2 Ağustos 2009 Pazar

BEŞİKTAŞ 0 - 2 FENERBAHÇE

Yeni sezonun başlamasına 1 hafta kala Süper Kupa Fenerbahçe'nin. Sarı lacivertliler için şampiyonluk parolasıyla girilecek sezona moralli başlama adına önemli bir kazanç. Şu takım iyi oynadı diyebileceğimiz bir maç olmadı. Ama daha hazır olan takımın kazandığı bir karşılaşma yorumu en doğru olur diye düşünüyorum.

Beşiktaş özellikle ilk yarıda biraz daha üstün gibi gözükse de fizik olarak rakibine oranla daha iyi olan (Avrupa kupası maçları dolayısıyla daha önce form tuttular) Fenerbahçe ayakta kaldı ve kazandı. İlk yarıyı bir değerlendirirsek eğer, Mustafa Denizli, Roberto Carlos'un yokluğunda o kanatta verim alabileceğini düşünerek Yusuf'u sağ açık oynattı. Bu da, Delgado'nun yokluğunda yaratıcılığından en çok faydalanabileceği ismi dar bir koridora hapsetmekten başka bir işe yaramadı. Yusuf savunmaya da yardım edeyim derken çok erken şişti. Bu yüzden ikinci yarıda da sahada olmadı. Daum oyunu biraz daha Beşiktaş'ın sağ kanadına yıksa Fenerbahçe skor üstünlüğünü ilk yarıda bulabilirdi. Wederson'un yaptığı ortaya Alex'in kafayla mı ayakla mı vursam tereddütünde kalıp ıska geçtiği pozisyonu hatırlayın! Yine de ilk yarıda Beşiktaş'ın rakip kalede daha etkili olduğunu söyleyebiliriz.
İkinci yarıda ise fizik güç ve kondisyon ön plana çıktı. Ortada geçen maçta kilit açılır mı, skor değişir mi diye düşünürken, çilingir Beşiktaş'tan çıktı, Sivok. İki takımın arasındaki en büyük fark da böylece belli oldu. Fenerbahçe'de skoru her an değiştirme özelliği olan Alex vardı, yani "beyin Alex", Beşiktaş'ta ise olmayacak şekilde penaltıya sebebiyet veren, tabirimi mazur görün, "beyinsiz Sivok". Evet fark Alex ve Sivok'tu. Elle oynayan Sivok kupayı hediye etti sarı lacivertlilere. Golden sonra Denizli, Beşiktaş'ın sahadaki tek yaratıcı ismi Tello'yu da çıkarınca siyah beyazlılar iflas bayrağını çekti. Ve kendisi için bu sezonun çok daha farklı olacağını hissettiren Guiza, Alex'e al da at ortası yaptı. Estetik olarak güzel bir gol izletti Brezilyalı bize. Fenerbahçe kazanmasını bildi. Bu yıl şampiyonluğun en güçlü adayı olduklarını gösterdiler.
Mustafa Denizli maç öncesindeki basın toplantısında Fenerbahçe'nin ve Galatasaray'ın iyi transferler yaptıklarını söyleyerek bir anlamda yönetimine mesaj göndermişti. Bu mesajında ne kadar haklı olduklarını gördük. Beşiktaş gördük ki tam değil. Tamamlanması için de inisiyatifi üzerine alabilecek, skoru değiştirebilecek bir futbolcuya ihtiyacı var. Bu transferi de hemen yapmalılar. Aksi halde şampiyonlar ligi acı bir tecrübe olarak kalabilir siyah beyazlıların tarih sayfalarında.
Aklımda maçla ilgili kalan diğer notlar;
*Atatürk Olimpiyat Stadı'nda bu final olmadı. Adına yakışır şekilde süper bir atmosfer yoktu, olamazdı da. İşkencedir o stada gitmek, gidilmez, gidilmemeli de.
*Yıldırım Demirören maçı olması gerektiği gibi Özgener ve Yıldırım ikilisinin yanında izlemedi. Maçın ardından Yıldırım'ın elini samimi, Özgener'in elini ise zorla sıktığı gözlerden kaçmadı.
*Fox TV'de bir ara derbiden çok Ersun Yanal ve Serkan Korkmaz'ı izledik. Hem bant reklam hem de sanal reklamlarıyla ikili ekranlarımızı süsledi. Yeni programları hayırlı olsun. Tabii bir de Cimcik yoğurdunu unutmadan geçmeyelim. Ekranın yarısını kaplayan reklamlara her zaman tilt oldum, bu maçta da sinirlerim ayağa kalkmadı değil.
*Yunus Yıldırım ilk yarıda vermediği iki kararla eksi puan aldı. Yusuf ve Guiza'nın yerde kaldığı pozisyonlarda devam ettirmesi hatalıydı. Hakemlerin tek beğendiğim yanları formalarıydı. Sanırım bu sezonun en iyi formalarını hakemler için dizayn etmişler. Umarım içlerinde kendilerini daha iyi hissederler.

