Serie B'de oynanan Ascoli-Reggina mücadelesi. Tuhaf bir fair play hikayesi var maçta. Regginalı Carlos Valdez bacağına giren kramp sonrası tedavi olmak için topu taca atmak istiyor. (edit) Ama Ascolili futbolcular ne olduğunu anlamıyor ve Vincenzo Sommese topun taca çıkmasına izin vermeyerek Mirko Antenucci'nin golü atmasını sağlıyor. Sevinen Ascolili futbolculara Regginalılar bir anda saldırıyor. Andrea Costa, Sommese'ye yumruk attığı için kırmızı kart görüyor, ortalık karışıyor. Yapılan tartışmalar sonrası Ascoli takımı kararını veriyor, haksız bir şekilde gol attıkları için kalelerini açıyor Regginalı rakiplerine. Pagano'nun golüyle durum 1-1 oluyor. Reggina sonraki dakikaları 1 kişi eksik oynasa da düşme hattındaki rakibi karşısında sahadan 3-1 galip ayrılıyor. Kızgın Ascoli taraftarları ise rakiplerine gol izni verdikleri için teknik ekip ve futbolcuları adeta soyunma odasına hapsediyor. Ascoli takımı 2 saat boyunca stattan ayrılamıyor. İtalya futbol federasyonu ise maçla ilgili soruşturma başlatmaya karar verdi. Ascoli takımının rakibinin gol atmasına izin vermesinin kural dahilinde olup olmadığını araştıracaklar. Valla üzüldüm Ascoli takımına, anlamadıkları(!) bir fair play hadisesinden dolayı hem rakipten, hem taraftardan yemişler darbeyi. Bir de federasyon vurursa, bundan sonra her tacı ne olur ne olmaz diye rakibe atarlar heralde!
7 Aralık 2009 Pazartesi
6 Aralık 2009 Pazar
5 Aralık 2009 Cumartesi
JOHN MOTSON'IN HİKAYESİ
Spor spikerlerine sorsanız nasıl maç anlatmaya başladıkları ile ilgili hepsinin ayrı ayrı ilginç hikayeleri mutlaka vardır. Benim hikayemi sizlerle daha önce paylaşmıştım. İngiltere'nin ve dünyanın en iyi maç spikerlerinden biri olarak kabul edilen John Motson'ın da kendine has bir hikayesi var. John Motson mesleğe yerel bir gazetede muhabir olarak başlar. Ardından BBC onu radyo bölümüne sunucu olarak transfer eder. BBC yönetimi, 26 yaşındaki John Motson'ı yavaş yavaş maç spikerliğine hazırlamayı amaçlamaktadır. Bu yüzden de tabiri caizse çerez maçları ona anlattırarak pişmesini sağlamaktadırlar.
Tarih 5 Şubat 1972'dir. FA Cup 3. tur tekrar maçında amatör küme takımı Hereford ile Premier lig ekibi Newcastle United karşılaşmaktadır. İlk maç St. James' Park'da 2-2 sona ermiştir. BBC spor servisi müdürü çerez olarak gördüğü, Hereford'un Edgar Street Stadı'ndaki tekrar maçını anlatması için John Motson'ı görevlendirir. Heyecanlı olan John Motson, 37 yıl sonra bugün bile halen konuşulacak bir maçı anlatacağından haberdar değildir.
Edgar Street'in 14 bin kapasiteli tribünlerinde 20 bine yakın taraftar vardır. Yağışlı bir havada, oldukça bozuk bir zeminde oynanan maçta 82 dakika boyunca gol sesi çıkmaz. Bu dakikada Newcastle, Macdonald'ın golüyle 1-0 öne geçer. Kalan dakikalarda Herefordlu futbolcular beraberlik golü için deli gibi saldırırlar Newcastle kalesine ve 85. dakikada Ronnie Radford 30 metreden allah ne verdiyse vurur. Top 90'a giderken daha havadayken John Motson "Ooooo" diye bağırmaya başlamıştır bile. Gol sonrası yüzlerce Hereford taraftarları bu büyük sevinci sahanın ortasında futbolcularla birlikte yaşar. Normal süre 1-1 biter. İlk uzatma devresinin 13. dakikasında ise Ricky George, Hereford'u 2-1 öne geçiren golü atar. Golün ardından yine aynı sahne yaşanır, taraftarlar futbolcuları kucaklamak için yine sahanın ortasındadır. Sonraki dakikalarda başka gol olmaz ve Hereford FA Cup tarihinin en büyük sükselerinden birini yapar. Amatör küme takımı olarak bir Premier lig takımını kupanın dışana iterler. Maça, BBC'de yayınlanan dünyanın en ünlü futbol programlarından Match Of The Day'in önceden yapılan akışında çok az bir yer ayrılmıştır. Ancak tarihi skorun ardından özeti en geniş verilen maç olur. Çaylak John Motson ise artık ünlü bir spikerdir. Bu maç sayesinde BBC'nin en güvendiği spor spikerlerinden biri olur. Bugün 64 yaşında olan John Motson BBC'nin canlı maç yayın hakkını kaybetmesinin ardından BBC Radio 5'de sunuculuğa devam etmektedir.İşte o maç ve John Motson'ın anlatımı
4 Aralık 2009 Cuma
HANGİSİ ÖLÜM GRUBU?
