7 Nisan 2009 Salı

AURELIO'NUN HOCASI KOVULDU

Paco Chaparro B takımının antrenörüyken Hector Cuper'in yerine Real Betis'in başına geçmişti 2007'de ve Paco Chaparro B takımının antrenörü olan Jose Maria Nogues'e bıraktı koltuğunu bugün. 7 maçtır galip gelemeyince Real Betis, baskıya dayanamadı yöneticiler ve Koleston 7 numara koyu kahve saç boyalı 66 yaşındaki teknik adama yolu gösterdiler.

ŞAMPİYONLAR LİGİ PREVIEW

Şampiyonlar liginde oynadığı son 21 maçta yenilmeyen, evinde ise üstüste 19 maçta mağlubiyet almayan M.United, İngiltere'de hiç kazanamayan Porto'yu konuk ediyor. İngiliz ekibinde sakatlığı bulunan Rio Ferdinand'ın oynaması zor gözüküyor. Haftasonunda ligde alınan Aston Villa galibiyetinde golü atan 17 yaşındaki Macheda'nın da yedek soyunması bekleniyor. Sir Alex Ferguson "Çok güçlü bir takımla oynayacağız" derken Cristiano Ronaldo yine Real Madrid'e transferiyle ilgili bir soru gelmesi üzerine "Bu kulübü seviyorum. Benim için doğru kulüp M.United" cevabını verdi. Porto cephesinde ise teknik direktör Jusealdo Ferreira "Avrupa ve Dünya Şampiyonu bir takımla oynayacağız. İyi oynuyoruz ve Old Trafford'daki ilk galibiyetimizi alacağımıza inanıyorum" dedi. Ortasaha oyuncusu Cristian Rodriguez ise hatalarından çok şey öğrendiklerini ve çok daha iyiye gittiklerini, M.United karşısında sakinliklerini koruyarak anın tadını çıkarmaya çalışacaklarını söyledi.


Arsenal ile Villarreal de çeyrek final ilk maçında İspanya'da karşılaşacak. Arsenal'de işler yolunda. Premier ligde 17 maçtır yenilmeyerek ilk 4'e girdiler ve FA Cup'ta da çeyrek final oynayacaklar. Adebayor, Fabregas ve Walcott gibi sakatların iyileşmesi de Arsene Wenger'i sevindiriyor. Wenger "Onlara tekrar kavuşmuş olmaktan dolayı çok mutluyum. Bu sezon çok sıkıntılar yaşadık. Ama işler yavaş yavaş yoluna giriyor" dedi. Ancak Arsenal'de Van Persie, Eduardo ve Diaby sakat oldukları için forma giyemeyecekler. Kaleci Manuel Almunia "Burada önemli anılarımız var. Ama iki takımda büyük değişiklikler oldu. İyi bir maç çıkaracağımızdan eminim. İkinci maçın Londra'da olması da bizim için avantaj" dedi. Villarreal ise sahasında tek bir şampiyonlar ligi maçı bile kaybetmedi. Teknik direktör Manuel Pellegrini ortasaha oyuncusu Cazorla'nın sakatlanarak sezonu kapatmasının şokunu yaşıyor. Pellegrini "Cazorla'yı özleyeceğiz. O'na ihtiyacımız vardı. Ama elimizden geleni yapıp Arsenal'i yeneceğiz" dedi. Eski Arsenal'li Robert Pires ise "Buraya 17 maçtır yenilgi almayarak geldiler. Ama Villarreal kimseden korkan bir takım değil. Zor bir maç olacağının hepimiz bilincindeyiz. Kazanabilecek güce sahibiz" yorumunda bulundu. İki takım 2006 Şampiyonlar Ligi yarı finalinde karşılaşmış ve Arsenal Villarreal'i elemeyi başarmıştı.

Tahminlerim; M.United - Porto: 1
Villarreal - Arsenal: 0-2

PİZZA VE BASKETBOL

NCAA'de şampiyonluğa North Carolina Tar Heels ulaştı. Karınları acıkan New York'lular pizzalarını beklerken bir yandan da dün geceki maçın en ufak bir anını bile kaçırmamaya çalışıyorlar.

