Yıllardır oryantalist bir yaklaşımla, transfer edilen futbolcunun ismine, cismine bakılmadan havalimanına koşan 4 büyüklerin taraftarlarının görüntülerine alışmıştık. Bu yıllar içinde bazı futbolcuların, taraftarların havaalanını mahşer alanına çevirerek yaptıkları çılgın karşılamaları hakettiğini söyleyebiliriz. Ancak bu gelenek bazen de çok abartılır, adeta futbolcunun "Ulan vay be ben neymişim meğersem" şeklinde iç geçirmesine de yol açardı.Neyse sonuçta bu bizim geleneğimiz, bize özgü bir olgu. Ve bu olgunun 4 büyük takımın taraftarlarıyla sınırlı kalmaması oldukça sevindirici. Geçtiğimiz günlerde bu zevki yaşayan bir taraftar grubu daha vardı; Darius Vassell'i karşılayan Ankaragücü taraftarları. Öncelikle Ankaragücü kulübünü bu transferi gerçekleştirdikleri için kutluyorum. Bir zamanların Kupa Beyi'nin 100. yılında, geçen sezonlarda Sivasspor'un performasından aldığı güçle başarı beklediği ve bu yönde adımlar attığı ortada. Hızı ve çevikliği ile Aston Villa'da parlayarak İngiliz milli takımına kadar yükselen Vassell, M.City'nin Santa Cruz ve Adebayor hamlelerinin ardından gözden düştü ve serbest bırakıldı. 29 yaşında ve futbolculuğunun olgun döneminde olan Vassell eğer profesyonelce davranırsa gelecek 3 sezon boyunca Ankaragücü'nde çatır çatır oynar.
Peki ama Belçika ligine gidip gol kralı olabilecek, Portekiz ve Hollanda liglerinde şampiyonluğa oynayan takımların kadrosunda bulunabilecek Vassell nasıl oldu da başkent ekibini tercih etti? Bu soruya cevabı İngiliz golcünün transferinde perde arkasındaki önemli isimlerden biri olan futbol şube sorumlusu Hikmet Hancıoğlu "Türkiye'nin tanıtımını ona iyi yaptık" diyerek veriyor. İlk olarak, yurtdışı bağlantıları sağlam olan Hikmet hocaya bir telefon gelmiş, "Vassell'i ister misiniz" demiş telefonun diğer ucundaki kişi. Karaman ne cevap vermiş bilmiyorum ama "Neden olmasın" en basitinden aklıma gelen ilk yanıt bu soruya. Sonrasında ise Ankaragücü yöneticileri bu transferi gerçekleştirmek için iyi bir yol haritası çizmiş kendilerine, iyi hazırlanmışlar. Görüşmeler sırasında 1 haftada sadece 10 saat uyuyabilmişler. Hancıoğlu "Vassell'i ikna ettikten sonra öncelikle İstanbul'a getirdik. İmza atmadan önce Türkiye'yi, ortamı daha yakından görmesini istedik" diyor. Tabii bu aşamada en önemli şey tahmin edersiniz ki taraftara düşüyor. Havalimanında bekleyen yönetim tarafından organize edilmiş 3 bin taraftar Vassell'in tamamiyle ikna olmasında büyük rol oynuyor. Belki de "Hakediyorum be bu karşılamayı" diyerek şaşkına dönmemesi gereken İngiliz "Vay ben neymişim meğersem" diyerek iç geçiren futbolcular kervanına katılıyor ve arabaya bindikten sonra da cep telefonuyla arkasındaki kalabalığı çekiyor.
İşte o an belki de transferin bittiği an. İngiliz basını da bu coşkulu karelere yer verip şaşkınlıklarını satırlarca ifade ettiğinde Vassell ve onun çapındaki futbolcuların, 4 büyüklerin dışındaki takımlara transferleri daha da kolaylaşıyordu belki de. Ne diyelim, gelecek sezonlarda diğer kulüplerden de devamını bekliyoruz...










