla umudum yok. Neler yaşadım, neler oldu bugün, onlardan bahsedeyim sizlere. Bu tarihi ihaleyi bizzat yerinde çıplak gözle takip ettim. 11:00'da başlayacak ihale için 09:30'da TFF'nin İstinye'deki binasında hazır oldum. Arabadan indikten sonra kapıda karşıma ilk çıkanlar TRT Spor Servisi'nin ağır topları oldu. Hem kişiliklerini çok sevdiğim hem de işlerini iyi yaptıklarını düşündüğüm Spor Müdürü Yalçın Çetin ve Stadyum'un sunucusu Erdoğan Arıkan. Baktım Yalçın ağabey elinde içi muhtemelen belgelerle dolu olan bir çantayı sıkı sıkı tutuyor. Pis pis sırıtarak "Ne o Yalçın ağabey, hazır mısınız? Nasıl olacak?" diye sordum. Kendine has o tok sesiyle "Ne olacak Alicim, hayırlısı olacak inşallah" dedi. İnşallah ağabey dedim ve binadan içeri girdim, görevliler beni ihalenin yapılacağı salona aldılar. Salona bir gittim ki, anam o da ne? Burası mı dedim yer? Yahu burası bizim evin salonundan biraz daha büyük o kadar. Napalım Alicim dedi görevli arkadaşlardan biri. "Sen buranın eski halini görseydin. Burası milli takım hocalarının çalışma yeriydi aslında, bu hale getirmek için çok uğraştık" dedi. İsabet olmuş dedim nasıl olsa hoca da yok takımın başında, boş durmasın iyi olmuş. Bir kenarda canlı yayın ekipleri kabloları çekmek için birbiriyle yarışıyor, diğer tarafta kameramanlar yer kavgası yapıyor. "Ya kardeşim 2-3 cm geri gitsene kadrajıma giriyorsun." "Yok yasakmış gidemem, Zeki (Çol) ağabey böyle dur arkaya daha fazla gelme" dedi. "Aman be kardeşim dur sen 2-3 cm'den birşey çıkmaz" dedim ve orada bizim kameraman Eray için bir alan açtım. 21 tv kanalı canlı yayın için akreditasyon yaptırmış. Kim nereyi bulduysa yayın için kuruluyor. Biri bir odanın içinde, diğeri başka bir odada, büyük bir çoğunluk da ihalenin yapılacağı salonda. Görseniz tv çalışanları partisi var sanki, her odada birileri. Hangi odaya girseniz biri elinde içki tutar gibi mikrofon tutuyor, yayın yapıyor.

Neyse efendim dedim ki Eray'a. "Eraycım boşver öyle herkes gibi sabit durmayalım biz, al kamerayı omzuna. Salonun içinde dolaşalım, şu masaya şu, şuraya şunlar oturacak diye başlayıp ihalede izlenecek süreci anlatalım." Bildiğiniz gibi şartname alan 5 firma vardı. Baktım masa sayısı 4, otomatikmen biri çekilmiş. Sonra baktım masalardan birine Digiturk, diğerine Türk Telekom isimliği koydu bir görevli. Ahanda dedim ihaleye bu iki firma girecek demek ki. Görevliye bunlar böyle mi oturacak dememe kalmadı, onun üstü olan bir görevli geldi kaldırdı isimlikleri. Varsın kaldırsın iş işten geçmiş ben ilk tüyoyu almıştım bile. Neyse bağlandım stüdyodaki Okay Karacan ve Hakan Can'a, anlattım mevzuyu.

