20 Mayıs 2010 Perşembe

SOFIANE FEGHOULI

Baraja ve Villa ile yolları ayrılan Valencia'nın Mehmet Topal ve Ricardo Costa transferlerinin ardından kadrosuna kattığı 3. isim. 20 yaşındaki Sofiane Feghouli'yi Fransa'nın Grenoble takımından transfer ettiler. Cezayir asıllı olması ve orta sahada oynamasından dolayı yetenekli futbolcuya "Yeni Zidane" diyenler çoğunluktaydı.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

MARADONA'NIN 23 ADAMI

10 yıl sonra Maradona ile birlikte tekrar milli takıma dönen 37 yaşındaki Martin Palermo kadroda. Maradona onu Boca Juniors kontenjanından Güney Afrika'ya götürüyor olsa gerek. 25 yaşındaki Napolili Lavezzi evinden izleyecek kupayı.

Kaleciler: Sergio Romero, Mariano Andújar ve Diego Pozo.

Defans: Nicolás Otamendi, Martín Demichelis, Walter Samuel, Gabriel Heinze, Nicolás Burdisso, Clemente Rodríguez ve Ariel Garcé.

Orta saha: Jonás Gutiérrez, Javier Mascherano, Juan Sebastián Verón, Angel Di María, Maximiliano Rodríguez, Javier Pastore ve Mario Bolatti.

Forvet: Lionel Messi, Gonzalo Higuaín, Carlos Tevez, Sergio Agüero, Diego Milito ve Martín Palermo

Tam 32 yıl önce yaşanan ilginç bir hikaye var. Arjantin'de düzenlenecek dünya kupası öncesi milli takım teknik direktörü Cesar Luis Menotti, 25 kişilik kadroyu 22'ye indirecektir. Ve 19 Mayıs 1978'de takımdan çıkardığı 3 kişiyi açıklar. Víctor Alfredo Bottaniz ve Humberto Rafael Bravo ile birlikte 3. kişi 17 yaşındaki Diego Armando Maradona'dır. Maradona'nın aldığı bu haber sonrası hayalleri yıkılır. Bu üzücü haberi ailesine nasıl söyleyeceğini düşünürken bir ağacın altına oturur ve hüngür hüngür ağlamaya başlar. Menotti ağlatmıştır Maradona'yı. Acaba bugün Maradona da birilerini ağlattı mı?

BAY 7 BARCELONA'DA

Ha bitti ha bitecek derken nihayetinde bitti. Bay 7 ağzını her açtığında kulübünün menfaatleri için en iyisi olacaksa ayrılırım diyordu, en iyisi de oldu sanırım. 40 milyon euro kazandırıyor Valencia'ya. Kendisi de yıllık 7 milyon euro kazanacak ve Gudjohnsen'in ayrılmasıyla boş kalan 7 numaralı formayı giyecek. Barcelona'nın hızlı pas trafiğine Ibrahimovic'ten daha fazla uyacağına inanıyorum. Belki geçen sezon başında Ibra'nın yerine transfer edilebilseydi, bu hafta içinde 3 kupa birden kaldırıyor olacaklardı. Bu arada Yaya Toure de gider yerine de yakın bir zamanda Fabregas gelir. Zaten Barcelona'nın resmi sayfasındaki başlıkta transferin gerisinin geleceğinin ipucu var. Villa için "ilk imza" diyorlar. Barcelona'da da böylece 7 cüceler masalı başlar; Messi, Xavi, Iniesta, Fabregas, Villa, Alves ve Pedro. -Kabul, bazıları pek cüce sayılmaz.- Ibra ne olur peki? Ona da kapılar gitmesi için açık. Gitmezse de Barcelona'nın Pamuk Prenses'i olur. He kim gelir onu öper, bilmiyorum işte!

