8 Ekim 2009 Perşembe

MAÇI OKUMAK YA DA OKUYAMAMAK

A planıdır, B planıdır diye gidiyor tartışma. Son olarak A planının daha da geliştirilmesi düşüncesi buna eklendi. Bunlarla birlikte Rijkaard'ın Barcelona'sı ile Rijkaard'ın Galatasaray'ı kıyaslamaları başladı. Ben günlerdir bu tartışmaların neresindeyim diye düşünüyorum. Uzun vadeli olarak, kariyeri, Barcelona ile elde ettiği başarıları açısından Rijkaard'ı destekliyor, sabredilerek Galatasaray'ın başında kalmasını diliyorum. Ancak diğer taraftan geride kalan 8 hafta itibariyle bazı şeyleri sorgulama ihtiyacı da hissediyorum. Şu ana kadar izlediğimiz Galatasaray'da gördük ki Rijkaard A planı olarak nitelendirilen, kafasında oluşturmuş olduğu şablonla maçlara çıkıyor. Nonda ya da Baros, Mehmet Topal ya da Ayhan, Mustafa Sarp ya da Ayhan, Elano ya da Kewell, Sabri ya da Uğur vs. şeklinde bu şablona dokunmadan sadece oyuncuları değiştirerek içeride ve dışarıda maçlarına çıkıyor. Ben Galatasaray'a 3 puan aldığı maçlarda kazandıranın bu şablon değil, oyuncuların o maçtaki bireysel performanslarının olduğuna inanıyorum; Keita, Arda ve Nonda vs. gibi. Ama bu isimler formsuz olduğunda işte ortaya son 3 maçta alınan iki beraberlik ve 1 yenilgi çıkıyor.

Rijkaard'ı eleştirenlerin ortak görüşü ne peki? Yani bu A planıdır, B planıdır tartışması nereden çıkıyor? Tek bir şeyden, Rijkaard'ın maçları okuyamamasından. Yani B planı denilen şey ya da C,D,E her neyse, maçın gidişatına göre taktiksel bazı değişikliklerin yapılması anlamını taşıyor. Türkiye'deki spor yazarlarının bazılarının skor yazarı olduğu fikrine katılmakla birlikte aynı şekilde birçoğunun ortak fikri olan maçları okuyamaması düşüncesine de sonuna kadar katılıyorum. Ama aynı zamanda bunun Galatasaray'ı ve Türk futbolunu, Türk takımlarının oyun anlayışlarını tanımasıyla eş orantılı olduğuna da inanıyorum. Bunun için de biraz daha zaman diyorum. Bakın Rijkaard'ın hocalarından Cruyff, Barça TV'de başlayan yeni bir programda bu konuyla ilgili neler söylemiş?!

"Futbolun stratejisi olduğu doğru. Eğer karşımdaki takımda belirli özelliklere sahip bir bek varsa onu yenmesi için bir kanat oyuncusu ile oynarım. Ama maçtan önce aldığınız tüm kararlar havada kalır. Çünkü rakip takımın nasıl oynayacağını asla tam olarak bilemezsiniz. Bu yüzden ilk 5 dakika maçın nasıl gittiğini gördükten sonra stratejinizi uygulama yoluna gidersiniz. Uygun olduğuna inandığınız değişiklikleri yapmaya başlarsınız. Maçı okumak hem oyuncu hem de teknik adamlık dönemimde benim en iyi erdemlerimden biriydi."

"It’s true that football also has strategy. If I see that a team has a full back with certain characteristics, I’ll play a winger who can beat him. But all the decisions you can take before a match stay up in the air because you never know how the other team will play. You can apply the strategy as you go, after seeing how the match is going after five minutes and you make the changes you believe are appropriate. Reading the match as a player and then as a coach has been one of my best virtues."

Cruyff'a katılmamak aptallık olur. Benim de anlatmak istediğim tamamiyle bu. İşte Cruyff'un bu düşüncelerini şu ana kadar Rijkaard'tan görebildik mi, bu soruya evet demek şimdilik biraz zor. Yoksa bu maçı okuma bence Nonda'yı çıkarıp Baros'u almak ya da her ikisini de birarada oynatma meselesi değildir. Başka birşey ya bu başka birşey işte! Sadece biraz daha zaman...