14 yorum:

G.Ö dedi ki...

zevkli bir final karşılaşmasıydı ben yeterince tatmin oldum.

steven_stiffler dedi ki...

Abi Ersun Yanal'ın o gözlüklü reklamı neydi öyle ? Şaka gibi...

007 Ersun Bond...

@ asist time dedi ki...

Gecen sezon ve bu sezon başında ki hazırlık maçlarında Besiktas genellikle 4-1-2-2-1 dizilişi ile sahaya yayılıyordu. Ama bu maçta başarıyı getiren alışılagelmiş rotasyon da birbirinin yedekleyen Bobo ile Nobre'nin beraber oynaması yani sistemde yapılan bir değişiklik nerdeyse 3 değişikliğe sebep oldu.

1) Bobo'nun sola geçmesi ile; rotasyonda ortada ve sağda oynayan Yusuf Simşek'i sağ tarafta oynatmaya itti. Solda oynarken arkasında Ibrahim Uzulmez guvencesi olan Yusuf'un ilk yarı boyunca daha çok Erhan'ın boşlukları doldurması ile uğraşmak ilk 45 dakika boyunca hucumda nerdeyse sadece 1 dakika topa hukmetti.

2) Bobo'nun sola geçmesi ile, Tello da sola yakın oynamak zorunda kaldı cunku; Ismail surekli hucuma cıktığı için Tello sık sık Ismail'in ve Bobo'nun boşalttığı alanları doldurdu ve bu yuzden de orta da pas dagıtımını gerceklestiremedi.

3) En onemli değişiklik de dizilişimizin zorunlu olarak 4-1-4-1 şekline donmesi. Bu dizilişte en önemli oyuncular kimdir tabiki kanat oyuncuları peki saha kimler vardı Solda Bobo ve sağda Yusuf yani kanat oyuncu özelliklerini barındırmayan oyuncular.


Işte bir Bobo'nun sol tarafa geçmesi sistemde birçok değişikliğe yol açtı. Ilk yarı boyunca iyi bir performans sergiledik. Yusuf'un direkten donen topu, Nobre'nin kaçırdığı gol ve penaltı pozisyonları ile uretken bir ilk yarı geçirsek de ikinci yarı Nihat'ın oyuna girmesi ile yine sistem de değişikliğe gidildi.

1) Oncelikle Tello Yusuf'un yerine sağa gecti.
2) Nihat'da Tello'nun gorevini yapmak yerine çok önde durunca da Fink-Ernst ikilisi bu sefer 2 oyuncu ile degil 3 oyuncu ile ugrasmak zorunda kalınca Fenerbahce 2.yarı orta alanda cok daha fazla topa hakim oldu ve Cristian-Emre-Alex uclusu oyunu kanatlara daha sık yaymaya basladılar.

Ikinci yarı da sistem içerisinde Nihat, Tello'nun, Tello'da Yusuf'un rolunu ustlenemeyince hucumda butun organizasyon Ernst ve Bobo'nun ustune bindi. Onlara da sık sık Cristan-Emre ve Gokhan Gonul'den pres yedikleri için direncleri duşmeye basladı.