Saat 11:00 oldu herkes yerini aldı. Baktım TRT de geldi ama bir masa daha boş kaldı. Hımm NTV ve D-Smart vazgeçti demek ki. O ufak salonda siz deyin 100, ben diyim 200 kişi biraraya geldik. Digiturk tarafına baktım şirketin en ağır topları gelmiş, Çukurova Yönetim Kurulu Başkanı Mehmen Emin Karamahmet, Digiturk Genel Müdürü Ertan Özertem ve Digiturk'ün %46,7 ortağı olan Providence Equity şirketinin Avrupa direktörü John Hahn. Türk Telekom tarafının kadrosu ise zayıf. Pazarlama ve İletişim'den sorumlu Başkan Erem Demircan ve Hukuk bölümü Başkanı Dr. Mehmet Kömürcü. Digiturk kadrosu ağzına açmadan, daha rakam vermeden 1-0 önde başlıyor yani maça. TFF 1. Başkanvekili Lütfi Arıboğan ihale sürecinden bahsetti ve ardından başlattı. Sonrasında yaşanan süreci biliyorsunuz zaten. A paketi için Digiturk ile Türk Telekom arasında büyük bir rekabet yaşandı. Taraflar 162'şer kez fiyat artırdı. Lütfi Arıboğan taraflara toplam 324 kez "Yeni bir teklif vermeyi düşünüyor musunuz" diye sordu. -324 kez seni seviyorum demiş midir acaba ömründe ya da başka birşey?!- Türk Telekom basketbola olan sponsorluklarından dolayı belli ki molalara alışık, tam 7 kez mola alarak düşünmek için odalarına çekildiler. Her girdiklerinde 20-25 dakika çıkmadılar. Digiturk tarafı ise hiç mola almadı. Bunu TFF yetkilileri bir daha ihale yaparken şartnameye yazsın, bir taraf şu kadar kere mola alabilir ve en fazla şu kadar dakika kullanabilir şeklinde. Adamları beklemekle geçti vaktimiz. Bir ara Digiturk tarafı da Lütfi Arıboğan'a bu konuda tepki gösterdi.

Bu arada ben bir yandan ihaleyi takip ediyorum bir yandan saat başı bizim kanala canlı yayına bağlanıyorum, bir yandan da tweetliyorum durmadan. Twitter'da da geyiğin kralı dönüyordu. Aceto ben de yarın sabah balık haline gidip ihaleye giricem diyor, bir diğeri 300 milyon dolar + Gökhan Ünal yazıyor, salonda beni gülmekten geçiriyorlardı. Süreç uzayınca bir ara doğal olarak karnımız acıktı. TFF sağolsun bir odasını açık büfeye ayırmış, ama geç haberim olmuş olacak ki gittiğimde sadece 2 kurabiye bulabildim. Bir süre sonra midem daha da kazınmaya başlamıştı ki tekrar bizim kanala bağlantı yaptım. O sırada görevliler benim gibi aç olan medya mensuplarını düşünerek sandviç dağıtmaya başladı. -Bu sırada Telekom yine molada tabii- Bağlantının ilerleyen anlarında Okay Karacan canlı yayında "Sandviç dağıtımı nasıl gidiyor" diye sormaz m? "Abi tam önümden şu anda bir tepsi ve üzerinde 3 sandviç geçiyor ama yayında olduğum için uzanamıyorum" dedim. Okay ağabey gülmekten yarılırken, ben de laflarımı kısa kesip, hemen can havliyle tepside kalan son sandviçe uzandım. Orada 3'er 5'er milyon artıranlar eminim benim o sandviçi yerken aldığım hazzı ömrü billah yaşayamazlar.

Neyse, Türk Telekomcular daha erken çekilirler diye düşünüyordum ihaleden ama bayağı mücadele ettiler. İhaleye 6 sıfırlı rakamlarla artırarak başlayan taraflar sonlara doğru 50'şer bin dolar artırmaya başlayınca iyice sıkıldık. Son 1,5 saatte artan bedel sadece 8.5 milyon dolar kadardı. İlk 2 saatte ise neredeyse 100 milyon dolar artmıştı. En nihayetinde Türk Telekomcular "bizden bu kadar çekiliyoruz" deyince hepimiz derin bir ohhh çektik. Bir ara akşam 5'i bulacak, bugün için nokta koyuyoruz ihaleye yarın sabah devam edeceğiz diyecekler diye korkmadım da değil hani. Hatta baktım Telekomcular'dan biri sonlara doğru devamlı arkalara doğru bakmaya başladı, ben de tam arkalarında oturuyorum, "Ya kardeş 50 bin dolarınız var mı bir kez daha artırmak istiyoruz da borç verebilir misiniz" diyecek bile sandım. -Olur tabii nakit mi olsun çek mi yazayım?-

