20 yıl önce psikoloji okuduğu Lizbon Teknik Üniversitesi tarafından Mourinho'ya doktorluk ünvanı verilmiş. Bundan sonra Dr. Special One diyeceğiz kendisine.
23 Mart 2009 Pazartesi
DR. MOURINHO
20 yıl önce psikoloji okuduğu Lizbon Teknik Üniversitesi tarafından Mourinho'ya doktorluk ünvanı verilmiş. Bundan sonra Dr. Special One diyeceğiz kendisine.
ESTEBAN CAMBIASSO
Bazı futbolcular vardır. Takımlarına faydaları çoktur, teknik adamlar için vazgeçilmez isimlerin başında gelirler. Ancak egoları büyük değildir. Parlamaz, parlatılmazlar. Çok fazla medyatik değillerdir. Sade oyunculardır. Disiplinlidirler, iyi çalışırlar, kimseyi üzmezler. Sadece işlerini yaparlar. Inter'li Esteban Cambiasso da bu isimlerin başında gelir. Inter kulübü Arjantinli futbolcunun performansından çok memnun bu yüzden O'nu sözleşmesini uzatarak ödüllendirdiler. Bu sezon sonunda bitecek olan sözleşmesini 2014'e kadar uzattılar. Değişiklik olmazsa Cambiasso'yu Inter'den emekli etmeye niyetliler. 3 İtalya Şampiyonluğu kupası, 2 İtalya kupası, 3 İtalya Süper kupası kaldırdı 2004'ten bu yana. Cambiasso ile ilgili üzüldüğüm tek bir şey var; saçları çok erken döktü.
AİLE İÇİ TORPİL GEÇME
Kusura bakmayın biraz aile içi torpil geçmiş gibi olacağım ama blogta birçok kez sevdiğim postlarla ilgili link verdiğim için affınıza sığınarak eşimin blogundan da bir post size tavsiye edeceğim. Çok güldüm, umarım sizlerin de yüzünde biraz tebessüm oluşturur. Aşağıdaki resim ve diğerleri için YIL 2047
BARÇA'DA DA 10 LINCOLN VAR, ORADA NE YAPSINLAR?
Sabahtan beri parça parça yazıyorum bu konuyla ilgili. An itibariyle hepsini yeni eklemelerle toparlama vakti geldi. Konuyu tek bir post içinde görmek daha faydalı olacak. www.htspor.com'da da yayınlanan yazım aşağıda;
Lincoln kız arkadaşını ve 6 bavulunu alıp 4 günlük tatil için Brezilya’ya gitmiş. Kimileri Brezilyalı’nın haber vermeden ülkeden ayrıldığını ve geri dönmeyeceğini, kimileri ise haftasonunda İstanbul’da olacağını söylüyor. Gelen yorumlardan genç futbolseverlerin Lincoln’le ilgili düşüncelerini yakından biliyorum. Büyük bir çoğunluğu 10 numaraya kızıyor ve inşallah geri dönmez diyor.
İş dünyasının her alanında olduğu gibi futbol sahalarında da yıldız futbolcuların egoları tavana vurur zaman zaman. Onlar yıldızdır, zor günlerde takımı sırtlayan isimlerdir. Bazı durumlarda da bunu kullanarak alttan alınmak, pohpohlanmak isterler. Dün Barcelona’nın Malaga karşısında aldığı 6-0’lık galibiyeti gördük. Hepsi birbirinden yıldız olan isimlerin gollerin ardından birbirleriyle olan sevinç görüntüleri görülmeye değerdi. Arkadaşlık, dostluk, paylaşma en üst düzeyde Katalanlar’da. Bunu sağlama görevi de başta teknik adam olmak üzere yönetimde. Guardiola Barcelona’da tek Lincoln’le değil, 10 tane Lincoln’le uğraşıyor. Henry ve Eto’nun bir zamanlar egolarının nasıl tavana vurduğunu hatırlıyoruz. Kulüp böyle sıkıntılı dönemlerde insan kaynakları hizmetini iyi yaptı ve huzur ortamını tekrar sağladı. Makinenin iyi çalışması için dişlilerin de iyi çalışması gerekir. Dişlilerin iyi çalışması için de bakımının yapılması ve sürekli yağlanması önemli. Guardiola da Barcelona’da işte bunu iyi yapıyor. Takımda herkesin yerini, statüsünü iyi biliyor ve bunlarla oynama, değişiklik yapma gibi bir hataya düşmüyor. Dengeleri sarsmıyor, doğru zamanda doğru sözcüklerle motive ediyor oyuncularını. Bunun için de değişik ve güzel yöntemleri olduğunu biliyoruz. Stada giderken takıma Cold Play dinletiyor Aceto'nun dediği gibi; önemli gördüğü maçlardan önceyse Barcelona şehrine tepeden bakan ve mükemmel bir manzaraya sahip olan Hotel La Florida'da kampa alıyor oyuncularını, hepsiyle teker teker konuşuyor, ilgileniyor. Yeri gelince alttan alıyor. Kimseyi küstürmüyor yani anlayacağınız. O halde neden kazanmasınki Barcelona?! 6 tane atıyor, herkes kafasını yastığa huzurlu koyuyor.