BALOTELLI

"Totti'ye maç içinde, top oynamak mı istiyorsun yoksa çocuk gibi davranmak mı diye sordum. O da bana zenci diye bağırdı. Sonra da Motta'ya birazdan benim bacağımı kıracağını söylediğini duydum. Ardından da malum tekmeyi yedim. Ama ona hiçbir kin beslemiyorum, eğer benden özür dilerse onunla barışmaya hazırım."

17 Mayıs 2010 Pazartesi

AVRUPA'DAN KISA KISA

2010 Dünya Kupası öncesi Alman milli takımında büyük şok yaşanıyor. Panzerler Güney Afrika'da kaptanları Michael Ballack'dan yoksun kalacak. İngiltere FA Cup finalinde Portsmouthlu Kevin Prince Boateng'in sert müdahelesi sonrası sakatlanan Ballack oyunu devam edememişti. Yapılan kontrollerinin ardından Alman futbolcunun sağ ayak bileğindeki sakatlığının ciddi olduğu ve dünya kupasında oynamasına engel olduğu açıklandı.

Avrupa altın ayakkabı ödülünün sahibi Barcelonalı Lionel Messi oldu. Ligin son haftasında Valladolid ağlarına iki gol bırakan Arjantinli futbolcu sezonu 34 golle tamamladı. Böylece 29'ar gollü rakipleri Chelseali Drogba ve Udıneseli Di Natale'ye 10 puan fark atan Messi altın ayakkabı ile ödüllendirilmeye hak kazandı. Messi aynı zamanda Ronaldo'nun 1996-97 sezonunda Barcelona formasıyla attığı 34 gollük kulüp rekorunu da egale etti. Geçen sezon da Atletico Madridli Diego Forlan 32 golle altın ayakkabının sahibi olmuştu.

Hollandalı teknik adam Dick Advocaat Rus milli takımının başına geçiyor. Advocaat Guus Hiddınk'den boşalan koltuğa oturmaya hazırlanıyor. Belçika milli takımını 6 ay çalıştırdıktan sonra istifa eden Advocaat Zenit kulübüyle lig şampiyonluğu yaşadığı Rusya'da şimdi milli takım seviyesinde başarı kovalayacak.

Şampiyonlar ligi yarı finalinde Lyonlu Lisandro Lopez'e yaptığı faul sonrası kırmızı kart gören ve Uefa'dan 3 maç ceza alan Frank Ribery ve kulübü Bayern Münih cezanın düşürülmesi için Cas'a başvurdu. Alman kulübü Uefa disiplin komitesinin cezayı 1 maça düşürmesini bekliyor. Eğer bu gerçekleşirse Fransız futbolcu Inter ile oynanacak şampiyonlar ligi finalinde forma giyebilecek. Cas, Ribery ve Bayern Münih'in faulün istemeyerek olduğu yönünde itiraz edebilecekleri son kurum. Eğer Cas başvuruyu reddederse Ribery finalde oynayamayacağı gibi gelecek sezonun ilk Avrupa maçında da yer alamayacak.

Yenileme: Ribery'nin başvurusu reddedildi.

13 Mayıs 2010 Perşembe

BİTSE DE GİTSEM MADRID'E

KUPA AFRİKA KAMERA ARKASI

BÜLENT TİMURLENK İLE KUPA AFRİKA'DA 3. BÖLÜM

Kupa Afrika'nın 3. bölüm çekimleri için salı günü öğleden sonra yine Olimpiyat Stadyumu'ndaydık. Okay Karacan ve Uğur Meleke'den sonra konuğumuz Bülent Timurlenk idi. Kalabalık ekibimizden bazıları fire verince çekimlere biraz geç başlamak zorunda kaldık. Beklerken fırsat bu fırsat Uğur ile yaptığımız gibi Bülent ile de top oynadık. Ama iki pasından sonra Bülent'in ayaklarıyla değil aklıyla bu oyundan daha iyi anladığını öğrenmiş oldum. Bu yüzden meşin yuvarlaktan kesinlikle uzak durup sadece usta kalemiyle bize bu oyunu anlatmalı! :)

