10 Ekim 2009 Cumartesi

GAME OVER


9 Ekim 2009 Cuma

ŞAMPİYON BAYANLAR

Avrupa Şampiyonu olan İtalyan voleybolcular...



JOHN BARNES KOVULDU

İngiltere 1. Lig takımı Tranmere Rovers, teknik direktör John Barnes'ın görevine son verdi. Barneslı Tranmere 11 lig maçında sadece 2 galibiyet alabildi. O da Liverpool'un efsane futbolcusu olup hayalkırıklığı yaratan teknik adamlar listesine katıldı. Bakın Barnes'ın göreve başladığı 15 Haziran'da ne yazmışım.

JOHN BARNES

20 YAŞALTI DÜNYA KUPASI - 4

D GRUBU:
GANA

Ransford OSEI: Turnuvada takım olmayı başarabilmiş birkaç takımdan biri. 90 dakika boyunca tükenmek bilmeyen kondisyonlarını ilerideki yetenekli oyuncuları ile birleştirince her takıma kök söktürüyor bu Gana. Twente’nin oyuncusu olan Osei ise Gana takımının yetenekli ve güçlü orta sahasının getirdiği topları gole çevirerek önemli ve izlenmeye değer bir oyuncu olduğunu kanıtladı.
Takip edilmesi gerek diğer oyuncular: Quansah, Ayew, Mensah

URUGUAY
Tabare VIUDEZ: Uruguay takımı gerçekten izlenmeye değer bir takım. Potansiyeli yüksek olan birçok oyuncu mevcut. Viudez takımın en çabuk, yetenekli, rakibinin üstüne giden ve gole yakın oyuncusu. İngiltere’ye attığı bir vole golü var ki inanılmaz…

Nicolas LODEIRO: Takımı için her şeyi yapan bir kaptan. Defansif orta saha yada ofansif orta saha görevlerini rahatlıkla üstlenebiliyor. Ama asıl yeri orta sahanın ortası. Koşuyor, mücadele ediyor, top kazanıyor, topu ileri taşıyor, arkadaşlarını pozisyona sokuyor ve gol atıyor. İtalyan scoutları mest etti…

Jonathan URRETAVISCAYA: Cezası nedeniyle gittiğim iki Uruguay maçından sadece birinde izleme fırsatı bulduğum bu oyuncu ayağına çok hakim, agresif, topla hızlı ve pozisyon yaratmakta yeteneği olan bir oyuncu. Bir maçın tam 90 dakikasında oynadığını göremesem de bende iz bırakan bir oyuncu.

Stoperler Marcelo SILVA, Robert HERRERA ve Sebastian COATES(oyun stili Lugano’ya çok ama çok benziyor ama onun gereksiz oyun dışı agresiflikleri yok) ve orta sahada Mauricio PEREYRA aynı zamanda gelecek vadeden oyuncular…


ALP ŞENGÜNLER
MISIR


Arşiv: A Grubu, B Grubu, C Grubu
Yarın: E ve F Grupları

FIFA 10

Şampiyonlar Ligi fantezide "grup maçları sonunda" zirvede yer alan takıma aşağıdaki oyunu hediye edeceğim. Bir PES tutkunu olarak da 2010'un çıkmasını bekliyorum. Demosunu indirip biraz oynama fırsatı buldum ama açıkçası fazla ısınabildiğimi söyleyemem. Olmadı 2009 ile devam ederiz...

360 derece top sürme: Futbol oyunlarında ilk kez sağlanacak olan gerçek 360 derece top sürme sistemi ile sahadaki tüm yönlere rahatça ve doğal bir şekilde dripling yapın, daha önce mümkün olmayan boşlukları yakalayın ve defans oyuncularını ekarte edin.

Gerçekçi Fizik Sistemi ve Animasyonlar: Yeni fizikler sayesinde top kapma mücadeleleri ve ikili mücadelelerde hiçbir pozisyon birbirinin aynısı olmayacak. Daha geniş ve gerçeğine yakın top sürme mekanikleri ve yeni çarpışma mekanikleri, hücumcu ve defans oyuncusu arasındaki pozisyon savaşının daha çeşitli olmasını sağlayacak.

Oyuncu önceliği: Oyuncularınızın topa ve topsuz hareketlere daha fazla odaklanmasını ve oyundaki hareketlenmelere gerekli tepkileri verebilecek hızda hareket etmesini sağlayan ve 50’den fazla hareket döngüsüne sahip olan geliştirilmiş yapay zeka mantığı.

Geliştirilmiş tuzak ve sıkıştırma zekası: Oyuncular artık topu daha kolay ve daha erken kapmalarını sağlayacak en kolay ve en doğal pozisyonu almak konusunda akıllı davranacaklar.

Heyecan verici şutlar: Şut çekme sisteminde gerçekleştirilen iyileştirmeler ve top fiziklerinde yapılan değiştirmeler sonucunda daha geniş ve gerçekçi bir şut çeşitliliği ortaya çıkacak ve gol atmanın keyfini arttıracak.