Galatasaray’da da var egosu yüksek isimler. Bunların başında da Lincoln geliyor. Herşeyden önce kadrona bir Brezilyalı alıyorsan bazı şeyleri gözönünde bulunduracaksın zaten. Adamların kanında var sorun çıkarmak. Neyse son döneme bakalım. Lincoln Hamburg’la oynanan ilk maçta oyundan çıkmasına sinirlendi ve Bülent Korkmaz’a tepkisini gösterdi. Bunun ardından ne oldu peki? Trabzonspor gibi önemli bir deplasmanda Lincoln yedek bırakılarak sözüm ona cezalandırıldı. Böyle mi olmalıydı? Hakan Ünsal anlattı geçenlerde. Bir maçta Lucescu kendisini oyundan çıkardığı için sinirlenmiş ve tepkisini göstermiş ama pişman da olmuş. Maç sonrası nasıl özür dilerim diye düşünürken bir el arkadan O’na dokunmuş ve kafasından öpmüş. Dönüp baktığında karşısında duran Rumen hocaymış. Bülent Korkmaz gibi genç ve yeni yeni tecrübe kazanmaya başlayan birinden Lucescu davranışı beklemiyorduk ama yedekte bırakıp cezalandırmak da ne oluyordu?! Ne diyecektik yani? “Bülent hoca çok disiplinli, Lincoln'u oynatmadı, haddini bildirdi mi?” Ardından Hamburg maçında ilk 11’de sahaya sürüldü ama Lincoln. Neden? Çünkü ihtiyaç vardı. Sonrasında bir baktık Eskişehirspor maçında yine yedek. Ne yani bu? Kullan at mı? Bülent hoca Lincoln'e dersini vermiş mi oldu yani?! Bir teknik adamın görevi futbolcusunu kaybetmek değil, kazanmak olmalıdır.
Türkiye’de takım içinde eski yeni, yerli yabancı gibi ayrımcılıklar, adam kayırmalar, dengeleri sarsmalar, küstürmeler en iyi çalışan müessese olmuş çıkmış. Böyle olunca ne oluyor peki? Arda'lar, Emre Aşık'lar, Kewell'lar bir taraflarını yırtarken sözüm ona sakat olan birileri de Eskişehirspor maçında 90 dakika kulübede oturtuluyor. Bunun sonunda ne oluyor peki? Fırsat Tepme Şampiyonu olup çıkıyorsun işte! Rakip karşısında 2-0 öne geçsende, rakibin 10 kişi kalsa da birşey değişmiyor. Neden? Çünkü makinenin dişlileri iyi yağ-lan-mı-yor da ondan! Ama suçu Bülent Korkmaz’da da bulmuyorum, O da kullanılan isimlerden biridir. Sorumlu Yıldırım Demirören gibi o koltuğa yapışıp bırakmayan Başkan altı isimlerdir!
Lincoln kız arkadaşını ve 6 bavulunu alıp 4 günlük tatil için Brezilya’ya gitmiş. Kimileri Brezilyalı’nın haber vermeden ülkeden ayrıldığını ve geri dönmeyeceğini, kimileri ise haftasonunda İstanbul’da olacağını söylüyor. Gelen yorumlardan genç futbolseverlerin Lincoln’le ilgili düşüncelerini yakından biliyorum. Büyük bir çoğunluğu 10 numaraya kızıyor ve inşallah geri dönmez diyor.
