15 Kasım 2008 Cumartesi
HOOP DUR BAKALIM

Guardiola Messi'ye çok bozulmuş. Sebep şu; Arjantin futbol federasyonu ve Maradona ile Barcelona kulübü arasında bir anlaşma yapılmıştı. Buna göre İskoçya ile oynanacak özel maçın kadrosuna Messi alınmayacaktı. Ancak Messi, Kral Kupası'ndaki Benidorm maçından sonra düzenlenen basın toplantısında İskoçya'ya gidip arkadaşlarıyla beraber olmak ve maçı izlemek istediğini söylemiş. Kısacası basın mensuplarının eline harika bir malzeme vermiş. Gazeteciler de hemen Guardiola'ya yetiştirmişler; "Messi böyle böyle diyor hocam ne diyosun?" Guardiola'nın getirdiği disiplin kurallarını Aceto anlatmıştı, genç hoca sert biraz. Hemen sinirlenmiş tabii, antrenmanda yanına çağırıp "Bak evladım daha yaşın küçük, iyisin hoşsun da burda benim borum öter, bundan sonra bir karar almadan önce bana bir sor, alırım façanı aşağı, İskoçya'ya gitmek mitmek yok, unut" şeklinde fırça atmış. Messi de boyun bükmüş, kabullenmiş. Oynamıycan ne işin var İskoçyalar'da, Guardiola haklı. İşler yolunda gidiyor diye öyle hemen boşlamak, gevşemek olmaz. Aferin Guardiola yola devam, şımarmasınlar çok fazla...
14 Kasım 2008 Cuma
UKRAYNA TAKIMININ MAÇINA POLONYA'LI HAKEM
BUZ PİSTİ'NDEKİ DRAM

ADI ROBERT MULLER...
0 28 YAŞINDA BİR BUZ HOKEYİ OYUNCUSU...
0 28 YAŞINDA "ÖLÜMÜ BEKLEYEN" BİR BUZ HOKEYİ OYUNCUSU...

YILLARDIR BUZ HOKEYİ OYNAYAN VE BİRÇOK BAŞARIYA SAHİP OLAN ALMAN SPORCU'YA 2 YIL ÖNCE KANSER TEŞHİSİ KONMUŞ...MULLER'İN BEYNİNDEKİ TÜMÖR ÇOK AGRESİF VE ÇABUK BÜYÜYEN BİR TÜRDENMİŞ. MÜLLER BİR DİZİ AMELİYAT OLMUŞ VE YAKLAŞIK 3 AYLIK TEDAVİ SÜRECİNİN ARDINDAN TEKRAR KOPAMADIĞI BUZ PİSTLERİNE GERİ DÖNMÜŞ. ALMAN SPORCU RAKİBİN ATTIĞI PAKLAR'A KAPATTIĞI GİBİ KANSERE DE KAPATMIŞ KALESİNİ. BU KANSER İLLETİNİN KALESİNE GOL ATMASINA İZİN VERMEMİŞ. YENİDEN ANTRENMANLARINA VE MAÇLARINA ÇIKAN MULLER BUZ PİSTLERİNE BOMBA GİBİ DÖNMÜŞ. TAKIMIYLA ULUSAL LİGDE İKİNCİ OLMUŞ VE KANADA'DAKİ DÜNYA KUPASINDA ÜLKESİNİ TEMSİL ETME HAKKINI KAZANMIŞ.

EVLİ VE 2 ÇOCUĞU OLAN MULLER NORMAL HAYATINA TEKRAR DÖNMENİN, TUTKUSU OLDUĞU BUZ PİSTİNDE KAYMANIN MUTLULUĞUNU YENİDEN YAŞAMAYA BAŞLAMIŞKEN, KADERİN KÖTÜ CİLVESİ ONU TEKRAR YAKALAMIŞ. RUTİN BİR MUAYENE SIRASINDA TÜMÖRÜN KENDİNİ YENİLEDİĞİ VE BU KEZ DAHA AGRESİF OLDUĞU, DAHA ÇABUK BÜYÜDÜĞÜ ANLAŞILMIŞ. MULLER APAR TOPAR BIÇAK ALTINA YATMIŞ. ANCAK DOKTORLAR BU KEZ KANSERLİ HÜCRENİN TAMAMINI ALMAYI BAŞRAMAMIŞ. DOKTORLAR ONA BU KEZ KÖTÜ HABERİ VERMİŞ, MULLER'İN SADECE 7 HAFTA ÖMRÜ KALMIŞ. BUGÜNLERDE TÜMÖRÜN GERİ KALANI MULLER'İN BEYİN DAMARLARINA BASKI YAPMAYA DEVAM EDİYOR.