321 milyon dolarla Digiturk kazandı ihaleyi. İlk verdiği rakamın 100 milyon dolar üzerine çıktı. Ama parayı verecek olan Mehmet Emin Karamehmet'in yüzünde yemin ediyorum en ufak bir kıpırdama, en ufak bir mimik değişikliği olmadı. Adamların ihale başında artırdıkları rakamlar, torunumun torununun torununa yetecek kadardı düşünün yani. Vay be paraya bak kardeşim, senin benim cebimden çıkan paralar ne kadar da kolay birilerinin dudaklarının arasından dökülüyordu.

Bu rakam paylar ve vergilerle yıllık 425 milyon doları buluyor, yani 202 ülkede gösterilen Premier Lig'in yarısı kadar nerdeyse. İhale sonrası Kulüpler Birliği Başkanı, benim de başkanlar arasında sevdiğim insanlardan biri olan Göksel Gümüşdağ "Efendim çok hayırlı oldu, bu rakamlar sayesinde 6. olan Türkiye ligi, 5. sıraya yükseldi." gibisinden birşeyler söyledi. İyi ama Başkan ya kalite? Buna cevabı da savaştan galip ama biraz da yaralı olarak çıktığını düşündüğüm Digiturk Genel Müdürü Ertem Özertan verdi; "Bu ürünün karşılığı şu an bu rakamlar değil. Açıkçası eğer futbol kalitesi artmazsa, tribünlere gelen seyirci sayısının artması için yollar bulunmazsa, Türk futbolu bu sürecin sonunda çöker, bir daha da bu rakamların üzerine hiçbir şirket çıkmaz" dedi. Özertan'ın konuşmasından ben çok da umutlu olmadığını, bilinçli olarak bir rekabet ortamı yaratıldığını düşündüğünü ve biraz prestij biraz inat uğruna bu rakamları verdiklerini çıkardım.

Türk futbolu için, içindeki tüm dinamikler ve futbolseverler için hayırlı olmasını diliyorum. Bu noktadan itibaren kulüplere düşüyor en büyük görevler. Daha doğru yönetilmeli, kaynakları daha doğru kullanmalı, abuk sabuk rakamlarla transfer yapmamalı, altyapıya önem vermeli, vs. Çünkü gelirleri her artığında biraz daha borçlandıklarını görüyoruz. Amaç yayın bedeli olarak değil, futbol kalitesi olarak basamakları tırmanmak. Yoksa bu denizde sadece onlar değil, bu sektörde çalışan binlerce insan da boğulur gider. Evet, bir ihale daha böyle geçti gitti diyelim son söz olarak, darısı yeni ihalelerin başına!

16 yorum:

MBC dedi ki...

yazin icin tskler!
zevk alarak okudum..
buarasi süper; "ya kardeş 50 bin dolarınız var mı bir kez daha artırmak istiyoruz da borç verebilir misiniz"

thieu dedi ki...

digitürk'ün pyrrhus zaferi. açık-net.

FCN Blog dedi ki...

Afiyet olsun Ali ağabey sandwich için :)

Evet, bir ihale daha geldi geçti.

2014'e kim öle, kim kala..

miglate dedi ki...

