6 Ocak 2009 Salı

ANILAR - 1 "FATİH HOCA VE BEN"


10 yıldır tv dünyasındayım ve spor servislerinde çalışıyorum. Mesleğe 2000 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun olmadan önce 1999'da TV8'de muhabir olarak başladım. Ardından kısa bir Kanal 6 ve sonrasında ise 7 yıllık NTV kariyerimin ardından 1 yıldır da Habertürk spor servisinde çalışmaktayım. Futbolcularla, teknik adamlarla, yöneticilerle, meslekteki arkadaşlarımla birçok anım var. Bunlardan bazılarını dizi halinde sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk olarak da TV8'deyken yaşadığım o zamanlar trajik şimdi ise bana çok komik gelen bir olayı anlatayım.

Yıl 1999. Galatasaray gruptan çıkmış ve Uefa Kupası'nda yoluna devam ediyor. 23 Kasım'da Bologna ile deplasmanda karşı karşıya gelecekler. Ben de TV8'de muhabirlik yapmaya yeni yeni başlamışım. Müdürüm "dede" lakaplı Haluk Usel yanına çağırdı "Evlat Galatasaray bugün İtalya'ya gidiyor, havalimanına git, takımı gönder ve bir röportaj patlat" dedi ve gazı verdi. Ben de acar muhabir hemen yola düştüm, havalimanına gittim. Basın orada, bayağı kalabalık, ben de girdim aralarına beklemeye başladık takımı. Fatih Hoca karizmasıyla o dönem çok daha etkili, takım gruptan çıkmış havaları bir hayli iyi. Neyse yarım saatlik beklemenin ardından "takım geldi" dediler. Uğultular yükseldi, tüm basın kapıya doğru yöneldik. Vatandaşlar biz basın sürüsünü görünce şaşkınlıkla izlemeye başladılar. Kameramanlar kameralarını aldılar omuzlarına, benim sırtımda çanta elimde mikrofon ilk soruyu sormak için kalabalığın önünde kendime yer bulmaya çalışıyorum. Fatih hoca önden giriyor, kontrolden geçiyor, bize doğru geliyor, benim ayaklarım titriyor, bir yandan kafamda soruyu tutmaya çalışıyorum. Fatih hoca yakınımıza gelip duruyor, ilk ben mikrofonu uzatıyorum veeeeee kal geliyor. Unuttum soruyu. Fatih hoca bana, ben ona bakıyorum. 2-3 saniyelik zaman içersinde hayatım gözümün önünden geçiyor. Fatih hoca "Eeee" diyor, ben kendime geliyorum, hemen bir soru uyduruyorum.

- Eeee hocam, yeni bir Avrupa macerası başlıyor, ne düşünüyorsunuz?

Hoca duruyor ve beni yerle bir eden cevabını veriyor.

- Ne Avrupa macerası kardeşim, ne macerası! Nerden buluyosunuz bu çoluk çocuğu!
diyor ve ben, acar muhabir kalabalığın arasına tünüyorum, kaybolup gidiyorum. O an bir hiç olmuşum. Meslek benim için başlarken bitmiş.

Röportajlar yapılıyor, canım acayip sıkkın bir şekilde takım gittikten sonra şirketin yolunu tutuyorum. Dede "olur böyle şeyler kafanı takma, yıldırmasın böyle şeyler seni" diyor, o gece benim gözüme uyku girmiyor, rüyamda Fatih hocayı görürüm diye uyumuyorum :))))

Yıllar sonra şimdi Fatih Terim'le aram çok iyi. NTV'de çalışırken 2 sene önce sık sık spor servisini ziyarete gelirdi. Günlerden bir gün ben, O ve Haluk Yürekli oturuyoruz. Cesaret buldum ve bu anımı anlattım. Bana "yok canım yapmamışımdır öyle birşey, hatırlamıyorum ama yaptıysam da özür dilerim" dedi. Bense "önemli değil hocam aşkolsun" dedim ve bayağı bir gülüştük. Euro 2008'de de yaklaşık 40 gün boyunca beraberdik. Biraraya geldiğimizde baba-oğul gibi bir ilişkimiz vardır. Kendisine buradan birkez daha sevgi ve saygılarımı yolluyorum.

