İtalya'da 3 hafta geride kaldı. Zirvede Serie A'nın yeni takımı Cesena var. Onu averajla son 5 yılın şampiyonu Inter takip ediyor. Yaklaşık 20 yıl sonra Serie A'ya tekrar yükselen Cesena'nın lige bu başlangıcı alkışı hakediyor. Ligin 2. haftasında Milan'ı 2-0 yenerek de boş bir takım olmadıklarını gösterdiler. Denizatları aynı zamanda ligin en ucuz takımı. Inter'in futbolcularına yılda ödediği rakam 160 milyon dolar, Cesenalı futbolcular ise yılda toplam 11 milyon dolar alıyor. Yani neredeyse Inter'in sadece Samuel Eto'ya ödediği rakam ile Cesena kulübü tüm takımı bir sezon boyunca finanse ediyor. İlerleyen haftalar Cesena'nın bir sabun köpüğü olup olmadığını gösterecek.
21 Eylül 2010 Salı
ALKIŞLAR CESENA'YA
İtalya'da 3 hafta geride kaldı. Zirvede Serie A'nın yeni takımı Cesena var. Onu averajla son 5 yılın şampiyonu Inter takip ediyor. Yaklaşık 20 yıl sonra Serie A'ya tekrar yükselen Cesena'nın lige bu başlangıcı alkışı hakediyor. Ligin 2. haftasında Milan'ı 2-0 yenerek de boş bir takım olmadıklarını gösterdiler. Denizatları aynı zamanda ligin en ucuz takımı. Inter'in futbolcularına yılda ödediği rakam 160 milyon dolar, Cesenalı futbolcular ise yılda toplam 11 milyon dolar alıyor. Yani neredeyse Inter'in sadece Samuel Eto'ya ödediği rakam ile Cesena kulübü tüm takımı bir sezon boyunca finanse ediyor. İlerleyen haftalar Cesena'nın bir sabun köpüğü olup olmadığını gösterecek.
20 Eylül 2010 Pazartesi
MOURINHO: İNANCI OLAN BİRİYİM

Jose Mourinho tanrıya olan inancından özel yaşamına kadar bir çok konuda bir katolik dergisine açıklamalarda bulundu. Dergi önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak.
Röportajından öne çıkan bir kaç noktayı sizlerle paylaşayım.
"Ben inanan biriyim. Her yıl en az 1 kere Fatima'yı(Katolik inancında yeri olan, 1917 yılında Portekiz'de 6 ay içinde 3 çobana gözüken ve mucizeleri olduğuna inanılan) ziyarete giderim. Eşimin bana hediye ettiği haçlardan birini de mutlaka yanımda taşırım." diyor Mourinho.
2 yıl önce Reggio Calabria valisi Giuseppe Scopelliti ile yaşadığı tartışmaya da deyiniyor. Inter'in Reggina ile oynadığı bir maç sonrası engelli bir çocuğa eşinin kendisine hediye ettiği haçlardan birini veren Mourinho'ya vali Scopelliti tepki göstermişti. Mourinho'nun çocuğa para verdiğini zanneden Scopelliti daha sonraysa özür dilemişti. Mourinho bu konuyla ilgili olarak "Bir yanlış anlaşılma olmuştu. Benden özür diledi ve konu kapandı. Ben çocuğa eşimin bana verdiği ve 4 yıldır cebimde taşıdığım haçı hediye etmiştim." diyor.
"Kötü talihe karşı ne yaparsın, onu nasıl yenersin?" sorusuna ise Mourinho "Tabii ki duayla!" yanıtını veriyor. Dua etmeyi ve tanrıya inanmayı Mourinho'ya annesi öğretmiş. Annesi, özel biri Mourinho'ya tanrıyı sevmeyi aşılarken, babası da futbolu sevdirmiş. Eski bir kaleci olan babasının hayatının futbol olduğunu söyleyen Mourinho ona çok şey borçlu olduğunu belirtiyor. Eşinin de her zaman kendisinin yanında olduğunu ifade eden Portekizli "Gerçek bir aile nerede, hangi şartlar altında olursa olsun birbirine bağlı olan ailedir. Ben de mükemmel bir aileye sahibim. Çok mutluyum. Eşim ve çocuklarım hayatımın en önemli parçaları." diyerek sözlerine devam ediyor.
Portekiz'in Setubal şehrinde doğan Mourinho "Köklerim orada. Ben de her yaz oraya gidiyor ve fakir çocuklara futbolu öğretiyorum. Hayat bana çok şey sunuyor. Bu anlamda şanslıyım. Ben de hayattan aldıklarımın bir kısmını ihtiyacı olanlara dağıtıyorum" diyor.