DAVID VE BROOKLYN

6 Nisan 2009 Pazartesi

GUTİ KÜSTÜ

İspanyol basını Guti'yi konuşuyor. Juande Ramos'un gelmesiyle çok fazla forma şansı bulamayan Guti'nin bu durumu içine sindiremediği haftasonunda oynanan Malaga maçında ortaya çıktı. Karşılaşmaya yedek kulubesinde başlayan Guti tv görüntülerinde maçın son anlarında yanına gelen ve "Hazırlan oyuna gireceksin" diyen antrenör Jordi Garcia'ya "Bugün oynamayacağım, istemiyorum"diyor. Guti şu ana kadar Ramos yönetimindeki 1620 dakikanın 406'sında forma giymiş. İkilinin son 2 haftadır aralarının açık olduğu ve birbirleriyle konuşmadıkları söyleniyordu. Ramos basına Guti ile arasında problem olmadığını, takımda ondan daha formda oyuncular olduğunu ve kendisini hazır gördüğünde oynatmaktan geri kalmayacağını belirtmişti. Guti de yıldız kaprisi olduğu açık. Bu tarz oyuncularla konuşmak, diyalog halinde olmak lazım. Her ne kadar ondan daha genç ve formda olan futbolcular olsa da Ramos'un Guti'ye kendisini önemli hissettirmesi gerekir. Sonuçta Guti dahi sol ayaklılardan biri ve Real Madrid'e çok hizmeti oldu.

Marca da okuyucularına soruyor. Ramos Guti konusunda haklı mı diye, an itibariyle kullanılan 12.000 oy'un %80'i evet haklı şeklinde.

OBAMA'DAN İNCİLER

"Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur'u çok başarılı buluyorum. NBA'i çok sevdiğim için ikisini de yakından takip ediyorum"

ABD Başkanı Barack Obama TBMM'de yaptığı konuşmasının bir bölümünde dersine iyi çalıştığının sinyallerini verirken...

FIRSATLARI GÖRÜN VE DEĞERLENDİRİN

Allah mutlaka karşınıza hayatınızda birkaç kez fırsat çıkartıyor. Kimilerimiz bunları değerlendiriyor ve o zaman bunun adı şans, kimilerimizse değerlendiremiyor bunun adı da şanssızlık oluyor. M.United'lı Macheda da aynı hesap! Ona verilen fırsatı iyi değerlendirdi bu yüzden O'nu şanslı olarak niteleyebiliriz. Fırsat Rooney'nin cezalı, Berbatov'un sakat, diğer forvet oyuncularının da başta Tevez olmak üzere milli takım yorgunu olmalarından doğmuştu. Ferguson 61. dakikada 17 yaşındaki Macheda'yı oyuna soktuğunda O'ndan birşeyler bekliyordu mutlaka ama duraklama dakikalarında atacağı golle takıma galibiyet getireceğini kuşkusuz bizler gibi yaşlı kurt da bilmiyordu. 2 gündür tüm İngiliz basını Macheda'dan bahsediyor. Bir anda çok ünlü biri oldu, herkes tanıdı. En büyük şansı hocasının Ferguson olması. M.United'a şımarmadan, üzerine ekleyerek önümüzdeki yıllarda daha faydalı olacaktır.