Ben A ile G grubu arasında gidip geliyorum.A Grubu'ndan Uruguay ve Meksika,
B Grubu'ndan Arjantin ve Yunanistan,
C Grubu'ndan İngiltere ve ABD,
D Grubu'ndan Almanya ve Sırbistan,
E Grubu'ndan Hollanda ve Danimarka,
F Grubu'ndan İtalya ve Slovakya,
G Grubu'ndan Brezilya ve Fildişi Sahili,
H Grubu'ndan İspanya ve Honduras çıkar diyorum.
FIFA GİBİ KADIN
PREKAZI'NİN GOLÜ VE KUZENİMİN YARILAN KAFASI
Frikik gollerini izliyordum internette karşıma bir anda Prekazi'nin Monaco'ya attığı gol çıktı. Bu golle ilgili ilginç bir anım var o yüzden koymak istedim. 11 yaşındaydım. Hiç unutmam o gün ağır hastaydım, gözümü açacak halim yoktu, yüksek ateşle yatıyordum. Köln'de yaşayan benden 1 yaş büyük hasta Beşiktaşlı kuzenim maça gidecekti, günler öncesinden hazırlık yapıyordu. Maçın ertesi günü kafası sargılı bir şekilde telefonda golü ve yaşadıklarını anlatmıştı bana. Gol sevinci sırasında düşmüş ve kafasını yere vurmuştu. Hemen hastaneye kaldırmışlar. Kafasına 5 dikiş atılmış. O haliyle bile dalga geçmişti kendisiyle, "Kafayı öyle bir vurdum ki, golü hatırlayabilmeme şaşıyorum valla!" demişti. Yeniden geçmiş olsun Hakan!
3 Aralık 2009 Perşembe
NO OFSAYT
SERVET'İN SWEATSHIRT'Ü
2 Aralık 2009 Çarşamba
TRABZONSPOR'DA KAPTANLIK KONUSU
Şenol Güneş gelir gelmez ağırlığını hissettirmeye başladı. "Fatih Tekke'yi istiyorum" dedi. Yönetim "Almak için herşeyi yapacağız" cevabını verdi. Sonra Kasımpaşa yenilgisi sonrası kadro dışı bırakılan 5 futbolcunun affedilmesini istedi. Futbolcuların isteksiz tavırlarını, yeteri kadar takıma kendilerini vermemelerini gerekçe gösteren yönetim kararından döndü, affetti. Bugün de Şenol Güneş'in isteğiyle kaptanlık o affedilen futbolculardan birine, Rigobert Song'a verildi. Şimdi bu son gelişmenin ardından eski kaptan Egemen için durum biraz düşündürücü hale geldi. Çünkü o da kadro dışı bırakılan isimlerdendi ve kaptanlık ondan alınıp Umut'a verilmişti. Ama affedilse de kaptanlık kendisine geri verilmedi. Yani verildi ama verilmedi gibi birşey. Çünkü 4.kaptanlığa düşürüldü. Evet Song, Umut, Selçuk sonra Egemen. 4.kaptan diye bir kavram da böylece futbolumuzun içine girdi. Egemen şimdi sormaz mı? Madem ki kaptanlığı başkasına verecektiniz neden benim gibi kadro dışı bırakılan bir oyuncuyu seçtiniz? Benim suçum neydi diye düşünmez mi? Düşünür belki ama bundan böyle Şenol Güneş kanunları işler. Vardır bir bildiği hocanın diyelim.