YANİ 50 GÜN BİLE DEĞİL! SİZİN 7 HAFTA ÖMRÜNÜZ KALSA SON GÜNLERİNİZİ NASIL GEÇİRİRDİNİZ? MUTLAKA AİLENİZLE, SEVDİKLERİNİZLE OLMAK, YAPAMADIĞINIZ ŞEYLERİ GERÇEKLEŞTİRMEK İSTERSİNİZ. PEKİ MULLER NE Mİ YAPIYOR? O HALEN ÇOK SEVDİĞİ, KOPAMADIĞI BUZ PİSTLERİNDE KAYMAYA DEVAM EDİYOR. AYNI YAŞAM SEVİNCİNİ, AİLESİNE VE SPORA OLAN BAĞLILIĞINI SÜRDÜRÜYOR. MULLER "AKLIMDA SADECE HOKEY VAR. TEK HEDEFİM LİGDE OYNAMAYA TEKRAR BAŞLAMAK. TÜM AİLEME VE ARKADAŞLARIMA BANA VERDİKLERİ DESTEKTEN ÖTÜRÜ TEŞEKKÜR EDİYORUM." DİYOR. HİÇ ŞÜPHESİZ MULLER BİR SAVAŞÇI, BUZ PİSTİNDE OLDUĞU GİBİ HAYATININ EN ZOR ANINDA MÜCADELEYİ BIRAKMAYAN BİR SPORCU. KANSERE KARŞI 1-0 ÖNDE OLAN MULLER DİLİYORUZKİ BERABERLİK ŞANSINA İZİN VERMEZ...
13 Kasım 2008 Perşembe
REAL MADRID VAN NISTELROOY'SUZ KALDI
.jpg)
3 gün önce söylemiştik. ABD'ye giden ve onu 8 yıl önce ameliyat eden doktoruna gözüken Hollandalı'dan kötü haber geldi. Van Nistelrooy'un bıçak altına yatacağı ve sezonu kapattığı açıklandı. Yeni sezona ancak yetişir ama bu yaştan sonra eskisi gibi olur mu o da meçhul! 8 yıl önce yaşadığı sakatlıktan sonra bomba gibi dönmüştü sahalara ama o zaman 24 ysşındaydı.
MALZEME RORY DELAP
Stoke City'nin kendi sahasında geçtiğimiz haftalarda Arsenal'i 2-1 yenmesinin yankıları halen sürüyor. İngiliz gazeteleri o maçta attığı uzun iki taçla gollerin gelmesini sağlayan Rory Delap'i malzeme olarak kullanmaya devam ediyor. Attığı 45 metrelik taçlarla adından sıkça sözettirmeye başlayan Delap için Olimpiyatlara katılacağı ve İngiltere asıllı İrlandalı futbolcunun cirit atmada ülkesini temsil edeceğini bile iddia edenler ortaya çıkmıştı. Kısacası İngiliz basını eline bir malzeme geçirdi mi ondan haftalarca beslenmeye devam ediyor. Tıpkı Türk basınının üç büyüklerin her kötü gidişinin ardından Lucescu malzemesini kullanması gibi. Delap ile ilgili karikatürler ve photoshop'da hazırlanan resimler Guardian'ın sayfasında büyük ilgi görüyor. İşte birkaçı;












CHELSEA'NİN PENALTI KABUSU SÜRÜYOR

Real Madrid'in ardından bir başka dev daha yerel kupasına erkenden veda etti. Carling Kupası'nda çeyrek finale kalma mücadelesinde Championship takımı Burnley ile normal sürede 1-1 berabere kalan Chelsea penaltılarda rakibine 5-4 yenilerek elendi. 27. dakikada attığı golle Drogba takımını 1-0 öne geçirdi. Sakatlığı nedeniyle 6 hafta sonra ilk kez ilk 11'de sahaya çıkan ve Nisan ayından bu yana ilk golünü atan Drogba Burnley taraftarlarının olduğu tribünün önünde sevinirken kendisine atılan madeni parayı tribüne geri yolladı.


Orta parmağıyla da tepkisini göstermeye devam eden Drogba hakemden sarı kart gödü. Drogba maçtan sonra da herkesten özür dilemiş ancak polis konuyla ilgili soruşturma açılacağını söylemiş. 2002 yılında da FA CUP maçında Liverpool'lu Jamie Carragher kendisine atılan yabancı maddeyi tribüne fırlatmış ve kırmızı kart görmüştü. Federasyon'dan 3 maç ceza alan Carra'yı polis de sorgulamıştı. Chelsea kulübü dün yaşanan olayla ilgili Fildişi Sahilli futbolcuya ceza vermeden önce hakem raporunun açıklanmasını bekliyor.

