17 Ekim 2009 Cumartesi

POLİS MAÇTA BİLE PEŞİNDE

Arek Onyszko, Danimarka'nın Odense takımında oynarken karısını dövdüğü için 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Ardından bu cezası 1 aya düşürüldü ama Odense kulübü Polonyalı kaleciyi bu davranışından ötürü hemen kovdu. Bu sezon ona Danimarka'nın bir başka kulübü Midtjylland kollarını açtı. Ayak bileğinde takılı olan cihazı görüyorsunuz. Polis tarafından sürekli takip halinde. Bu cihazı bugünlerde hiç çıkaramıyor, maçlarda bile.

16 Ekim 2009 Cuma

BEN, OKAY KARACAN VE CRISTIANO RONALDO

Başlıktaki üçlü geçenlerde birlikteydik. Portekizli 1 günlüğüne gizlice İstanbul'a gelmişti. Gelmeden önce de beni aramış ve ona eşlik etmemi istemişti. Ben de doğal olarak büyük bir heyecanla kabul etmiştim. Okay Karacan'ı aradım ve "Baba böyle böyle" diye anlattım. "Adam İstanbul'u gezmek istiyor. Sen de gel takılalım" dedim. O da büyük bir heyecan ve hayretle kabul etti tabii. Neyse gittik havalimanından Ronaldo'yu kaptık ve soluğu doğruca Sultanahmet'te aldık. Orada öğlen vakti köfteciye girdik. Bu arada biz köfteleri yerken çalışan arkadaşlardan biri Ronaldo'yu farketti ve hemen diğer arkadaşlarına haber verdi. Bir anda etrafımızı onlarca insan sardı. Onlardan paçayı zorlukla kurtarmayı başarıp kendimizi Ayasofya'ya attık. Bir yandan geziyoruz bir yandan da Ronaldo'ya burası şu, şurası bu diye İngilizce anlatıyoruz. Bir yandan da etrafa hava atıyorum tabii. Ama o da ne, bir anda kafam dank ediyor. "N'oluyor lan şaka mı bu. Ronaldo ile birlikte İstanbul sokaklarında dolaşıyoruz" diyorum ve o sırada uykudan uyanıyorum. Kendi kendime gülerken bir bakıyorum ki sırtım açıkta kalmış...

Yüzünüzde ufak bir tebessüm oluştu mu bilmiyorum ama rüya işte! Bu ne ki?! Lisede namazında niyazında bir arkadaşım vardı Fatih diye. Kulakları çınlasın! Hollandalı futbolcuları çok severdi. Bir sabah gelip, "Gece rüyamda Hollanda-Brezilya maçı öncesi sahanın ortasında tüm Hollandalı futbolculara kelime-i şahadet getirttim" demişti. Bayağı gülüp dalga geçmiştik kendisiyle...

15 Ekim 2009 Perşembe

MURAT AKSU'NUN ADAYLIĞI

BLOGGER DA SARI BASIN KARTI ALSIN

BU ADAM SEVİNSİN BE!

14 Ekim 2009 Çarşamba

SERIE A'DA REKOR YABANCI

Seyir zevki her geçen yıl daha da azalan Serie A'ya Kaka ve Ibrahimovic gibi yıldız isimlerin de ayrılmasıyla ilgi daha da azaldı. İtalyanlar da bunun farkında. Hem lig hem de futbolcu kalitesi açısından arayışlara girdiler. Ülkenin en büyük sorunlarından biri yabancı futbolcu sayısının her geçen yıl daha da artması. Ligde bu sezon rekor yabancı sayısı açıklandı. 1995-96 sezonunda 67 olan yabancı sayısı bu sezon 233'e çıktı. Bunların büyük bir çoğunluğunu da Güney Amerikalılar oluşturuyor. 42 Arjantinli, 39 Brezilyalı, 14 Uruguaylı'nın yanısıra 15 de Fransız futbolcu top koşturuyor. En fazla yabancı futbolcusu olan takımsa Inter. Mourinho 22 yabancı topçuya sahip. Onu 18'le Udinese, 17'yle Roma ve Lazio, 10'u Arjantinli olmak üzere 14'le Catania izliyor.