TÜRKİYE'DE TÜM ZAMANLARIN EN İYİ 10 SPOR SPİKERİ
Öncelikle bu listeyi sadece kendi beğendiğim isimlerden oluşturduğumu ve 10 kişi ile sınırlamaya çalıştığımı belirteyim. Listeyi hazırlarken de naçizane gözönünde bulundurduğum bazı kriterler oldu. Bunlar, mesleğe verdiği yıllar, görev aldığı organizasyonlar, anlattığı spor dalıyla ne kadar özdeşleştiği, spor bilgisi, Türkçe'yi ne kadar doğru kullandığı, diksiyonu, tonlamaları, yaratıcılığı, kendine has üslubu vs. Sıralamanın da o kadar önemli olmadığını belirtir, kimsenin alınmamasını önemle arz ve rica ederim.
1- HALİT KIVANÇ (Futbol)
2- ORHAN AYHAN (Boks)
3- KENAN ONUK (Atletizm ve Buz Pateni)
4- İLKER YASİN (Futbol)
5- MURAT MURATHANOĞLU (Basketbol)
6- OKAY KARACAN (Formula 1 ve Futbol)
7- MURAT KOSOVA (Basketbol ve Futbol)
8- ÜMİT AKTAN (Futbol)
9- ERCAN TANER (Futbol)
10- YALÇIN ÇETİN (Futbol)
1- HALİT KIVANÇ (Futbol)2- ORHAN AYHAN (Boks)
3- KENAN ONUK (Atletizm ve Buz Pateni)
4- İLKER YASİN (Futbol)
5- MURAT MURATHANOĞLU (Basketbol)
6- OKAY KARACAN (Formula 1 ve Futbol)
7- MURAT KOSOVA (Basketbol ve Futbol)
8- ÜMİT AKTAN (Futbol)
9- ERCAN TANER (Futbol)
10- YALÇIN ÇETİN (Futbol)
FIFA'DAN MARADONA'YA: KURA ÇEKİMİNDEN UZAK DUR
"Be aware that he is banned and we are asking you to make sure that he is not coming."FIFA'nın Arjantin Futbol Federasyonu'na gönderdiği mektuptan bir cümle; "Cezalı olduğunu unutmayın. Onun kura çekimine gelmeyeceğinden emin olmanızı istiyoruz." Şimdi durup dururken yarayı niye kaşıyorlar anlamıyorum. 2 ay ceza verdiğiniz adam niye kalkıp alınmayacağını bile bile Güney Afrika'daki kura çekimine gitsin. Gitmeyeceği varsa da bunun üzerine gider artık. Gidip gider de çeker belki. Cevabını merakla bekliyoruz Maradona'nın.
KURADAKİ SERİBAŞLAR
2010 Dünya Kupası'nda grup kuraları cuma günü çekilecek. 8 seribaşı ülke açıklandı. Güney Afrika, İtalya, Arjantin, Brezilya, İngiltere, Almanya, Hollanda ve İspanya. Fransa aralarında yok. İrlandalılar için ufak da olsa sevinme sebebi. FIFA Ekim sıralamasını gözönünde bulundurdu. Kasım'da oynanan play-off maçlarını dikkate almadı. Fransa ekim ayına göre 9., kasım ayına göre ise 7. sırada. Sanırım Henry'nin eline FIFA bu şekilde ceza veriyor.1. Torba: Güney Afrika (A Grubu), Arjantin, Brezilya, İngiltere, Almanya, İtalya, Hollanda, İspanya
2. Torba: Avustralya, Japonya, Güney Kore, Kuzey Kore, Honduras, Meksika, ABD, Yeni Zelanda
3. Torba: Cezayir, Kamerun, Gana, Fildişi Sahili, Nijerya, Şili, Paraguay, Uruguay
4. Torba: Danimarka, Fransa, Yunanistan, Portekiz, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, İsviçre
1 Aralık 2009 Salı
TARTAN PİSTTEN PARKEYE
Michael Jordan basketbolu bıraktıktan sonra beyzbolda şansını denemişti. Tam anlamıyla felaketti. Bir zamanların efsane(!) atletlerinden Marion Jones ise tartan pistlerden parkelere geçiş hazırlığında. Aslında basketbol topuna yabancı da değil. 