10 Haziran 2009 Çarşamba

TEKNİK DİREKTÖR SAVAŞLARI

Öncelikle Trabzonspor yönetimi görüşmedik dese de Toppmoller ile görüştüklerini adım gibi eminim. Yönetime yakın kaynağım çok net bir şekilde söylemişti ve kendisine inanıyorum. Ama bu konuda e-maille bana ulaşanlara da dediğim gibi Trabzonspor kulübü Alman hocayı garanti görerek elde tutmayı ve teknik direktör arayışlarına devam etmeyi tercih etti. Ya olmazsanın çaresiydi Toppmoller. Gelinen son noktada Sven Goran Eriksson ve Tugay Kerimoğlu'nun adı geçiyor. İsveçli'nin de Süper lige gelmesi bu yıl futbolculardan çok teknik direktörlerin birer yıldız olarak ön plana çıkacağı anlamına geliyor. Daha önce hiçbir sezon ligimizde bu kadar popüler ve tecrübeli teknik adam görev yapmamıştı. Galatasaray Rijkaard'la, Fenerbahçe Daum'la, Beşiktaş Denizli'yle çalışacak ve bunlara Eriksson'la, Gençlerbirliği'nin büyük ölçüde anlaştığı Thomas Doll'u de eklersek güzel bir rekabetin bizleri beklediğini söyleyebiliriz. En azından İtalya liginden daha güzel geçer heralde. Ancak kontenjanlar dolarken üzüldüğüm, endişelendiğim bir konu da ortaya çıktı; Yılmaz Vural bu sezon ne yapacak?!

24 yorum:

muyek dedi ki...

Yilmaz Baba , Lig Tv ile omur boyu sozlesme imzalamis gonulden , isi hazir onun sen merak etme :) Sezon ortasinda Sinan Engin arar aman aga gel dusuyoruz bir el at diye, Lig Tv'ye der hacilar ben bi manisayi ayaklandiriyim gene gelirim , Yilmaz Vural bir ekoldur vazgecilmez Turk Futbolu adina :)

Clean Shit dedi ki...

yılmaz hocayı ercan taner'le amerikan salatası muabbeti yaparken tv de izlemeyi özlemiştik gerçi samet aybaba özbekistana gidince kovulanların yerine gelecekler kontenjanından bi kişi azaldı

omega dedi ki...

Yılmaz Vural'ı memleketine, Sakarya'ya bekliyoruz. :)

kebabman dedi ki...

2008 Avrupa Sampiyonasi icin Cenevre'deyken mac oncesi Yilmaz Vural ve yaninda baska bir super ligimizde gorev yapan/yapmis bir teknik direktor ile karsilastik.Arkadasim hemen konuya girdi."Yilmaz Hocam her takimi calistirdiniz,bir Demirspor'a gelmediniz.Bekliyoruz ,bilesin " dedi.

Yilmaz hoca'nin yanindaki hemen araya girdi"Bu gotveren(Yilmaz Vural hocadan icin) Adanasporlu,ben geleyim size" dedi :-)
Karsilikli kahkahalar atmistik.Her sene 2 hoca degistiriyoruz,simdi Abdulkerim Durmaz var,belki de emekli olmadan Yilmaz hocayi da siradan geciririz

bonaventure dedi ki...

peki bu sene erdoğan arıca hangi takımı düşme hattındayken alıp, düşmeyi garantiledikten sonra bırakacak?

reverdy dedi ki...

hangisi kovulursa birinci yedek olarak yerine geçer yılmaz vural.

Alper Öcal dedi ki...

Bir İsveçli Trabzon'da neler yapacak ?