Ardından çalınan penaltı da kupayı Fenerbahce'ye getirdi. Ilginç bir ayrıntı Yunus Yıldırım bugune kadar 4 penaltı çalmış bunların 3'u Fenerbahce'ye ne kadar ilginç bir tesaduf.



Son olarak da Nobre'yi de ne zaman gelişen bir kombine atak sonucunda plase ile gol atarken gorucez merak ediyorum. O golu de atamıyorsan senin Batuhan'dan veya hatta Mehmet Yıldız'dan ne farkın kalır, aynı mucadeleyi ileride Mehmet Yıldız'da gosteriyor. Nasıl basketbol da bir şutor takımını hayal kırıklığına ugratmamak ve şut isabet oranı yuksek seviye tutmak için sabah akşam şut idmanı yapıyorsa Nobre'nin de sabah akşam şut idmanı yapması lazım artık.


http://asisttime.blogspot.com/2009/08/tff-super-kupann-ardndan-dizilis-ayn.html

Bhdrslr dedi ki...

maç mı izledik reklam mı anlayamadım... her pozisyona denk gelen bi reklam vardı.

sukullaci dedi ki...

mustafa denizli'nin sürekli taktik ve ilk 11 değiştirme hastalığı olmasa 10 numara teknik direktör olacak ama yok. bobo yu oynatmak yerine holosko yu koysa beşiktaş fark bile atabilirdi. sokaktaki çocuk bile biliyo fener defansının yavaş olduğunu araya atılan toplarda zorlandığını. sende ısrarla kanattan zorluyosun. fenerin en sağlam yeri zaten kanatlar. zorla işte holoskoyla stoperleri 20 dakkada bitir maçı. türkiye kupasında olan buydu işte.

Koray Gök dedi ki...

Bir daha Fox Tv maç yayınlamasın,ya da direk niyetini açık etsin, mis gibi maçı reklamlara meze yapmasın diye yetkililere sesleniyorum buradan :)

Ayberk dedi ki...

Macla ilgili cok bisi solemicem ama gordugum en kotu hakem yonetimlerinden biriydi. Yonetimi gectim, Yunus Yildirim'a futbolcunun uzerine yurume, futbolcuyu azarlama, psikopat bakislar atma, kart gosterirken eliyle cekme hakkini kim veriyor merak ediyorum.
Takimlar milyonlarca liralik yatirimlarla dunyaca unlu futbolculari bu lige getiriyorlar ama Turk hakemligi her sene olanca ilkelliginin ustune koyarak devam ediyor. Yazik...

HKNSRN dedi ki...

İki takımında kazanabileceği bir maç oldu. Sanal reklam uygulaması seyir zevkini düşürüyo. Stadın boşlukları derbi coşkusu yaşatmadı ama güzel bir maç izledik.
wwwhknsrn-gencfutbol.blogspot.com

futbolveask dedi ki...

ali abi görüşlerine genelde katılıyorum ama bence guiza'nın pozisyonunda faul yoktu. omuz omuza bir mücadeleydi. ama genelde hakemi beğenmediğimi söylemeliyim. yine bu sezon çok konuşacağız onları.

Gilberto dedi ki...

ersun yanal'ın any given sunday'deki al pacino-peace with inches konuşmasının bi bölümünü kullandığı reklamı da fena olmuş

FUTBOLUNGÜCÜ dedi ki...

Usta gerçekten Sivok büyük beyinsizlik etti. Sen bütün maç iyi oyna ama gel tek bir harekerle bir çuval inciri batır. Ne diye atlarsın topa öyle kahraman mı olacaksın..

hadesperado dedi ki...

fox tv bu, fazlasını beklemek hayal olur...
büyük ihtimal serie A'yı da böyle yayınlayacaklar;
spagetti'yle iyi gider cimcik yoğurt :))

cimcik nedir ya :))

No Pasaran dedi ki...

Sevgili Ali Okancı, genelde yorumlarınızı beğenerek okurum ancak bu yorumunuzdaki bir kaç ifadeye katılmam mümkün değil.

