5 Eylül 2009 Cumartesi

GÖKHAN'IN TABATA'NIN BELİNİ KIRDIĞI AN



İnönü Stadı'ndaki hazırlık maçında Ümit Milli takım Beşiktaş'ı 4-3 mağlup etti. Beşiktaş'ın as kadrosundan 7-8 futbolcuyla sahaya çıktığını belirteyim. Geçtiğimiz Ocak ayında Leverkusen'den Chelsea'ye transfer olan Gökhan Töre'nin Tabata'nın aklını aldığı pozisyonu koyayım. Maçın güzel anlarından biriydi.

4 Eylül 2009 Cuma

FOTOROMAN: TEKNİK DİREKTÖRLER VE PLATINI

Bazı teknik direktörler UEFA Başkanı Michel Platini ile Nyon'daki UEFA binasında Elit Kulüp Teknik Direktörleri Forumu'nda biraraya gelmiştir. Aralarından bazıları Platini ile yakın temas kurmaya çalışır.

Ferguson: Başkanım bugün ne kadar da yakışıklısınız, yüzünüzde güller açmış.
Platini: (Hay Allah'ım ya çattık yine.) Lan olm bir rahat bırak yahu! Kaç yıl oldu senin Manu'nun başında söyle bakiimm. Yok yok ordan gelme boşver, başlarsan anlatmaya bitmez şimdi.
Wenger: Başkanım başkanım, benim daha az, 13 yıl oldu. Ben anlatayım mı?
Platini: Sen kimsin? Haa Arsen. Lan bi dur olm be, Förci ile konuşuyorum şimdi. (Aldılar dinazorlar yine beni aralarına, anlaşıldı rahat yok. Elini verirsen kolunu kaptırırsın işte. Hayır hiç mi ayrılmaz kardeşim bunlar. Biri nerdeyse diğeri de orda.)
Ten Cate: Adamı esir aldılar yine. Şişşşt beyler iki dakka izin verin de iki laf da biz edelim yaa!
Martin Jol: Bunlar böle bilader. Maalesef böyle, doymuyor gözleri. Yapışmışlar koltuğa bırakmazlar. Allah bilir Platini'nin koltuğa da göz dikmişlerdir.
Jesualdo Ferreira: He valla!
Ten Cate: Hayır benim anlamadığım bizim Rijkaard'ı niye çağırmamışlar toplantıya, hadi o gelemedi Neeskens gelirdi. Hayırdır inşallah!
Laurent Blanc: Başkanım.
Platini: Söyle Blannnnnnn...
Blanc: Hep Ferguson ve Wenger ile konuşuyosunuz. Beni hiç görmüyosunuz. Olaya Fransız kaldım.
Platini: N'olmuş len ben de Fransız'ım.
Blanc: Ama Başkanım..
Platini: Ya len olm hadi yürü git. Adamın asabını bozma yawww!

A.DEMİRSPOR-LIVORNO

Uzun zamandır Süper Lig'de görmeyi umduğum, kendine özgü bir futbol kültürüne sahip takımlardan Adanademirspor ile İtalya'da Sol'un sembol kulüplerinden Livorno ırkçılığa ve savaşa karşı dostluk maçına çıkıyor. Maç 5 Ocak Stadı'nda saat 21:00'de. 2000 kadar Beşiktaş çarşı taraftarı da tribünde olacak. Bu maçı veren kanal bildiğim kadarıyla yok.

PUYOL OLABİLMEK

EMRE İÇİN KULLANILAN BAŞLIK

Bir spor internet sitesinin Emre Belözoğlu'nun aldığı 3 maçlık ceza ile ilgili kullandığı başlık. Kelime oyunu yapmaya çalışmışlar ama başarısız, haddini aşan bir başlık olmuş. Ben fazla yorum yapmak istemiyorum, yorumlar sizin...

RAHAT OL ARDA!