*Bu arada anılarımı yazmam için bende fikir uyandıran futbolpazarı'na teşekkür ediyorum. Avrupa'dan maçların videolarını izlemek için onun bloğunu takip etmenizi tavsiye ederim.

7 yorum:

talento dedi ki...

sanırım ben bu anının fotoğrafını gördüm :)

PENNEARABIATA dedi ki...

Yok o daha sonraki bir deplasmandı. Aslında o fotoyu scan edip koyabilirdim bak iyi hatırlattın. :)

talento dedi ki...

İmkan varsa çok yerinde olur o foto. Yazı henüz tazeyken değiştirilebilir..

futbolpazari.blogspot.com dedi ki...

ne demek Ali abi mahçup ediyorsun beni:) Ben sadece yemeğin adını söyledim. Malzemeleri terbiyelemek ve yemeği pişirmek senin işin. Bize sadece afiyetle yemek düşer.

neverLander ® dedi ki...

bu anılar yazı dizisi tadından yenmez bence. devamını bekliyoruz.

Kaan dedi ki...

Bu güzel anını bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz Ali abi.
Devamını bekliyoruz.

Hüseyin Ataş dedi ki...

Bende buna benzer bir anımı paylaşmak istiyorum,

Şu an 20 yaşındayım Çukurova'da okuyorum, 2-3 ay önce Adana'nın bir ilçesinde yerel bir sitede yazıyorum ve şimdiki gibi pek bilinmeyen anadoludanfutbol.blogspot.com dayım sadece.

Adana'ya U-17 Milli Takım yani Abdullah ERcan geldi, maçları takip ediyorum çıkışta bekliyorum hiç bir Adana basınından kimse yok koca ERcan geliyor milli takım geliyor biri de gelip bir demeç alalaım demiyor...

Her neyse, kaldığım yurda yakın milli takımın kaldığı otel, TSYD Spor Yazarlığı seminerinden aldığım yaka kartını taktım girdim otele ben gazeteceyim dedim (halbu ki adananın bir ilçesinde bir sitede...) Abdullah Ercan ile görüşeceğim dedim müsaitse, tabi görüşeceğime inancım yok öyle saf saf bekliyorum asansör bi durdu Abdullah ERcan, tabi bende durdum kaldım yanıma geldi elini uzattı merhaba hoşgeldin dedi ama ''o 3 saniye '' ölüm gibi geldi herşey gözümün önünden geçti
Abdullah Ercan ile röportaj fırsatı yakaladım çocukluğumda her gün gazetede görebileceğim bir futbolcu milli futbolcu Abdullah Ercan var mı ötesi ,..

Oturduk nasıl olsa görüşemem diye soru falan da hazırlamadım, durdum bekliyorum tabi şoktayım elim titriyor, kalbim çıkacak gibi...

Başlayacakmıyız dedi bende utanmasam neye diyeceğim o derece kendimde yokum...

Neyse kendime geldim hemen maçla ilgili tespitlerimi söyledim haklısın dedi bir tespitimde, ben otelden uçacağım sanki mutluluktan..

Adana takımları ile anılarını sordum, miili takımda yeri doldurulamadığı..vs sordum geçtim

Çıktım otelden hala inanamıyorum yurda geldim çekildiğimiz fotoyu TS'li arkadaşlara gösteriyorum AE diye yurt kopuyor:)

Sonra o röportajım FourFourTWo da yayınlandı ve bazı reklamlar yüzünden U-17 dosyam son anda dergiden çıkartılmak zorunda kaldı...
akabinde başka yazılarım şimdi dergide,berezilya.com ve Adana'nın büyük sitelerinden birinde de yazarlık :)

Ekonometri okusamda okulum bittiğinde Spor Muhabiri olacağım !

mutlaka bir gün bende Abdullah Hoca ile o samimiyeti kuracağım bu anımı anlatacağım, o günü bekliyorum...


sadece ortak yaşadığımız bir heyecanı görünce anımı yazmak istedim...

Selamlar
Hüseyin Ataş