İş dünyasının her alanında olduğu gibi futbol sahalarında da yıldız futbolcuların egoları tavana vurur zaman zaman. Onlar yıldızdır, zor günlerde takımı sırtlayan isimlerdir. Bazı durumlarda da bunu kullanarak alttan alınmak, pohpohlanmak isterler. Dün Barcelona’nın Malaga karşısında aldığı 6-0’lık galibiyeti gördük. Hepsi birbirinden yıldız olan isimlerin gollerin ardından birbirleriyle olan sevinç görüntüleri görülmeye değerdi. Arkadaşlık, dostluk, paylaşma en üst düzeyde Katalanlar’da. Bunu sağlama görevi de başta teknik adam olmak üzere yönetimde. Guardiola Barcelona’da tek Lincoln’le değil, 10 tane Lincoln’le uğraşıyor. Henry ve Eto’nun bir zamanlar egolarının nasıl tavana vurduğunu hatırlıyoruz. Kulüp böyle sıkıntılı dönemlerde insan kaynakları hizmetini iyi yaptı ve huzur ortamını tekrar sağladı. Makinenin iyi çalışması için dişlilerin de iyi çalışması gerekir. Dişlilerin iyi çalışması için de bakımının yapılması ve sürekli yağlanması önemli. Guardiola da Barcelona’da işte bunu iyi yapıyor. Takımda herkesin yerini, statüsünü iyi biliyor ve bunlarla oynama, değişiklik yapma gibi bir hataya düşmüyor. Dengeleri sarsmıyor, doğru zamanda doğru sözcüklerle motive ediyor oyuncularını. Bunun için de değişik ve güzel yöntemleri olduğunu biliyoruz. Stada giderken takıma Cold Play dinletiyor Aceto'nun dediği gibi; önemli gördüğü maçlardan önceyse Barcelona şehrine tepeden bakan ve mükemmel bir manzaraya sahip olan Hotel La Florida'da kampa alıyor oyuncularını, hepsiyle teker teker konuşuyor, ilgileniyor. Yeri gelince alttan alıyor. Kimseyi küstürmüyor yani anlayacağınız. O halde neden kazanmasınki Barcelona?! 6 tane atıyor, herkes kafasını yastığa huzurlu koyuyor.
Galatasaray’da da var egosu yüksek isimler. Bunların başında da Lincoln geliyor. Herşeyden önce kadrona bir Brezilyalı alıyorsan bazı şeyleri gözönünde bulunduracaksın zaten. Adamların kanında var sorun çıkarmak. Neyse son döneme bakalım. Lincoln Hamburg’la oynanan ilk maçta oyundan çıkmasına sinirlendi ve Bülent Korkmaz’a tepkisini gösterdi. Bunun ardından ne oldu peki? Trabzonspor gibi önemli bir deplasmanda Lincoln yedek bırakılarak sözüm ona cezalandırıldı. Böyle mi olmalıydı? Hakan Ünsal anlattı geçenlerde. Bir maçta Lucescu kendisini oyundan çıkardığı için sinirlenmiş ve tepkisini göstermiş ama pişman da olmuş. Maç sonrası nasıl özür dilerim diye düşünürken bir el arkadan O’na dokunmuş ve kafasından öpmüş. Dönüp baktığında karşısında duran Rumen hocaymış. Bülent Korkmaz gibi genç ve yeni yeni tecrübe kazanmaya başlayan birinden Lucescu davranışı beklemiyorduk ama yedekte bırakıp cezalandırmak da ne oluyordu?! Ne diyecektik yani? “Bülent hoca çok disiplinli, Lincoln'u oynatmadı, haddini bildirdi mi?” Ardından Hamburg maçında ilk 11’de sahaya sürüldü ama Lincoln. Neden? Çünkü ihtiyaç vardı. Sonrasında bir baktık Eskişehirspor maçında yine yedek. Ne yani bu? Kullan at mı? Bülent hoca Lincoln'e dersini vermiş mi oldu yani?! Bir teknik adamın görevi futbolcusunu kaybetmek değil, kazanmak olmalıdır.Türkiye’de takım içinde eski yeni, yerli yabancı gibi ayrımcılıklar, adam kayırmalar, dengeleri sarsmalar, küstürmeler en iyi çalışan müessese olmuş çıkmış. Böyle olunca ne oluyor peki? Arda'lar, Emre Aşık'lar, Kewell'lar bir taraflarını yırtarken sözüm ona sakat olan birileri de Eskişehirspor maçında 90 dakika kulübede oturtuluyor. Bunun sonunda ne oluyor peki? Fırsat Tepme Şampiyonu olup çıkıyorsun işte! Rakip karşısında 2-0 öne geçsende, rakibin 10 kişi kalsa da birşey değişmiyor. Neden? Çünkü makinenin dişlileri iyi yağ-lan-mı-yor da ondan! Ama suçu Bülent Korkmaz’da da bulmuyorum, O da kullanılan isimlerden biridir. Sorumlu Yıldırım Demirören gibi o koltuğa yapışıp bırakmayan Başkan altı isimlerdir!