Portekizli geçen sezon Inter'in Bari ile 1-1 berabere kaldığı maçın 29. dakikasında oyundan aldığı Sulley Muntari'yi oruç tuttuğu için eleştirmişti. O dönem yaptığı açıklamaları tekrarlıyor Mourinho, "O sıcakta oruç tutması bence yanlıştı. yaz ayları futbolcuların oruç tutması için uygun bir zaman değil. Oruçlu olduğu için performansı düşüktü ve oyundan almam gerekti. Yoksa kimsenin inançlarına karışmam." diyerek sözlerini noktalıyor.
KASAP UJFALUSI


"Fotoğraflar herşeyi anlatıyor. Bu tarz durumlarda sorumlunun kim olduğunu açık bir şekilde göstermenizi istiyorum. Bu yeni birşey değil. Olmaya da devam edecek. Ancak eğer böyle durumlar için bir kasıt söz konusuysa ve elinizde kanıt varsa bunu açık bir şekilde insanlara sunun."
Guardiola'nın maç sonrası basın toplantısına katılan gazetecilerden ricası. Yıldız futbolcusu Messi'yi maçın son saniyelerinde ciddi şekilde sakatlayan Ujfalusi'nin hareketini cümle alemin görmesini istiyor. Haklı da. Hareket kasıtlıydı. İspanyol basınının sayfaları Messi'nin davul gibi şişmiş bileğinin fotoğraflarıyla dolu. Korkulduğu üzere kırık olmaması sevindirici tabii ki. Ancak sedyeyle sahayı terkederken yaşadığı, kırık bir kemiğin vereceği acı kadar yoğundu. En az 15 gün yok. Bu süre içinde Barcelona'nın 3 La Liga, 1 şampiyonlar ligi maçını kaçıracak.
14 Eylül 2010 Salı
YARASA & ÖRÜMCEK V TİMSAH
Son zamanlarda blogla çok fazla ilgilenemiyorum. Bu yönde sizlerden de zaman zaman sitemler duyuyorum. Haklısınız. Ama görev değişikliğinden dolayı biriken ve bir an önce halletmem gereken işler olduğundan bir türlü kanalize olmayı başaramadım.
Bu akşam ilk kez bir Anadolu takımını şampiyonlar ligi gruplarında izleme imkanı bulacağız. Bursa halkı bu anlamda çok güzel bir heyecan yaşıyor. Bir futbol şehri olan Bursa bu yeni kulvarda güçlü kulaçlar atmaya hazırlanıyor. Taraftarının da desteğiyle devler arenasına iyi bir başlangıç yapacağına samimi olarak inandığımı belirtmeliyim.
Valencia takımının futbolcuları da muhakkak ki sabırsızlıkla bu maçı bekliyor. Ancak biri var ki bu maç onun için çok daha farklı anlamlar taşıyor. Mehmet Topal'ın transfer olduğu ilk sezonun daha henüz başında bir Türk takımına karşı oynayacak olması hem güzel hem de değişik bir tecrübe. Ligde forma şansı bulamayan Mehmet'e teknik direktörü Unai Emery büyük ihtimalle ilk 11'de şans verecek. Bursa'dan ve İspanyol basınından gelen haberler bu yönde. Emery, Mehmet Topal için ayrı bir önem taşıyan bu maç öncesi güzel de bir kıyak yapmış kendisine. Normalde Valencia'nın yurtdışında oynayacağı resmi maçlarda futbolcu eşlerinin takımla birlikte seyahat etmesine izin verilmiyor. Ancak Emery'nin direktifiyle bu kural Mehmet Topal için bozuldu. Haziran ayının ortasında dünya evine giren Mehmet'in eşi Selda Duman da takım uçağıyla birlikte Bursa'ya götürüldü. Selda Duman'ın sol elindeki dövme dikkat çekici. Eşinin lakabı olan örümcek dövmesi İspanyol basının ilgisinden kaçmadı. Ona da lakabı hemen takmışlar; Örümcek Kadın. Saat 23:30 dolaylarında Örümcek ailesinin üyesi olduğu Yarasalar mı yoksa Timsahlar mı gülecek bekleyip görelim.
Bu akşam ilk kez bir Anadolu takımını şampiyonlar ligi gruplarında izleme imkanı bulacağız. Bursa halkı bu anlamda çok güzel bir heyecan yaşıyor. Bir futbol şehri olan Bursa bu yeni kulvarda güçlü kulaçlar atmaya hazırlanıyor. Taraftarının da desteğiyle devler arenasına iyi bir başlangıç yapacağına samimi olarak inandığımı belirtmeliyim.