Benim hayatımda da çoğunlukla böyle oldu arkadaşlar. Karşıma fırsatlar çıktı ve böyle zamanlarda geri adım atmak ya da olduğum yerde beklemek yerine bir adım öne attım kendimi. Gördüm fırsatı ve değerlendirdim. Üniversite 3. sınıftayken başladım çalışmaya, çünkü iletişim fakültesinde aldığım derslerin bana piyasada doğrudan katkı yapamayacağının farkına varmıştım. Kafamda 2 hedef vardı; spikerlik yapmak ve maç anlatmak. Henüz 21 yaşındayken bana da ilk kez ekrana çıkma fırsatının doğduğu günü hatırlıyorum. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Ama 2 yıldır TV8'de muhabir olarak çalışıyordum bile. Hem haber yazıyor hem muhabirlik yapıyordum, ayrıca izinsiz çalışıyordum. Spor müdürüm Ersan Çelik haber sunma konusundaki istek ve arzumu biliyordu. Hep bir takım elbise bulundururdum şirkette ne olur ne olmaz diye. Ama çekiniyordu beni ekrana çıkarmaya, bir türlü şans vermiyordu; ta ki spiker arkadaşlardan benden 10 yaş büyük olan Murat Öztürk (halen TV8'de çalışmaktadır) sabahki spor bültenini sunmaya geç kalana kadar. Ersan Çelik "Fırla, git giyin ve çık sun bülteni" dedi. Ayaklarım titredi, spiker masasına oturduğumda nefesimi düzenleyemiyordum heyecandan. Bülten başlamadan 2 dakika önce Murat Öztürk geldi stüdyoya. "Hayırdır! Tamam geldim ben, kalkabilirsin, ben sunacağım" dedi. Olmazdı, kalkamazdım, fırsat geçmişti bir kere elime. Hayatımın en önemli anıydı. Önümdeki yıllar, kariyerim belki de o sırada yapacağım harekete bağlıydı. "Hayır" dedim; "Ersan Çelik benim sunmamı söyledi. Lütfen kendisine söyle Murat ağabey" Sinirlendi, bir hışımla terk etti stüdyoyu. Kısa bir süre sonra da bülten başladı zaten ve çok heyecanlanmama rağmen hatasız bir şekilde sunmayı başardım. Artık muhabirlikten yavaş yavaş spikerliğe geçmiştim. Aylardır maç sonlarında kolumu ve şans eseri yüzümü gören ailem, bundan böyle takım elbise içinde beni ekran karşısında rahatlıkla da görebilecekti. Artık "Aa Ali geçen gün kolunu gördüm televizyonda" geyiklerinden de kurtulmuştum. O koltuktan kalkmadığım için bir süre Murat Öztürk'le aram bozuk olsa da sonrasında aslında benim hedefimi gerçekleştirmiş olmam da payı olduğu için mutlu olmuştu. İyi bir dostluğum vardır kendisiyle. O günlerin ardından artık önümde bir başka hedef vardı. Ancak bunu gerçekleştirmek için 4 yıl beklemem gerekti. Bunu daha önce anlatmıştım sizlere. O da bir başka fırsatı değerlendirme hikayesidir. Linki aşağıda! Sizlerin de karşınıza çıkan fırsatları görmeniz ve değerlendirmeniz dileğimle!

BLOG DÜNYASI'NDAKİ İLK YAZIM


Özel teşekkürler Murat Öztürk'e bülten sunmaya geç kaldığı için ve Osman Sakallıoğlu'na maç anlatacağından bir şekilde haberi olmadığı için!..

BERLUSCONI'NİN KAKA'SI

Marca'nın yalancısıyım. Florentino Perez Milan kulübüyle anlaşmış, el sıkışmış, seçilmesi durumunda Kaka'yı 60 milyon euro karşılığında Real Madrid'e transfer edecekmiş. 16 Mart'ta Berlusconi sağ kolu Galliani'yi yollamış Perez'le toplantıya. İkili rakam konusunda mutabakata varmışlar ancak Chelsea ile M.City'nin de Brezilyalı'yı çok istediği söyleniyor. Onların yapacakları teklifler işleri biraz yokuşa sürebilir. Çünkü Berlusconi Kaka'dan en iyi bir parayı kazanmak istiyor. Kim daha iyi teklif verirse çocuğu alır diyor bir başka deyişle. Yukarıdaki amcamın mesajı da bu yönde; "Ekonomi batıyor, O hala Kaka'yı düşünüyor." İtalyanca'da Kaka "kaka" anlamına mı geliyor yoksa? :) Bu arada İtalya'da deprem olmuş, çok geçmiş olsun hepsine!

(T)OSURMAYA SARI KART

İngiltere'de haftasonunda oynanan bir maçta hakem (t)osuran futbolcuya sarı kart gösterdi. Rakip takımın futbolcusu penaltı kullanırken Chorlton Villa'lı futbolcu gaz bırakınca hakemden centilmenlik dışı harekette bulunduğu gerekçesiyle sarı kart görmüş. İşin ilginç tarafı International Manchester FC'li futbolcu penaltıyı kaçırmış ama hakem tosuruğun ardından penaltıyı tekrarlatmış ve bu kez gol olmuş. Chorlton Villa'nın teknik direktörü maçın ardından "Vay bee, oyuncularımızdan biri gaz bırakmış ve hakem de bunu duymuş öyle mi? Ne kulak varmış ama! Sanıyorum evde karısı sürekli gaz bıraktığı için kulağı bu seslere aşina" demiş!