İyileştirilmiş kaleci yapay zekası: Bu alanda yapılan birçok geliştirme ile artık kaleciler boşta kalan toplara çıkmak için daha hızlı ve keskin bir algıya sahip olacaklar, bu sayede toplara çıkma hareketleri daha güçlü ve isabetli olacak. Yeni animasyon teknolojisi oyuna gerçekçi kaleci pozisyonlaması ve momentumu kazandırıyor, böylece gol atma fırsatları eskiye göre daha fazla çeşit kazanacak.

Gerçekçi menajerlik modu: 50’den fazla büyük değişiklik ile tasarlanan bu mod ile gerçeğinden farksız bir tecrübe yaratılıyor. Maç sonuçları, takımların ve oyuncuların kuvvetli ve zayıf yönleri ile belirlenecek. Oyuncu transferleri ise takımın prestiji ve finansal gücü, benzer diğer oyuncuların durumu, yapay zeka kontrolündeki takımların yaratacağı transfer rekabeti gibi birçok etken ile belirlenecek. Oyuncu gelişimi, yaş ve çevre etkenleri gibi gerçek yaşamda bulunan gelişme kriterleri sayesinde her zamankinden daha gerçekçi olacak.



Kaynak: ARAL

LIONEL MESSI

D&R'lere girdiğinizde bu kitabı mutlaka görürsünüz. Messi'nin topla ilk tanışmasından Barcelona'ya katılışına kadarki süreci aktarıyor. Mutlaka alın ya da almayın gibi birşey demiyeceğim. Ama çevirinin kötü, anlatımın da vasat olduğunu belirteyim. Yine de içinde ilginç birkaç bilgiye ulaşabilirsiniz. 104 sayfa. Fiyatı 10 TL.

8 Ekim 2009 Perşembe

MAÇI OKUMAK YA DA OKUYAMAMAK

A planıdır, B planıdır diye gidiyor tartışma. Son olarak A planının daha da geliştirilmesi düşüncesi buna eklendi. Bunlarla birlikte Rijkaard'ın Barcelona'sı ile Rijkaard'ın Galatasaray'ı kıyaslamaları başladı. Ben günlerdir bu tartışmaların neresindeyim diye düşünüyorum. Uzun vadeli olarak, kariyeri, Barcelona ile elde ettiği başarıları açısından Rijkaard'ı destekliyor, sabredilerek Galatasaray'ın başında kalmasını diliyorum. Ancak diğer taraftan geride kalan 8 hafta itibariyle bazı şeyleri sorgulama ihtiyacı da hissediyorum. Şu ana kadar izlediğimiz Galatasaray'da gördük ki Rijkaard A planı olarak nitelendirilen, kafasında oluşturmuş olduğu şablonla maçlara çıkıyor. Nonda ya da Baros, Mehmet Topal ya da Ayhan, Mustafa Sarp ya da Ayhan, Elano ya da Kewell, Sabri ya da Uğur vs. şeklinde bu şablona dokunmadan sadece oyuncuları değiştirerek içeride ve dışarıda maçlarına çıkıyor. Ben Galatasaray'a 3 puan aldığı maçlarda kazandıranın bu şablon değil, oyuncuların o maçtaki bireysel performanslarının olduğuna inanıyorum; Keita, Arda ve Nonda vs. gibi. Ama bu isimler formsuz olduğunda işte ortaya son 3 maçta alınan iki beraberlik ve 1 yenilgi çıkıyor.

Rijkaard'ı eleştirenlerin ortak görüşü ne peki? Yani bu A planıdır, B planıdır tartışması nereden çıkıyor? Tek bir şeyden, Rijkaard'ın maçları okuyamamasından. Yani B planı denilen şey ya da C,D,E her neyse, maçın gidişatına göre taktiksel bazı değişikliklerin yapılması anlamını taşıyor. Türkiye'deki spor yazarlarının bazılarının skor yazarı olduğu fikrine katılmakla birlikte aynı şekilde birçoğunun ortak fikri olan maçları okuyamaması düşüncesine de sonuna kadar katılıyorum. Ama aynı zamanda bunun Galatasaray'ı ve Türk futbolunu, Türk takımlarının oyun anlayışlarını tanımasıyla eş orantılı olduğuna da inanıyorum. Bunun için de biraz daha zaman diyorum. Bakın Rijkaard'ın hocalarından Cruyff, Barça TV'de başlayan yeni bir programda bu konuyla ilgili neler söylemiş?!

"Futbolun stratejisi olduğu doğru. Eğer karşımdaki takımda belirli özelliklere sahip bir bek varsa onu yenmesi için bir kanat oyuncusu ile oynarım. Ama maçtan önce aldığınız tüm kararlar havada kalır. Çünkü rakip takımın nasıl oynayacağını asla tam olarak bilemezsiniz. Bu yüzden ilk 5 dakika maçın nasıl gittiğini gördükten sonra stratejinizi uygulama yoluna gidersiniz. Uygun olduğuna inandığınız değişiklikleri yapmaya başlarsınız. Maçı okumak hem oyuncu hem de teknik adamlık dönemimde benim en iyi erdemlerimden biriydi."