Valencia takımının futbolcuları da muhakkak ki sabırsızlıkla bu maçı bekliyor. Ancak biri var ki bu maç onun için çok daha farklı anlamlar taşıyor. Mehmet Topal'ın transfer olduğu ilk sezonun daha henüz başında bir Türk takımına karşı oynayacak olması hem güzel hem de değişik bir tecrübe. Ligde forma şansı bulamayan Mehmet'e teknik direktörü Unai Emery büyük ihtimalle ilk 11'de şans verecek. Bursa'dan ve İspanyol basınından gelen haberler bu yönde. Emery, Mehmet Topal için ayrı bir önem taşıyan bu maç öncesi güzel de bir kıyak yapmış kendisine. Normalde Valencia'nın yurtdışında oynayacağı resmi maçlarda futbolcu eşlerinin takımla birlikte seyahat etmesine izin verilmiyor. Ancak Emery'nin direktifiyle bu kural Mehmet Topal için bozuldu. Haziran ayının ortasında dünya evine giren Mehmet'in eşi Selda Duman da takım uçağıyla birlikte Bursa'ya götürüldü. Selda Duman'ın sol elindeki dövme dikkat çekici. Eşinin lakabı olan örümcek dövmesi İspanyol basının ilgisinden kaçmadı. Ona da lakabı hemen takmışlar; Örümcek Kadın. Saat 23:30 dolaylarında Örümcek ailesinin üyesi olduğu Yarasalar mı yoksa Timsahlar mı gülecek bekleyip görelim.
Etiketler:
futbol,
şampiyonlar ligi
7 Eylül 2010 Salı
HARPASTUM ORGANİZASYON OLUYOR
Futbolla ilgili bir çok belgeselde Harpastum'a tanıklık etmişsinizdir. Futbol oyununun ortaya çıkışıyla ilgili olarak Floransa'da 1500'li yıllarda başlayan ve günüzüme kadar gelen bu oyundan da bahsedilir. Futbol ile rugby'nin karışımı olan bu spor(!) şimdi profesyonel bir oluşuma dönüşüyor. İtalya'da "Fight Football League" adı altında düzenlenecek organizasyon için takımlar kurulmaya devam ediyor. Oyunda amaç tüm topla oynanan sporlarda olduğu gibi gol atmak. Ancak dövüş unsuru da legal olarak oyunun bir parçası. Maç içersinde bazıları gol atmak için çaba sarfederken bazıları da belli teknikler kullanarak rakibiyle dövüşüyor. Ancak dövüş bir boks maçı gibi olmak zorunda, topla ya da topsuz koşan bir rakibe yumruk ya da tekmek atmak yasak. Gard alarak bir taraf pes edene kadar kapışıyorlar. Aralık ayında şu an sadece İtalya'da başlıyor. İleride Türkiye'ye gelirse kimler katılır bilemem ama maçları anlatacak ve yorumlayacaklar konusunda kafamda birkaç isim var.
2 Eylül 2010 Perşembe
30 Ağustos 2010 Pazartesi
TARAFTAR ODASI
Bu dün gece Kanal 24'te Futbol 7/24 programında yayınladığımız ilk bölüm. Bu akşam 21:00'de de Takım Oyunu'nda dün akşam oynanan Eskişehirspor-Galatasaray maçının Taraftar Odası ekranlara gelecek. Gelecek haftalarda yeni maçlar ve taraftarlar olmaya devam edecek tabii ki. Her hafta 1 ya da 2 maçta bunu yapmayı düşünüyoruz. Mesela derbiler için yakın bir arkadaşınızla da beraber başvurabilirsiniz. Facebook'da "Taraftar Odası" grubu ve "twitter/taraftarodasi"ndan takip edebilirsiniz.
Etiketler:
futbol,
taraftar odası
27 Ağustos 2010 Cuma
26 Ağustos 2010 Perşembe
DIEGO TRANSFERİ TAŞLARI OYNATIR
Diego tekrar döndü Bundesliga'ya. Daha doğrusu ait olduğu yere. Brezilyalı 15 milyon euro bonservis bedeli ile Wolfsburg'a katılacak. Almanya onun futbolunu daha verimli bir şekilde gösterebileceği ülkedir. Bu gelişme tüm taşların yerli yerine oturmasını sağlayacak özellikte. Yani, Schalke ve Galatasaray için Misimovic'i transfer etme adına işler biraz daha kolaylaşacak demek. Diego'nun transferiyle Misimovic'in 10 numarasının el değiştireceği kesin. Ancak bugünkü Alman gazetelerinin haberleri Schalke'nin Misimovic'ten elini eteğine çektiğine işsaret ediyor. İddialar Schalke'nin rotayı Van der Vaart'a çevirdiği yönünde. Real Madrid'e 10 milyon euro'luk bir teklif sundukları dedikoduları dönüyor. Öte yandan İtalyan basını da Ibrahimovic'in olası bir Milan transferi öncesi Schalke'nin, İtalyan ekibinden Huntelaar'ı da kadrosuna katabileceğini belirtiyor. Bu 2 transfer gerçekleşirse Raul ve Metzelder'i de sayarsak Schalke denizinde ufak bir Real Madrid takım adaları yaratılmış olacak. Bu, Magath'ın sistemi için de son derece önemli bir gelişme. Galatasaray açısından değerlendirirsek de Van der Vaart'ın transferi gerçekleşirse Misimovic için Schalke defteri tamamen kapanır ve Galatasaray kapısı açılır. Eğer böyle olursa transferin gerçekleşmesi için bazı taşların yer değiştirmesi gerektiği anlaşılır ki bu da Adnan Sezgin'in dolayısıyla Galatasaray'ın elinin transfer masasında geçmişe oranla güçlü olmadığını iyice ortaya çıkarmış olur.