26 yorum:

osmancanpolatblog.com dedi ki...

sen rijikaardan iyimi biliyorsun ulan sanki her yil cok iyi maclar oynuyoruzda cok iyi basarilar eldeediyoruzda bidi rijikaardi begenmiyorsunuz acik susun sabredin

PENNEARABIATA dedi ki...

ulan mı? canın sağolsun!!!

tolga dedi ki...

sikma canini Ali agabey..

Eren dedi ki...

Nonda-Baros (top tutan forvet-patlayıcı forvet), Uğur-Sabri, Balta-Caner,(defansif-ofansif bek) Topal-Ayhan,(defansif-çift yönlü orta saha) Kewell-Aydın(tek pasla pozisyon yaratan-top taşıyan hızlı kanat) vs vs ikililerinin aynı bölgede oynayan çok farklı özellikte oyuncular olduğu hesaba hiç kattınız mı? Leo Franco bile bir kaleci olarak sistemde çok önemli görev görüyor.

Futbol, CM preset taktiklerinden ibaret değil.

MARADONADONI dedi ki...

sporun ve sporcunun dostu osmancanpolatblog sunar:) Ali abi çok erdemli birisinki bunu bile yayınlayıp bu adamı gözümüzde sıfırlayabiliyorsun. bu arada futbolpazari Van'dan hepinize sevgiler ve saygılar sunar:) askerliğe devam...

PENNEARABIATA dedi ki...

@MARADONADONI

Hayırlı tezkereler...

amanteramco dedi ki...

Böyleleri hagi'nin fotosunu kullanıyorlar ya en çok ona kıl oluyorum.

sayerlack dedi ki...

Ali Okancı sıkma canını böyleleri için.

B planı ancak bu kadar güzel anlatılırdı.Tabi malları ayrı tutuyorum.Eline sağlık.

extensor dedi ki...

Rijkaard'ı gönderip, Cruyff'u alalım ;)

efe dedi ki...

Rijkaard Ankaraspor ve Kasımpaşa maçlarında yaptığı ikinci yarı değişiklikleri ile maçları lehine çevirmesini bilmişti. Oyunu gayet iyi okuyan bi hoca bence kendisi. Ali abi eğer bütün basının ağzından düşürmediği B planı maç kötü giderken ortasahayı boşaltıp forveti çiftlemekse çok yanlış yerden eleştiriliyor Rijkaard. Adamın 3 aydır yaptığı bi şey var ki o da futbolcularına belli bir mantaliteyi aşılamak. Bi sistemi oturtmak. O kadar çok eleştirildi ki kendisi son iki haftadır neredeyse futbool cahili ilan edildi. Rijkaard'ın aklına hiç mi gelmiyor yani işler kötü gittiğinde forveti ikilemek/üçlemek? Bunu yaptığında belki Eses ve A.Gücü maçlarını çevirebilirdi belki ama sistemini feda etmiş olurdu, oyuncularının gözünde küçük düşerdi. Uzun vadeli başarı adına, sabredildiğinde gelecek zafer adına sadece bi kaç puandan vazgeçti Rijkaard.

Giden 3-5 puan olsun, isterse giden şampiyonluk olsun, bu adam ve ekibi bişeyler yapmak için uğraşıyor ve ben bi taraftar olarak sonuna kadar destekliyorum.

PENNEARABIATA dedi ki...

@ efe
haklısın, ben de zaman diyorum zaten. dikkat ettiysen çift forvet veya nonda ya da baros tartışması değil diyorum. ama okumak konusu farklı işte. onu ben bilmiyorum. cruyff iyi biliyormuş detaylarını gelsin anlatsın, bir seminer versin mesela.

rijkaard'ın sistemine bu savunma oyuncuları ve orta sahanın şu anki formu yetersiz kalıyor. önünde iki tercih var ya 1-2 transfer yapacak ya da bazılarını iticek kakıcak sistemine uyduracak.

alberto dedi ki...