TARAFTARIZ BİZ ÇEKERİZ CEFA

BATUHAN SÜRESİZ KADRO DIŞI

18 yaşında. Beşiktaş'ın altyapısından yetişti. Siyah beyazlılar pişsin diye kendi evlatları Rıza Çalımbay'ın yanına verdi O'nu. Eskişehirspor'da genelde ilk 11 çıktı sahaya, goller attı, iyi maçlar çıkarttı. Fatih Terim güvendi sonra O'na. Milli kadroya aldı, hatta İspanya maçında son dakikalarda da görev verdi. Ardından dün Fenerbahçe maçında oynadı ve golünü de attı. Derken bugün, maçtan önceki gece İstanbul'daki otelinden gizlice ayrılarak 3 buçuğa kadar Kuruçeşme'deki bir mekanda eğlendiği ortaya çıktı. Bunu maçtan sonra duyan Rıza hoca süresiz kadro dışı bıraktı Batuhan'ı. Eskişehirspor hafif mi geliyor(!) acaba artık Batuhan'a? Ne de olsa İspanya gibi bir takım karşısında milli formayı giydi, büyük bir topçu muydu artık yoksa kendisi? Şimdi gidip kıyaslama yapmayacağım Batuhan'ı, Rooney'nin ya da Ronaldo'nun gece hayatıyla, özel yaşamıyla. Böyle bir gaflete düşmeyeceğim. Ama burası İngiltere değil Batuhan sen de Rooney ya da Ronaldo değilsin!..

3 Nisan 2009 Cuma

ALEX FERGUSON

Alex Ferguson dönüp bir tane koyacak şimdi Rooney'nin suratının ortasına :) Neyse; Ferguson Pazar günü oynanacak Aston Villa maçında cezalı Rooney ve sakat Berbatov'dan yoksun olacak. Takım son 2 maçta yenilgi alınca bu maçın önemi daha da arttı ve gol yollarında yaşadığı sıkıntıdan kurtulmak için Carlos Tevez'in Arjantin milli takımından dönmesini bekliyor. Basın toplantısında Arjantin'in yüksek rakımda oynadığı Bolivya maçıyla ilgili esprili bir açıklama yapmış; "Tevez'in dönmesini bekliyoruz. Sanırım maçı Mars'ta oynamıştı. Tevez'inki de ne yolculuk ama!"

ERDOĞAN: "KRİZ TEĞET GEÇECEK DEDİYSEK, SÜRTÜNEREK DEDİK"

Politik konular hakkında yazmayı ya da konuşmayı pek sevmem. Sadece alttaki fotoğrafla postun başlığını birleştiriyorum o kadar.

*HÜKÜMET YALAN SÖYLER
BANKALAR ÇALAR
ZENGİNLER GÜLER

HAGI FOR ROMANIA

7. grupta mücadele eden Romanya'nın 5 maç sonunda lider Sırbistan'la 8, ikinci Fransa ile arasında 6 puanlık fark var. Son maçta Avusturya'ya 2-1 yenilmelerinin ardından Aralık 2004'ten bu yana takımı çalıştıran Victor Piturca'nın artık suyunun ısındığı konuşuluyor. Rumen basını Piturca'nın yerine geçebilecek 3 ismi mercek altına almış. Hagi de bunlardan biri. Yukarıda bu isimlerin avantajları ve dezavantajları sıralanmış. Hagi'nin avantajları arasında, Rumen futbol tarihinin en büyük futbolcusu olması ve başta Chivu ve Mutu olmak üzere futbolcularla arasının iyi olması gösterilirken, dezavantajı olaraksa teknik direktörlük kariyerinde şu ana kadar başarısız olması öne çıkarılmış. Diğerleri de tanıdık isimler; Lucescu'nun oğlu Razvan ve geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan takımı Al-Hilal'den kovulan Olaroiu.