Şaka bir yana, sohbet çok keyifli geçti. Red Bull'un organizasyonu için geçtiğimiz günlerde Güney Afrika'ya giden Bülent'ten ülkedeki yaşamla, sosyal hayatla, güvenlikle, yeme-içmeyle, ulaşımla ve halkın dünya kupasından beklentileriyle ilgili görüşlerini aldık. Her zamanki gibi yine çok doluydu, gidecekler varsa mutlaka anlattıklarını iyi dinlemeli, ben 15 dakikada gitmiş kadar oldum. Cruyff ile ilgili bir dosyamız, dünya kupaları tarihinden ilginç ve komik görüntüler de Kupa Afrika'nın 3. bölümünde olacak.

Bülent'ten yanında vuvuzelasını da getirmesini rica etmiştik. Vuvuzela eşliğinde ilginç çekimler yaptık, komik anonslar aldık. Şunu söyliyeyim, o tuhaf sesi çıkarmak biraz zor. İyi bir nefes gerekiyor. Bu konuda beceriksiz olduğumu anladım. Geçen sene Konfederasyon Kupası'nda benim maç zevkimin için etmişti bilmem siz ne düşünüyorsunuz? Birçok insanın bu zımbırtıdan nefret ettiğini ve televizyonlarının sesini kıstığını hatırlıyorum. Dünya kupası sırasında da bu ses fazlasıyla kulaklarımızda çınlamaya devam edecek. Bu arada dışı ülke renkleriyle kaplı olan vuvuzelaların fiyatları 25 tl civarında. Umarım girişimci bir arkadaş çıkıp bunlardan Türkiye'ye getirmez.

Unutmadan, Olimpiyat Stadyumu'na giderken yanımızda su getirmemiz gerektiğini de bu hafta iyice anladık. Hepimiz çok fazla susadık. Bülent'in bir ara dili damağı kurudu. Neyse ki bizim Heja ne yaptı etti dağın ortasında bir şişe su bulup getirdi. Sahanın ortasında beklerken Heja'nın tribünden suyla geldiğini gören Bülent'in suya doğru hamlesi ve kabloyla bağlı olduğu için ekip tarafından hemen durduruluşu aşağıdaki ilk videoda. İkinci videoda ise yine bir su hamlesi ve kablonun izin vermemesi var. :)




2. bölümde sorduğumuz soruya doğru cevabı veren 50. kişi Muhammet Ali Polat olmuştu. Kendisine mail attım ve adresiyle telefon bilgilerini rica ettim ama 3 gündür dönmedi. Umarım iyidir. Eğer salı gününe kadar dönmezse ödülü 49. kişiye vereceğimi belirteyim. Bu hafta da ödüllü sorum var. Aral'ın katkılarıyla yine PS3 2010 FIFA Dünya Kupası oyunu hediye ediyorum. Programın ilk yayını 18 Mayıs salı akşamı 20:10'da, tekrarı bir sonraki pazar 16:15'te.

Not: Kupa Afrika'nın 1. bölümünü 3 parça halinde youtube'a yükledim, blogun sağ tarafında da bulabilirsiniz. İlk başta başka videolar gözüküyor ancak kısa bir süre sonra programın videoları geliyor.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

BARCA TARAFTARI RUSSELL CROWE

"Son İspanya seyahatimde Real Madridli futbolcularla biraraya geldim. Cristiano Ronaldo gerçekten iyi bir çocuk. Onunla tanıştığım için çok mutluyum. Ama Real Madrid'i ziyaretim biraz can sıkıcı geçti. Çünkü La Liga'da Barcelona'yı tutuyorum ve orada karşılaştığım herkese "Merhaba, nasılsınız? Ben bir Barcelona taraftarıyım." demekten hiç çekinmedim."

Russell Crowe, bir dahaki final öncesi Guardiola'nın oyuncularını Gladyatör'den sonra Robin Hood ile de gaza getirmesi için yol mu yapmış ne?!

10 Mayıs 2010 Pazartesi

RIBERY NE DÜŞÜNÜYOR?