Digiturk Genel Müdürü Ertem Özertan verdi; "Bu ürünün karşılığı şu an bu rakamlar değil. Açıkçası eğer futbol kalitesi artmazsa, tribünlere gelen seyirci sayısının artması için yollar bulunmazsa, Türk futbolu bu sürecin sonunda çöker, bir daha da bu rakamların üzerine hiçbir şirket çıkmaz" dedi
Bence burada çok alçakgönüllü davranmış kendileri. O kadar para yatırıp "Futbol kalitesi yükselmezse kaybeden Türkiye olur" demogojisini kimse yemez.
Bence Digiturk yavaş yavaş buna müdahale edecektir. Yani en azından Federasyonla birlikte oturup "Türk futbolunu nasıl daha rekabetçi hale getiririz" diye kafa yoracaklarına inanıyorum. Fiyatlar o kadar yükseldi ki Amerika'da ve Avrupa'da olduğu gibi yayıncı kuruluş rekabetin ve seyir keyfinin artırılması için ağırlığını iyice koyacaklarına inanıyorum. Bunun içinde havuz paylarının değişmesi, hakemlerin iyileştirilmesi, vs. bir çok şey konuşulacaktır. Zira ortaya konulan para bu ligde iş yapan takımların değerlerini katlıyor. Yani öyle bir kaç saçma sapan hakeme ve kulüp yöneticisinin insafına bırakmazlar bu ligi. İşin içinde milyonlar var çünkü.

Herkes TTnet'in devlet adına sırf ihaleyi artırmak için orada bulunduğu üzerine komplo teorileri yapıyor ama bence TTnet bu ihaleye çok çalışmıştı. En azından teknik altyapı olarak bir kaç yıldır IPTV'ye yaptıkları yatırım bile TTnet'in ciddiyetinin ipuçlarını veriyor.

İşin en ilginç tarafı da iki tarafın bu sürece gelirken büyük lansmanlar yapmaya başlamasıydı. Digiturk "Digi" -ki ben bu teknolojinin 2010 yılına damgasını vuracağına inanıyorum (ABD'deki Tivo'yu hatırlayın)- ile, Türk Telekom'un EVET ile müthiş yoğunlukla pazarlama faaliyetleri yapıyorlardı halihazırda. Anlaşılan EVET'in 'triple play' atağının bir ayağı çok büyük darbe aldı.

Robaggio dedi ki...

İhaleyi olay yerinden dinlemek ayrı bir keyif ve herkes bu kadar samimi paylaşmaz, bu yüzden de ayrıca teşekkürler :)
Örneğin ben haberciler acıkmaz sanıyordum :)

kebabman dedi ki...

Arka plan gozlemlerin icin tesekkurler pasam.

Haziri seviyoruz.Tuketmeyi herseyden daha cok seviyoruz.
Uretemeyen Tuketir kurali her yerde gecerli.Bu kural hickimseyi pas gecmiyor,Turklere ozerklik tanimiyor.Siz bu kurala dahil degilsiniz demiyor.

GS , Neill'i almis.Moyes mutlu olmustur.4 ay once bedavaya aldigi adama alici cikmasi kendisini mutlu etmistir.

Turkiye'de futbolu yoneten ve yonlendirenlerin karar verme zamanidir..."FUTBOLA SAYGI" birinci oncelik yapilmaz,bireyler,baskanlar,sunlar bunlar her sezon oldugu gibi futbolun onune gecerse(ki gecmeme ihtimali yok gibi) cok fazla yol alamayiz.
Para ve kulup yonetimi deyince aklima Adana Demirspor geldi.(her nedense:-) !!!)
Turkiye'nin en kotu yonetilen kulubu...2.lig B 'de olmamiza ragmen borc ve temliklerde Bank Asya liginin her takimini solladik,Super lig takimlarinin da cogunu solladik.

Bugun kongremiz var.Aday yok.Zaten aday cikmasi da istenmiyor .Cikan olursa da 1 sezonda hasat ediliyor.

Son 15 senede 10 tl'ye alip 20 tl'ye satabildigimiz 2 adet futbolcu olmadi...Son 15 sezonda Turkiye'de en cok transfer yapan kulup oldugumuz konusunda da iddiaya varim.

Federasyona cok ama cok buyuk gorevler dusuyor.TURK FUTBOLU adina
yapilmasi gereken cok sey var.
Oncelik "Futbol" ve "FUTBOLA SAYGI" olmalidir.
Federasyon baskanina ve kulup baskanlarina gosterilen sayginin daha fazlasi her kesim tarafindan FUTBOLA gosterilmelidir.