LIVERPOOL'DA MUTLU SON

Gerrard sözleşmesini 2 yıl daha uzattı ve 2013 yılına kadar Liverpool'da kalacağını açıkladı. Günün en güzel haberlerinden biri. Bir Arsenal'li olarak Gerrard'ın Liverpool'da kalacak olmasına sevindim. Bazı isimlerin, blogcu arkadaşların terimiyle bayrak adamların, kulüplerini asla değiştirmemesi gerektiğine inanırım. Gerrard da bunların başında gelir.

GIGI BECALI

Gigi Becali 2 yıl önce 3.5 milyar dolarlık servetiyle Romanya'nın en zengin işadamıydı. Ancak geçtiğimiz yıl sonunda inşaatçılık ve müteahhitlikten kazandığı paranın büyük bir kısmını yaşanan ekonomik krizin ardından kaybettiğini ve bankada sadece 2.68 milyon doları olduğunu, 108 milyon dolar da alacağı olduğunu açıklamıştı. Aşırı milliyetçi, muhafazakar kimliğiyle tanınıyor ve bunu her ortamda sergilemekten de çekinmiyor. Steaua Bükreş'e sahip olduktan sonra ise Aralık ayında bir müslüman olarak hıristiyan bir takıma uğursuz geldiği gerekçesiyle Türk teknik direktör Yüksel Yeşilova'yı kovmuştu. Aşağıdaki resimde Becali'nin Bükreş'teki sarayına İsa heykeli yerleştiriliyor.

Rumenlerin büyük bir çoğunluğu bu adamdan nefret ediyor ancak sahip olduğu güç sayesinde etrafa saldığı korkudan dolayı birçok kesim de O'na bulaşmaktan çekiniyordu. Ancak yaşanan yeni bir gelişme Rumen savcılarının daha cesurlaştığını gösteriyor. Dün gece yapılan 5 saatlik toplantının ardından Becali'nin, sarayını basan polisler tarafından kelepçelenerek gözaltına alınmasını sağladılar. Savcıların taktığı isimle "Halk için tehlikeli biri" olan Becali bu yıl başında 162 bin dolarlık Mercedes'ini çaldığı iddia edilen 3 kişiyi kaçırmakla suçlanıyor.

İddiaların kendisini bitirmek için hazırlanan bir komplodan ibaret olduğunu söyleyen Becali soruşturmanın süreceği 29 gün boyunca tutuklu kalacak. Geçtiğimiz yıl Rumen Futbol Federasyonu, Becali'ye ligin son haftasında karşılaştıkları rakiplerine maçı kaybetmeleri ve Steaua'nun şampiyon olmasını sağlamaları için 2.3 milyon dolarlık şike teklifinde bulunduğu gerekçesiyle ceza vermişti.

Adın gibi cici olsana be adam!

2 Nisan 2009 Perşembe

BABA ADAYI ROONEY

Rooney eşinin doğumgününden bir gün önce Manchester'daki Flannels mağazından alışveriş yapmış arabasına doğru gidiyor. Bizim hanımın da doğumgünü yaklaşıyor, ama ne alacağıma daha karar veremedim.

TARAFTARIZ BİZ ÇEKERİZ CEFA

TÜRKİYE - İSPANYA MAÇININ TV YAYINI

Türkiye Dünya'nın 1 numarası İspanya ile son derece önemli bir maç oynadı. 2010 Dünya Kupası'na katılma anlamında bu karşılaşma büyük önem arzediyordu. Ancak televizyon yayıncılığı bakımından acaba bu maça gereken önem verilmiş miydi? Ben Türk televizyonlarının yıllardır Avrupa ülkelerinin yayıncılık seviyesine ulaşamadığını düşünüyorum. Çabalayanlar var, en gelişmiş tekniğe sahip olabilecek para da var, belki bu teknik de var ama ne yazıkki olmuyor! Sizin görüşlerinizi merak ediyorum; dün akşam ATV'nin maç öncesi, maç ve sonrası yayını ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