Yılın en ilginç ve merakla beklediğim hikayesidir.

massimo dedi ki...

bu isimlerin yarısı kovulacak zaten. yılmaz vural mutlaka iş bulur yine. devre arasına kadar beklemez söyleyim buradan :)

varol döken dedi ki...

neden eriksson sorusuna cevap verebilecek bir tane trabzonlu arkadaş arıyorum... topmoller'in bile cevabı çok basitti, gürcistan'ı çalıştırmış, kültüre aşina az da olsa falan filan...

bir başkanın teknik direktör seçme kriteri nedir, tek endeks başarı mıdır yoksa teknik direktörlerin de futbolcular kadar takip edilen özel hayatı, karakteri falan var mıdır? sahi neden kimse teknik direktörün gece hayatına, içkisine, sigarasına karışmıyor?

eriksson ile trabzon'un 10 ortak noktasına bulana içki sigara benden bedava:)

Sağ Açık dedi ki...

teknik direktör seçerken başarıdan daha büyük bir kriter olur mu diye düşünüyorum ama cevap bulamıyorum. başka takımlar teknik direktörün kokain'ine karışmazken söz konusu trabzonspor olunca içkisi,sigarası devreye giriyor.bir taraftan "trabzon ufak yer abi, topçular, gelen yabancılar gece hayatı ihtiyacını karşılayamıyor, böyle mekanlar olmalı bu şehirde" şikayeti gelirken, diğer taraftan adı geçen hocanın gece hayatına olan düşkünlüğü kötü bir özellik olarak aktarılıyor.

yok yok, bu trabzon hakkaten ne yapsa yaranamıyor

varol döken dedi ki...

@sağ açık
yanlış anlamışsın, trabzon üzerinden genel bir eleştiriydi bu... yorumlarımın birçoğunda olduğu gibi ironi yaptım çünkü gerçekten bir kriteri yok bu işin... takım kimyasıyla, istekleriyle örtüşen seçimler midir yapılan seçimler buna bakıyorum... galatasaray bu konuda büyük bir adım atmıştır misal, yapmak istedikleri, kulüp kültürü, hedefler ve isteklerin doğrultusunda bir tercihtir rijkaard... daum da aziz yıldırım'ın türkiye ligi şampiyonluğu bana yeter isteğinin bir sonucudur... ama samet aybaba'dan sonra eriksson biraz garip, eminim sadri şener sadece ismen biliyordur hocayı ve her gazetede okunabilecek karakteri kadar... eriksson'un son yılları hep başarısızlıkla geçti, hatta ben lazio'dan başka büyük bir başarısını da hatırlamıyorum... tipik bir iskandinav insanı olarak otoriter, soğuk, sert... trabzon'un oyuncu yapısıyla da şehrin genel yapısıyla da pek uyumlu doğacak gibi gözükmüyor... ayrıca hem yaşı hem teknik direktörlük kariyeri itibariyle de uzun soluklu bir hoca, sabrın sadece 6 harften oluştuğu bir şehre ne kadar uzak...

trabzonspor başarılı olsun isteriz, rekabet olsun, eskisi gibi 4. büyük olsun, ondandır merakımız yoksa küçümsemek, iğnelemek için değil...

Roggabogga dedi ki...

Yılmaz abimiz sezona 6 ila 20. hafta arası başlar..Şimdi bronzlaşıyordur..

PENNEARABIATA dedi ki...

sağ açık darılma ama varola katılıyorum ben de. trabzonspor sadece isim getiriyor takımın başına. ince elenmiş sık dokunmuş, belli bir politika doğrultusunda yapıldığını zannetmiyorum.

eriksson ile trabzon arasındaki bağlantılar;

1- ikisi de balık sever

Sağ Açık dedi ki...

darılacak bir durum yok ortada.ben de bir trabzonsporlu olarak belli bir politika doğrultusunda takımın başına birinin getirilmesini isterim, ancak şartlar da bu tercihleri yaparken çok önemli oluyor bildiğiniz gibi.

sizin trabzonspor teknik direktörlüğü için yabancı isim öneriniz varmıdır?

Emin Tolga Akgoz dedi ki...

Teknik direktör seçimde benzer bir coğrafyanın insanı olması(lucescu) veya o kültürü tanıyan bir kişi olması(daum) adaptasyon sürecinde elbet kolaylık sağlayacaktır. Bu bakımdan İsveç ile Trabzon arasındaki benzerliklerin fazla olmaması ve Eriksson'un Türk futboluna dair birinci elden tecrübesi olmaması handikap olarak düşünülebilir. Üstüne üstlük Trabzon'un da pek fazla kozmopolit bir şehir olduğu söylenemez.