Ali Abi, Allah razı olsun, ellerine, bileğine, klavyene, beynine herşeyine sağlık :) sonunda ne simsiyah ne bembeyaz olacak şekilde uçlarda olan; mantıklı bir şekilde "gri" bir yorum okudum bu tartışmayla ilgili ve tam anlamıyla kafamdakileri anlatıyor.. tebrik ve teşekkür ederim; umarım görüşlerini körü körüne savunan iki taraf da bu yazıyı okur ve feyz alır..

Yunus dedi ki...

@pennearabiata

abicigim bu benim görüşüm sen farklı düşünüyor olabilirisin ama rijkaard oyunu okuyor.. bunu şurdan anlayabiliriz eskişehir ve ankaragücü maçları dışında avrupa ve ligde oynadığımız bütün maçların ikinci yarılarında ilk yarılara göre daha iyi oyun oynadık ve daha skorer bir tablo çizdik..
bide şu yorumuna katılmıyorum mesela en basitinden ayhan-mehmet topal değişikligi bir ön libero cıkıyor digeri giriyor gibi görünsede köklü bi formasyon değişikligine sebeb olabilir.. mehmet topal stoperlerin arasına girer bekler ileri cıkar kanat oyuncuları içeriye sokulur sistem 4-3-3 iken 3-4-3 e bile dönülebilinir..
biz şuana kadar böle bir seye tanık olmadık ama bunlar sistemin oturmasıyla gerçekleşecek olaylar..
cruyff güzel konuşmuş ama rijkaard takımın suanki durumuna bakılınca böle büyük taktiksel değişikler yapamaz.. üstünde haftalardır ugraşılan sistemi dogru düzgün oynayamayan bir oyuncu grubla maç içinde oynamak bence karmaşadan başka bir sey yaratmaz..
ama bu bahsedilen hamleleri mart-nisan gibi göremezsek o zaman bir sorun olduguna, rijkaard'ın oyunu okuyamadığı görüşüne bende katılırım zaten sende ZAMAN diyerek aynı düşüncelere sahip oldugumuzu belirtmişsin ancak şu ortam içinde bilinçsiz skor yazarları rijkaar'a yüklenirken bizde iyi ile kötüyü karıştırıyoruz yapılan terbiyesiz yorumlar bundan kaynaklanıyor bu yorumlarını kazandığımız maçlardan sonra yaparsan daha cok deger kazanır bence..

kilink dedi ki...

ulan ne demek ya nasıl bir usluptur:S

PENNEARABIATA dedi ki...

@yunus

görüşlerine saygı duyuyorum. bu yorumları kazandığınız maçlardan sonra yapmamla alakalı olaraksa, pazar gecesi ankaragücü maçının ardından sunduğum programda da söyledim ve arkasındayım, o maçı kazansaydı da aynı şeyleri söyleyecektim. bu yazıyı şu anda yazmamdaki sebep biraz daha gelişmelerin ve yorumların nereye doğru gittiğini sağlıklı bir şekilde gözlemlemek içindi.

ya ankaragücü maçı demişken bak şey de aklıma geldi. şu hikmet karamanın sevinç görüntüleri. Hikmet karaman büyük ihtimalle maç boyunca kameranın kendisini yakın çektiğinin ve defalarca ekrana geldiğinin farkındaydı. bu farkındalıktan yola çıkarak maçın son anlarında attıkları golün ardından sevincini abarttığını düşünüyorum. ancak bir yandan da makul karşılamak lazım. çünkü bence hikmet karaman bu golü galatasaraya değil, rijkaard'a attığını düşündüğü için bu kadar sevindi. alex fergusonun son dakikalarda atılan golün ardından 5 basamak yukarıdaki yedek kulübesinden saha zeminine nasıl atladığını da hatırlarım. hani amma abarttı taklalar attı falan deniyor ya o yüzden yazıyorum bunları.

Emrah dedi ki...