23 Ağustos 2010 Pazartesi
DURACELLLER VE SANYOLAR
Mesela iki pille çalışan aletleriniz vardır, radyo, uzaktan kumanda ya da el feneri gibi. Radyoyu örnek alalım. Yeni aldığınız radyo yanında mutlaka pillerini de beraberinde getirir. Pilleri takar ve güzel güzel yeni radyonuzun keyfini çıkarırsınız. Ancak bir süre sonra doğal olarak piller bitmeye başlar ve yenileriyle değiştirmeniz gerekir. Durumunuz iyiyse ya da eliniz açıksa piyasadaki en iyi pillerden 2 adet Duracell’e 6 lira öder ve en uzun süreli verimlerden birini alırsınız. Ama imkanınız yoksa tercihinizi sağdan soldan duyduklarınız doğrultusunda mümkün olduğunca fazla verim alabileceğiniz daha ucuz pillerden yana kullanırsınız ve mesela gider 4 liraya 2 adet Varta alırsınız. Aslında bu durumda ne yaparsanız yapın bir kere baştan Duracell’in performansını yakalayamayacağınızı kabul etmişsinizdir. Üstüne üstlük uzun vadede baktığınızda da ufak bir hesapla ömür-para orantısı bakımından daha zararlı çıktığınızı da farkedersiniz. 6 liralık 2 adet Duracell’in sağladığı verimi almak için 4 adet Varta'ya 8 lira ödemek zorunda kalmışsınızdır. Neticede o an içinde bulunduğunuz koşullara göre iki tercih de kabul edilebilirdir.
Ancak bir de uyanık olduğunu düşünenler vardır. En zararlı çıkanlar da bence bunlardır. Bunlar 2 pilin yerine sadece 1 pili değiştirir ve Duracell'in yanına mesela 1 liralık Sanyo takarlar. Böylece diğerlerine oranla hem ceplerinden daha az para çıkar hem de radyolarını kullanmaya devam etmiş olurlar. Ancak çok kısa bir süre sonra bakarlar ki radyo yine çalışmamaya başlar. Çünkü Sanyo'nun ne tükenme noktasına gelen Duracell'e ne de radyoya bir faydası olmuştur. Olan şey, ikisinin de daha çabuk bir şekilde tükenmeye başlamasıdır sadece. Böyle olunca kullanılan radyo da bir yandan eskimeye devam etmektedir.
Biraz karışık oldu belki ama bugünkü Galatasaray'da da durum böyledir bana göre. Duracelller'in (Arda, Baros, Kewell, Elano ve Neill vs.) yanına ya çekmecede sakladıkları ya da bakkaldan yeni aldıkları Sanyolar'ı(mevcut yönetimsel zihniyet ve Barış, Sarp, Ali Turan, Serdar Özkan ve Pino gibi isimler) taktılar. Sonunda Sanyo hem radyoyu yordu hem de Duracell'i tamamen tüketti. Aslında suç, ne Sanyo'da ne de Duracell'de. Onlar potansiyelleri ölçüsünde ellerinden geleni yapıyorlar. Suçlu bulmak gerekiyor mu emin değilim ama arıyorsak listenin en üst sırasına bu ikisinden aynı anda verim almaya çalışanları koymalıyız. Suç, Duracell'i de geçtim artık Varta bile "aldıramayıp" Sanyo ile "idare etmeye" çalışanlarda! Ve artık işin kötü tarafı radyo da(Rijkaard) eskidi, geçen sene arada bir sesi güzel çıkıyordu ama şimdi iyice cızırdamaya başladı. Tamir edilme imkanı var mı bilmiyorum ama yoksa eğer artık onu da değiştirmenin vakti geldi de geçiyor bile...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