Ancak bu tür adaptasyon süreclerinin aşılmasında kişinin kendine ait adaptasyon becerisi de en az yukarıdaki faktörler kadar etkili diye düşünüyorum. Örneğin; Eriksson'un geçmişinde çalıştırdığı takımlara bakalım: Göteborg, Benfica, Roma, Fiorentina, Sampdoria, Lazio, İngiltere, Manchester City, Meksika.

Çalıştrdığı külüp takımlarının hemen hemen hepsinde kupa kazanmış bir antrenör. Bununla beraber, 3 değişik takımla 5 avrupa kupası finali oynayıp 3 avrupa kupası kazamış.

İsveç, Portekiz ve İtalya'da başarılı olabilmiş birisinden bahsediyoruz. Çok istikrarlı bi geçmişi var, tüm kariyerinde %65 maç kazanma oranına sahip. Şampiyonluğa oynadığı Benfica'da bu oran %80'leri Lazio da ise %70'leri bulmuş. (Bjk ligi bu sene %61'le kazandı.) Trabzon ve Göteborg arasında ne kadar ortak nokta varsa, pekala Lizbon ve Göteborg arasında veya Göteborg ve İtalya arasında o kadar benzerlik var denilenebilir.

Sabırsız yöneticiler, heyecanlı taraftarlar, şampiyonluğa oynayan takımlar, fiziğe dayalı futbol, tekniğe dayalı futbol, başarı baskısı, ezeli rekabetler... hepsini yaşayarak tecrübe etmiş ve üstesinden gelebilmeyi başarabilmiş. Belki de bu yüzden FA onu İngiliz milli takımının ilk yabancı antrenörü olarak seçmiştir. Bu nedenle eğer başarılı olmak isterse, yüksek adaptasyon yeteneği ve tecrübesi sayesinde uyum sağlayabileceğini düşünüyorum. Tabi, "Öyle deme, Trabzon bambaşka bi yer..." diyecek olanlara bişey diyemiyorum:)

Milli takımlar kariyeri külüp takımlarındaki kadar etkileyici olmadığı bir gerçek. İngiliz milli takımına biraz da olanaksızlardan dolayı çok defansif futbol oynatmıştı. 2002'de Brezilya'ya, 2004'de evsahibi Portekiz'e elenmişlerdi. Ancak elemelerde çok başarılı olmuşlar ve 2002'de ölüm grubunu geçmeyi başarabilmişlerdi. %72 galibiyet oranına sahipmiş İngiltere kariyeri boyunca. Külüp takımı çalıştırmak ile milli takım çalıştırmanın arasındaki farkların bu blogu okuyan herkes tarafından bilindiğini ve milli takımlar performansının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bunun dışında Eriksson için "tipik bir iskandinav; otoriter, soğuk, sert" denmiş. İsveçlilerin mesafeli oldukları doğru ama demokratlıkları ve takım psikolojisine verdikleri önemle bilinen insanlar. Eriksson da bunun en yii örneklerinden biri. Hatta kendisinin liderlik stilini anlatan yönetim kitapları bile var: "Leadership the Sven-Goran Eriksson Way: How to Turn Your Team into Winners"[1] ve kendisinin bir psikologla yaptığı konuşmalardan oluşan ve takım psikolojisinin başarıdaki önemini anlattığı "Sven-Goran Eriksson on Football"[2] isimli başka bir kitap. Kendisinin bazı sözleri:

"Oyuncularımdaki agresifliği benliklerinden atmaları için çok uğraşıyorum. Bir oyuncunun performansının dibe vurması için yapması gereken tek şey hakemle veya rakip oyuncularla tartışmaya başlamasıdır."
"Başarının önündeki en büyük engel başarısızlık korkusudur."

Dolayısıyla bu transfer gerçekleşirse, Eriksson bir ihtimal oyunculara Trabzon'da yaşadıkları baskıyla mücadele etmeyi öğretebilir ve Trabzon'un unuttuğu "winner" olma psikolojisini takıma ve oyunculara aşılayabilir. Tabi, bunların hepsi sadece bir ihtimal. Olumsuz bir tecrübede yaşanabilir ama sonunda ne olacağını biliyorsanız zaten yeni birşey denemiyorsunuz demektir.