Bu isimlerin birçoğu kendi ülkelerinin milli takımlarında forma giymeyen isimler. İşin ilginç tarafı İtalya futbolcu ihraç eden bir ülke değildir. Mesela şu anki İtalya milli takım kadrosuna baktığınızda Toni(Bayern Münih) ve Rossi(Villarreal) dışında ülke dışında forma giyen oyuncu yok. Hadi Liverpool'da oynayan Dossena ve Aquilani'yi de sayalım. Hem yurtdışında oynayan çok az sayıda futbolcu var hem de ülkede rekor sayıda yabancı futbolcu oynuyor. İtalya Futbolcular Birliği Başkanı Sergio Campana da bu duruma dikkat çekiyor. Campana "Geçmişe dönmek zorundayız. Yabancı futbolcu sayısı kısıtlanmalı. Aksi halde bu durum her geçen yıl futbolumuza daha da zarar verecek" diyor. Ben de geçtiğimiz günlerde yazdığım "Türk Futbolu İçimi Karartıyor" başlıklı yazıda buna değinmiş ve "Yabancı oyuncu sayısı azaltılmalı. 6+2 kuralını getiren ve destekleyenler de bu başarısızlığın arkasındaki en büyük suçlulardır" demiştim. Halen o düşüncemin arkasındayım. Bize de İtalya'da olduğu gibi fazla ama kalitesiz yabancılar geldiği sürece futbolumuz gelişmeyecek. Bu durum sadece alttan yetişen yetenekli gençlerin önünü tıkamaya devam edecek.

101 NUMARALI FUTBOLCU

Asya Kupası eleme grubunda Avustralya sahasında Umman'ı Tim Cahill'in golüyle 1-0 mağlup etti. Maçın ilginç görüntülerinden biri Avustralyalı Dario Vidosic'in 101 numaralı formayla mücadele etmesiydi. 3 haneli forma numarasını ben ilk kez görüyorum. Daha önce resmi bir maçta gören var mı? Vidosic 4 gün önce Hollanda ile oynadıkları dostluk maçında da 22 numaralı formayı giymiş. Bu maç neden 101, sağda solda bakındım ama sebebini öğrenemedim. Aklıma 101 ile ilgili gelen ilk şey George Orwell'ın 1984 adlı romanında geçen ve korkuyu simgeleyen oda yani Room 101. Bununla ilgili olduğunu da hiç sanmıyorum. Aydınlatan olursa sevinirim.

GANA - BREZİLYA FİNALİ

20 yaş altı dünya kupasında final Gana ile Brezilya arasında oynanacak. Yarı finalde Macaristan'ı 3-2 yenen Ganalı futbolcular maçın ardından finale yükselmenin ilk mutluluğunu dua ederek yaşıyorlar.

PENNEARABIATA 1 YAŞINDA

Blog aleminde 1 yılı doldurmuşum da üzerinden 5 gün bile geçmiş. Aslında daha evveliyatı da var. Blogcu da başlamıştım. Onu da sayarsam 13.5 ay olmuş. Gerçi eşimi zamanında dinleyip başlamış olsaydım 3. yılı dolduruyor olurdum heralde. Ancak NTV'nin yoğun temposunda bırakın yazmayı bazen düşünecek vakit bile bulmak zor oluyordu o dönemlerde.

Blog tutmaya başlamamın ardından Bülent Timurlenk ile yapmaya başladığımız "Futbol Blog" daha emekle aşamasındaki futbol bloglarının daha büyük kitleler tarafından duyulması ve ayaklanması için önemli bir adımdı. Sonrasında NTVSpor'un da yüzleri bilinmeyen ama bilinenlerden daha dolu dolu yazan, düşünen, araştıran kitleyi farketmesiyle futbol blog yazarlığı şahlanmaya başladı.

Bugün yüzlerce blog yazarı durmadan okuyor, araştırıyor, yazıyor ve tartışıyor. Bir fikir okyanusunun içinde yüzmeye benzetiyorum ben bunu. Dalgalar bazen yükseliyor ve siz boğulmamak için mücadele ediyorsunuz. Daha fazla araştırıyor, olaylar arasında bağlantılar kurarak daha dolu yazılar yazıyorsunuz. Bazen de fırtına diniyor, dinlenmek için sırt üstü uzanıyorsunuz suya. Çok beğendiğiniz bir yazınızı bir kez daha, bir kez daha okuyup "Vay be gerçekten güzel oldu" demenin hazzını yaşıyorsunuz. Ama biliyorsunuz ki kara halen çok uzakta ve her an yine fırtına çıkabilir, dev dalgalar sizi yutmak için üzerinize daha büyük, daha sert bir şekilde gelebilir. Ayrıca köpek balıkları da var etrafta unutmayın! Bu yüzden bu iş, bu alem daha da oturana, kendinizi kabul ettirene kadar okumaya ve yazmaya devam. Siz de yapmazsanız halimiz harap çünkü.

Bakınız blogger'a geçtikten sonra yazdığım ilk yazının linki aşağıda. Komikmiş. Uruguay-Arjantin maçı öncesi de anlamlı olur belki...

YENİ NESİL AJANLAR

LIPPI NE YAPIYOR?