6 Nisan 2009 Pazartesi

FIRSATLARI GÖRÜN VE DEĞERLENDİRİN

Allah mutlaka karşınıza hayatınızda birkaç kez fırsat çıkartıyor. Kimilerimiz bunları değerlendiriyor ve o zaman bunun adı şans, kimilerimizse değerlendiremiyor bunun adı da şanssızlık oluyor. M.United'lı Macheda da aynı hesap! Ona verilen fırsatı iyi değerlendirdi bu yüzden O'nu şanslı olarak niteleyebiliriz. Fırsat Rooney'nin cezalı, Berbatov'un sakat, diğer forvet oyuncularının da başta Tevez olmak üzere milli takım yorgunu olmalarından doğmuştu. Ferguson 61. dakikada 17 yaşındaki Macheda'yı oyuna soktuğunda O'ndan birşeyler bekliyordu mutlaka ama duraklama dakikalarında atacağı golle takıma galibiyet getireceğini kuşkusuz bizler gibi yaşlı kurt da bilmiyordu. 2 gündür tüm İngiliz basını Macheda'dan bahsediyor. Bir anda çok ünlü biri oldu, herkes tanıdı. En büyük şansı hocasının Ferguson olması. M.United'a şımarmadan, üzerine ekleyerek önümüzdeki yıllarda daha faydalı olacaktır.

Benim hayatımda da çoğunlukla böyle oldu arkadaşlar. Karşıma fırsatlar çıktı ve böyle zamanlarda geri adım atmak ya da olduğum yerde beklemek yerine bir adım öne attım kendimi. Gördüm fırsatı ve değerlendirdim. Üniversite 3. sınıftayken başladım çalışmaya, çünkü iletişim fakültesinde aldığım derslerin bana piyasada doğrudan katkı yapamayacağının farkına varmıştım. Kafamda 2 hedef vardı; spikerlik yapmak ve maç anlatmak. Henüz 21 yaşındayken bana da ilk kez ekrana çıkma fırsatının doğduğu günü hatırlıyorum. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Ama 2 yıldır TV8'de muhabir olarak çalışıyordum bile. Hem haber yazıyor hem muhabirlik yapıyordum, ayrıca izinsiz çalışıyordum. Spor müdürüm Ersan Çelik haber sunma konusundaki istek ve arzumu biliyordu. Hep bir takım elbise bulundururdum şirkette ne olur ne olmaz diye. Ama çekiniyordu beni ekrana çıkarmaya, bir türlü şans vermiyordu; ta ki spiker arkadaşlardan benden 10 yaş büyük olan Murat Öztürk (halen TV8'de çalışmaktadır) sabahki spor bültenini sunmaya geç kalana kadar. Ersan Çelik "Fırla, git giyin ve çık sun bülteni" dedi. Ayaklarım titredi, spiker masasına oturduğumda nefesimi düzenleyemiyordum heyecandan. Bülten başlamadan 2 dakika önce Murat Öztürk geldi stüdyoya. "Hayırdır! Tamam geldim ben, kalkabilirsin, ben sunacağım" dedi. Olmazdı, kalkamazdım, fırsat geçmişti bir kere elime. Hayatımın en önemli anıydı. Önümdeki yıllar, kariyerim belki de o sırada yapacağım harekete bağlıydı. "Hayır" dedim; "Ersan Çelik benim sunmamı söyledi. Lütfen kendisine söyle Murat ağabey" Sinirlendi, bir hışımla terk etti stüdyoyu. Kısa bir süre sonra da bülten başladı zaten ve çok heyecanlanmama rağmen hatasız bir şekilde sunmayı başardım. Artık muhabirlikten yavaş yavaş spikerliğe geçmiştim. Aylardır maç sonlarında kolumu ve şans eseri yüzümü gören ailem, bundan böyle takım elbise içinde beni ekran karşısında rahatlıkla da görebilecekti. Artık "Aa Ali geçen gün kolunu gördüm televizyonda" geyiklerinden de kurtulmuştum. O koltuktan kalkmadığım için bir süre Murat Öztürk'le aram bozuk olsa da sonrasında aslında benim hedefimi gerçekleştirmiş olmam da payı olduğu için mutlu olmuştu. İyi bir dostluğum vardır kendisiyle. O günlerin ardından artık önümde bir başka hedef vardı. Ancak bunu gerçekleştirmek için 4 yıl beklemem gerekti. Bunu daha önce anlatmıştım sizlere. O da bir başka fırsatı değerlendirme hikayesidir. Linki aşağıda! Sizlerin de karşınıza çıkan fırsatları görmeniz ve değerlendirmeniz dileğimle!