Chelsea Şampiyonlar ligi finalinde de M. United'a penaltılarla mağlup olmuştu. Kabus 10 yıldır sürüyor, penaltılara giden her maçı bu sürede kaybetmişler. 4,5 yıldır evinde yenilmeyen Chelsea Scolari ile evinde kaybetmeye de başladı böylece. Geçen ay da Liverpool'a yenilmişlerdi.
12 Kasım 2008 Çarşamba
PREMIER ACADEMY LEAGUE

"Bu genç de nereden çıktı?" sorusu özellikle İngiltere Premier Lig'ini izleyenler arasında tüm dünyada sıkça sorulan sorudur. Bu soru son dönemde en çok Arsenal maçlarında soruluyor. Londra temsilcisi İngiltere Carling Kupası’nda dün Wigan'ı 19 yaş ortalaması olan bir kadroyla 3-0 yendi, bir önceki turda da yine tabiri yerindeyse çoluk çocukla Sheffield United’ı 6-0 mağlup etmişlerdi. İşte bir başka soru! Peki bu genç isimler nasıl yetişiyor, nasıl oluyor da Arsene Wenger bu oyunculara şans verme cesaretine sahip olabiliyor? Bunun cevabı İngiltere Premier Akademi Ligi'nde. 1997 yılında kurulan oluşum her geçen yıl üzerine ekleyerek gelişmeye devam ediyor.
Lig şeması şu şekilde; 18 yaş altı 40 takım 2 konferansta toplam 4 grupta 10'ar takımdan mücadele ediyor. Bu takımların kadrosunda 19 yaş altı 4 oyuncu (1'i kaleci) bulundurma hakkı da var. Takımlar kendi gruplarında birbirleriyle 2'şer kez, aynı konferanstaki diğer takımlarla da 1 kez olmak üzere toplamda 28 maç oynuyorlar. Gruplarında liderliği elde eden 4 takım play-off oynama hakkını kazanıyor. Tek maç üzerinden yarı final ve final maçlarının ardından şampiyon belli oluyor. Geçen sezon Aston Villa 18 yaş altı takımı şampiyonluğa ulaşmıştı.
Bu ligin en önemli özelliği futbolcudan çok insan yetiştirmesi. Sonunda dikiş tutturanın paralar kazandığı, tutturamayanların ise yok olup gittiği bir sistem değil. Özünde gençlerin topluma kazandırılması var. Bu ligde mücadele eden kulüpler aynı zamanda adından anlaşılacağı üzere bir akademi yani yüksekokul düzeyinde eğitim veriyor. Peki bir kulüp nasıl akademi lisansı alıyor? Başlıca kriterler şunlar;
-Akademi üyeleri sadece kendi kulübü ve okulu için futbol oynayabilir. Böylece gençlerin olması gerekenden fazla futbol oynamamaları ve başka alanlara da zaman ayırmaları garanti altına alınıyor.
-Tüm teknik direktörlerin Uefa 3. seviye ve üstü lisansa sahip olmaları gerekiyor.
-Kulüpler sağlık ve eğitim bakımından da gençlerin kendilerini geliştirmelerine yardımcı olacak her türlü yüksek kalitede olanağı sunabilmeli.
-9-12 yaş arasına haftada 3 saat, 12-16 yaş arasına haftada 5 saat, 17-18 yaşındaki gençlere de haftada 12 saat antrenman yaptırılmalı.
-Kulüpler gençlerin ve dolayısıyla oyuncuların eğitim, tıbbi, fiziksel, duygusal ve sosyal her türlü durumuyla yakından ilgilenmeli, bunu da yüksek kalitede, eğitimli personeli sayesinde yapmalıdır.
İşte devlet ve futbol federasyonu arasında sistem bu şekilde kurulmuş. Yetenekli, futbolu seven, gelecekte yıldız olmak isteyen gençler devletin sağladığı bu olanak sayesinde hem okuyor hem de futbol oynuyor yani hayata kendini her açıdan güçlü bir şekilde hazırlıyor. Aaron Ramsey'ler, Jay Simpson'lar, Micah Richards'lar, Wayne Rooney'ler, Joe Cole'lar bu şekilde vitrine çıkıyor ve dünyanın dikkatini çekerek büyük kulüplerin kadrolarında kendilerine yer buluyor. Yazının sonunda bunu ülkemizle kıyaslayıp, kendi devletimizin, kendi federasyonumuzun, kendi kulüplerimizin neden uygulayamadığı klişesiyle bağdaştırmayacağım. Hayır hayır bu gaflete düşmeyeceğim...
GENÇ ARSENAL YİNE KAZANDI

Carling Cup 4. turunda Arsenal Wigan'ı 3-0 yenerek çeyrek finale yükseldi. Arsene Wenger M.United galibiyetinin de verdiği moral ve güvenle kupada sahaya yine genç bir kadro sürdü. Wigan karşısında sahaya çıkan 11'in yaş ortalaması 19'du ve Premier Lig'de mücadele eden, sahaya da hemen hemen as kadrosuyla çıkan rakibini 3-0 gibi net bir skorla geçtiler. Gollerin ikisi halis mulis Londra'lı Jay Simpson'dan diğeri Meksika'lı Carlos Vela'dan geldi.

Arsene Wenger Jay Simpson'ı geçen sezon Milwall'a göndermiş ve 19 yaşındaki futbolcu orada bolca forma giyerek kendini geliştirme fırsatı bulmuştu. 44 maçta 8 gol atan Simpson Profesyonel Futbolcular Birliği tarafından internette taraftarlara yaptırılan oylamanın sonucunda 1. lig'de 2008 yılının futbolcusu seçildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

