14 Mayıs 2009 Perşembe

ARAGONES - AZİZ YILDIRIM - FENERBAHÇE'NİN İLACI

Aragones'e mi üzüleyim yoksa O'na güvenip bu takımın başına getirenlere mi? Bu soruyu sorarak başlayalım yazıya.

İspanyol hoca, milli takımını Avrupa Şampiyonu yaparak Türkiye'ye geldi. Yaz döneminde havası, reytingi en yüksek hocaydı. Zico sonrası Aziz Yıldırım için önemli bir isimdi. Neden önemliydi? Aziz Başkan için önemli olan tek şeyin takımın disiplinli bir şekilde çalıştırılması olabilir miydi? Sonuçta zaten bir önceki sezon lig şampiyonu olmuşlar, geçen sezon da Avrupa kupalarında çıkabilecekleri en üst noktaya çıkmışlardı. Ama bu takımın başına Zico'dan daha disiplinli biri getirilmeliydi; basın takım çalışmıyor, çalıştırılmıyor haberleri yapmasındı. Avrupa şampiyonu yüzüğünü parmağına takmış, yaşını başını almış bir hoca gayet idealdi bu anlamda. Dedik ya herşeyden önce reytingi üst düzeydeydi. Bu, yeterliliğinden, kapasitesinden, Fenerbahçe'ye yararlı olup olamayacağından daha önemliydi Aziz Başkan için. O'nun için kutusunun üzerinde yazan önemliydi ve kutusunun üzerinde tecrübeli teknik adam yazıyordu, ancak muhteviyatı acaba Fenerbahçe'ye yararlı mıydı? Birşeyi kaçırıyordu galiba Aziz Başkan. Aragones 1974 yılından bu yana takım çalıştırıyordu ve kulüp takımlarındaki tek şampiyonluğunu sadece 1977 yılında Atletico Madrid'le kazanmıştı. Üstüne üstlük İspanya'nın dışına da hiç çıkmamıştı. Ortada alınmış bir risk olduğu belliydi ve bu riski iki taraf da almıştı.

Aragones beklentiler yüksek olduğu için risk alıyordu. Takımı Aziz Yıldırım için disiplinli bir şekilde çalıştırmalı taraftar için de Zico'nun üzerine eklemeliydi. Peki ama eline iyi bir kadro verilmiş miydi? Hayır. Tam anlamıyla attan inip eşeğe binmişti. Takımda yetenekli ama egoları yüksek, karakterlerinde sorun olan oyuncular vardı. Onları bir takım halinde tutabilmesi için mücadele etmesi gerekiyordu. Zaman ayırmalı, onları çözebilmeli, analizlerini yapabilmeliydi. Yani aslında Jose Mourinho gibi bir adam lazımdı bu takıma. Portekizli şöyle demişti; "Biz teknik adamlar oyunu süzebilmeli, rakibi okuyabilmeliyiz. Zamanı gelince oyun içinde taktik değiştirebilmeliyiz kazanma adına. Ama herşeyden önce elimizdeki oyuncuların kapasitesini bilmeliyiz. Ben zamanımın çoğunu oyuncularımla toplantı yaparak geçiriyorum. Haftada 3 kere onları bir odaya alıp teker teker ilgileniyorum." Mourinho genç bir hoca olduğu için bunları yapabiliyordu. İstekliydi, hırslıydı, daha yolun başında sayılırdı. Ama 70 yaşındaki bir teknik adamdan bunlar beklenebilir miydi? Sonuçta Aragones bir sezon boyunca rakiplerinden çok takım içindekileri çözmekle daha çok vakit harcadı. Nihayetinde de yoruldu, sıkıldı.