Arda genç yaşında Galatasaray'da büyük bir sorumluluk altına girdi. Kaptanlık pazu bandı ile Metin Oktaylar'ın Cüneytler'in, Tugaylar'ın, Bülent Korkmazlar'ın misyonunu üzerine aldı, giydiği 10 numarayla da saha içinde takımını ateşleyen, oyunu çevirebilen, zor anlarda sorumluluğu üzerine alabilen bir futbolcunun ağırlığını taşımaya başladı. Gerçi bu ikinci kısmı Arda son 2 sezondur fazlasıyla yerine getiriyordu, bu anlamda sıkıntı çektiğini düşünmüyorum. Ancak şu kaptanlık mevzusu üzerinde artı bir baskı yaratıyor gibi geldi bana. "Kaptanlık=Örnek futbolcu" düşüncesi Arda'nın içine çok fazla işlemiş. Dün Arda şöyle dedi "Genç yaşta bana 25 milyonluk bir camianın kaptanlığı verildi. Kaptanlık farklı sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Alt yapıdan gelerek bu camianın kaptanı oldum ve bunu başarıyla yaptığıma inanıyorum." Ben de başarıyla yaptığına inananlardan biriyim. Ama geçen gün üzüldüğüm bir durum oldu. Ya da ben yanlış hissettim bilemiyorum. Arda özel hayatında da sanki kaptan gibi hareket etmek zorunda hissediyor kendini. Rahat olamıyor gibi sanki. Beni bu düşünceye itense bir magazin programında Arda'nın Sinem Kobal'la gece vakti Ortaköy'de bir otomobilin içinde görüntülenmesi ve bu durum karşısında ıkınıp sıkılması. Belki de Kobal'la görüntülendiği için sıkıldı bilemiyorum. Ya da Sinem Kobal görüntülenmek istemiyordu da Arda onun sıkıntısını aldı üzerine mikrofon genç kaptana doğrultulunca. Kimsenin günahını almak istemem ama gece vakti Ortaköy civarında trafiğin ortasına atıyorsanız kendinizi, magazin basınına da yakalanmamanız mümkün değildir. Hele ki bugünlerde Türkiye'nin en popüler erkeklerinin başında geliyorsanız. Muhabir soruyor "Arda sevgili misiniz?" diye "Yoo sadece arkadaşız daha önce de söylediğim gibi" diyor ama bu cümleyi kurarken neredeyse ecel terleri döküyor. "Arda maçların var" diyor muhabir sıkıştırmak istercesine "Evet var eehh ııı kem küm" diye cevap veriyor Arda, trafik açılıyor o sırada basıp gidiyorlar ve muhabirin saçma sapan sorularından kurtuluyorlar.

İşte bu görüntüleri izlerken sıkıldım gerçekten. Arda'nın gizli, yasak, kötü örnek teşkil edecek bir iş yapıyormuş gibi kamera karşısında rahatsız olmasına üzüldüm. Rahat ol Arda! Sevgiliysen sevgilisindir, değilsen değilsindir. Ayrıca 22 yaşında sağlıklı, popüler bir erkek olarak sen gezmeyeceksin de kim gezecek?! Ne zaman ne yapman gerektiğini iyi bilirsin. Sıkılma, bu kaptanlık işini de fazla abartma! Sen profesyonelce mücadele veren, en istikrarlı futbolcuların başında gelen, iyi bir ailenin evladısın. Hem milli takımın hem de Galatasaray'ın vazgeçilmezisin. Bu yüzden üzerinde oluşan baskıdan zaman zaman gençliğinin de verdiği tecrübesizlikle yanlışlar yaptın. Hepimiz yapıyoruz, yapmıyoruz diyen varsa yalan söylemiş olur. Diyeceğim şu; "Türk pasaportu yurtdışına açılmada önümdeki en büyük engel" diyorsun ama önce şu kafanı bir toparla, zihniyetini geliştir. Avrupalı futbolculara bir baksana. Ronaldo'nun Paris Hilton ve diğerleriyle yaşadıklarını, kazanılan her maç sonrası İngiliz futbolcuların gece kulübünde sabaha kadar dağıtmalarını, birçoğunun gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirdiğini görüyoruz. Evet bunlar uç, abartılı örnekler olabilir. Ben de sana bunları yap demiyorum zaten. Ama Avrupa'ya açılmak istiyorsan biraz daha Avrupalı gibi düşün! Başkalarının senin için ne düşündüklerini de fazla önemseme! Sen geleceğin için, kulübün için en doğru olanı bilirsin zaten!..