Oyunu okumak ya da okuyamamak arasındaki farkı sanıyorum halen maç devam ederken işler kötü gittiğinde bit taktik değişikliği olarak yorumluyoruz. Yani işler kötü gittiğinde saha içindeki dizilişe dokunmadan aynı bölgelerin oyuncularını diğer aynı bölge oyuncularla değiştirmek oyunu okuyamamak olarak anlaşılıyor yazdıklarınızdan. Buna müsadenizle Uğur Meleke'nin bugün yazmış olduğu yazıyı kaynak göstererek itiraz etmek istiyorum. Ne diyor Meleke: "...Tabii ki, oradaki 5 yıllık süreçte Rijkaard’ın Barcelonasının da (sezon içinde veya maç içinde) işler kötüye gittiğinde sistem değiştirdiği zamanlar oldu, ama ana yapı büyük ölçüde korunarak... Hollandalı’nın orada uyguladığı 3 temel dizilişi şöyleydi:
a) 4-2-1-3: Bugün Rijkaard’ın G.Saray’da ağırlıklı oynattığı düzen, Barcelona’nın da çoğunlukla kullandığı dizilişti. Örneğin 2007-08’de 4’lü savunmanın önünde Toure-Xavi ikilisi, ofansif orta saha rolünde Gudjohnsen ve üçlü forvette sağdan sola Messi-Eto’o ve Henry... Galatasaray’daki karşılığı, bu hafta A.Gücü önünde başlayan takım gibi: 4’lü savunmanın önünde M.Sarp-Ayhan... Onların hemen önünde Elano... İleride Aydın-Baros-Arda üçlüsü.
b) 4-3-3: Şampiyon kapatılan 2004-05’te ezberlenen sistem. Dörtlü savunmanın önünde, sağdan sola Xavi,Marquez ve Deco üçlüsü... Forvette de Guily-Eto’o ve Ronaldinho... Galatasaray’daki karşılığı, dörtlü savunmanın önünde sağdan sola Barış-M.Topal-Ayhan gibi...
c) 4-1-2-3: Gole ihtiyaç duyulan anlarda kullanılan düzen. Dörtlü savunmanın önünde Toure; onun önünde de ofansif rolde Xavi-Iniesta ikilisi mesela... Galatasaray da, Graz maçının sonlarında bunu oynamıştı: Dörtlü savunmanın önünde M.Topal... Onun önünde Elano-Arda ikilisi. En önde Keita-Baros ve Kewell... Bu da G.Saray’ın 7 forvetinden 5’inin sahada olması demek..."

Yani aslına bakarsanız diziliş (taktik) değiştirmek Rijkaard'ın başvurduğu bir yöntem. Fakat burada önemli bir nokta var ki o da asıl şablon olarak varyasyonları ile birlikte hep 4-3-3'ü kullanmakta Rijkaard.

Öte yandan Borges'in ekşi sözlükte Rıdvan Dilmen başlığı altında yaptığı yorumda da değindiği üzere Rijkaard sisteminde sağ forvet merkez forvet ve sol forvet kavramları vardır. Sağ ve sol forvetler iyice çizgilere doğru açılarak stoperlerin de kanat beklerine yaklaşmasını sağlarlar. Merkez forvet de sürekli yer değiştirerek arası açılmış olan stoperlerin dengesini iyice bozar. Bu sayede geriden gelen defansif orta saha oyuncuları pozisyon bulabilirler ki bunu bu sene Mustafa Sarp örneğinde görüyoruz. Yani sahayı enlemesine kullanmak da çok önemlidir. Burada geleceğim sonuç ise şudur; tüm bu şablonlara alışmak için zamana ve tabiki de o zamanda çok iyi çalışmaya ihtiyaç vardır ki bence Rijkaard'ın da her röportajında vurguladığı çalışmak konusu bu noktaya işaret eder. Dolayısıyla maç içinde bir takım sorunlar görülse bile takımın belli bir oyun disiplinin sağlayana kadar bu tip değişiklikler yapmamak en iyisidir. Sonuç olarak Rijkaardın da dediği gibi oyunumuz tepkisel. İşler kötü gittiğinde oyun mentalitesi kaybolabiliyor. Bu tespitleri bu topraklarda çalıştığının 3. ayında yapabilecek ve türk futbolcusunu okuyacak denli gelimiş bir görüsü olan teknik direktörün, oyunu okuyamayacak olduğunu düşünmek doğru olmaz diye düşünüyorum. Hele bu kişi tam bir sistem savunucusu ise. Durum savunduğu sistemi hiç bir karışıklığa yer vermeden çalıştırfığı takıma oturtana kadar tekrar tekrar üzerinde duracak olma sorunudur. Tabi buna sorun denirse.

scugnizzi dedi ki...

gayet gerçekçi bir yazı olmuş, tebrik ederim ve altına imzamı atarım. :)

dvrn dedi ki...