Son olarak, Eriksson Lazio'u tam 26 sene sonra yapmış. Önümüzdeki sene ile TS'nin son şampiyonluğunun üzerinden tam 26 sene geçmiş oluyor. Belki kendisi bir ortak nokta yaratmayı başarır:)

1. http://www.amazon.co.uk/Leadership-Sven-Goran-Eriksson-Way-Winners/dp/1841124192
2. http://www.amazon.co.uk/Sven-Goran-Eriksson-Football/dp/1842224255/ref=pd_sim_b_1

varol döken dedi ki...

@emin tolga akgoz
şahane bir yorum olmuş... benim araştırmadan etmeden sadece hafızama dayanarak yazdığım bazı yüzeysel gerçekleri dibine dalarak yıkmışsın, oh olmuş bana:)

ama zaten anlatmak istediğim bu, mesela bu bilgileri sadri şener biliyor mu (bence o biliyordur), kulüp malzemecesi biliyor mu misal, yarın öbür gün vay sven baba dediğinde herif buna soğuk soğuk bakarsa, lan mendebura bak bizi beğenmiyor der mi...

başarısızlık bir insan zinciridir, trabzon bu zincirlere çok geldi eski yıllarda... ayrılırken şu diyalogtan korkarım ben

- sorun sende değil sven, sorun benim:)

Eblek dedi ki...

@Emin Tolga Akgoz

Eline yüreğine sağlık. Belki şu anda içerisinde bulunduğum ruhsal durumundan dolayı takıldığım kısım 26 yıldır şampiyonluğa hasret bir takımı şampiyon yapabiletisidir İsveçli hocanın.

Bunun yanında 61 yaşında ki bir hocanın 61 plakalı bir şehire bu sene hoca olacak olması ayrıca bir tesadüf müdür yoksa bizim bilmediğimiz gizemli taşlar yerine mi oturuyor bekleyip göreceğiz..

Futbol mu ? Onu herkes konuşmuş zaten..

PENNEARABIATA dedi ki...

@ emin tolga akgöz

benden de bir eline sağlık. güzel anlatmışsın. bunun üzerine ben de eriksson'u kolbastı oynarken görür müyüz diye sorarak cıvımak istiyorum.

Sağ Açık dedi ki...

sven goran erikson'un manitasının trabzon'a gelmek istemeyişiyle birlikte pennearabiata'nın "oynayalım uşaklar, oynayalım uşaklar erikson kolbastısı" temennisi suya düşmüş bulunuyor.

emin tolga akgöz'ün eline sağlık diyerekten zaccheroni yazısında görüşmek dileğiyle hepinize hoşçakalın diyorum :)

PENNEARABIATA dedi ki...

@ sağ açık

toppmoller olursa varya yedim seni :)) hayır şaka maka yılmaz vural gelmesin ben ondan korkuyorum :)

Eblek dedi ki...

@PENNEARABIATA

Şu havalarda sıcaktan cıvınır kolbastıdan değil. :) Rahat olalım hepimiz.

Sağ Açık dedi ki...

@pennearabiata

dün asbaşkanımız topmöller için "hiç görüşmedik bile" dedi :)) ki ben de ısrarla geçen haftasonu istanbul'daki ofiste böyle bir görüşme olmadığını söyledim.. bence sen haber kaynaklarınla ilişkilerini gözden geçir :)

bu arada, sven goran erikson haberini ilk olarak pazartesi günü,başkan henüz lizbon'a gitmeden habertürk gazetesi verdi. sen bu haberi nasıl atladın anlamadım :)

PENNEARABIATA dedi ki...

@ sağ açık

olur mu eriksson'u ben ilk senden duydum. :) Hem ne farkeder ayrıca gelmiyor işte adam!

erdersson dedi ki...

trabzonspor ve türk futbolu adına çok iyi bir tercih.bochum da ve leverde çok iyi şeyler yapmıştı.topmuller varken neden ericssona giderler anlamak mümkün değil.