Arşivden; HILLSBOROUGH FACİASI
14 Nisan 2009 Salı
BAYERN - BARCA
Şampiyonlar ligi tarihinde hiçbir takım 4-0 kaybettiği ilk maçın rövanşında kendisine turu getirecek skoru bulamamış. Şampiyonlar liginde en büyük geri dönüşü yapan takım Deportivo. İlk maçı Milan karşısında 4-1 kaybettikten sonra rövanşı 4-0 alarak turu geçmişlerdi. Bayern ilk maçı deplasmanda kaybettiği 17 eşleşmede sadece 7 kez turu geçebilmiş, bu eşleşmelerde de ilk maçı 1 farkla kaybetmiş. Barça ise ilk maçı kazandığı 36 eşleşmede sadece deplasmanda 3 kez yenilerek elenmiş; hepsi de İngilizlere karşı. Barcelona bu sezon grupta oynadığı 3 deplasman maçını da kazandıktan sonra Lyon'la berabere kalmıştı. Yani Bayern'in (gerçi kendileri de inanmıyor turu geçebileceklerine) turu geçmesi için tarih yazması gerekiyor. Bunun için de Ribery'si, Toni'si falan pek yetmez, Beykoz tarafında Yuşa Hazretleri var, oraya bir ziyaret beklerdik aslında kendilerinden...
13 Nisan 2009 Pazartesi
FUTBOL BABAMIN SEVDİĞİ GİBİ KALSIN!

Futbol babamın sevdiği gibi kalsın,
O'nun omzunda bilet kuyruğuna girdiğim, büyük büyük adamların beni ezmemek için çaba sarfettiği günlerdeki gibi,
Tribünlerin yarı yarıya bölündüğü, kardeş kardeş izlediği zamanlardaki gibi,
Taraftar grupları diye bir kavramın olmadığı yıllardaki gibi olsun futbolum,
"Küfür" değil "bir şarkısın sen" olsun dilimdeki,
Kağıt şapkamın altından izlemek istiyorum maçımı,
Sahaya pet şişeler değil konfetiler atmak istiyorum,
Ali Tanrıyar'ı, Süleyman Seba'yı, Faruk Ilgaz'ı göreyim protokol tribününde,
Cüneyt, Samet, Müjdat kaptan olsun yine,
Mami, Şeytan, Şifo'yla coşalım,
Metin Ali Feyyaz, Oğuz'a Aykut'a sarılsın
Kirlenmesin daha fazla futbolum,
Babamın sevdiği gibi kalsın...
RIBERY SENDROMU - 3
Van Bommel İspanyol radyosu RAC1'e konuşmuş.
Arşivde Ribery ile ilgili 2008 Aralık ayının sonlarında birşeyler karalamışım. Okumakta fayda var.RIBERY SENDROMU
RIBERY SENDROMU-2
TARAFTARIZ BİZ ÇEKERİZ CEFA
ERIC GERETS FRANSA'DA LİDER
Eric Gerets'in Marsilya'sı, Lyon'un 7 yıllık şampiyonluk hükümranlığına son verme yolunda çok iddialı. Lyon'un sahasında Monaco ile 2-2 berabere kaldığı haftada Grenoble'yi 4-1 yenerek Eylül ortasından bu yana liderlik koltuğunda oturan rakiplerini aşağı indirdiler. Son 7 haftaya girilirken 1 puan farkla liderler. Dananın kuyruğu sondan 3. haftada kopacak gibi. Veledrome'da Lyon'u konuk edecekler. Eric Gerets'i Galatasaray'ın başında 2005-2006 sezonunun son haftasında yaşadığı heyecan fırtınasının ardından bir yenisi daha bekliyor. Büyüksün Gerets!
12 Nisan 2009 Pazar
ROBERTO CARLOS & LINCOLN
Bu fotoğrafla ilgili yorumumu Aceto'da yaptım. İki Brezilyalı'nın yaşananları uzaktan izlemeleri biz Türkler açısından çok mu vahim, yoksa ayırmak için bile müdahale etmeyerek aslında aidiyet duygularının kalmadığını mı gösteriyorlar bilemedim. Bunun cevabını sizlerin görüşleri ile ortaya koyabiliriz. Şöyle yapalım daha iyi olur kanımca. Artık pennearabiata ile özdeşleşmiş diyalog kurmacalardan birini yapalım. Bu ikiliyi konuşturarak görüşlerinizi de ortaya koymuş olursunuz bir anlamda.LINCOLN: ______________________________________
ROBERTO CARLOS: _______________________________
ESKİ DİYALOGLAR
KONKORDATO DERBİSİ
Konkordato ilan eden şirket: Galatasaray ve Fenerbahçe
Alacaklı: Sivasspor ve Beşiktaş
Neden ve nasıl konkordato ilan ettiler?
Şampiyonluk yarışının gerisinde kalmamaları için iki takımdan birinin mutlak kazanmak zorunda olduğu bir maçtı. Puan farkının lider Sivasspor ile 9 puana çıkmasının ardından beraberlik en kötü senaryoydu. Ama beraberliğin üstüne 4 kırmızı kart konkordato ilan etmek demekti. Bu iki takım rezil geçen bu sezonun en rezil futbolunu ortaya koyarak Sivasspor ile Beşiktaş'a şunu dediler; "Bizim zaten şampiyon olacak durumumuz yok, elimizden gelen budur, alın şampiyonluk sizden birinin olsun!" Alacaklı Sivasspor ve Beşiktaş, iki takımın da en önemli oyuncularının kırmızı kart görmesiyle (en az 2 maç ceza alacaklardır) alacaklarını önümüzdeki dönemde hafta hafta tahsil edecekler.
Bu iki ezeli rakibin futbolcuları şunu da dediler biz futbolseverlere; "Biz milli takım kampında beraber kalan, aynı odada yatan, aynı masada yemek yiyen, aynı televizyon karşısında oyun oynayan insanlarız; ama yeri gelince birbirimizin anasına da küfrederiz, boğazına da yapışırız, yüzüne yumruk da atarız, biz böyle terbiyesiz insanlarız da aynı zamanda."
Sahadaki futbolu, Ümit Karan'ın Baros'a bile bile pas atmamasını, Lincoln'ün oyuna girmeden önce Bülent Korkmaz'la birbirlerinin yüzüne hiç bakmamalarını, sahaya atılan pet şişeleri, edilen iğrenç küfürleri, Ali Sami Yen'in basın tribününün ne kadar çağ dışı olduğunu, fazla akreditasyon yüzünden tribünde yer bulamayarak merdivenlerde altıma gazete kağıdı koyarak maçı izlemeye çalıştığımı ve bu yüzden sahanın belli bölümlerini göremediğimi falan anlatmayacağım bile. En iyi iki oyuncu Emre Aşık ve Lugano'ydu, onlara verebileceğim yıldız da 10 üzerinden 3 iken ikisinin de kırmızı kart görmesinin ardından 1'e düştü. Maç sonunda yaşanan çirkinlikler herşeyin üzerine sünger çekti. Yakışmadı, bu olayların içine karışan hiçbir futbolcuya yakışmadı. Maçın sonunda yaşananları ortamı durmadan geren ve biran evvel bırakıp gitmeleri için dua ettiğim Aziz ve Adnan Başkan ayağa kalkmış şaşkın gözlerle izliyorlardı. Neden şaşırıyorsunuzki bu çirkinliklerde sizin de rolünüz fazlasıyla var!
Son sözüm; Türk futbolu adına utanç duydum, üzüldüm ama en çok çocuklarını bu maça götürenlere üzüldüm.