Öncelikle daha şimdiden Fenerbahçe'yi nasıl şampiyonluğun en büyük favorisi olarak görüyosunuz açıkçası anlayamadım. Sezon öncesi 1-2 zayıf rakibe karşı alınan farklı skorlar veya başa baş giden bir maçta hakemin yorum farkıyla bir takıma çalınmayıp diğerine çalınan penaltı sonucunda kazanılan bir derbi maç bu kadar fikir verebiliyosa size, ben sizi takdir ederim. Ancak bana şu an için 3 büyük takımın da oynadığı oyunlar net bir fikir veremedi.

İkinci katılmadığım konu, eğer Guiza'nın pozisyonundan kastınız Fink'in araya girerek topu kaptığı, Guiza'nın karşı karşıya olduğu pozisyon ise, o pozisyon nizami şarja girer. Topla oyuncu arasına vucüdunu koymak faul değildir. Maçın başında Bilica'nın Yusuf'a yaptığı ondan çok daha açık bir fauldür, Bilica kale arkasından olan tekrar çekiminde çok net gözüktüğü üzere Yusuf'u eliyle itmiştir ve karşılığı faul+kırmızı karttır. Pozisyonun içeride mi dışarı da mı olduğunu net olarak göremediğimden penaltı ya da değil diyemiyorum ancak çok net bir kırmızı kart atlanmıştır orda, daha maçın başında.

Ayrıca Sivok'un yaptığı beyinsizliktir evet ama ondan yaklaşık 10-15 dk. önce Nihat'ın frikiğinde aynı beyinsizliği yapan Bilica'nın pozisyonu nasıl oluyorsa aynı gözler tarafından görülEmemiştir. Yunus Yıldırım'ın zaten penaltı çalma özürlü bir hakem olduğunu daha önce yönettiği 2 Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinden biliyoruz. 2 sezon önce İnönü'de Alex'in 2 gol attığı ve Fenerbahçe'nin 2-1 kazandığı maçta 90.dakikada Kazım'ın elle oynamasını görEmeyen ve geçen sezon İnönü'de oynanan ve yine Fenerbahçe'nin 2-1 kazandığı maçta Selçuk'un Ernst'e çift dalmasını ilginç bir şekilde nizami sayan Yunus Yıldırım, dün yine standardını koruyor ve penaltı çalmıyor kolay kolay derken, söz konusu takım Beşiktaş'tan başka büyük bir takım olunca aslında o kadar da penaltı özürlü olmadığını gösterdi.

Saygılar...

PENNEARABIATA dedi ki...

@ no pasaran

öncelikle meseleyi ayrıntıları ile açtığınız ve gerçekten bir sonuca varma adına görüşlerinizi belirttiğiniz için teşekkür ederim. düşüncelerinize saygı duyarak fenerbahçe'yi şampiyon adayı görmemdeki sebebi şöyle açıklayabilirim. Bu yıl Fenerbahçe gerçekten farklı. Hem sahada hem de antrenmanlarında. Muhabir arkadaşlarımızdan antrenmanlarda Daum ve Koch'un takımı nasıl çalıştırdıkları ve motive ettikleri yönünde bilgiler alıyoruz devamlı. Özellikle Koch'un futbolcularla kurduğu ilişki, bağ inanılmaz kuvvetli. Geçen sezona oranla başta Guiza olmak üzere bazı futbolcular kendilerini buldular yeni teknik ekiple. Ayrıca Fenerbahçe'nin kadrosunu da iyi buluyorum. Yaptıkları transferler takıma daha da uyum sağladıklarında daha faydalı olacaklar. Bu kadroyu nasıl evirip çevirmesini bilen bir adam da var başlarında. Daum sanki yeniden doğmuş gibi. Heyacanlı ve hırslı, bunu futbolcularına da yansıtıyor. Tüm bunlar birleşince Fenerbahçe'nin en güçlü şampiyonluk adayı olduğunu söyledim. Bununla ilgili daha geniş bir post yazmayı düşünüyordum ama burada satırbaşlarını sizin aracılığınızla yazmış olayım. Ayrıca en nihayetinde zaten Fenerbahçe bu ligin en güçlü şampiyonluk adayı değil midir her sezon olduğu gibi :)