3 Eylül 2009 Perşembe

CHELSEA'YE TRANSFER YASAĞI

Bu çocuk yüzünden Chelsea 1 yıl transfer yapamayacak. Lens kulübü, genç takımlarında oynayan Kakuta'nın Chelsea tarafından aklının çelindiği ve sözleşmesini bırakıp Londra kulübüne katıldığı gerekçesiyle Fifa'ya başvurmuştu. Anladığım kadarıyla Chelsea ve Kakuta, Lens kulübüne olan yükümlülüklerini yerine getirmemiş, yetiştirme bedeli falan ödememiş. Fifa Uyuşmazlıkları Çözümleme Kurulu da Fransız kulübünü haklı bularak Chelsea'yi cezalandırdı. İngiliz ekibi 2010 yılında hem yurtiçinden hem de yurtdışından transfer yapmayacak. 18 yaşındaki forvet de dört ay futboldan men cezası alırken, eski kulübüne de 780 bin euro ödemek zorunda kaldı. Fifa'ya karar için itiraz etme hakları var. Ancak şu an itibariyle gelecek 2 transfer döneminde meydanın Real Madrid'e kalacağını söyleyebiliriz.

"GÜZEL OYUN" 24'TE

Muhabir Evren Göz, prodüktör Fatih Çevik, kameramanlar Mahmut Portakal ve Eray Durmuş uzun zamandır izlediğim en keyifli futbol programlarından birine imza atıyorlar. "Güzel Oyun"a 24 ekranlarında belki denk gelmişsinizdir, gelmediyseniz mutlaka izlemelisiniz. Cumartesileri 15:30'da, tekrarı salı akşamları 20:00'de. Evren kardeşim, mahallenin en şık ağabeyleri ile her hafta çok keyifli sohbetler yapıyor. Fatih de Portakal ve Eray'ın harika çekim açılarına sihirli parmaklarıyla dokunuyor, ortaya zaman zaman gülümseyerek zaman zaman da hüzünlenerek izleyebileceğiniz yaklaşık yarım saatlik nefis bir yapıt çıkıyor. Seslendirmek de bana düşüyor. Güzel Oyun'un daha önceki konukları Hakan Şükür, Erhan Önal, Gökhan Keskin, Ünal Karaman ve Ziya Şengül'dü. Bu hafta ise uzun zaman sonra ilk kez Elano'nun imza töreninde gördüğümüz Galatasaray ve A milli takımın efsane isimlerinden, hocaların hocası Coşkun Özarı konuk olacak. Günümüzün futbol karakterlerinden sıkıldıysanız, bir de eskileri dinleyin derim ben, çok entresan hikayeleri var.

1 Eylül 2009 Salı

EDUARDO'YA BEKLENEN CEZA

Ne Eduardo'ymuşsun be 3 gündür blogta seni konuşuyoruz. Uefa verdi en sonunda cezayı. Beklenen gelişme. Arsenal'in 19 sayfalık savunması fayda sağlamadı. Standard Liege ve Olimpiyakos maçlarında oynamayacak. Gözümüz Uefa'nın üzerinde. Böyle kararları destekliyorum. Ama inşallah herkese adil bir şekilde uygulanır. Ülke federasyonları bu konuda daha ciddi bir tutum sergiler mi merak konusu tabii. Liglerde de adam gibi uygulansa bu hafta benim izlediğim maçlar arasında Raul ve Rooney de ceza alması gereken futbolcular arasında yer alırdı. Arsenal'in 3 gün içinde karara itiraz etme hakkı var, daha ne kadar edeceklerse! Böyle uzun uzun raporlar yazmakla olmuyormuş demek ki, bir Ali Şen lazım İngilizlere.

BU PROGRAM KAÇMAZ

Fatih hoca ile Rıdvan ağabeyin harika anıları vardır. Espriler alır gider Not Defteri'nde. Kaçırmayın derim. Yarın 20:00'de NTVSpor'da.