M.A.F dedi ki...

Mehmet Emin Karamehmet o koltuğa oturunca işin rengi değişti tabi.orda olmasaydı bu rakamlara çıkmazdı sanki digiturk.ama o ihaleyi almadan ordan kalksa karizma fena çizilirdi.netekim almadan da kalkmadı adam zaten.
demirören gibiler kulüp başkanı olduğu müddetçe bu paranın kulüpler için çok bir anlamı yok bence.çünkü kulüp başkanları ve federasyon futboldan anlamayan bir sürü insanlar dolu.uzun vadede kalitenin artması için futbolu insanların işbaşında olması lazım(gerek kulüp gerekse federasyon bazında).düşünsenize şampiyon olan takım 60 milyon dolar civarında para alacak ama y.d'nin kulüpten alacağı paraya denk nerdeyse.1 yıllık yayın gelirleri otomatikmen gidiyor gelmeden.saçmalığa bak.
şansal yeni dönemde kaliteyi artıracaklarına dair bişiler söyledi.hatta erman devri bitti gibilerin bişiler de söyledi.yani digiturk kendi yayın kalitesini artırmak için bişiler yapacak gibi.bu yeterli değil tabii ki.futbol kalitesi ve kulüplerin kurumsal yapıya kavuşturulması gibi zorlamalar yapabilirlerse türk futbolu gerçekten bir yerlere gelebilir.yoksa ali abinin de dediği gibi bu sektör hepten batar.

untildie dedi ki...

en güzeli nba-formula 1 ve premier league gibi şirketlerin kontrolünde bir lig tertip edilmeli. yoksa bu düzende kalitenin yükselmesi oldukça zor.

FCN Blog dedi ki...

http://fossacimbom.blogspot.com/2010/01/2014e-kadar-digiturk.html

Teşekkürler Ali Okancı..

CaRtMaNtR dedi ki...

TT aldığı c paketi ile bence iptv lansmanını rahatlıkla yapardı. O nedenle D Smart'ın bazı nedenlerle etisizleştirildiği ortamda Digiturk'e bir rakip yaratılmalıydı. Ayrıca bu rakip es kaza ihale üstüne kalırsa altından kalkacak durumda olmalıydı.

Bu açıdan bence eğer TT bu ihaleyi alsaydı muhtemelen elinde kablolu ve uydu ağı ile TRT'nin alt yapılarını birleştirerek bir şifre kanal yaratacaktı. Yani atıyorum 320 milyon üzerine neredeyse bir o kadar daha yatırım yapacaktı. Fakat TT bu tür bir masrafın altından kalkabilecek finansal kaynaklara sahip bir firmaydı.

Bu durumun sonucu olarak TT çok istekli olmasada ihalede şansını zorlamaya çalıştı. Sık alınan molaların nedenide bence artık duralım mı diye sorma gerekliliğiydi.

Sonuç olarak ne yazıkki federasyon sadece ligin fiyatı üzerinde kalite anlayışı yaptığından biraz işin içine siyasi kanallarıda karıştırarak ligin yayın haklarını ederinin bir hayli üstüne pazarlamıştır.

Neredeyse Bundesliga ile aynı değerde bir meblağ ortaya çıkmasına rağmen Bundesliga kaç ülkeye pazarlanıyor ligimiz kaç ülkeye pazarlanıyor sorusunun cevabı ligimizin asıl kalite ölçüsü olacaktır.

Bu noktada Digiturk ligin kalitesini arttırmak adına hamle yaparmı bilmiyorum ama bu yazki 9.90lık kampanyalar gelelcek yaz 19.90'dan aşağı olmaz. Toplum olarak Japon Balığı hafızasına sahip olduğumuzdan o zamanlar bu durumlar çoktan unutulmuş olacaktır.