BLOG DÜNYASI'NDAKİ İLK YAZIM


Özel teşekkürler Murat Öztürk'e bülten sunmaya geç kaldığı için ve Osman Sakallıoğlu'na maç anlatacağından bir şekilde haberi olmadığı için!..

9 yorum:

Temur dedi ki...

@ pennearabiata

Gerçekten "Aa Ali geçen gün kolunu gördüm televizyon'da" diyen oldu mu be abi?

Hayır saçı-başı görseler tamam da koldan nasıl kimlik tespiti yaptılar!

PENNEARABIATA dedi ki...

@Temur

Evet kahverengi fitilli bir ceketim vardı. Ailem ve arkadaşlarım o ceketin kolundan benim olduğumu anlarlardı. :)

kutay dedi ki...

abi çok güzel diyorsun ama şu da var. bazen fırsatın "o fırsat" oldugunu bılemeıyorsun.. karısık mevzular.. ben biraz korkaktım, yenı yenı saldırıyorum ama yaş oldu 24 gec kaldıgımın farkındayım ama bakıyorum kacırdıgım fırsat da yok..ya da ben goremedım.
baktım guzel orta gelmıyor, pozısyonu kendım yaratıyorum ama o zaman da ya "egosıt" dıyecekler, ya da "kondüsyon yetmeyecek" dıye korkuyorum..

Clean Shit dedi ki...

abi belki yakin arkadasindir ama kusura bakma soylemek zorundayim, zaten internetteki forumlarda ve sozluklerde de bu cokca konusuluyor, osman sakallioglu objektif bir sekilde tuttugu takimi belli etmeden turk takimlarinin macini anlatamiyor o yuzden ona anlattirilmasa iyi olur izleyici acisindan, isteyen gidip tuttugu takimin kanalindan (fb tv, gs yv, bjk tv) kendi spikerleriyle banttan tekrar izleyebilir kanimca.. ozellikle bir kac basket macinda iyice ayyuka cikmisti bu taraf tutmasi o yuzden dayanamadim belirteyim dedim, hosgorune siginarak bir sikayetimi belirttim yanlis anlamazsan sevinirim..

zerdali dedi ki...

"blog dünyasındaki ilk yazım"ı okuyunca valla hatırladım be abi o anlattığın ilk maçı.o sezon deli gibi ingiltere ligi maçı izliyordum.tabi bi de arsenal fanı olunca daha bir iştahla izliyorsun.artık iş güçten o kadar vakit ayıramıyorum.ben de çok şaşırmıştım senin sesini duyunca murat kosovaya , okay karacana osman sakallıoğlu'na alışkındık nihayetinde."aa şahane ya bu ntv'nin spikerleri. adamların hepsi maç anlatabiliyor "diye düşünmüştüm.(evet öyle düşündüm.zira bazıları maç anlatmak yerine maçın içine etme kabiliyetine sahip olabiliyor ne yazık ki.neyse ki kumandalarda mute tuşu var.)evet sesin acayip heyecanlı geliyordu.kıs kıs güldüğümü hatırlıyorum.bir de seedorf röpörtajın vardı galiba senin yanlış hatırlamıyorsam.onda da acayip heyecanlıydın:)aman heyecanını hiç kaybetme be abi.evet fırsatları değerlendirmek lazım böyle ...

SİYAH ULAN! dedi ki...

çok güzel bir yazı olmuş ali abi eline sağlık, ileride torunlarına anlatabileceğin enteresan bir hikayen var kesinlikle :)
yazdıklarının çoğunda doğruluk payı olsa da hayatın herkese bu şansları sunduğuna inanmıyorum, biraz da (hatta genellikle) bu şansı kendimiz yaratıyoruz bazı şeylerden feragat ederek. ben bilgisayar mühendisiyim ve büyük bir şirkette güzel bir işe sahibim ama kendimi bildim bileli hep futbol vardı hayatımda ve hep futbolla içiçe bir mesleğe sahip olmak istedim ama maalesef bu şansa sahip olamadım hiç (daha doğrusu bu şansı yaratamadım) ilkokuldan beri hep fen lisesini kazan, doktor&mühendis ol tavsiyeleriyle büyüdüm ve açıkçası bunun dışına çıkacak cesareti gösteremedim hiç. bu yüzden çok şanslı biri olduğunu düşünüyorum ali abi. umarım hayat bundan sonra da sana bu istediğin fırsatları sunar hep..

varol döken dedi ki...

@pennearabiata
okul istanbul ise fırsatlar hakkında seninle konuşacak çok şeyimiz var, perşembe'yi bekliyorum:)

PENNEARABIATA dedi ki...

@ varol

Marmara. Ama konuşulacak şeyler vardır illaki :)

ebru dedi ki...

ah bi de ben değerlenidrebildem o fırsatları :)