@scugnizzi; ne anlamda gerçekçi? neresi gerçekçi?

peki oyun nasıl okunur? herkes kendi işini yapsın, ama doğru düzgün.

PENNEARABIATA dedi ki...

@ emrah

Uğur Meleke'nin a parantezindeki şu cümlesine katılamıyorum. "Galatasaray’daki karşılığı, bu hafta A.Gücü önünde başlayan takım gibi: 4’lü savunmanın önünde M.Sarp-Ayhan... Onların hemen önünde Elano... İleride Aydın-Baros-Arda üçlüsü."

Mustafa Sarp ve Ayhan dörtlü savunmanın önünde oynamadı. Maçın ilk dakikasından itibaren buna çok dikkat ettim. hatta izlerken oha ne oluyor ya, mustafa nerde ayhan nerde, bu kadar kopukluk olur mu dediğimi hatırlıyorum. mustafa geri dörtlünün önünde ileri top çıkarmak için uğraşırken, ayhansa ileri dörtlünün arkasında top almak için dolanıyordu. sahada 5-5 ya da 4-1-1-4 gibi bir diziliş vardı. o koskoca ortasaha bomboştu. hatta daha 4. dakikada bir kontrada semavi ile gole çok yaklaşmıştı ankaragücü. bence rijkaard ortayı adam gibi 3'lü ile kalabalık tutmalı. ayhan, topal, sarp ve barış, bunlardan 3'ü. mümkünse bu 3'lü arasında topları da ayhan kullanmalı.

Burak Beşinci dedi ki...

Ali abi selamlar kibarca birşeyler yazmışın ilk karşılığı pek iyi olmamamış neyse artık o kadar çatlak su kaçırmaz derler:)

Oyuncu değişikleri yapılırken özellikle bizim gibi orta seviye avrupa kuluplerinde giren oyuncu ile çıkan oyuncu arasında belirgin kalite farkları mevcut oluyor.

Galatasaray'ın yedek kulubeside öyle tek topla çıkabilen kanat oyuncuları pek yok(Kewell ile Aydın mı bence değil)

Mesala 03-04 kötü Barca'da bile Ronaldinho çıkıp yerine Overmars giribiliyordu.

Bu mantıkla hangi dizilişe döneceğinizi yedek kulubesi söylemelidir.Galatasaray'ın yedek kulubeside verim alınabilecek tek oyuncu olarak Nonda'yı gösteriyor .Nonda girecek ve dizilişde 4-4-2'ye dönecek diyede dizilişten taviz vermemek ve maçı kaybetmeninde Galatasaray'a hiç bir yararı yok.

Galatasaray'ın yedek kulubesinde verimsiz bir santrafor ve verimli bir kanat oyuncusu olsa diyelim.Rijkaard'da oyun kötüye gidiyor diye forveti ikilemek adına bu verimsiz santraforu sokup ileri ikiliyi ikilse buda yanlış olur.

O kadar yazdık hiç birşey anlatamadık galiba :)

Demek istediğim verim kimden alınıyorsa oyuna o girip oyun ona göre şekillenmelidir.

aksoyy10 dedi ki...

Evet Rijkaard oyunu okuyamıyor!!!
Acaba Aragones gibi gözleri mi bozuk!!!
Cruyff'da ne yanar döner bir adam. Hem oyunu okumanın önemini biliyor hem de Rijkaard'ı Barca'nın başına getiriyor!!!