Gelinen nokta itibariyle de gördük ki Aragones doğru ilaç değildi. Zico'dan daha ileri götüremedi bu takımı. Ekleyemedi üzerine. Koca bir sezon Fenerbahçe'nin göze hoş gelen futbolu bir elin parmaklarını geçmedi. 2008-2009, Fenerbahçe için çöpe atılmış bir sezondur. Geçen yıl şampiyonlar liginde çeyrek final oynayan takımın önümüzdeki sezon Avrupa Ligi'ne katılması başka bir takımın elindedir. Ve dün akşam alınan yenilgi hayırlı olmuştur belki de. Aziz Yıldırım üstüste iki sezon teknik direktör koltuğu için hata yaptığını anlamıştır. Yarın Aziz Yıldırım basın mensuplarına bir kahvaltı verecek ve açıklamalarda bulunacak. İki önemli ana maddesi var toplantının, birincisi başkan adaylığı, ikincisi Aragones'in vedası. Ancak herşeyden önce Aziz Yıldırım'ın önümüzdeki sezon için şuna karar vermesi gerekiyor; alacağı ilaç yutularak mı yoksa suda eritilerek içilen mi olmalı? Çünkü Aragones ikisi de değildi, O bir dil altı hapıydı...

5 yorum:

varol döken dedi ki...

@pennearabiata
güzel olmuş, benim daha sene başında aceto bu haberi verirken aman yandım nidasıyla yazdığım yorumun açıklayıcısı olmuş... baştan yanlıştı bu iş ama açıkçası ben artık düzeleceğini de sanmıyorum... türkiye'de iki kavram yoktur: öteki ve hatalarından ders çıkarma...

dün izmir dönüşü otobüste gördüğüm yarı hayal, yarı rüyamı paylaşayım ben sadece, kalmadı elimizde hayallerden başka bir şey:

BAŞKAN: Ali Koç

Genel Menajer: Pierre Van Hoijdonk

Teknik Direktör: Martin Jol

10 Numara: Wesley Sneijder

Alt yapı sorumlusu: Hollandalı (Ajax veya Twente)

Her sistemi denedi Fenerbahçe bir kere de Hollanda sistemini denesin, tabi bu arada stada en az 2 sene taraftar alınmaması gerek, bu da benim bol küfür yiyeceğim ütopyam:)

alperensaylar dedi ki...

kendisi adam gibi bıraksın ya da faşizan yönetimden vazgeçsin artık. yıllardır kendisinin önünde adam olmasına dayanamıyor. ibrahim kutluay'ı bile utanmadan hain ilan edip gönderdiler basketbol takımından, hala kabullenemem. önce bu kaf dağı sendromundan kurtulup herkese elini uzatsın, insanların fikirlerini dinlesin, gaza gelmesin ve en önemlisi inşaattan anlasın sadece. futbolu bilenlere emanet etsin.

Bahadır dedi ki...

@ varol döken
rüya harikaymış keşke gerçek olsa. özellikle pierre van hooijdonk un menajer olarak fenere gelmesini çok isterim.

bide aziz yıldırımdan yarın için beklediğim tek şey var o da aragonesi 3 hafta kalmış olsada kovmasıdır. Başka bişey istemiyorum!

breathless dedi ki...

Fenerbahçe hakkında bu kadar güzel ve gerçek yazıyı kaleme aldığınız için çok teşekkürler. Bakıyorum imla hatası da yok, olmuş olmuş =P Geyik bir yana da bizim bu kadar rahat görebildiğimiz gerçekleri neden yöneticiler göremez ben çok merak ediyorum... Ya da görüyorlar da yerleri mi dar acaba...

itdurmaz dedi ki...

Skibbe gönderildiginde güzel bir mizah eseri olan kolpa "Skib bıraktı" gazete sayfasını birçok yerde görmüştüm. En azından Galatasaray'ın bu sezonki transferleri yanına kâr kaldı. Baros ve Kewell yani..

Aragones takımı toptan soktu dipsiz kuyuya, bir iki senede toparlanmak ancak baştan aşağıya bir değişimle mümkündür. Tabi gelirleri geçen yılki seviyeye çıkarmak bir iki seneden de fazla alacaktır.

Bekliyoruz Aziz Yıldırım'ın yarınki açıklamalarını.