LINCOLN VE 6 BAVUL
Galatasaray'lı futbolcular 4 günlük izne çıktı. Lincoln de haber vermeden 6 bavulla İstanbul'dan ayrılmış. Dönmemek üzere gitti gibi gözüküyor.Ekleme: Benim aklım almıyor, sen gidiyorsun Trabzonspor maçında Lincoln'ü oynatmayarak sözümona cezalandırıyorsun. Ne diyecektik yani? "Vay be Bülent hocaya bak ne prensipli! Trabzonspor gibi önemli bir deplasmanda Lincoln'u oynatmıyor haddini bildiriyor mu?" Eee sonra da çıkıp Hamburg maçında görev veriyorsun ama, neden? Çünkü ihtiyacın var. Sonra yine Eskişehirspor maçında oynatmıyorsun. Ne yani bu? Kullan at mı? Bülent hoca Lincoln'e dersini vermiş mi oldu yani? Guardiola ne yapsın yaw, elinde 10 tane Lincoln var. Bir teknik adamın görevi futbolcusunu kaybetmek değil, kazanmak olmalıdır. Ama Bülent Korkmazda da bulmuyorum suçu, sorumlular Yıldırım Demirören gibi o koltuğa yapışıp bırakmayan Başkan altı isimlerdir.
Etiketler:
futbol,
İSTİHBARAT
PEMBE ELBİSELİ FUTBOLCU
Fotoğraftaki futbolcu Figueriense'li Jairo. Kötü bir performans sergilediği için antrenmanda pembe bir kadın elbisesi ile mücadele ediyor. Bunun, Brezilya kulübünün teknik direktörü Roberto Fernandes'in motivasyon yöntemi olduğu söyleniyor. Ancak oyuncularını motive etmek için böyle bir yola başvuran Fernandes'e Brezilya'da futbolcular, teknik adamlar ve hatta avukatlar tepki gösteriyor. Baro Başkanı Cezar Britto "Bu tarz yöntemler oyuncunun saygınlığını kaybettirir" diyerek tepkisini dile getirirken Fernandes ise "Bu yöntem benim değil, futbolcularımın önerisi. Bir önceki antrenmanda en kötü performansı sergileyen futbolcuyu bu şekilde cezalandırıyorlar" diyerek kendini savunuyor. Ne olursa olsun olan Jairo'ya olmuş, ülkedeki birçok gazete Jairo'nun bu fotoğraflarına 1. sayfalarında yer vermişler.
DİŞLİLERİ İYİ YAĞLAMAK
Bu Barcelona'nın karşısına Allah düşmanımı çıkarmasın :) Katalanların öldürücü hücum makinesinin dişlileri iyi çalıştığında karşılarında kimsenin duramayacağını Malaga karşısında birkez daha gösterdiler. Messi, Eto'o, Henry, Xavi, Iniesta ve diğerleri, hepsi yıldız, hepsinin eminimki egosu tavanlarda. Henry ve Eto'nun öyle olduğunu geçmiş dönemde yaşananlardan gayet iyi biliyoruz. Yapılması gereken sadece tek birşey var, bu dişlileri iyi yağlamak. Bunu yapması gereken isim de Guardiola. Genç teknik adam da bu işi gerçekten iyi yapıyor. Takımda herkesin yerini, statüsünü iyi biliyor ve bunlarla oynama, değişiklik yapma gibi bir hataya düşmüyor. Dengeleri sarsmıyor, doğru zamanda doğru sözcüklerle motive ediyor oyuncularını. Bunun için de değişik ve güzel yöntemleri olduğunu biliyoruz. Stada giderken takıma Cold Play dinletiyor Aceto'nun dediği gibi; önemli gördüğü maçlardan önceyse Barcelona'ya tepeden bakan ve mükemmel bir manzaraya sahip olan Hotel La Florida'da kampa alıyor oyuncularını, hepsiyle teker teker konuşuyor, ilgileniyor. Yeri gelince alttan alıyor. Kimseyi küstürmüyor yani anlayacağınız. Arkadaşlık, dostluk, paylaşma en üst düzeyde, o halde neden kazanmasınki Barcelona?! 6 tane dolduruyor, herkes kafasını yastığa huzurlu koyuyor.
Türkiye'de ne oluyor peki? Bunun tam zıttı. Takım içinde eski yeni, yerli yabancı gibi ayrımcılıklar, adam kayırmalar, dengeleri sarsmalar, küstürmeler en iyi çalışan müessese olmuş çıkmış. Böyle olunca ne oluyor peki? Arda'lar, Emre Aşık'lar, Kewell'lar bir taraflarını yırtarken sözümona sakat olan birileri de 90 dakika kulübede oturtuluyor. Bunun sonunda ne oluyor peki? Fırsat Tepme Şampiyonu olup çıkıyorsun işte! Rakip karşısında 2-0 öne geçsende, rakibin 10 kişi kalsa da birşey değişmiyor. Neden? Çünkü makinenin dişlileri iyi yağ-lan-mı-yor da ondan!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