Siz bile "Rijkaard'ın maçları okuyamamasından." diyorsanız, artık iyice kanaat getiriyorum ki fazla geldi benim güzel ülkeme Rijkaard.

salva dedi ki...

sevgili Ali ,
" Ben Galatasaray'a 3 puan aldığı maçlarda kazandıranın bu şablon değil, oyuncuların o maçtaki bireysel performanslarının olduğuna inanıyorum; Keita, Arda ve Nonda vs. gibi. Ama bu isimler formsuz olduğunda işte ortaya son 3 maçta alınan iki beraberlik ve 1 yenilgi çıkıyor."

yorumun bu şekilde
Lakin, insan faktörü aslında herşeyden önce gelir bu oyunda, yani sistemi ne kadar iyi kurarsan kur, sahada oynayan futbolcudur sana maçı kazandıran .

Bu yengileri sistem değil futbolcuların formu sayesinde aldı dersek, yenilgileride sanki sisteme bağlıyormuş gibi görünürsek, biraz haksızlık etmiş olmaz mıyız ?

Bir yapı inşa ediliyor, sabır göserilmesi gerekiyor.
Rijkaard ın maçları okuyup okuyamadığına karar vermek için biraz erken olduğu düşüncesindeyim.
GS için şu an beton dökülüyor, o yüzden bu beton kuruyuncaya kadar sistem sabit kalacak. Daha sonra evin penceresi veya duvar kağıtları nasıl olacak bunlara karar vermek veya değiştirmek daha kolay olacaktır.

Emrah dedi ki...

Sevgili Pennearabiata ve Salva,
tam da benim düşündüğüm şeyleri konuşuyorsunuz. Düşünseniz ya daha ilk dakikadan itibaren oyuncuların yerinin kaybolduğundan bahsediyoruz ve ondan sonra oyunu okuyup taktik değiştirmekten bahsediyoruz. Daha en temel öğretiler bile kavranamamışken, A, B, C... planları üzerinden konuşmak ne kadar doğru olur. Salva'nın dediği gibi önce bu sistem ezberlenecek. Zaten ondan sonrasında bütün sorunlar bir çorap söküğü misali bir bir hallolacak.
Bütün dünya Barca gerçeğini biliyor. Sistemlerini biliyor, Henry sakatlandığında sol forvet olarak Iniesta'nın kullanılacağını biliyor... Var mı çözebilen? Geçen sene olmadı. Bu sene ise göreceğiz. Dolayısıyla bekleyeceğiz ama öyle 3 ay değil bahsettiğim beklemek. Önümüzdeki sezon hazırlık kampından sonrasına bakacağız mesela. Ve bu bekleyiş sırasında ümit edeceğiz ki yönetimi ve taraftarı Rijkaard'a sahip çıksın.
Sevgilerimle

ortasahadatopkapmamucadelesi dedi ki...

Ben açıkcası görüşlerinize katılmıyorum.Oyunu okuyamama gibi sorunu olduğunu düşünmüyorum.

En bilindik örneği verelim.Arsenal - Barcelona ŞL finalinde yaptığı hamlelerle maçı çevirmişti.Hadi onu da bi kenara bırakalım.

Rijkaard için Amerika yeni keşfedilmiş muamelesi yapılıyor ya onu anlamıyorum.Ya kimse bu adamın Barcelona nın başındayken takip etmedimi.Şimdi Galatasarayın başındayken Rijkaard sanki bi anda yerden biti verdi muamelesi yapıyolar.

Bu adam Barcelona da da böyleydi.Sistemini oturtması yarım sezon aldımı nerdeyse,sonra sistem oturmaya başlayınca ufak hamlelerle sistemi derinleştirmeye çalıştı mı çalıştı.şimdi Rijkaard Türkiye gelmiş , 8 hafta geçmiş ''eee baba sende artık bi Total Futbol oynat artık'' diyoruz adama ya da ''Baba seninde bi B planın yokmuş'' diyoruz.

Daha adamın A planını göremadik ki B yi görelim :) .Durun bi adam sistemini oturtsun.Ondan sonra altını doldurur bunun.