1994 yılında North Carolina Üniversitesi basketbol takımıyla NCAA şampiyonluğu tattı. Ancak 1996'da yaşadığı sakatlığın ardından kendini atletizme vermeye karar verdi. Atletizm tarihinin en başarılı bayan atletlerinden biri de oldu. Rahmetli Kenan ve Cüneyt ağabeylerin en sevdiği isimlerden biriydi. Ancak Cüneyt ağabeye (Kenan ağabey 2005'te vefat etmişti) 2007 yılında büyük bir hayal kırıklığı yaşattı. Balco laboratuvarıyla ilgili açılan soruşturma kapsamında onun adı da şüpheliler listesine alındı ve nihayetinde 2000 Sydney Olimpiyatları sırasında performans artırıcı madde kullandığını itiraf etti. Elindeki tüm madalyaları ve ödülleri Olimpiyat Komitesi'ne teslim etti. Basının karşısına geçip ağlayarak tüm Amerikan halkından özür dilemesi gözümün önünden gitmez. Geçen mayıs ayında NBA organizasyonundan kendisini aramışlar ve WNBA'de oynayıp oynamak istemediğini sormuşlar. O da doğal olarak "Evet" yanıtını vermiş. 34 yaşında ve boyu 1.78. Kısa bir süre de olsa forma giyerek kendisini Amerikan halkının gözünde biraz daha aklaması için önemli bir fırsat. Umarım iyi değerlendirir.TÜM ZAMANLARIN EN İYİ SPOR SPİKERİ
Liste İngiltere'den. İlk sırada Formula 1 efsanesi Murray Walker var. 1948'de yayıncılığa başlayan Walker kariyerinin çoğunu BBC'de geçirdi. 1970'lerde Formula 1 yarışlarını anlatmaya başladı ve mesleği bıraktığı 2001 yılına kadar da devam etti. "İşte Williams'la Damon Hill geliyor. Bu araç kesinlikle eşsiz, tıpkı arkasından gelen araç gibi." en meşhur sözlerinden biridir. İkinci sırada futbol spikeri John Motson var. 1971'den bu yana anlatıcılık yapıyor. Bana göre bir futbol spikerinin görüp görebileceği en üst noktaya ulaşmıştır. 9 Avrupa Şampiyonası ve 9 Dünya Kupası'nda görev yapmış, 34 kez de FA Cup finali anlatmıştır. 1989'da Liverpool ile Nottingham Forest arasında oynanan maçta yaşanan ve tarihe Hillsborough faciası olarak geçen olayı canlı yayında anlatan kişidir aynı zamanda. Üçüncü sırada ise meşhur tenisçi John McEnroe var. Anlatımını hiç dinlemedim ama eğer oyunculuğu gibi çılgınsa dinleyenlere eminim keyifli anlar yaşatmıştır. Listede dikkatimi çeken bir başka isimse 19. sırada olan Geoffrey Boycott. Geçtiğimiz günlerde BBC'de kriket maçı anlatırken canlı yayında olmadığı bir sırada ettiği küfürler teknik nedenlerle dinleyicilere ulaşmış ve BBC özür dilemek zorunda kalmıştı. Ben de bir liste yapmayı düşünüyorum yakında. İlk sırada kim mi olur? Tabii ki Halit Kıvanç.
GAZZA'NIN 39 GÜNÜ
Üst düzey bir futbol zekasına sahipti. 90'larda İngiliz futbolunun ikonuydu. Ancak sahadaki yetenekleri kadar saha dışında yaşadıklarıyla da sık sık gündemdeydi. Alkol bağımlılığı, uyuşturucu kullanması, karısını dövmesi, kişisel problemleri ve kuralları tanımamazlığıyla başına durmadan iş açtı. Uzun süre tedavi gördü, en sonunda iyileşti dendi. Ve 2005 yılında Kettering Town takımının başına geçerek ilk teknik direktörlük deneyimini yaşamaya karar verdi. Arkadaşları bu yeni dönemle birlikte hayata yeniden tutunacağını düşünüyorlardı. Ancak teknik adamlık macerası sadece 39 gün sürdü. O içkiyi bıraksa da içki onu bırakmadı. Kettering Town'un başında görevde bulunduğu dönemde her gün içmeye devam etti ve nihayetinde 39. günde yönetim yeter artık dedi. İşte Steve Pitts, "Gazza'nın 39 Günü"nde bu problem çocuğun ilk teknik adamlık dönemine ışık tutuyor. O dönemde kadroda olan futbolcular, teknik ekip, Gazza'nın yaşadığı rezillikleri kimi zaman acıyarak kimi zaman da üzülerek anlatıyor. Gazza'nın hayatıyla ilgili birçok kitap yazılmıştı ama bu kitap sürünen bir efsanenin, dizlerinin üstüne kalkmaya çalışırken yeniden çöküşünü anlatması itibariyle mutlaka okunmalı. Fiyatı 9.99 £
DROGBA AIDS'E KARŞI
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