Neyse umarım kalite arttırılma arayışlarında umarım ben yanılırımda federasyonda, kulüpler birliğide ve yayıncı kuruluşta elini taşın altına sokar bu konuda.

Selim Ugur dedi ki...

Bu ihale sadece TV yayin hakki ihalesi olmaktan cikti, iki grup arasinda bir guc savasina dondu.

Karamehmet isterse 300.000 decoder daha satsin bu parayi Digiturk uyelerinden cikartamayacagini biliyordu ama mecburen diger sirketleri acisindan bu ihaleyi almak zorunda kaldi.

Bu ise en cok sevinen LIGTV calisanlari oldu, onlarin durumu da uzun vadede ne olur bilinmez tabii ki.. Mevcut aboneler su anda cok tedirgin durumda. Aylik ucretlere yapilacak zam dogrultusunda neler yasanir bilemeyiz.

Bu durum en az benim umrumda aslinda. Sifreli kanallar basladigindan beri hic bir paketten satin almadim, LIG TV'ye 1 kurus vermedim, vermem de.. Kombinemi alirim, stada giderim. Param klubumun kasasina gider.

Sabaha Kadar Futbol dedi ki...

Orada kameralar arkasında olanları bize geçtiğiniz için tşk.ler. Digiturk çok haklı bu kadar etmeyeceği konusunda ama kimse de prestij uğruna milyon dolarlar kaybetmez, çıkartırlar parayı da ceplerine kalacak artı 50 M dolardan oldular

varol döken dedi ki...

bloglar neden var sorusunun bir numaralı cevabı olmuş bu post... eline ve gözlemlerine sağlık ali...

orada olamayacak, ayrıntıları bilemeyecek ve gerçekten merak eden herkes için şahane bir yazı olmuş...

ihaleye gelince... dünden beri beynimin içinden bu bedeli artırmayı düşünüyor musunuz ve yeni bir teklif vermeyi düşünüyor musunuz lafları gitmiyor? hele ki o cevaplar... neden telekom sürekli evet dedi, o evet dedikçe ben telekom bu parayı hayatta veremez dedim... bir de mola aldıkça sanki babasına sormaya gidiyormuş gibiydi...

zamanında aldım verdim oynardık biz, ihaleyi bu yolla da yapabilirlerdi bence...

ligi aldım 320 milyon 500 bin verdim
ben seni yendim

bu ligi alamazsın 321 veremezsin
sen beni yenemezsin

Cem Kalay dedi ki...

Vallahi kendimi orada olayları yaşamış gibi hissttim.

Çok güzel olmuş yazı, elinize sağlık.

Ben bu ihalenin futbolumuzu geliştirmek için bu kadar arttığını düşünmüyorum, daha çok ortamı kızıştırmak için güç savaşı oldu bu ihale..

Eğer Mehmet Emin Karamehmet alamasaydı digitürk diye bişey kalmazdı, çekilmeyeceğeni biliyorlardı daha da zor duruma soktular Digitürk'ü..

Yoksa Premier ligin bu fiyatların yarısı kadar ettiği bir ortamda kimse TSL'ye bu kadar para vermez..

Spooky dedi ki...

John hahn equity şirkenin hem direktörü hem de hissedarıymış, Ertan Özertem davet etmiş.

Minero dedi ki...

İhale sonrası Lütfi Arıboğan'ın konuşmaası bir az olsun yüreklere su serpti. Özellikle parayı nasıl kullanacaklarına dair profesyönel bir firma ile anlaşmış olmaları, kulüpleirin gelirlerinin arttıkça borçlarının artması vurgusu hayli dikkat çekici idi. Digitürk evlere giren decoder sayısını arttırır ve yavaş yavaş zam yaparsa bu paranın büyük kısmını çıkarır. Ama Federasyonun mali konularda kulüpleri iyi denetlemesi özellikle aldıkları paranın bir kısmını altyapı yatırımlarına zorlaması gerekiyor. Ayrıca Lig TV'nin de Anadolu kulüplerinin maçlarını artık sadece 3 kamera ile yayınlamaz umarım...