BOLİVYA 6 - 1 ARJANTİN

Arjantin'in 60 yılı aşkın bir süre sonra en fazla gol yediği maç oldu. 1993'te Kolombiya'ya 5-0 mağlup olmuşlardı. Maradona "Tüm Arjantin halkıyla birlikte büyük bir acı çektim. Bolivya'nın her golü kalbime hançer gibi saplandı" demiş. Yalnız ironiye bakın; Maradona FIFA uluslararası maçların deniz seviyesinden 2500 metreden daha yüksek yerlerde oynanmasına izin vermediği için geçen sene 3600 metre yükseklikteki başkent La Paz'a giderek destek vermek amacıyla Başkan Evo Morales'le top oynamıştı. Yaa sen misin destek veren, oksijen gitmez beynine işte böyle! Yukarıdaki resimde de sanıyorum oksijenin yukarıya çıkmadığı anlardan birinde görüntülenmiş! ARŞİVDEN: MARADONA'NIN HALLERİ

1 Nisan 2009 Çarşamba

ZAVALLI MOURINHO'NUN HALLERİ

İtalya'da yayınlanan "Chiambretti Night"a konuk olarak katılıyorsan bu striptizcinin şovuna katlanmak zorundasın. Capello'lar, Legrottaglie'ler de düşmüştü bu duruma ama dansçıdan gözlerini ayırmadan izleyerek ortama uyum sağlamışlardı. Bizim Adanalı ise başta gülerek biraz sıkıntılı anlar yaşamakta olduğunu belli etse de sonraki anlarda sabit bir noktaya kilitlenip kafasını kaldırmayarak durumu idare etmiş. Resmen içinden "Bakmamalıyım, bakmazsam etkilenmem" demiş.





TÜRKİYE 1 - 2 İSPANYA

İspanya çok sağlam başladı ve üstünlüğü ilk dakikalarda kurdu. Saate baktığımda 20. dakikayı gösteriyordu ve daha 3 pas yapamamıştık. Bunda Del Bosque'nin Villa'nın yerine orta sahaya eklediği 1 oyuncuyla kalabalık olmalarının payı vardı. Çok iyi bastılar orta alanda. Bizim bu yeni oyun yapısından kaynaklanıyor galiba, Aurelio ve Emre Belözoğlu toplu oyunda çok fazla gözükmüyorlar, bu yüzden de pek bir varlık gösteremiyorlar gibi duruyor ama işleri alan savunması yaparak oyunu daraltmaktı. Öndeki 4'lünün işi ise toplu bir halde savunmaya yardım etmek ve toplu bir şekilde hücuma çıkmak. 26. dakikada Arda belini süper döndürüp topu kesince biraz ofsayt kokan Tuncay'ın minicik hamlesi Casillas'ın boşluğu tutmaya çalışmasını, Semih'in de golü yapmasını sağladı. Golden sonra sinirlendi İspanyollar, başta Casillas ki Emre Aşık'a sağlam geçirdi ceza sahasında, Senna ve Ramos sert oynamaya başladılar. Neticede neredeyse üç pas yapmadan 2 hücumla önde kapattık ilk yarıyı. İkinci yarıda yine bir duran top pahalıya mal oldu. Volkan Volkanvari, İbrahim Üzülmez İbrahim Üzülmezvari topa atlayınca Riley kireçli noktayı gösterdi. Xabi Alonso bana göre çok kötü bir penaltı kullandı ki Volkan'ın ezbere yatması sonrası İspanyollar eşitledi skoru. Golden sonra daha bir kendimiz gibi oynamaya başladık ama ilerleyen dakikalarda Fatih hoca acayip şaşırttı beni. Nihat, Semih ve Arda üç önemli gol ayağımızı oyundan çıkardı, resmen beraberliği kabullendi, davetiye çıkardı yenilgiye. Guiza'nın asisti, Riera'nın golü, Bosna Hersek'in Belçika karşısında 2-1 kazanması da en kötü senaryoyu yaşattı bize. İspanyollar yenilmezlik serisini 31 maça çıkarttı ve bizden aldığı 6 puanla 2010'nun yolunu yaptı, bizse Dünya büyükse biz de büyüğüz diyip başımızı öne eğdik.

Bir Ali Sami Yen cehennemi de göremedim ayrıca bugün. Federasyon sponsorlarına biletleri dağıtınca x,y,z şirketlerinin 40 yılda bir maça giden tayfası bağırmadı. Semih'in golünden sonra hareketlendi tribünler biraz o kadar. Zaten milli takım taraftarı denen şey yok denecek kadar azdı, şimdi hiç kalmamış. Çarşı, UltrAslan ve Genç Fenerbahçeliler ya da her kimse gitsin bu maçlara. Doğru düzgün besteler hazırlayıp, tezahürat yaptırsınlar. Bu arada ne Ercan Taner ne de Ercan Taner çakması iki maçta da uğurlu geldi!