"It’s true that football also has strategy. If I see that a team has a full back with certain characteristics, I’ll play a winger who can beat him. But all the decisions you can take before a match stay up in the air because you never know how the other team will play. You can apply the strategy as you go, after seeing how the match is going after five minutes and you make the changes you believe are appropriate. Reading the match as a player and then as a coach has been one of my best virtues."

Cruyff'a katılmamak aptallık olur. Benim de anlatmak istediğim tamamiyle bu. İşte Cruyff'un bu düşüncelerini şu ana kadar Rijkaard'tan görebildik mi, bu soruya evet demek şimdilik biraz zor. Yoksa bu maçı okuma bence Nonda'yı çıkarıp Baros'u almak ya da her ikisini de birarada oynatma meselesi değildir. Başka birşey ya bu başka birşey işte! Sadece biraz daha zaman...

THIERRY HENRY SEN RAHATSIZ MISIN?



Diyalog, UEFA Kupası Finali'ne çıkılırken Parken Stadı'nın koridorunda yaşanıyor. Arif Erdem sana çok büyüksün(!) diyorum başka da birşey demiyorum! Henry, senin karizman da bir anda çizildi gözümde. Arif'in daha ne hikayeleri var. Yerlere yatarsınız. Arif'in 24'e verdiği röportajın tamamını cumartesi günü saat 12:15'te "Güzel Oyun"da izleyebilirsiniz...

Not: Yurtdışında yaşayıp 24'ü izleyemeyenler buradan canlı yayına tıklayarak izleyebilir.

20 YAŞALTI DÜNYA KUPASI - 3

C GRUBU:
ABD

Dilly(Dilaver) DUKA& Bryan ARGUEZ: Amerika’nın takımına baktığınızda gerçekten futbolun güzellikleri adına bir şeyler görmek zor. İlk maçta sonradan oyuna girerek dikkatimi çekmeyi başaran Dilaver Duka, yeteneğiyle “düz” takımında kendi farklılığını belli ediyor. Topla sıcaklığı iyi olan bu oyuncu turnuvadaki iki iyi Birleşik Devletli'den biri. (İlk adının Dilaver olması nedeniyle merakımı çelen bu oyuncuyla maçtan sonra konuşmayı başardım. Türk asıllı değil Arnavut asıllıymış ve Türkiye’de oynamayı düşünebilirmiş). Diğer oyuncu ise defansif orta saha görevini üstlenen Bryan Arguez. Doğru zamanda doğru müdahaleleri yapabilen Arguez, kaptığı topları doğru şekilde kullanmayı biliyor.

ALMANYA
Lewis HOLTBY: Kesinlikle takımının kreatif özelliğinin %90’ını sırtlayan bir oyuncu. Çok doğru yerlere çok doğru şiddetle paslar atarak her an arkadaşlarını gol pozisyonunu sokmayı başaran Holtby, Almanya takımında en beğendiğim oyuncuydu. Bonservisi Schalke’de olan bu oyuncunun ismini ilerleyen zamanlarda Bundesliga’da duyacağımıza eminim.

Richard SUKUTA-PASU: Uzun boyu, güçlü fiziği ve teknik kapasitesi ile Almanya takımının ilerideki tek forveti görevini üstlenen bu siyahi oyuncu turnuva başlamadan önce BENDER kardeşlerle en çok merakla beklenen oyuncuydu. Turnuvada iyi işler yapıyor. Takımı Leverkusen’in şu an forvet bolluğunda Bundesliga’da kendine kiralık olarak başka bir takımda yer bulacağını ve önemli bir oyuncu haline geleceğini düşünüyorum.

KAMERUN
Olivier BOUMALE: Özellikle duran topları çok etkili kullanan bu oyuncu her iki kanatta da oynayabiliyor. Defansif anlamda gelişmesi gerekse de kötü Kamerun takımında kendini belli eden bir oyuncu. İspanya’da Albacete’de oynuyor. Gelişimi takip edilmeli.

KORE CUMHURİYETİOh JAE SUK: Sağ bek pozisyonunda oynayan bu oyuncuyu iki maç izledim. Defansif anlamda mükemmel bir disiplini olan Jae Suk, ikili mücadelelerin yüzde 90'ında ayakta kalmayı başaran taraf oluyor. İleri çıkarken topları rastgele değil ayağa oynamaya çalışmasıyla zeki bir bek olduğunu kanıtlayan Koreli ofansif anlamda biraz daha geliştiğinde çok sağlam bir oyuncu olacaktır.

Koo JA CHEOL: Kaptan takımının en başarılı oyuncusu diyebilirim. Orta sahada defansın önünde tek başına ön libero oynayan Ja Cheol’ün mücadele gücü 90 dakika boyunca devam ederken takımının kreatif yükünü de sırtlayabiliyor. Enteresan bir oyuncu.


ALP ŞENGÜNLER
MISIR



Arşiv: A Grubu, B grubu
Yarın: D Grubu

7 Ekim 2009 Çarşamba

ANKARASPOR.COM.TR