Oyunu okuyup/okuyayaması olayına gelince biz peki oyunu okumaktan ne anlıyoruz.Atıyorum 15. yada 20. dakikada oyunu çözsün baktı atıyorum sağ bek aksıyo karşı takımın ne yapması lazım hemen oyuncu değişikliği Keita baba sen çık aydın sen gir çünkü sağ kanat aksıyo rakibin bu mudur oyunu okumak sizce.

Peki hiç şunu düşündünüz mü oyuncu oyunu okuyabiliyor mu.Bi örnek daha vereyim hemen geçenlerde Sevilla - Real maçı vardı çoğu kişi izlemiştir bu maçı.Manolo Jimenez i ben hiç görmedim Navas sı yanına çağırıp -Paşa bu Marcello çok hata yapıyo sen orya doğru yüklen.Maçta bu olmadı ne yaptı Navas ve oyunu yönlendiren futbolcular zaten bunu gördü.Yani olay sadece T.D maçı okumasıyla bitmiyo bence oyun içinde ki kişilerde oyunu iyi okumalı.

GS ın 2000 yılında ki en büyük avantajlarından biri içerde de bi T.D (Hagi) olmasıydı bence.Bunu da göz ardı etmeyin bence.

PENNEARABIATA dedi ki...

arkadaşlar zaten burada fikir alışverişi yapıyoruz. ben ortaya kimseyi asmadan kesmeden fikrimi koyuyorum. aynı fikirde olmayanları da saygıyla karşılıyorum. yeter ki herkes birbirine aynı saygıyla yaklaşsın. yoksa herkes aynı kefeye koyulmamalı. bakın fikirleri olanlar ne güzel uzun uzun yazmışlar. ama birileri çıkıp bu yazının neresi doğru, neresi gerçek derse olmaz. zaten gerçek neye göre gerçek, doğru neye göre doğru, iyi neye göre iyi, bu kavramlar herkese göre farklıdır. sonsuza kadar da böyle olacaktır. o halde sen de çıkıp fikrini ortaya koyacaksın. ya da karşı çıkanlardan birinin altına en azından imzamı koyuyorum diyeceksin.

erdem dedi ki...

Sürekli tartışılan bir konu vardır bilirsiniz, oyunculara göre mi sistem olmalı yoksa oyuncular mı sisteme uymalı diye. Elbette her hocanın kafasında bir sistemi vardır ama açıkçası ben kadronun durumuna göre bu sistemde oynamalar olmalı diye düşünüyorum. Gözüken o ki Rijkaard sisteminde ısrar edecek.

Galatasaray'ın kadrosu bana göre şu an tartışmasız ligimizin en iyisi ama bu demek değil ki her yönüyle çok iyi bir kadro var. Değil 3-5 ay, aradan 2 yıl geçse bile ben mevcut kadrosuyla Galatasaray'ın Rijkaard'ın istediği gibi oynayabileceğini düşünmüyorum. Öncelikle takımın orta saha oyuncuları bana göre yetersiz. Ayhan, Barış, Mustafa Sarp ve son iki sezonki durumuyla Mehmet Topal elbette kötü oyuncu değiller fakat üst düzey oyuncu da değiller. Ali bey, sizin de söylediğiniz gibi ilk haftalardaki farklı galibiyetler de daha çok bazı oyuncuların üst düzey formlarından dolayıydı.

Öte yandan Ali bey Rijkaard'ın Barcelona'daki performansına bakarsak oyunu okuyabilme kabiliyetinin belki çok iyi olmasa da fena sayılmayacak bir düzeydi olduğunu düşünüyorum. Bu sezonki maçlardaki tutumunun nedeni de bana göre, öncelikle takımın sisteme olabildiğince uyum sağlamasını istiyor. Sonuçta üst düzey bir futbol adamı ve istediği gibi bir takım kurmanın zaman alacağını bildiğinden buna göre davranıyor.

Açıkçası devre arasında önemli bir takviye yapılmazsa bu yıl Daum'un sağlamcı taktiğiyle Fenerbahçe'nin ligi alacağını düşünüyorum fakat yazın yapılacak muhtemel transferlerle önümüzdeki sezonlarda takımın da oturmasıyla birlikte çok başarılı bir Galatasaray ortaya çıkacaktır.