ZUBIZARRETA: "ALİ SAMİ YEN GERÇEK BİR CEHENNEM"

Türkiye-İspanya maçı öncesi Barcelona ve İspanya milli takımının efsane kalecilerinden Zubizarreta 24 Kasım 1993'ü anlatmış. O tarihte Galatasaray Şampiyonlar Ligi tarihindeki ilk maçında Barcelona'yı konuk etmişti gruplarda. Mücadele 0-0 sona ermişti. Zubizarreta o maçta kaledeydi, takımın başında Johan Cruyff vardı, Romario, Koeman, Stoichkov, Guardiola gibi yıldızlar oynuyordu Katalanlar'da. Zubizarreta "O gece futbol kariyerimde unutamadığım gecelerden biriydi. Türkler çok ateşliydi. Davullar ve meşalelerle avazları çıktığı kadar bağırıyorlar, inanılmaz bir ses çıkarıyorlardı. Sergi'ye sorun mesela O da size aynı şeyleri söyleyecektir. Her ataklarında, her kornerlerinde o ses daha da yükseliyordu ve konsantre olmakta zorluk çekiyorduk. Sessizlik sadece bizim futbolcuların sahip olduğu birşeydi. İyi pas yapmamız, doğru düzgün top sürmemiz mümkün olmuyordu. Romario'nun bulduğu bir pozisyon vardı, O'nun gibi bir golcü bile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu kaleciye teslim etmişti." demiş El Pais'e. Romario'nun karşı karşıya kaldığı kaleci de Hayrettin'di.

TARAFTARIZ BİZ ÇEKERİZ CEFA

HANGİSİ JOSICO?

Çalışma arkadaşım Mehmet Akçay dün İspanya milli takımının kampını ziyarete gelen Fenerbahçe'li Josico ile özel bir röportaj yaptı. Birçok yorum gelmiş Mehmet'in röportajına, aralarında ilginç ve komik olanlar da var; "adam iyi oyuncu belli gözlüklerinden..." demiş biri, yarıldım okuyunca. Tamamını htspor.com'da okuyabilirsiniz. Ben en çok ses getiren kısmını yayınlıyorum.

"Benim imza törenim 2-3 saat gecikmenin ardından gerçekleşmişti. Ancak bu belirtildiği gibi benim sakatlığımla alakalı bir gecikme değil, tamamen Villarreal kulübüne eksik evrak gönderilmesinden kaynaklanan bir sorundu. Şekip Mosturoğlu’nun neden böyle bir şey söylediğini anlayabilmiş değilim. Tabii ki insanlara da bu olayı böyle lanse ederseniz, bu şekilde düşünmeleri çok normaldir. Tekrarlamak istiyorum, benim kronik bir sakatlığım yok. Ayağımın arka bölgesinde bir sıkıntı hissetmiştim şu anda çok iyiyim. Futbol oynayan herkes de bu tür sorunlar olabilir. Ama ben 18-19 yaşında değilim. Mesela baktığınızda Linderoth da geldiğinden beri oynayamıyor, ancak onun hakkında bu tür şeyler söylenmiyor. Ben çalışmalarımı sürdüreceğim. Takımdaki yerimi almak istiyorum. Selçuk'un arkasında uzun süre yedek kulübesinde bekledim. O yüzden şans bulamadım. Ama insanlar sanki sakatlığım olduğu için oynayamadığımı sanıyor. Biraz önce de söylediğim gibi şu an çok iyiyim."


ARŞİVDEN: FENERBAHÇE'Yİ KANDIRMIŞLAR

PEREZ HILTON

Bloggerların kralı(!), Perez Hilton, gerçek adıyla Mario Arming Lavandeira. Blog sayesinde aylık gelirinin 150.000 dolar olduğu söyleniyor. Bunun yanında tv şovlarına katılıyor ve 2 yıldır da birçok komedi dizisinde "kendini" oynuyor. Blog'unda ünlülere komik isimler takar, photoshop aracılığıyla kılıktan kılığa sokar, laf geçirir, aşağılar. Yaptıklarını biz yapsak mahkemelerde sürünürüz valla burada. Lavandeira 23 Mart'ta 31 yaşına basmış ve geçirdiği, dalga geçtiği Hollywood ünlüleriyle beraber doğumgününü şaşalı bir partiyle kutlamış. Blog'tan para kazanılabileceğinin en güzel örneği Perez Hilton ama Amerika gibi hayaller ülkesinde, şov dünyasında bunu başarabilmek çok daha kolay. Türkiye'de de var trafiği yoğun olan bloglar. Aceto bunların başında geliyor; sevgili Bülentciğim senin de bu işi artık yavaş yavaş paraya dökme vaktin geldi. Cebini doldur da bir parti de sen ver böyle!


ANCELOTTI & CASSANO

Malumunuz Ancelotti'nin adı Chelsea ve Real Madrid'le anılıyor. Chelsea sezon sonunda ayrılacak Hiddink'in yerine getirmek istiyor. Florentino Perez de Real Madrid'deki başkanlık seçimi öncesi kendisiyle anlaşıp elindeki kozları güçlendirme amacında. Ancak İtalyan dün "Ne Chelsea ne de Real Madrid, ben Milan'da kalmak istiyorum kardeşim Milan'da, gelmeyin üzerime" dedi. Cassano'nun da bizimkinin gazını alır gibi bir hali var. Diyalog çıkar mı burdan vallahi çıkar, benim aklıma da geliyor birkaç tane.

ANCELOTTI: _______________________________________

CASSANO: _________________________________________



GEÇMİŞ DİYALOGLAR

MARCHENA'YI KAHVALTIYA GÖTÜRSEYDİK

Eğer kafanız doluysa, canınız biraz sıkkınsa hem de hava güzelse İstanbul'da yapacağınız tek birşey var, deniz kenarına inip biraz yürümek sonra bir banka oturup denizi ve balık tutanları izlemek. İçiniz yaşama sevinciyle dolar, İstanbul'a, O'nu yaradana şükredersiniz. Marchena'yı böyle görünce aklıma bunlar geldi. Yeni yapılan Four Seasons Otel'in kenarından hayran hayran bakıyor Boğaz'a, İnci'ye. Şansına hava da çok güzel bugünlerde. İzin alıp bu sabah Del Bosque'nin memleketi Yeniköy'e kahvaltıya götürmek lazımdı Marchena'yı. Bir karışık menemen yanına demli bir çay. Malum bu akşam Nihat, Tuncay ve Arda ilk dakikadan itibaren saldıracakmış, çocuk bayağı bunalacak, biraz da olsa misafirperverlik göstermek lazım. Bu arada hanıma da boğazda kahvaltı sözüm var kaç haftadır götüremedim. Bu Pazar müsait gözüküyor.

ANELKA'YA POŞU YOLLADIM

Anelka en sevdiğim futbolcuların başında gelir. Türkiye'ye geldiğinde sempatim çok daha artmıştı kendisine. Geçenlerde düşünüyorum bu Anelka'ya bir hediye göndereyim Türkiye'den. Ama ne olsun ne göndereyim; nazar boncuğu ya da lokum artık çok sıradan oldu diye düşünürken, gençler arasında çok moda olan poşu geldi aklıma. Londra'nın, Paris'in sokaklarında dolaşırken üstünde taşısın, İngilizler, Fransızlar merak duysun, bu nedir diye merak etsin, ilgi çeksin dedim. Ahanda fotoğraftaki poşu benim gönderdiğim. Geçenlerde eşi Barbara ile Paris'te dolaşırken takmış, bana da "Aliciğim hediyen için teşekkür ederim. Yolladığın poşuyu ben ve Barbara çok beğendik. Buradakiler çok merak ediyor ve başta Barbara ile bizim John Terry olmak üzere birçok kişi sipariş verdi. Benim Londra'daki evin adresine 10 tane daha yollarsan sevinirim. Ama lütfen ücreti neyse ödeyeceğim, parasını almazsan beni çok üzersin" diye e-mail atmış. Birkaç gündür yoğunum poşuyu Kapalıçarşı'dan almıştım, yolum genelde düşmez o taraflara, fırsat bulup tekrar gitmem lazım. Anelka'ya canım feda!